T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1183 - Karar No:2026/397 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1183 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2024 NUMARASI : 2016/208 E-2024/545 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 Davacı vekili tar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1183 - Karar No:2026/397 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1183 KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2024 NUMARASI : 2016/208 E-2024/545 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkiline ait ... Parselde AVM inşaatı yapıldığını, bu proje kapsamında 23.12.2011 tarihinde sözleşme ile davalının bu proje kapsamında mimari proje ve belirli işlerin yürütülmesi kapsamında anlaşma yapıldığını, davalıya 2014 yılı içerisinde muhtelif zamanlarda belediye işlerinde kullanılmak üzere toplam 319.000,00 TL’nin makbuz karşılığında ödendiğini, makbuzların üzerinde belediye işlerinde kullanılmak üzere yazı yazıldığını, 2014 yılı itibariyle bu bedellerin yüklenici sıfatı taşıyan davalıya ödenmesi ile birlikte Ankara Büyükşehir ve Çankaya Belediyeleri nezdinde bu ödemelerin buralara yapılacağının düşünüldüğünü, davalı tarafça işbu para makbuzlarının karşılık dekontlarının müvekkili firmaya geri getirilmediğini ve inşaat faaliyetleri sebebiyle belediye nezdinde zorunlu olan harcamaların müvekkili tarafından ilgili belediyelere bizzat ödendiğini, davalıya verilen paranın nereye ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığından, verilen bu paraların iadesi amacıyla Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4658 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhinde % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; davacı tarafından müvekkilinin çizdiği ve tamamladığı proje üzerine belediyedeki tüm işlerin yürütümü, harçların ödenmesi hususunda kapsamlı şekilde arsa sahipleri olan ve aynı zamanda davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan kişilerce Ankara 47. Noterliğinin 26.12.2011 tarih ve 42494 nolu düzenleme şeklinde özel vekaletnamesinin müvekkil şirket yetkilisi ve çalışanları adına düzenlenerek verildiği, müvekkiline belediyeye ödenmesi gereken harç ve ücretler ile yapılacak işlemler için davacı şirket tarafından masraf avansı verildiği, belediye işlerinde, ruhsat alımında, numaralandırma ve noter ile ilgili çeşitli ödemelerde kullanmak üzere davacı şirket tarafından müvekkile elden; 26.01.2012 tarihinde 11.500,00 TL, 02.05.2014 tarihinde 30.000,00 TL, 05.05.2014 tarihinde 30.000,00 TL, 30.05.2014 tarihinde 83.000,00 TL, 17.06.2014 tarihinde 20.000,00 TL, 14.07.2014 tarihinde 15.000,00 TL, 23.07.2014 tarihinde 25.00,00 TL, 31.07.2014 tarihinde 30.000,00 TL, 15.08.2014 tarihinde 30.000,00 TL, 01.09.2014 tarihinde 45.000,00 TL olmak üzere avans verildiği, müvekkil şirketin 2011-2014 yılları arasında bu avanstan değişik tarihlerde belediye, noter ve diğer ilgili kurumlara yapmış olduğu ödemelere ilişkin makbuz belgeleri de davacı şirkete ibraz ettiği, alınan avanstan kalanının da davacı alacaklıya iade edildiği, tamamlanan işler neticesinde 06.04.2011 tarihinde Lisanslı harita kadastro ücreti olarak 429,50 TL, 16.05.2011 tarihinde Yenimahalle Belediyesi’ne 2.401,08 TL, işyeri tevhid harcı ile 16.12.20111 tarihinde Yenimahalle Tapu Müdürlüğünce tahakkuk ettirilen 145,00 TL, döner sermaye harcı ve 2.062,50 TL tapu harcı ödemesi, Ankara 30. Noterliği’ne 17.01.2012 tarihinde 85,38 TL noter suret harcı, Yenimahalle Belediyesi’ne 27.01.2012 tarihinde 11.004,95 TL işyeri imar durumu harcı, 20.02.2012 tarihinde 18.008,10 TL işyeri yol kotu ücreti, 01.11.2012 tarihinde 5.002,25 TL jeolojik-jeotekniketüd onay harcının ödendiği, 16.04.2013 tarihinde alınan masraf avansından 50.000,00 TL tutarın da para makbuzu ile iade edildiği, Yenimahalle Belediyesi’ne 11.10.2013 tarihinde 9.004,05 TL tutarında yol kotu harcı, 05.02.2014 tarihinde çap yenileme harcı olarak 170,00 TL, Ankara 20.Noterliği’ne 12.05.2014 tarihinde 110,08 TL ile 13.05.2014 tarihinde ayrıca 110,08 TL noter masrafı, Çankaya Belediyesi’ne 14.05.2014 tarihinde 1.385,00 TL mimari proje onay harcı, 09.06.2014 tarihinde 105,00 TL mimari proje kopya harcı, 13.06.2014 tarihinde 4.327,00 TL tutarındaki ... harcı ile 30.05.2014 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi 2014/1 dönemine ait 67.875,00 TL tutarındaki numaralama harcı, Çankaya Belediyesi’ne 19.06.2014 tarihinde peyzaj projesi onayı için 615,00 TL harç ile 25.06.2014 tarihinde 25.981,30 TL tutarındaki yol katılım harcı, 07.07.2014 tarihinde 17.972,18 TL tutarındaki kanal katılım bedeli ile 01.09.2014 tarihinde 68,96 TL tutarındaki kanal keşif ücreti , 09.09.2014 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ödenmesi gereken 2014/2 dönemine ait ruhsat bedeli Aykome keşif bedeli ile zemin tahrip bedeli tutarı olan toplam 807,29 TL ile 2014/1 dönemine ait 379,48 TL tutarındaki Aykome harçları, Ankara 4.Noterliği’ne17.10.2014 tarihinde vekalet sureti için 158,72 TL’nin ödendiği, davalının verilen bu avansların masraf için verildiğini ve harcandığını ve kalanın iade edildiğini bildiği halde kötü niyetle takip başlattığı belirtilerek davanın reddi ile müvekkil lehine %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/361 Esas Sayılı Dosyasında Davasında: Davacı vekili özetle; müvekkile ait ... parselde AVM inşaatı yapıldığı, proje kapsamında davalı ile mimari proje ve belirli işlerin yürütülmesi konusunda sözleşme imzalandığı, davalının yapılacak inşaatın mükellefi olarak inşaatın iskan aşamasına kadar tüm mimari ve kısmi yüklenici işlerini yapacağı ve inşaat nihai hale gelene kadar hizmetini sürdüreceği, yapının 5 katlı AVM ve yaklaşık 190 m boyunda bir gökdelen inşaatından oluştuğu, sözleşme bedelinin tümünün davalının isteği üzerine ödendiği, ancak davalının işi bitirmediği gibi sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, davalı şirketin sözleşme kapsamındaki ödemelerinin hepsini tahsil etmesine rağmen işin %70'lik kısmını yapmadan ortadan kaybolduğunu, bu nedenle davalıya fazladan ödenen paranın şimdilik 414.000,00 TL’sinin tahsili amacıyla Ankara 5. İcra Dairesinin 2016/4657 sayılı dosyasında başlattıkları takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek yapılan haksız itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve %20 oranında haksız itiraz tazminatının davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; müvekkil şirket ile davacı arasında 23.12.2011 tarihli proje hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, müvekkil inşaatın müellifi değil, mimari projenin müellifi olduğunu, imalata ilişkin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşme kapsamında üzerine düşen edimleri tam ve noksansız olarak yerine getirdiğini, proje kapsamında ilave işler yaptığını ve ek iş bedelini talep edince anlaşmazlık çıktığını, davacının ilişkiyi kestiğini, gecikmede müvekkile atfı mümkün bir kusurun bulunmadığını, ödemesi yapılan tüm iş ve işlemlerin faturasının kesildiğini, davacıya borcunun bulunmadığı belirtilerek; davanın reddi ile müvekkili lehine %20' den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve cevap etmiştir. Birleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/455 Esas Sayılı Dosyasında Davada: Davacı vekili özetle; müvekkilinin ... parselde alışveriş merkezi ve bir adet gökdelenden oluşan inşaat kompleksi yapmakta olduğunu, davalı ile yapılan 23.12.2011 tarihli sözleşme kapsamında yazılı iş kalemlerinin belirlendiğini, sözleşmenin 9. Maddesi ile sözleşme içerisinde her bir aşamada işverenden yazılı onay alınması gerektiğinin imza altına alındığını, davalının ilk aşama olan avan projelerin hazırlanma süreci ve işveren tarafından incelenerek onaylanma süreci ve sonrasında işverene yapı taslak çizimleri olarak kabul edilebilecek hiçbir avan ya da belediye ruhsat onay amaçlı çizim sunmadığını, avan projelerinin tamamı ve belediye ruhsat onay projelerinin işveren tarafından temin edilmediğini, müvekkili işveren tarafından sözleşme bedelinin tamamının davalıya ödendiğini ve müvekkili tarafından davalının iş akdinin fesih olduğu ile ilgili bir bildirimi de olmadığını, davalının iş akdinin fesih edildiğinden çalışmalarına son verdiğini, davalıya Ankara 17. Noterliği kanalı ile ihtarname gönderilerek geri kalan işlerin tamamlanmasının istenildiğini ancak davalının işi yapmaya yanaşmadığını, davalı firmaya sözleşme kapsamındaki ücretlerin ödendiğini ancak davalının bu bedellerin yanı sıra 2014 yılı içerisinde muhtelif zamanlarda belediye işlerinde kullanılmak üzere müvekkilinden toplam 319.000,00 TL para talep ettiğini ve bu bedellerin makbuz karşılığında davalıya ödendiğini belirterek Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/42 D.İş sayılı dosyası bilirkişi raporunda yapı ruhsatı alımında 26 aylık gecikme olduğu, zemin etüdü işlemine ilişkin sondaj çalışmalarının ancak %42’sinin yapıldığı, 5. ve 4. katlarda yapı yaklaşma mesafesinin yanlış hesaplanarak 1700 m2 yer kaybına neden olunduğu, giriş rampaları ve alan içerisindeki diğer bazı yüksekliklerin hatalı hesaplanması sonucunda düzeltilmesi için ek masraf yapılması gerektiği, yapı ruhsatının geç alınması ve inşaatın geç başlamasına sebebiyet verilmesi ve bunların sonucunda iskanın geciktirilmiş olduğu ve bu sebeple kira bedelleri dahil doğacak zararların ödenmesi gerektiği belirtildiği beyan edilerek müvekkilinin başta yer kaybı metre kare zararları olmak üzere kira ve kazanç kaybı zararlarının hesaplatılmasına ve davalıdan en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir proje hizmetleri sözleşmesi olup, mesleki kontrollük sözleşmesi ve yüklenici sözleşmesi olmadığı, söz konusu inşaattaki tüm imalatların, tasarrufların ve işlerin davacıya ait olup müvekkilin herhangi bir inşaat faaliyeti sorumluluğu bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kapsamının sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşme konusu işin arsa ile ilgili bilgiler ile davacı işverenin talep, görüş, kabul ve yatırım kararlarının müvekkile verilmesi, sözleşmenin imzalanarak avansın ödenmesinden sonra davacının son taleplerine göre avan projelerin hazırlanması, bu aşamanın davacı tarafından onaylanmasından sonra uygulanma projelerinin hazırlanması olduğu, müvekkil şirket tarafından sözleşmenin 3. maddesinde tanımlanan aşamalara göre proje/tasarım hizmetlerinin yapıldığı, çeşitli konsept projeler, 3 boyutlu görselleri, çalışma maketlerinin davacı ile görüşülerek yapıldığı, davacı taleplerinin ve değişikliklerinin işlenerek belediye projesi aşamasına geçildiği, bu süreçte zemin etüdü, ... projeleri gibi hazırlıkların da davacıya sunulduğu, davacının kabulünün ardından ilgili kurumlarca onayının yapıldığı, Çankaya Belediyesi'ne onay için mimari projenin verildiği, Çankaya Belediyesi tarafından onaylanan mimari projede davacı şirket yetkilisinin, arsa sahibinin ve şantiye şefinin imzası ve onayı da bulunduğu, bu projeye dayalı olarak da Çankaya Belediyesi tarafından yapı ruhsatı düzenlenerek davacıya verildiği, onaylanan projelerin tesliminden sonra, daha detaylı projeler, ekleri, detayları, keşif, şartnameler ve projeye bağlı tüm detayların davacıya teslim edildiği, bu teslimler ile birlikte müvekkilinin iskan aşamasına kadar ki tüm sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirdiği, sözleşme kapsamı dışındaki danışmanlık hizmetleri için davacıya fark adına altında fatura kesildiği ve davacının da baştan bu ödemeyi yaptığı, ancak sonrasında müvekkil tarafından davacının ödeyeceğini söylediği halde ödeme yapmadığı bedeller talep edildiğinde davacı şirket yetkilisinin müvekkil şirket ile artık çalışmayacağını beyan ettiği, müvekkilin sözleşmesi proje sözleşmesi olmasına rağmen inşaattaki imalat hatalarından müvekkili sorumlu tutmaya çalıştığı, iskan aşamasına kadar yapacağı bir iş kalmadığı halde şantiyeye gel işinin başına geç şeklinde anlamsız çağrılarda bulunduğu, sözleşme kapsamındaki projelerin teslim edildiği, sözleşeme kapsamındaki tüm edimlerini ifa ettiği, yapı ruhsatının Çankaya Belediyesi tarafından iptal edildiği, müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı fesih etmediği, müvekkilin yapacağı tek bir işin kaldığı, onun da iskan aşamasında davacının kendisine teslim edeceği belgeler ile belediyeden iskan alımı işini takip etmek olduğu, sözleşme konusu olmamasına rağmen davacının kontrollük, danışmanlık, revizyon çizimi, tadilat projesi çizimi talep ettiği, bu işlerin ücretsiz yapılmasını istediği, sözleşmenin 5. maddesine göre ruhsattan sonraki değişikliklerde bedel ödenmesi gerektiği, tespit raporunu kabul etmediklerini, tespitte inşaattaki kusurun belirlendiği, inşaatın davacı tarafından yapıldığı, çizilen mimari projede hukuka aykırı şekilde yapılan bir işlem veya hesaplama bulunmadığı, Çankaya Belediyesi tarafından davacının yapı ruhsatı iptal edilmiş olup, davacının müvekkilden bu iptale göre tadilat projesi çizmesi yönünde hiçbir talepte bulunmadığı, aksine davacı söz konusu belediye işleminin iptali için yürütmeyi durdurma istemli idari dava açtığı, davacının fazladan yapılmak zorunda kalındığına dair masraf fatura örnekleri sunulmuşsa da söz konusu faturaların içeriği inşaat malzemeleri alımı, hafriyat işlemleri, hazır beton alımı, yangın tesisatına ilişkin inşaat firmalarına yapılan ödemelere ait olduğu, sözleşme kapsamında müvekkilin sorumluluğu dahilinde olmayan ya da sonradan davacının talebi doğrultusunda müvekkilden istenilen ve yapılan işlemler nedeniyle ortaya çıkan ek inşaat, onarım, hafriyat, beton alım vs. bedellerinin mimari proje müellifi olan müvekkile yüklemeye çalışmanın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1018 Esas Sayılı Dosyasında Davasında: Davacı vekili özetle; taraflar arasında ... Parselde AVM Konut kompleksi için 23.12.2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, inşaat projesinin en önemli başlangıcının temel atılması ve bunun öncesinde yapılan gecteknik-gaofizik incelemesi olduğu, buradan elde edilecek sonuçlara göre inşaata konu zemininin tanınacağı, kayma, heyelan, sulu zemin gibi termal teknik verilerin elde edileceği, teknik verilerin doğru olarak belirlenmesi akabinde de imalatın başlayacağı, sözleşmenin “Zemin Etüdü Raporu (Gecoteknik-Gecfizik) başlığı altında düzenlenen sözleşmenin 3.2.f maddesi uyarınca 10 noktadan 50 m derinliğinde sondajlarla jeolojik, jeoteknik ve depremsellik incelemelerini kapsayan zemin araştırma raporu hazırlanacağı”nın kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafından araştırmanın usulüne uygun yapılmadığı, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/42 D.İş dosyasında aldırılan rapora 50 m derinliğinde 1 adet, 45 m derinliğinde 1 adet, 40 m derinliğinde 1 adet, 35 m derinliğinde 1 adet ve 20 m derinliğinde 2 adet olmak üzere ve toplam derinliğinin 210 m olduğu 6 adet sondaj kuyusunun bulunduğundan bahsedildiği, toplam derinliğin sözleşmede kararlaştırılan derinliği sağlamadığı, sondaj çalışmaları verilerine göre inşa edilen temel ve kazık sistemleri imalatında sorun çıktığı, ekstra harcamalar yapıldığı, bundan da davalının sorumlu olduğu, davalı gerçek kişinin, hem davalı tüzel kişiliğin ortağı ve sahibi olduğu hem de proje müellifi ve uygulayıcısı olduğu, gerçek kişinin davalı tüzel kişi ile akdedilen sözleşmeye aykırı hareket ettiği ve bunun haksız fiil teşkil ettiğinden her iki davalının da hasım gösterildiği, ehli-fen olan davalı tarafça yapılması gerekenin Eskişehir Yoluna 180 metre uzunluğunda cephesi bulunan projede, en önemli olarak hareketin en yoğun olarak beklendiği nokta olan Eskişehir Yolu cephesi olduğu dikkate alınarak bu cepheye yoğunlaşması ve sözleşme gereği 40 noktadan 50m derinliğinde zemin araştırma yapması gerekliyken bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, müvekkil şirket tarafından Eskişehir Yolunun çökme yaparak güvenliğini tehlikeye atmasının önüne geçmek ve inşaatın sağlıklı ve fen kurallarına uygun olarak yürütülmesi 70.000,00 m3 hafriyat yaptırdığı, zararının 280.000,00 TL olduğu, inşaat alanının kazık diplerine topuk bölgesine taş dolgu yapılması ve tekrardan taş dolgunun inşaat sahasından hafriyat alanına dökülmesi işi için 310.858,00 TL masraf yapıldığı, 31.050,00 TL yapılmayan sondaj bedelinin iadesinin gerektiği, Eskişehir cephesinde ortaya çıkan ... hareketi sebebiyle 904 metre ilave olarak 4x0.6’lık çelik halat kullanılmasından ötürü 36.612,00 TL ekstra ödeme yapılmak zorunda kalındığı, aynı şekilde inklonometre kuyularının açılması, deney ve raporlar için 102.670,00 TL ekstra ödeme yapıldığı, bu işler sebebiyle AVM Kulede meydana gelen kira kaybının ise toplam 100.000,00 TL üzerinden olduğunun düşünüldüğü, Eskişehir cephesinde olası heyelana önlem olarak yapı yaklaşma sınırı mevcut yapılan ... kazıklarından 5 metre inşaat içine çekilerek toprak perdesinin arkasına çift yüz 35cm kalınlığından yardımcı perde yapılmak durumunda kalındığı ve bu iş için 945.041,98 TL ödendiği belirtilerek oluşan zararlarının yaklaşık 8.660.695,00 TL olduğu ancak zararlardan davalının kusurlu davranışı sebebiyle sorumluluk oranı ve kati zarar miktarının belirlenmesinin mahallinde keşifli bilirkişi incelemesi suretiyle yargılama gerektireceğinden ve tespiti mümkün bulunmadığından HMK’nın 107 gereğince zarar miktarı tam ve kesin olarak belirlendiği anda dava değeri arttırmak üzere fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir kalem için 1.500,00 TL üzerinden asgari 10.500,00 TL'nin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; daha önce Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/455 Esas sayılı dosyasına açılmış davada da davacı Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde yaptırılan tespite dayalı zararlarından bahsederek alacak davası açıldığı, aynı taraflar ile aynı gerekçe ve aynı konuda açılmış dava söz konusu olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, HMK’nın 114. maddesi kapsamında dava şartı sağlanamadığından davanın usulden reddinin gerektiği, müvekkillerden ... açısından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiği, proje çizimi işini üstlenenin davalılardan ... Mimarlık şirketi olup, diğer davalı olarak gösterilen gerçek kişi ise sözleşme ile işi alan şirketin ortaklarından birisi olduğu, davacı tarafından 22.12.2016 tarihli dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince yapılması gereken 10 noktadan 50 metre derinliğinde sondajlama ve sondajlarla jeolojik, jeoteknik ve depremsellik incelemesinin usulüne göre yapılmadığının iddia edildiği, 2012 yılında işverenin bilgisi ve onayı dahilinde yapılan, ruhsatı alınmış onaylı zemin etüdü çalışmalarının 2016 yılının sonuna gelindiğinde dava konusu yapılmasının iyiniyet ile bağdaşmadığı, sözleşme sırasında bina tasarımı (boyutlar, yükseklikler) belli olmadığından, proje tasarımı kesinleştikten sonra zemin etüdünün ortaya çıkan projenin geometrisi, boyutları yükseklikleri gibi verilere göre yapıldığı, tespit raporunun bilirkişinin jeoloji, jeoteknik, deprem konularında uzman olmadığı, jeoloji, jeoteknik, deprem konularında uzman bilirkişilerin heyetlerin hazırladığı raporların bu bilirkişinin hazırladığı raporun tamamen tersi durumda bulunduğu, değerlendirmeler başlığında avan projelerinin işverence onaylanmasından sonra detay çalışmaların yapılacağının belirtildiği, ancak projelerinin mevcut olamaması nedeniyle değerlendirme yapılamadığının raporda yer aldığı, bu nedenle raporun varsayımsal şekilde hazırlandığının anlaşıldığı, sondaj çalışmalarının sözleşmede belirtildiği gibi yapılmadığı, yapılması gereken işin %42’sinin gerçekleştiği kanaati hukuki dayanaktan yoksun olduğu, İmar Kanunu, Yönetmelik ve Belediye öngörüleri çerçevesinde makul şartlar gözetilerek müvekkil şirket tarafından yeterli sayıda sondajın yapıldığı, raporun belediyece tasdik edildiği, ayrıca yapı denetim şirketi tarafından da onaylandığı, Onaylı Zemin etüdü kapağında ve 15.11.2012 Tarihli Teslim Tutanağında belirtilen farklı noktalarda değişken derinliklerde açılan sondaj kuyularının ilgili birimlerce yerinde denetlenmek suretiyle yeterli görüldüğü ve davacının da bilgisi ve izni dahilinde zemin etüdü işlemine son verilerek yapı sahibi, müteahhit ile şantiye şefinin de imzasını taşıyan yapı ruhsatının alındığı, kararlaştırılan adet kadar sondaj kuyusu açılmamasının işin tamamlanmadığı, sağlam olmadığı anlamına gelmediği, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 01.10.2015 Tarihli yazısı ve ekinde gönderilen teknik rapor sonrası davacı tarafından bahse konu olay ile ilgili olarak düzenlenen 07.10.2015 tarihli yazıda davacının açıkça proje müellifi müvekkillerden kaynaklı bir sorun yaşanmadığını, ortaya çıkan sorunların komşu arsalarda yapılan çalışmalardan kaynaklı olduğunu beyan ettiği, ekstra harcamalardan müvekkilinin sorumlu olmadığı, projede olmayan bir dolgu yapılmasının zemin etüdü ile bir ilgisi bulunmadığını, zemün etüdü raporunun sözleşmeye göre hazırlandığı, zemin etüdü raporu doğrultusunda müvekkil şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, zemin etüdünü uygun bulunarak imalat çalışmalarının yapıldığı, sonrasında ortaya çıkan durumlardan sorumlu olmadıkları, yapılan perdelerin işverenin işin başında verdiği karar olup, zemin etüdü ile ilgisi bulunmadığından yapılan harcamadan sorumlu olmadıkları, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1276 Esas sayılı dosyasında yer alan jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşan kurulun 03.05.2016 tarihli raporuna göre; “Ağustos 2012 tarihli zemin araştırma raporu incelendiğinde zeminin mühendislik özelliklerini belirlemek için yapılan sondaj ve jeolojik çalışmaların yeterli olduğu ve raporun bu saha için oldukça iyi hazırlandığı görülmüştür” değerlendirmesi yapıldığı, Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü hocalarından Prof.Dr.... tarafından düzenlenen 19.10.2015 tarihli “... Parselde İnşa Edilmekte Olan ... AVM Temel Kazısı Hakkında Mühendislik Jeolojisi Değerlendirme Yazısı”nda da “sondaj ve jeolojik çalışmaların yeterli olduğu” açıkça beyan edildiği, ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Mühendisliği hocalarından Prof.Dr.... tarafından düzenlenen 21.07.2015 tarihli “... ... Parsel Temel Kazısı ve ... Sistemi Hakkında Görüş Raporunda “sahada sondaj kuyuları açılmış, arazi deneyleri yapılmış, sondaj sırasında alınan laboratuvar deneyleri yapılmıştır” denilerek açıkça zemin etüdünden kaynaklanan hata tespit edilmediğinin beyan edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/359 Esas Sayılı Dosyasında Davasında: Davacı vekili özetle; taraflar arasında 23/12/2011 tarihli ... Konut - Ticaret Kompleksi Projesi inşaatı için proje hizmetleri sözleşmesi imzalandığını ve ... parselde inşa edilecek olan AVM-Ofis Kompleksi için müvekkili şirketten tasarım projesi çizilmesinin istendiği, sözleşmede davalının istek ve görüşleri doğrultusunda ana proje müellifi müvekkili olmak üzere mimari proje hazırlanmasının kararlaştırıldığını, bir mimari projenin hazırlanmasının mimari avam projesiyle başladığını, müvekkilinin çeşitli konsept avam projeler hazırladığını, işveren ve mal sahipleriyle defalarca müzakare edildiğini, AVM-Ofis Konsepti mimarı avam projesi hazırlandığı 27/04/2012 tarihinde davalı şirketin avam projeyi uygun bularak teslim aldığını, bu aşama için kararlaştırılan bedelin ödendiğini, bundan sonra uygulama projeleri davalı şirketin ve mal sahiplerinin istek ve görüşleri doğrultusunda avam projede istedikleri değişikliklerde dikkate alınarak hazırlandığını davalıya gönderildiğini, kabul edildiğini, uygulama projeleri aşamasında ödenmesi kararlaştırılan bedelin de ödendiğini, projelere ilişkin tüm hizmetlerin detayların tamamlanıp bu süreçlerde işveren ve mal sahipleri görüşleri doğrultusunda hazırlanıp teslim edildiğini ve mimari projenin de davalı tarafından onaylandığını, bu sürecin tamamlanmasıyla müvekkili şirketin sözleşmenin 3. maddesi kapsamındaki sorumluluğunun sona erdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin proje hazırlama işini kapsayan bir sözleşme olup inşaat yapımına ilişkin yüklenici sözleşmesi veya kontrollük hizmet sözleşmesi olmadığını, davalının sözleşme dışı işler için müvekkilin ücret talebi üzerine işlere devam etmeyeceğini bildirmesine karşın daha sonra sürekli işinin başına dön şeklinde mesajlar gönderdiğini, şantiye çalışmaları gibi kapsam dışı işlerin müvekkilinden istenildiğini, sözleşmenin 5. maddesi gereği iş hacminin ve sürecinin artışı nedeniyle artan maliyetin danışmanlık hizmetleri ve revizyon uygulamalarının ayrı ücrete tabi olacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3 ve 5. maddesine göre davalının istekleri doğrultusunda hazırlanan mimari projelerde ruhsat alındıktan sonra herhangi bir değişiklik istendiğinde ya da yenisi istenildiğinde ek bedel ödeneceği, ek bedelin değişiklik yapılan alanın toplam alanına göre sözleşme bedelindeki değere uygun olarak belirleneceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafça sözleşmede belirtilen yükümlülükler yerine getirildikten, mimari projede ilgili kurumlardan alınmış ruhsatlar sonrasında davalı tarafından sürekli değişiklik talep edildiğini, müvekkili şirketin de değişiklik taleplerini projeye uygulayarak projeyi defalarca revize ettiğini ve inşaatta gecikmeye sebep olmayacak şekilde teslim ettiğini, tüm bunlara karşın davalının sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin ruhsat onayından sonra projede talep üzerine yaptığı hiçbir değişiklik için ek bedel ödemediğini, sözleşmede açıkça ilave ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla revizyon bedelleri karşılığı şimdilik 5.000,00 TL'nin, müvekkilinin sözleşmeden doğan 12/02/2016 tarihli faturayla talep edilen alacağına karşılık şimdilik 5.000,00 TL'nin, sözleşmeden doğan ve talep edilen alacağına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin, sözleşmede ön görülen metrekarenin %30'undan fazla oranda metrekare büyüklüğünde proje çizmesi nedeniyle bu metrekare artışı nedeniyle olan alacaklarına karşılık şimdilik 5.000,00 TL'nin, danışmanlık hizmetleri karşılığı şimdilik 5.000,00 TL'nin ve fiyat farkı alacağı olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; taraflar arasında 23/12/2011 tarihinde düzenlenen sözleşmede iş kalemlerinin belirlendiğini, 9. madde ile özetlendiğini ve her bir aşamada işverenden yazılı onay alınması gerektiğinin imza altına alındığını, davacının ilk aşama olan avan projelerinin hazırlanma süreci ve işveren tarafından incelenerek onaylanma süreci ve sonrasında işverene yapı taslak çizimleri olarak kabul edilebilecek hiçbir avan ya da belediye ruhsat onay amaçlı çizim sunmadığını, işveren tarafına incelenmek üzere verilen ilk projenin statik ve ... amaçlı projeler olduğunu, avam projelerinin tamamı ve belediye ruhsat onay projelerinin işveren tarafından temin edilemediğini, davacı firma tarafından yapılması gereken birçok işin halen yapılmadığını, sözleşme bedelinin tamamının davacıya ödendiğini, sözleşmenin fesih olunduğuyla ilgili bir bildirimin de yapılmadığını, ancak davacının iş akdinin feshedildiğinden bahisle çalışmalarına son verdiğini, işe dönmeyen davacının geri kalan işlerin ancak ekstra ödemeyle yapılacağını aksi halde mimari haktan ötürü inşaatın engelleneceğini beyan ettiğini, müvekkilinin işlerin devamı için başka bir firmayla mecburen anlaştığını ve yeni firmaya da ödeme yapmak zorunda kaldığını, belediye tarafından ruhsatın iptal edilmesini, inşaat projesinin düzenlenerek yeniden belediyeye onaya sunulmasının istenilmiş olmasına karşın davacı tarafından bu işlerin de yapılmadığını, davalıya sözleşme kapsamında şu ana kadar fazladan ödenen miktarın 414.000,00 TL olduğunu, geri ödenmesi için icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine itirazın iptali davasının Ankara Asliye 1 Ticaret Mahkemesinin 2016/361 esas sayılı dosyasıyla derdest olduğunu, davacı firma hakkında bilirkişi raporları doğrultusunda yapılan hatalı işlemler neticesinde davalının ortaya çıkan zararlarının giderilmesi amacıyla Ankara Asliye 13. Ticaret Mahkemesinin 2016/455 esasına kayıtla dava açıldığını, bu dosyanın Ankara Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 2016/208 esas sayılı dosyasıyla birleştiğini, davacıya sözleşme kapsamında ücretlerinin ödendiğini, bu bedellerin yanı sıra 2014 yılı içerisinde muhtelif zamanlarda belediye işlerinde kullanılmak üzere müvekkilinden toplam 319.000,00 TL talep edildiğini, bunun da makbuz karşılığında kendilerine ödendiğini, alınan 319.000,00 TL bedelin belediye işlerinde kullanılmadığı ortaya çıkınca icra takibine geçildiğini, itiraz edildiğini, itirazın iptali davasının Ankara Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 2016/208 esas sayılı dosyasıyla derdest olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; taraflar arasında proje hizmet sözleşmesinin imzalandığı, ... Mimarlığın proje müellifi yüklenici , ...’nın işveren olduğu, proje hizmeti içinde zemin etüdü işinin de yer aldığı ve sözleşme bedelinin (- + 100.000 m2 için 890.000TL+ KDV=) 1.050.200,00 TL olduğu, iş artışı/ilave işinde aynı birim fiyat üzerinde ek olarak ücretlendirileceğinin, yine ruhsata bağlanan onaylı proje sonrası yapılacak revizelerinde sözleşme birim fiyatı üzerinde hesap edilerek ek ücrete olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme gereğince zemin etüdü için 10 adet 50 m derinlikte sondaj kuyusu açılacağının belirtildiği, ancak yüklenicinin 6 noktada çeşitli derinliklerde olmak üzere toplam 210m sondaj ve kazı yaptığı, projenin belediyesince onaylanarak yapı ruhsatına bağlandığı, ancak daha sonra temel kazı işine başlamak için ... İnşaatın sözleme imzaladığı ... şirketinin, projesin onayından sonra, bu projede değişikli yapılarak Eskisehir yolu cephesine doğru yapı yaklaşım mesafesinin daraltıldığı ve inşattın yola doğru genişletildiği, bu aşamada Eskişehir yolunun da dahil olduğu geniş bir alanda yer kayması meydan geldiği, belediyesince yapılan incelemede bu açılma ve inşaat genişletilmesinin projeye aykırı olduğu tespit edilerek inşaatın mühürlendi, daha sonra inşatta için bir takım tadilat projeleri yaptırıldığı, daha sonra Proje müellifi ... Mimarlık dışındaki, bir kısım mimarlara tadilat projeleri yaptırıldığı, ... vekili vasıtasıyla heyalan olayının temel kazı işine başlanmadan önce ön görülememesinde, ...'un, sözlemede kararlaştırılan şekilde 10 adet ve 50 m derinlikte sondaj işlemi yapılmamasının neden olduğunu, sözleşmede belirtilen şekilde ve derinlikte yeterli düzeyde sondaj yapılması halinde bunu ön görülerek gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilerek, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ek maliyet ve zaman kaybı yaratan işlemler nedeniyle harcamalar yaptığı ve bu zararlardan ... Mimarlığın sorumlu olduğundan bahisle iş bu zararların tazminin talep edildiği, yine ... Mimarlık şirketinin sözleşmeye dahil zemin etüdü işleminde sözleşmede belirlenen sayıda ve derinlikte sondaj kuyusu kazmamasının bu heyelandan kaynaklı zarara neden olup olmadığı yönünde dosyada, Cumhuriyet Savcılığı dosyasında, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında, İdare Mahkemesinde açılan davalarda yine taraflarca alanında uzman bilirkişilerden heyelanın nedeni ve zemin etüdü işleminin yeterli olup olmadığı yönünde raporlar alındığı, bu konuda dosyada alınan raporlarda, ikinci heyetin; dava konusu binanın yaklaşık 100 m x 200 m taban alanına sahip olduğu, temel derinliği yaklaşık 25 m olup 35 katlı ana kulenin atında da kazıklar bulunduğundan, sözleşmede belirlenen 50 m sondaj derinliğinin makul olduğunu, hareketin olduğu Ankara- Eskişehir Yolu kenarındaki Zemin Etüdü sondajlarda ise, SK-3 sondajı 35 m derinlikte ise de SK-4 sondajı ise 20 m derinlikte olup, bu derinliğin inmesi gerekli temel derinliği altına inmediği için heyelanın tespit edilemediği ve Zemin Etüdü işinin ayıplı ifa edildiğinin belirtildiği, ancak Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2016/176416 Soruşturma sayılı dosyasında, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ... şirketi ile ... İnşaat arasındaki davada alınan raporda, Ankara 10. İdare Mahkemesi dosyasında alınan raporda , uzman kişi, İlgili Kurumların görüş ve bilgileri ışığında; fen ve sanat uygun olduğu, heyelanın beklenen bir olay olmadığı, zeminde sözleşme kapsamında 10 adet 50m derinlikte sondaj yapılsa dahi bunun tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca dosyada alınan ilk ve son heyet raporuna göre de morfolojik, jeolojik, jeoteknik ve sondaj çalışmalarının yeterli olduğu, tasarımda ve projelendirilmesinde geoteknik tasarım ilkelerine uyulduğu, mevcut durumda yanlış yapılmış bir imalatın söz konusu olmadığı, yine ... İnşaat Şirketini İl Afet müdürlüğüne sunduğu dilekçesinde projenin yasa ve tekniğine uygun hazırlandığının belirtildiği de nazara alındığından, heyelan nedeniyle oluşan ... İnşaatın zararlarında ... Mimarlığa atfı kabil bir kusur olmadığı, bu kapsamda ... İnşaatın birleşen 3. ve 13. Asliye Ticaret Mahkemeleri dosyalarına konu ayıplı imalat nedeniyle fazladan yapılan duvar, iş ve işlemeler için yaptığı masrafları talep edemeyeceği gibi hatalı yaklaşım..vs nedenler ileri sürülerek hatıl projelendirme den kaynaklı yer kaybı m2 zararı ile kar mahrumiyeti ve kira kaybını ... Mimarlıkta talep edemeyeceği, asıl davada; ... İnşaatın, proje müellifi ... Mimarlığa elden belediyedeki işler için makbuz karşılığı verdiği 391.000,00 TL’nin iade edilmediğinden bahisle takip başlatılmış ve itiraz üzerine itirazın iptali istenmiş ise de, dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarında sunulan ödeme makbuzları ile belediye tahsilat makbuzları ve de iade makbuzların göre (tarihleri de nazara alındığında) iade edilmeyen bir bedelin olmadığı nın belirlendiği, ayrıca ... İnşaatın, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında, ... Mimarlığa yaptığı işten fazla bir ödemenin yapıldığı iddia edilmiş ise de, ... Mimarlığın sözleşme kapsamında yaptığı projenin belediyesince yapı ruhsatına bağlanarak onaylandığından, eksik işin ve bu nedenle de ödenen fazla bir bedelin olmadığı nazara alınarak başlatılan takibe itirazın yerinde olduğu, birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında Proje müellifi ... Mimarlık tarafından ... İnşaat aleyhinde açılan; proje danışmanlık hizmeti bedeli, eskalasyon bedeli/fiyat farkı, fatura bedeli ile ek proje hizmeti bedeli ve ödenmeye iş bedeli istemli davada ise; yapı ruhsatından toplam inşaat alanının 117.674 m2 olup sözleşme kapsamında kaldığından 100.000 m2 alandan daha fazla proje yapıldığı ileri sürülerek ... Mimarlığın hak talep edemeyeceği , ancak sözleşmenin 3. ve 5. maddeleri ne göre yapı ruhsatından sonraki değişiklikler için hak talebinde bulunabileceğini, bu kapsamda ... İnşaat şirketinin 17.02.2016 tarihli elektronik posta yazışmasında, ... Mimarlığın 36.294 m2 fark talebinin, (36.294 m2 - 117.674 m2) 18.620 m2 olarak kabul edildiği ve 1 m2 proje değişikliği (revizyon) bedeli kdv dahil 1.050. 200 TL / 117.674 m2 = 8.98 TL/m2 fark bedel birim ücreti olarak ... İnşaat tarafından kabul edildiği, yapı ruhsatı tarihinden sonraki dönemde 01.11.2014, 25.12.2014, 25.12.2014, 26.03.2015, 27.05.2015 ve son olarak 21.09.2015 tarihlerinde kesilen kdv dahil 363.965 TL bedelli 6 adet “proje fark bedel” açıklamalı faturayı itiraz etmeden kabul ettiği ve ödediği, bu durumda davacı şirketin talep edebileceği toplam fark bedelin (proje revizyon bedeli, ruhsat tarihinden sonra ek iş olarak tanımlı) tutarının kdv dahil 363.965,00TL olduğu, yine davacı şirketin yaptığı ek işler karşılığında 12.02.2016 tarihinde kdv dahil 34.980 TL tutarında proje fark bedel faturası kestiği, faturanın davalı tarafından davacıya iade edildiği ve bedelinin ödenmediği nazara alınarak heyetçe yapılan “Kesin Hesapda"; Proje düzenleme Sözleşme bedeli:1.050.200,00TL (Kdv dahil) Proje Fark (Revizyon) bedeli (363.965+ 34.980 =)398.945,00TL(Kdv dahil) , Kapsam dışı sunum maketi, albüm vb.: (+)151.040 TL (Kdv dahil) olmak üzere toplam İş bedelinin (1.050.200 + 398.945+151.040 =)1.600.185,00 TL, ... İnşaat tarafından yapılan ödemenin 1.192.850,00TL (Defter kayıtları), [‘eksik iş’ saha sondajı bedeli 7.500,00TL nin ise, ( geoteknik/geofizik raporu mevzuata uygun olarak düzenlendiği ve ruhsat aşamasında gerek 4708 sayılı yasa çerçevesinde görev alan ... Yapı denetim/Yetkin Yapı denetim şirketi, gerekse de Belediye ve diğer yetkililerce onaylandığından (ayrıca sondajlara ek olarak sözleşmesinde bulunmayan 2 adet jeofizik deneyleri yapıldığı ve raporlandığı nazara alındığından] eksik iş bedeli olarak hesaptan düşülmemesi gerektiği anlaşılmakla ... Mimarlık şirketinin “Kesin Hesaptan” kalan alacağı 399.835,00 TL olarak tespit ve hesap edildiği, ayrıca sözleşmede danışmalık yapılacağı ve bu işin ayrıca bedel ödeneceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almadığı gibi danışmalık olarak adlandırılan işlerin proje hizmeti içinde yer aldığının da bu bedeli talep edemeyeceği, yine fiyat farkı sözleşmede öngörülmediğinde istenemeyeceği, bu kapsamda yalnızca proje revize bedeli ve ek iş bedeli isteyebileceği, diğer kalemlerde alacak talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak ... Mimarlık alacak istemli davasının kısmi dava olarak açtığı ve ıslah dilekçesi sunmadığından yalınızca belirtilen iki kalem için talep ettiği (5.000,00 TL + 5.000,00 TL olmak üzere) 10.000,00 TL yönünden davasının kısmen kabulü gerektiği, yine ... Mimarlığın revize projelerde, proje hizmetinin aynı projenin tümden değişimi şeklinde gerçekleştiği, iddia ve ispat edilmediğinden projedeki tadilat halinde artan iş bedeli/ revize iş miktarı kadar ek ücret talep edilebileceğinden son bilirkişi heyetinin tespit ettiği ek iş ve revize proje bedeli yönünde, dava dilekçesindeki talep miktarı da nazara alınarak, davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiği belirtilerek asıl ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyalarında işveren ... İnşaat şirketini açtığı davaların reddine ve itirazın iptali istemli davalarda uyuşmazlığın eser sözleşmesinde kaynaklandığı ve talep konusu alacak istemlerinin likit olmadığı görülmekle, iş bu davalarda davalının kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine, birleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ise, yüklenici ... Mimarlığın davasının kısmen kabulü, ayrıca davalının asıl ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/361 Esas sayılı dosyasında ki kötü niyet tazminatı talebi yönünde kısa kararda hüküm kurulmadığı nazara alınarak, HMK nun 304 vd maddeleri kapsamında, bu eksikliğin resen giderilerek hükmüm tamamlandığı belirtilerek asıl dosyada; davacının davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/361 esas sayılı dosyasında; davacının davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/455 esas sayılı dosyasında; davacının davasının reddine, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1018 esas sayılı dosyasında; davacının davalı ... davasının husumetten reddine, davalı ... Mimarlık... Ltd. Şti. Aleyhindeki davasının esastan reddine, birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’in 2016/359 Esas sayılı dosyasında; davacının davasının kısmen kabulüyle; revizyon projesi için talep ettiği 5.000,00 TL'nin ve 12/02/2016 tarihli fatura nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı-birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/359 Esas sayılı dosya davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ana dosya yönünden davalının emaneten (bir yere ödenmek üzere) aldığı paralara ilişkin ödeme makbuzunu ibraz etmesi halinde muhasebeleri tarafından o (avans) ödemesi hesabının kapatıldığı, da dava konusu yapılan avans ödemelerinin ise, davalının makbuz sunmadığı ödemelere ilişkin olduğu, dava açılmadan önce bir ayrıma gidildiği iadesi ya da ilgili yere ödemesi yapıldığına dair makbuz sunulan tutarların dava konusu edildiği, davanın konusunun iadesi yapılmayan ve ilgili belediyelerce ödendiği belgelendirilmeyen tutarlara ilişkin olduğu, davalı tarafından ödemeye ilişkin belge sunulmadığı, belediye cevabı ile para makbuzları mukayese edildiğinde davalıların ödeme yapmadığının anlaşıldığı, davalının ceza dosyasındaki ikrarı dikkate alınarak kendilerine HMK 220-222 şerhli biçimde muhtıra çıkarılması ve verilen kesin süre içerisinde "10 adet para makbuzuna ilişkin Belediyeye yapılan ödeme dekontu yahut ...'ya iade makbuzlarını sunmasının" istenilmesinin gerektiği, bilirkişi ek raporunda bahsedilen 11/06/2018 günlü dilekçenin bir dizi pusulası olduğu, ekinde de (4. bölümünün f bendinde) bütün Belediye ödemelerinin davalı üzerinden emaneten ödeme ile yapılmadığı tam aksine bir kısım ödemelerin doğrudan müvekkil tarafından yapıldığını tevsik için belge örneği konulduğu, bunun gerekçesinin de bilirkişi raporunda, konuya vakıf olunamaması ve hesaplama (sözde mahsup) sırasında 165.106,64 TL'lik ödemenin davalı tarafından alınan avans ile yapıldığının rapor edilmesindeki hatadan kaynaklandığı, nitekim aynı bilirkişi önceki raporunun (Bilirkişi kurulu 4.ncü ek raporunun "C.Muhsaebe yönünden inceleme" başlıklı 32.sayfasında) bu hususu kabul etmesine karşın bu raporda görüşünü inkar ettiği, birleşen 1.ATM 2016/316 E. dosya yönünden ise sözleşmede ödemelerin ne zaman ve ne miktarda yapılacağının düzenlendiği, ilgili maddeye göre İskan Alımı Hazırlık ve İşverene Teslimi ile bedelin 10%’unun ödeneceği, bu işin bu nedenle işin tamamının yapıldığının kabulünün hatalı olduğu, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin, sözleşmedeki aşamalara uygun biçimde kamilen ödendiği, davacının sözleşme bedeline yönelik olarak bir alacak davası bulunmadığı, davanın konusunun davalının iskan öncesine kadarki aşamalar açısından bütün ödemelerini eksiksiz almasına karşılık işini eksiksiz/kusursuz yapmamasından doğan fazla ödemenin iadesi /zararının giderilmesine yönelik olduğu, Çankaya Belediyesinin 10.11.2015 tebliğ tarihli yazı ile sehven yapılan alan hesabından dolayı mimari proje ve ruhsatlarında Maks sistemi üzerinden iptal edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davalının bilâbedel ve iş sahibi olan müvekkilinin rızasına göre hatasını düzeltmesi yahut sözleşme bedelini iade etmesi borcu doğduğu, davalının uhdesindeki işi sözleşme ve fen kurallarına uygun biçimde ifa etmemesinden ötürü iade borcu altında bulunduğu, Birleşen 8. ATM 2016/359 E. dosya yönünden talep konusu beş kalem bulunduğu, bunların proje revizyon / metraj artışı [dava dilekçesinde bu ikisi ayrı hususlarmış gibi anlatılmış ise de, ikisi de aynıdır], onaylı temel ruhsatının alınması aşaması ücreti, iskân alımı hazırlık ve işveren teslim ücretleri, danışmanlık ücreti ve eskalasyon bedeli olduğu, bu davadan sonra aynıyet kesbeden talepler ile Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/73 E. 2021/1531 K. Sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, anılan dosyada, " ... Bu davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince bakılacağı, Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı ..." gözetilerek davanın usulden reddine karar verildiği, anılan kararın Bölge Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, birleşen dosyanın tefrik edilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, esasa yönelik olarak da ek bilirkişi raporunda itirazlarına yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı, bilirkişiler tarafından aynı raporda; dava dilekçesinde talep edilen ilk 5 talebin toplamı için davacının sadece 18.620 m2 x 8,98 -TL = 167.207,60TL (KDV dahil) olacak şekilde proje revizyon /fark bedeli talep edebileceğinin bildirildiği, buna karşın raporun devam kısmında, davacıya geçmiş dönemde proje revizyon/fark bedeli olarak kdv dahil 363.965,00 TL tutarında ödeme yapıldığı nazara alınarak " en 167.207,6-TL hesaplamadım ama mademki ... bu kadar ödemiştir, o zaman 363.965,00- TL esas alınmalıdır." şeklinde hatalı görüş ileri sürüldüğü, raporda zaten ödenen 363.956,00 TL’nn yeniden ödenmek üzere raporun sonuç kısmına geçirildiği, zaten ödenen bedelin 2. kez ödenmesine karar verilmesinin hatlı olduğu, benzer şekilde davacının 34.980,00 TL fatura kestiği ve müvekkil şirketinde bu faturanın iade edildiği rapor edilmesine karşılık bu tutarında davacı lehine (faturasının iade edilmesine rağmen) doğrudan alacak olarak hesap ve takdir edilmesinin hatalı olduğu, davacı yana usul ve yasaya uygun bir proje hazırlaması için ücret ödendiği, hazırlanan projelerde mevzuata uygunsuzluk varsa bilâbedel revizyon ile bunun giderilmesi gerektiği, somut olayda ise; davacının mevzuata aykırı çalışması nedeniyle Çankaya Belediyesi tarafından "mimari proje ve ruhsatların" iptal edildiği ve bu nedenle revizyon zorunluluğu doğduğu, sözleşmenin 5.maddesinde açıkça revizyon olarak, yönetmeliğin (Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği) öngördüğü değişiklerin bilâbedel davacı tarafından yapılacağına yer verildiği, hiçbir şekilde kabul manasına gelmemek üzere bir an için revizyon işleminin keyfî biçimde talep edildiği varsayılsa dahi; taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde açıkça " ... metrekarenin aşağı yukarı hareketi herhangi bir ilave fark ödemesini gerektirmez." denilmesinden ötürü davacının revizyon bedeli talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, ek olarak yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinin 2.fıkrasında " .. Değişiklik talepleri varsa bunlar iş başlangıcında yapılacak, ruhsat onaylı uygulama projelerinde değişiklik yapılması durumunda ek bedel ödenecektir. Bu durum taraflar arasında proje ile ilgili öncesinde kararlaştırılmış sonradan yapılması gereken zorunlu değişiklikleri kapsama.” denildiği, dosyaya sunulan e-posta ile davacının revizyon dediği işlerin ek ücret gerektiremeyen hazırlıklar olduğu, diğer bir kısmının ise ileride hak genişlemesi gözetilerek zaten sözleşme uyarınca hazırda bekletilen çizimler olduğu, ve bu nedenlerle davacının revizyon bedeli adı altında ek ücret talep edilmesinin mümkün olmadığı, kabul manasına gelmemek üzere bilirkişi raporunda hesap edilenin (18.620 m2 x 8,98 -TL = 167.207,6-TL KDV dahil) çok üzerinde (363.965,00 TL) ödemenin davacıya yapıldığı , birleşen 2016/455 E. sayılı dosya yönünden eksik zemin etüdüne dair kısım 3.ATM'den gelen hariç zarar kalemleri ile sözleşmeye aykırılıklara bu dosyada yer verildiği, davalı tarafından 5. ve 4. bodrum katlarında yapı yaklaşma mesafesinin yanlış hesaplanması ile asgari 1.700 m2 civarında yer/alan kaybına neden olunduğu, Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği'ne göre Eskişehir yolundan çekme mesafesinin normal 45 metre iken müvekkilin yapısının bulunduğu ... parselinde içerisinde bulunduğu KÇA Kentsel Servis Alanları içerisinde kalan taşınmaz için ... konutları bölgesine kadar bu mesafenin 30 metre olduğu, davalı tarafından çekme mesafesinin 30 metre olması gerektiği yerde hatalı olarak 45 metre olarak uygulanmış ve ehl-i fen olarak kusurlu davranışı nedeniyle müvekkil zararına çok ciddi bir alan kaybına neden olunduğu, Ankara 1.İdare Mahkemesi'nin 25.09.2008 günlü E:2006/1458, K:2008/1662 sayılı dosyası ile Ankara 16.İdare Mahkemesi'nin 14.03.2008 günlü E:2006/411, K:2008/303 sayılı dosyalarının bilirkişilerce incelenmediği, davalı tarafından giriş rampaları ve alan içerisindeki bazı yüksekliklerin hatalı hesaplanması nedeniyle gereken tadilat yapılmak zorunda kalındığı, bu husustaki ödeme belgeleri ile şirketin o dönemli şantiye şefi tarafından hazırlanan teknik raporu ile izah ve tevsik edildiği, buna karşın hükme esas alınan rapordan önceki bütün bilirkişi raporları; dosya yoğunluğu nedeniyle sadece eksik zemin etüdü kısmına dair değerlendirmede bulundukları ancak bu dosya kapsamında kalan ve bir üst paragrafta özetlenen (tespit ilâmında yer alan) diğer hususlarda bir değerlendirme yapmadığı, bilirkişi ek raporunda da esaslı bir değerlendirmeye hiçbir yer verilmediği, birleşen 2016/1018 E. sayılı dosya yönünden ek raporda somut itirazlarının bulunmadığı bildirilse de asıl itirazlarının bu dosya kapsamında olduğu, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin Zemin Etüdü Raporu başlıklı 3.2.f.maddesinde yer alan “ 10 noktadan 50m derinliğinde sondajlarla jeolojik, jeoteknik ve depremsellik incelemelerini kapsayan zemin araştırma raporu hazırlanacağı ” hükmüne aykırı davranması nedeniyle ... şirketinin zarara uğradığı, 6 farklı raporu tanzim eden (ortalama 4 bilirkişiden) 24 farklı bilirkişinin bilimsel açıklamalarla ...'nın zararı olduğunun tespit edildiği ve bundan davalının sorumlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan raporda ise bunun görmezden gelindiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı-birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/359 Esas sayılı dosya davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen Ankara (Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/359 Esas sayılı dosyasında reddedilen kısmı istinaf ettikleri, müvekkilininsözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirdiği ayrıca yapılan her revizyon ve mimari ve diğer alt yüklenici tadilat taleplerini iş programına uygun olarak gerçekleştirildiği, tüm bunlara rağmen davalı şirket sözleşmeye aykırı olarak müvekkilin ruhsat onayından (26.08.2014) sonra projede talep üzerine yaptığı hiçbir değişiklik/revizyon projesi için ek bedel ödemediği, müvekkilin sözleşmede öngörülen metrekarenin üstünde proje çizmesi nedeniyle bu metrekare artışı nedeniyle olan alacakları talep edilmiş olup, mahkeme tarafından bu taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiği, taraflar arasında imzalanan Proje Hizmetleri Teklifi sözleşmesinin 2. maddesinde 100.000 m2 +- %10 olacağı belirtilerek bu orana kadar ücret belirlenmiş olmasının ve bunun üzerindeki çalışmaya ayrı ücret olacağı maddenin ruhundan anlaşıldığı, yapı ruhsatı verilen 117.674 m2 için ödenmesi gereken bedelin ödenmediği, sözleşme kapsamı dışı işlerden takdim albümü, katalog, render hazırlama (300 resim) bedeli olarak 128.000,00 tl +kdv’ nin ... tarafından ödenmesi talebinin mahkeme tarafından reddedildiği, taleplerinin yerinde olduğu davada rapor veren bilirkişilerce de kabul görmesine rağmen talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, proje yapı ruhsatına bağlandıktan sonra verilen danışmanlık hizmetleri karşılığı alacağa yönelik talebimizin mahkeme tarafından talebin reddi kararı hukuka aykırı olduğu, müvekkilimim proje çizimi işini üstlenip proje hazırlama aşamasında işin doğası gereği birçok toplantı yaptığı ve yapılan toplantılar ve danışmanlık hizmetleri için herhangi bir ücret talep edilmediği, talep edilen danışmanlık bedeli sözleşmedeki yükümlülüğünün müvekkil tarafından tamamlanıp, proje yapı ruhsatına bağlandıktan sonra ... tarafından ...’tan talep edilen danışmanlık hizmetine ilişkin olup, sözleşme bedeline dahil olmadığı, müvekkilinin projesi tamamlanıp 2014 yılı yapı ruhsatına bağlandıktan sonrasında ... şirketi tarafından inşaat alanında yeni bir firma oldukları ve projenin uygulanması aşamasında müvekkil şirketten bazı konularda ücreti karşılığında danışmanlık talep etmeleri akabinde müvekkil ... tarafından verilen danışmanlık hizmetlerinin ödenmeyen bedellerinin talep edildiği; dosyada bu çalışmaların taleplerine ve yerine getirildiğine dair birçok mail mevcut olduğu, müvekkilinin sözleşmeden doğan ve dava ile talep edilen tüm alacaklarına da eskalasyon yani fiyat farkı alacağının hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken bu hususta karar verilmemesinin yerinde olmadığı, sözleşmenin 23.12.2011 tarihli olup müvekkil tarafından bu tarihteki ücretlere göre fiyat verildiği, ancak söz konusu projenin müvekkilin hiçbir kusuru olmaksızın uzadığı, bu süreçte müvekkilin her tür maliyetinin arttığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje ve kontrollük işlerinde uygulanacak fiyat artış oranı 28/7/1988 tarihli ve 88/13181 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre 2011 yılı sözleşmeleri için 2023’deki katsayısının 10,373 olduğu, tüm bu nedenlerle müvekkilin sözleşmeden doğan ve dava ile talep edilen tüm alacaklarına da eskalasyon yani fiyat farkı alacağının hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği, müvekkilin yapı ruhsatı alındıktan sonra davalının isteği üzerine mimari projede yapmış olduğu ve sözleşmede açıkça ilave ücret ödeneceği düzenleme altına alınan revizyon bedellerinin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren faiziyle tahsili talep edildiği, mahkeme tarafından alacağa karar verilmiş olup faiz başlangıcı hususunda hatalı karar kurulduğu, kararda faizin başlangıcının müvekkil tarafından davalı şirkete ihtar yazısı gönderilmiş olmakla 01.03.2016 tarihi olması gerektiği, müvekkilin sözleşmeden doğan 008185 nolu 12.02.2016 tarihli fatura ile talep edilen alacağı mahkeme tarafından kabul edilmiş olup, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi değil temerrüt tarihi olan 01.03.2016 tarihi olması gerektiği, davalı ...’nın Müşavirlik ve Danışmanlık hizmetlerini aldığı, kabul ettiği, son faturalar hariç ödemelerini de (“proje farkı ücreti’’ adı altında) yaptığı, sözleşme proje hizmetleri adı altında olduğu için Müşavirlik ve Danışmanlık hizmetleri sözleşmeye atfen “proje fark ücreti’’ olarak ödediği, öngörülmüştür. 01.03.2016 tarihinde ihtar yazısı ile birlikte danışmanlık hizmetinden eksik kalan 29.644.-TL+KDV bedel 008186 nolu 12.02.2016 tarihli fatura davalı şirkete gönderildiği ancak müvekkile herhangi bir ödeme yapılmayarak faturaların Ankara 17. Noterliği’nin 02.02.2016 Tarih, 03508 yevmiye numarasıyla iade edildiği, bu fatura bedelinin ödenmesi talebinin mahkeme tarafından yerinde görüldüğü ve bu fatura için 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, ancak faiz başlangıcı dava tarihinden değil ihtarname ile talep edilmiş olup, 01.03.2016 tarihinden itibaren faizi ile tahsili yönünde karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava ve birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle sözleşmede yüklenici yükümlülüğünde olan ve sondaj işlemleri yapılarak tamamlanan zemin etüdüne ilişkin işlemlerde delil olarak dayanılan ceza dosyası, idare mahkemesi dosyası ve mahkemesince alınan bilirkişi raporları doğrultusunda eksiklik bulunmadığı ve fen ve sanat kurallarına uygun yapıldığının anlaşılmasına, kısmen kabul edilen birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/359 Esas sayılı dosyasına ilişkin davada talep edilen ve hüküm altına alınan miktara göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın asıl davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2016/361 E sayılı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2016/455 E sayılı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2016/1018 E sayılı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2016/359 E sayılı davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 7-Harçlar Kanunu gereğince birleşen 2016/359 E sayılı davada davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 8-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır