TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/05/2018 NUMARASI : 2018/136 Esas 2018/355Karar DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 12/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, davacı vekili ve davalı şirket vekilince…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1652 Esas 2026/31 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1652 KARAR NO : 2026/31 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/05/2018 NUMARASI : 2018/136 Esas 2018/355Karar DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 12/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, davacı vekili ve davalı şirket vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin, 30/12/2020 tarih ve 2018/1992 Esas 2020/1608 Karar sayılı dosyasında verilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/06/2022 tarih ve 2021/1773 Esas 2022/5063 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda; Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 2021/14679 başvuru numaralı dosyada 20/12/2023 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 84.510 DM yatırdığını, ancak talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını ileri sürerek, haksız fiil hükümleri gereğince paranın yatırıldığı tarihden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacıların iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davasının kısmen kabulü ile, davacıların, davalı ... Holding A.Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 79.658,93-TL alacağın temerrüt tarihi olarak kabul edilen 19/02/2010 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılan davanın tam kabulü gerekirken bir kısım ödemeler olduğu iddiasıyla düşüm yapılarak davanın kabulü kararının hatalı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi kararının davacının hile ve/veya kesin hükümsüzlük iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, davalının para toplanırken davacıya anonim şirkete ortak olacağı konusunda hiçbir bilgi vermediği, aynı şekilde davacının da yatırım yaparken anonim şirkete ortak olacağı iradesiyle hareket etmediği yönündeki iddia ve kabulün yerinde olmadığını, davacının milli ve / veya dini duyguları istismar ederek yüksek oranda kar verileceği, verilen paranın istenildiği an geri alınabileceği vaatleri ile davalı müvekkili şirketçe kandırıldığı yönündeki iddiaların da kendi içinde çelişkili hemde gerekçe ile bağdaşmayan iddialar olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı taraf ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davanın temelinde zarara katlanmak arzu ve iradesinin yer aldığını, davacının her türlü hak ve talebinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olarak davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yanca, davalı şirkete ortak yapılacağı vaadiyle ve yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı şirkete 84.510,00 DM yatırdığını, ancak ortaklık ilişkisi kurulmadığı gibi talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını iddia ederek davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile yatırdığı paranın iadesi istemiyle eldeki dava açılmış, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması ile Dairemizin 30/12/2020 tarih ve 2018/1992 Esas 2020/1608 Karar sayılı kararı ile esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın 3332 sayılı yasanın geçici 4.maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verildiği, Dairemiz kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/06/2022 tarih ve 2021/1773 Esas 2022/5063 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine, davacı yanca, bu kez Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurusu sonucu Anayasa Mahkemesinin 2021/14679 başvuru numaralı dosyada 20/12/2023 tarihli kararı ile Anayasanın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır. Davanın geldiği aşama ve uzun yargılama süreci ile tarafların tüm delillerinin dosyada olduğu, istinaf istimine ilişkin yargılamada sadece bozma gereğince zorunlu olarak duruşma açıldığı, istinaf incelemesinin duruşma gereksinimi duyulmadan gerçekleştirildiği gözetilerek 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi kapsamında dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olduğundan duruşma açılmamıştır. Taraflara yargılamaya yeniden başlandığı tebliğ edilmiştir. Dairemizce yeniden yapılan yargılama sırasında davacının, davalı şirketin hisseleri ile ilgili bir kaydileştirme işlemi olup olmadığı, kaydileştirme yaptırdıysa hisse senetlerini Borsa İstanbul üzerinden satıp satmadığı, sattı ise hangi tarihte sattığı ve ayrıca kar payı olup olmadığı hususunda İstanbul Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş Genel Müdürlüğü Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş'ye yazılan 27/11/2025 tarihli müzekkereye verilen 12/12/2025 tarihli cevabi yazıda; davalı şirket ile ilgili kar payı bulunmadığı belirtilerek ekinde kaydileştirme ve hesap hareket raporlarının liste halinde gönderildiği, söz konusu listelerin incelenmesinde davacı ...'in kaydileştirme işlemini yaptırdığı ve dolayısıyla davalı şirketin ortağı olduğu anlaşılmış olup böylelikle gelinen aşamada davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 331/1.maddesinde " Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder" düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi gereklidir. Somut olayda, davacının, davalı şirket ortağı olarak dava tarihinden sonra Merkezi Kayıt Kuruluşunda kaydileştirilmiş olduğu, anılan kaydileştirme işlemi ile davalı yanın da davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğunu sayılacağı gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı yan sorumlu tutulmuş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.330,00 TL harçtan mahsubu ile bakiyesi 598,00 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL peşin harç, 2.200,00-TL bilirkişi ücreti, 287,55-TL posta, tebligat ve keşif gideri, 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 3.273,95-TL yargılama giderinin, davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin, davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-HMK'nın 333. Maddesi gereği artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, B)1-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL istinaf karar harcı ile 98,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-Davalı şirket tarafından yatırılan 1.396,90-TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/01/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -