7. Hukuk Dairesi 2024/3011 E. , 2024/4565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/411 E., 2023/496 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVA TARİHİ : 25.11.2010 - 22.09.2014 KARAR : Asıl davada el atmanın önlenmesi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil isteminin reddine, birleştirilen davada ecrimisil isteminin reddine Taraflar arasında görülen asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istenmesi üzerine verilen karar hakkında
**7. Hukuk Dairesi 2024/3011 E. , 2024/4565 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/411 E., 2023/496 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVA TARİHİ : 25.11.2010 - 22.09.2014 KARAR : Asıl davada el atmanın önlenmesi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil isteminin reddine, birleştirilen davada ecrimisil isteminin reddine Taraflar arasında görülen asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ecrimisil istenmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada el atmanın önlenmesi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil isteminin reddine, birleştirilen davada ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 1460 ada 35 parselde bulunan arsanın müvekkiline ait olduğunu, davalının parsel üzerine bina yaparak işgalci olarak kullanmakta olduğunu, müvekkili tarafından davalıya Kadıköy 3. Noterliğinin 01.10.2009 tarih ve 13222 yevmiye No.lu ihtarnamesi ile taşınmazı boşaltmasını ve ecrimisil talebinde bulunduğunu ileri sürerek; davalının taşınmaza müdahalesinin men'ine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Ekim 2009 tarihinden geriye dönük 5 yıl için aylığı 500,00 TL'den olmak üzere 30.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, bilahare davacı vekili men'i müdahale talebini atiye bıraktıklarını belirtmiş; birleştirilen davada ise asıl davada talep eden dönemi takip eden kısım için, fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak Ekim 2009 yılından sonraki dönem için 9.460,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın haksız ve yersiz açıldığını, dava konusu taşınmazda müvekkilinin 18/93 hissesinin bulunduğunu, davacının men'i müdahale davasını atiye terk talebini kabul etmediğini, ecrimisil istenemeyeceğini, talebin fahiş olduğunu belirterek; men'i müdahale ve ecrimisil taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “el atmanın önlenmesi isteğinin reddine, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne” karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: "...çekişme konusu 35 parsel sayılı taşınmazın 2004 yılında imar uygulaması sonucunda oluştuğu ve tapuda taraflar adına kayıtlı olduğu, Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı, binanın kaçak olmasının idareyi ve idari yargıyı ilgilendirdiği, Mahkemece binanın ne zaman yapıldığı, davalının imardan önce bina yaptığı taşınmazla bir ilgisinin olup olmadığının araştırılmadığı, öncelikle çekişme konusu 35 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına ilişkin belgelerinin getirtilmesi, davalının binasını imardan önce mi sonra mı yaptığının saptanması, imardan önce yaptığı saptanır ise bina yaptığı taşınmazda kayden bir ilgisinin olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, eğer davalı binasını mülkiyet alanına yapmışta imar uygulamasıyla çekişmeli parselde kalmışsa 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine göre bina bedelinin saptanıp, Mahkeme veznesine depo edildikten sonra el atmanın önlenmesi konusunda bir karar verilmesi, bedel ödeninceye kadar davalının binayı kullanma hakkı olduğu gözetilerek, ecrimisil isteğinin reddedilmesi, davalının binasını imardan sonra yaptığının saptanması halinde de davacının payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek gerekçesiz biçimde yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davalı ...'nın taşınmazı ilk malik ...dan 11.07.1979 tarihinde satın aldığı, kendisine ait binayı 1984-1988 yılları arasında 791 ada, 36 parseldeki hissesi üzerine inşa ettiği, bu konuda ...Belediye Başkanlığına 01.10.1984 tarihinde dilekçe ile müracaat ettiği, 1988 tarihinde bina için yapı tatil tutanağı düzenlendiği, 04.09.1989 tarihli, 5568 sayılı ...Belediye Encümen kararına istinaden imar uygulaması neticesinde davalının hissesinin tamamının yola terk edildiği, daha sonra bedele dönüştürüldüğü, bilahare davalıya yer tahsisi yapılmadığı, 1460 ada, 35 numaralı parselde davalının binası olmasına rağmen arsada hissesinin bulunmadığı, diğer hissedar ...dan 2010 yılında 17,50m² yer satın aldığı, davacı ...'in ise imar uygulaması neticesinde 1460 ada, 35 parselde 72,90m² yerinin bulunduğu, davalının yerini özel parselasyon haritasında kendisine tahsis edilen yere yaptığı, imar uygulaması neticesinde taşınmazın davacı parselinde kaldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde 2009 yılında ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, davacı vekilinin el atmanın önlenmesi talebini HMK’nin 123 üncü maddesi gereğince geri aldığı, davalı vekilinin geri almayı kabul ettiği, el atmanın önlenmesi talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, ecrimisil istemi yönünden ise uyulan Yargıtay bozma ilamına göre imardan önce davalının binasını kendi mülkiyet alanına yaptığı, davalının kötü niyetli şagil olmadığı, sonradan hisse maliki olduğu, el atmanın önlenmesi talebinin atiye terk edildiği, uyuşmazlığın kesin çözüm getiren ortaklığın giderilmesi yoluyla giderilmesi gerektiğine” değinilerek el atmanın önlenmesi yönünden davanın geri bırakılması nedeniyle HMK’nın 123 üncü maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil istemi yönünden koşulları oluşmadığından talebin reddine, birleştirilen ecrimisil talepli davada da aynı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın gereklerinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan, payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.