7. Hukuk Dairesi 2022/4978 E. , 2023/5942 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/815 E., 2021/951 K. KARAR : Usulden ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/233 E., 2021/220 K. Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi …
**7. Hukuk Dairesi 2022/4978 E. , 2023/5942 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/815 E., 2021/951 K. KARAR : Usulden ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/233 E., 2021/220 K. Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iptali istenen hükmün davalısı adına kayıtlı iken dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak kanun hükümlerine dolanmak maksadıyla, 6100 sayılı Kanun'un 375/1-H hükmü hilafına hileli davranışlarla tescili sağlanan dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptalini gerektiği, 5403 sayılı Kanun'un 8/Ç maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun amacının belirtildiği 1. madde kapsamında tarım arazilerinin parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesinin amaçlandığı 2 ve 6. maddelerinde bu önlemin ne şekilde alınacağının açıkça belirtildiği, iptali istenen hükümde dayanılan hükümsüz inançlı işlem sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 706 ıncı maddesine aykırı olduğu, 3083 ve 5403 sayılı Kanunlar kapsamında mülkiyet ilişkisi bulunmadığı halde tarım arazilerinin bütünlüğünün korunmasına müteallik dava açma zaruriyeti doğduğundan bahisle Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/977 Esas, 2018/19 Karar sayılı hükmünün iptalini talep ettikleri ve hüküm ile tapu kaydı iptal edilip yeniden tescil edilen taşınmazın eski maliki üzerine tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının aktif dava açma ehliyeti olmadığını ve yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ıncı madde düzenlemesi dikkate alındında, yargılamanın iadesinin (hükmün iptalini) ancak ilgili iptali isteyen davanın tarafları ile taraflardan birisinin alacaklıları, aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerce istenebileceği, davacının iş bu dosyanın tarafı ya da taraflardan birinin alacaklısı ve ya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen olmadığı, yine hükmün iptali talep gerekçelerinin de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375 inci maddesinde tahditi olarak sayılan hiç bir sebebe dayanmadığı, bu durumda hükmün iptalini isteyenin davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalı idarenin kanun gereği taraf sıfatını, dolayısıyla da hükmün iptalini isteme yetkisine haiz olduğunu, idarenin, görevini yerine getirmesini engelleyen hükmün ve sonucunda oluşan tapunun iptali gerektiğini, tapu sicilindeki ilgili vasfını taşımakta olan idarenin taşınmaz üzerinde mülkiyet veya ayni hak sahibi olmadığı halde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 134 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesi uyarınca ihalenin feshini dava etme hakkına sahip kılındığını, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 731 inci maddesine göre, taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olacağını, bu nedenle tapuda şerh bulunmasa dahi İdarenin, toprağın korunmasına yönelik dava ehliyetine sahip olduğu hususu tartışmasız olduğunu, bölünemez büyüklükte bir tarım arazisinin dava konusu edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli, 2018/233 Esas, 2021/220 Karar sayılı kararının kaldırılması ve 23.01.2018 tarihli, 2017/397 Esas 2018/19 Karar sayılı eski hükmünün iptaline karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki nedenler ile temyiz isteminde bulunularak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemli davada davanın kabulüne dair verilen hükmün yargılamanın iadesi yoluyla iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı yasasının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle bazı yeni düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m) Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m) Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m) Kanunun 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m) Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 2. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376.maddesi uyarınca "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır. 3. Değerlendirme Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 35 adet davacı dava konu taşınmazlarda inanç sözleşmesi yapıldığından bahisle tapu iptali ile davacılar adına tescili talep edilmiştir. Dava konusu taşınmazlar tarla ve bahçe vasfında olup davalı adına tam hisse ile kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı tapu kayıt maliki davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece davalının kabul beyanı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesi üzerine ... vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve hükmü istinaf etmemesi üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından ...'nın yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin yargılanmasının yenilenmesi talep eden davacının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 376. maddesinde yer alan "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.