T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/136 Esas KARAR NO :2026/323 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/639 Esas - 2025/861 Karar TARİHİ:12/11/2025 YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ İSTEYEN DAVA:Yargılamanın Yenilenmesi KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/136 Esas KARAR NO :2026/323 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/639 Esas - 2025/861 Karar TARİHİ:12/11/2025 YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ İSTEYEN DAVA:Yargılamanın Yenilenmesi KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Eldeki davanın arabuluculuk şartı yerine gelmediğinden reddine karar verildiği, ne var ki önceki vekil tarafından 06.12.2023 tarihinde arabulucuya müracaat edildiğini ve 12.01.2024 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, bu belgenin sonradan ele geçirilebildiğini, bu sebeple yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.Davalılar vekilinin yargılamanın iadesi davasına karşı cevap dilekçesi vermedikleri anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/11/2025 Tarih ve 2025/639 Esas - 2025/861 Karar sayılı kararında;"...Talep 6100 sayılı HMK'nın 375/1-ç maddesine göre yargılamanın yenilenmesine ilişkindir. Mahkememizin 31/01/2023 tarihli, 2023/76 Esas, 2014/187 Karar sayılı kararı ile davacının davasının usulden reddine karar verildiği, kararın 30/06/2025 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.Bilindiği üzere, TTK 5/A maddesinde düzenlenen arabuluculuk, dava açılmadan evvel tarafın tamamlaması gereken bir dava şartıdır. Davacı iddiasına göre, davacı taraf devam etmekte olan davada, dava açıldıktan (31.01.2023) bir yıl sonra (06.12.2023 tarihinde) arabulucuya başvurmuştur. Kaldı ki son celsede davacı vekili arabulucuya yargılamanın devamı sırasında müracaat edildiğini ikrar etmiştir. Dolayısı ile davacının yargılamanın devamı sırasında yaptığı arabulucuya başvurulduğu ve arabulculuk şartının bu surette yerine gelmiş olduğu savı ilk derece mahkemesince, istinaf mahkemesince ve temyiz mahkemesince kabul görmemiştir. O halde, zaten derecatta geçerek kabul görmeyen bir savın yeniden yargılamaya konu edilmesi mümkün değildir.Öte yandan, eldeki dava 13.03.2024 tarihinde karara çıkmıştır. Davacı ise, anlaşamama tutanağının dosya karara çıkmadan evvel, 12.01.2024 tarihinde düzenlendiğini belirtmektedir. O halde, davacı vekilinin anlaşamama tutanağını, dosya karara çıkmadan dosyaya ibraz imkanı mevcuttur. Fakat bu belge dosyaya sunulmamıştır. Arabuluculıuk UYAP sistemine kayıtlı ve her an tarafın erişebilme imkanı olan bir evrakın, HMK 375/1-ç maddesinde tanımlandığı gibi, sonradan ele geçirilmesi diye bir şey de söz konusu olamaz. Anılan gerekçe ile, yeniden yargılama talebi dinlenemez olduğundan reddin" gerekçesi ile, ''1-Yeniden yargılama talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ... şirketi ile alakalı olarak arabulucuya başvurulmak üzere kesin süre verildiğini, kesin süre içinde başvuru yapılmadığı için usulden red kararı verildiğini, işbu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini, davayı bakan vekil tarafından 6.12.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, 2.1.2024 tarihi itibarı ile anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, ancak bu belgenin mahkemeye sunulmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesi sebebi ile müvekkilin çok büyük bir hak kaybı yaşadığını, HMK 375/1-ç bendine göre yargılama sırasında ele geçirilemeyen evrakın daha sonra elde edilmiş olması sebebi ile yargılamanın iadesinin talep olunabileceğini, nitekim mahkemenin kararını arabuluculuk başvurusu yapıldıktan ve anlaşmama tutanağı düzenlendikten sonra verdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.6.2021 tarih ve 2017/3179 esas-2021/806 karar nolu ilamında davacının kesin süreden sonra fakat duruşmadan önce ikmal ettiği masrafların gereğinin hak kaybı yaşanmaması için yerine getirileceğine hükmettiğini, somut olayda da aynı şekilde her ne kadar kesin sürede yerine getirilmemiş ise de son duruşma tarihi olan 13.3.2024 tarihinden önce başvuru yapılıp sonuçlandığını, ancak her nedense önceki vekil tarafından imza eksikliğinden dolayı sunulamadığı bilgisi verilmesine rağmen dikkate alınmadığını,Müvekkilin bu maddi kayıpları ve yaşadığı hukuki talihsizliklerden dolayı mağdur olduğunu, vekil elinde olmayan sebepler ile gecikerek başvuru yapmış olsa dahi HMK 94. maddesi hükmüne göre ikinci kez süre verilebileceği ve 95. madde uyarınca da eski hale getirme talep edebileceğinin açık olduğunu, bu yasal düzenlemelerin hak sahibin haklarına halel gelmemesi için değerlendirme yapılırken Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı içeriğindeki açıklamalar dikkate alınarak kesin süre kuralının esnetilmesinin olanaklı kılınmasının ihtimal dahilinde olduğunu, Arabuluculuk başvuru belgesinin müvekkilin eline yeni ulaşmış olduğunu, bu sebeple yargılamanın iadesi talebinde bulunmaları gerektiğini, aksi takdirde müvekkil tarafından daha önce İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/547 Esas sayılı dava dosyasında ikame edilen tasarrufun iptali davasında verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının da işlevsiz kalacağını ve müvekkilin alacağına kavuşmasının bir daha mümkün olmayacağını, Davalı şirketlerden ikincisi için yapılmış olan arabuluculuk başvurusu evrakının mahkemenin kabul ettiği gibi eski vekilin eline geçmiş olması şeklinde değil, müvekkil eline geçmiş olması halinin incelenerek değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin “evrakın sonradan ele geçirilmesi gibi bir şey söz konusu olamaz” gerekçesi ile başvurularını reddettiğini, bu ret gerekçesinin dosyanın yeterince incelenmediğini ve başvuru dilekçesinde açıklanan hususların hiç dikkate alınmadığının kanıtı olduğunu, verilen kararın bu hali ile gerekçesiz olduğunu, davada iki davalı şirket bulunmasından dolayı en azından dosya tefrik edilerek biri hakkında davaya devam olanağının tanınması gerektiğini, bu gerekliliğin de yerine getirilmemiş olmasının yasal olmadığını, Bütün bu hususların dava dosyası henüz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nezdinde iken taraflarınca ileri sürüldüğünü ve 31.1.2025 tarihli dilekçe ile vekaletnamenin İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2024/1196 Esas - 2024/1574 Karar nolu dava dosyasına gönderilerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesine iletilmesinin istenildiğini, ancak anılan daire tarafından dilekçelerinin dosyaya alınmadığını ve vekil kaydının da sağlanmadığını, haliyle bu hususun hiç değerlendirilemediğini, Yargılamanın iadesi taleplerinin yanında dosyaların tefriki konusunun da incelenmesi gerektiğini, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi dosyası kapsamında bulunan 31.1.2025 tarihli dilekçelerinin bu kez inceleme aşamasında değerlendirilmesinin de önem arz etmekte olduğunu, eksik incelemeye dayalı gerekçesiz kararın kaldırılması gerektiğini,Ayrıca yerel mahkemenin tek celsede yapmış olduğu inceleme neticesinde karar verdiğini, buna rağmen karşı taraf vekiline vekalet ücretini tam olarak takdir ettiğini, bunun yasal olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6100 Sayılı HMK. 'nın 374 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 379. Maddesinde; “ (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.”Hükmü düzenlenmiştir.Yargılamanın iadesine konu İstanbul 10 ATM. Nin 2023/76 Esas - 2024/187 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı ... tarafından davalılar hakkında, dava dışı ... ile davalılar arasındaki organik bağın tespit edilerek perdenin aralanması yoluyla alacak istemi ile 31/01/2023 tarihinde dava açıldığı, mahkemece 13/03/2024 tarihli karar ile; davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesi dairemizce yapılmış, dairemizin 10/10/2024 tarih ve 2024/1196 Esas - 2024/1574 Karar sayılı kararımız ile; Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.nin 30.06.2025 tarih ve 2024/6726 Esas - 2025/4691 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca onanmasına, karar verildiği ve 11/09/2025 tarihli kesinleşme şerhine göre ilk derece mahkemesince verilen kararın 30/06/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nın, yargılamanın iadesi sebepleri başlıklı 375 inci maddesinde, yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı bir biçimde sayılmış olup davacı maddenin 1.ç bendinde düzenlenen;'' önceki vekil tarafından 06.12.2023 tarihinde arabulucuya müracaat edildiğini ve 12.01.2024 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, bu belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,'' nedenine dayanmıştır.Somut davanın, dava dışı ... ile davalılar arasındaki organik bağın tespit edilerek perdenin aralanması yoluyla alacak istemi ile 31/01/2023 tarihinde açıldığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ iddiaları ile asıl borçlu dışında başka bir şirketten de alacak talebi bulunduğu durumlarda, her iki şirket arasında HMK 59. Maddesi bağlamında bir mecburi dava arkadaşlığı meydana gelir. O halde mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu davalarda, arabulucuk dava şartı da her iki mecburi dava arkadaşı aleyhine dava açılmadan önce gerçekleşmesi gerekir. Davacı tarafça, davalılardan ... şirketi yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açılmıştır. Bu durumda, dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulması dava şartı noksanlığını gidermez. Davacı tarafça da, 31/01/2023 tarihinde dava açıldıktan sonra 06.12.2023 tarihinde arabulucuya müracaat edilmesi ve 12.01.2024 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlenmesi dava şartı noksanlığını gidermeyecektir. Arabuluculuk dava şartı, sonradan tamamlanması mümkün olan dava şartlarından olmadığı, ayrıca davacı taraf ilk derece mahkemesince verilen karara karşı verdiği istinaf dilekçesinde, yargılamanın iadesine konu ettiği davalı Jacops yönünden de dava açıldıktan sonra arabuluculuk faaliyetini başlattıkları ileri sürülmüş, dairemizce istinaf sebebi yerinde görülmeyerek istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD. Nin 30.06.2025 tarih ve 2024/6726 Esas - 2025/4691 Karar sayılı kararı ile de davacı tarafın temyiz talebinin reddine karar verilerek dairemiz kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen sebebin HMK 375/1-ç maddesinde sözü edilen yargılamanın yenilenmesi sebebi olmadığı sonuç ve kaanatine varılmıştır. Bu durumda yargılamanın iadesi şartları oluşmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı yönündeki kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin yargılamanın iadesini talep eden davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.