11. Hukuk Dairesi 2023/2449 E. , 2024/5590 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1000 Esas, 2023/99 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/147 E., 2022/46 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve davacıların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir. Kararın davacılar …
**11. Hukuk Dairesi 2023/2449 E. , 2024/5590 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1000 Esas, 2023/99 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/147 E., 2022/46 K. Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve davacıların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı ...'nın diğer davalı ... Özel Eğitim Rehabilitasyon Tur. Taş. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti. şirketini 23.05.2017 tarihinde kurduklarını, yatırılması gereken sermayenin %50’sini davalı tarafından kalan %50 ‘sini ise müvekkilleri tarafından eşit şekilde şirkete sermaye girişinin yapılacağı ve yatırılan tutarlar oranında şirket ortaklık payları olacağı yönünde karar aldıklarını, müvekkillerinin kendi üzerlerine düşen edimlerini yerine getirmiş oldukları halde davalının sürekli olarak ticari defterlerle birlikte gelir gider bilgilerini, şirket ortağı olan müvekkillerinden gizlediğini, şirket için yapılan masrafların müvekkilleri tarafından karşılandığını ve davalı tarafından şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı gibi zorunlu masraflara da katılmadığını, davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışlarının gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödenmesinin yapılarak haklı bir şekilde şirketin tasfiyesini isteme mecburiyetinin doğduğunu ileri sürerek davalının kötü niyetli ve kusurlu davranışları gereği şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu tutulmasını ve müvekkillerinin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın kendi hisseleri oranında ödemesinin yapılarak şirketin tasfiye edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacılar ile şirket kurulduğunda şirket sözleşmesinin hazırlanarak tescil yapıldığını ve şirket kuruluş tarihinin de yatırılması gereken ana sermayenin ¼ oranındaki bedelinin bankaya yatırıldığını ve kalan sermaye paylarının 2 yıl içinde tamamlanması için tüm ortakların taahhüt vererek şirketi kurduklarını, davalı ...’nın öğretmen olup şirketin kurulmasının da ve işleyişinde tamamen kendi bilgi tecrübe ve okula gelen öğrencilerin eğitimi ile ilgilenip öğrencilere eğitim veren öğretmen konumunda olduğunu, davalının şirketin %50 hissesine sahip olmasına rağmen şirketin hiçbir gelir gideri ile ilgilenmediğini sadece mesleği olan öğretmenlik görevini icra etmeye çalıştığını, öğretmenlik yapması sebebi ile şirketin hiçbir mali işleri ile uğraşamadığından davacılara şirket kuruluşunun ertesi günü 24.05.2017 tarihli vekaletname vererek şirketin tüm mali işleri, banka işleri, muhasebe işleri, SGK ile ilgili işlemler ve bir şirket sahibinin sahip olduğu tüm yetkileri davacı ... ile ...’e vekalet verdiğini, vekaletnameyi verdikten sonra davacılar tarafından şirketin mali müşaviri olarak davacı ...’ın eşine yetki verdiklerini, şirketin tüm muhasebe işlemleri ve ticari defterlerinin tutulması, şirkete işçi alımı ve SGK kaydı açılmasının davacının eşi tarafından takip edildiğini, davalı müvekkilinin; şirketin tüm yetkilerini güvene esas olarak diğer ortaklara vermesine rağmen davacı diğer ortakların şirketin işleyişini ve kazancını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak şirketi zarara uğrattıklarını, şirket muhasebecisi tarafından şirketin sürekli davacı ortaklara borçlandırıldığını, şirket hesaplarından sürekli sebepsiz olarak para çekildiğini ve hesaplardan kendilerine para aktarımları yapıldığını, bunların dışında da para çekilerek ve hesaplardan kendilerine para aktarımlarının yapıldığını, bunların dışında da davacı şirket ortaklarının sahip oldukları Yaşam Otizim ve Spor Kulübünü çalıştırdıklarını, dava dışı kulüpte yaşam koçu hocasının dahi SGK kaydını davalı şirkete yapıldığını, davalı müvekkili şirketin usulsüzce yönetildiğini ve şirketin davacı ortaklar tarafından zarara uğratıldığını öğrendiği an davacı ortakları 12.11.2018 yılında diğer ortakları yetki bakımından azlettiğini savunarak şirket ortaklarının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ... sorununun likitide sorunu olduğu, davalı şirketin incelenen 2017-2018-2019 yılları kaydı değer bilançolarında negatif net işletme sermayesine sahip olduğu, 28.02.2019 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre -230.772,92 TL öz kaynak tutarı ile borca batık olduğunun tespit edildiği, bir ortaklık yapısına dahil olan ortağın, o ortaklıktan kar elde etmek amacı taşıması doğal bir olgu, uzun süredir karlılık sağlanamadığından bu hususun karşılanamadığı ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda aralarında ki ... ilişkisinin de ortadan kalkmış olması nedeniyle ortaklık ilişkisinin zedelendiği, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının Hâkime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiği davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, satışlarının giderek ciddi biçimde artış göstermesi ve faaliyetlerinde gözlenen devamlılık şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, davacıların şirketin fesihi ile elde edeceği sonuca şirketten çıkma ile de ulaşabileceği, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesinin hakkaniyete uygun bulunduğu, davalı şirketin öz varlığını koruyamaması nedeni ile ortakların sadece ödedikleri sermaye tutarları üzerinden ayrılma akçesinin hesaplanması gerektiği, davacı ...'a 2.500,00 TL, davacı ...'e 2.500,00 TL ayrılma akçesi ödenebileceği, davacıların şirketten alacak talebinde bulundukları, ancak bu taleplerine ilişkin hüküm kurmaya elverişli delil sunmadıklarından, alacaklarının varlığı ispata muhtaç olduğundan bu talebin reddine karar vermek gerektiği, davalı ...'nın kötü niyetli ve kusurlu davranışları nedeniyle şirketin zarara uğratıldığına ilişkin yapılan incelemede; dosya münderecatında ve yasal defter kayıtlarında bu iddialara istinaden somut bir veriye rastlanamadığı bu nedenle bu hususun da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek fesih yerine davacı ortakların şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, davacı ... için 2.500,00 TL ve davacı ... için 2.500,00 TL ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı şirketen tahsili ile davacılara verilmesine, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakimin takdir yetkisini kullanırken hukuk tarafından belirlenen sınırlara uyması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar özkaynakları negatif olan ve borca batık durumdaki şirketin feshi yerine müvekkillerinin çıkmasına ilişkin olduğundan hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrılma akçesi olarak esas sermaye payının ortağın ayrıldığı tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini, 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin feshedilerek tasfiyeye sokulmasının menfaatler dengesi dikkate alındığında uygun bir çözüm olabileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespit yapıldığını, daha sonra alınan 27.10.2021 tarihli ek raporda dosyada değişen hiçbir durum olmamasına rağmen şirket feshinin son çare olması prensibi dikkate alındığında davacı paylarının ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olduğu şeklinde tespit yapıldığını ve itirazlarının göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince bu tespit doğrultusunda karar verildiğini, hüküm kurmaya elverişsiz rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 12.04.2021 tarihli bilirkişi müvekkillerinin şirketten alacaklı durumda oldukları, ancak hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunulmadığından ispata muhtaç olduğu ifadelerine yer verildiğini, bilirkişi raporunun bu bölümünde varılan kanaat ve yapılan hesaplamaların doğru olup müvekkillerinin şirketten alacaklı konumunda olduğunu, müvekkillerinin, hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmasının somut olayda mümkün olmadığını, davalı ..., şirketin idare ve temsile yetkili tek kişisi olduğunu, bu durumda hesapların doğruluğunun denetimi için geçerli resmi nitelikte belge, defter ve kayıt sunmakla yükümlü olan davalı taraf olduğunu ancak evrakları sunmaktan kaçındığını, davalı tarafından yöneticiliğin hiçbir gerekliliği yerine getirilmediğini, şirket kurulduğu günden itibaren zarar ettiğini ve şuanki haliyle de borca batık durumda olduğunu ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından yöneticinin sorumluluğuna ilişkin taleplerin ispatlanmadığı şeklindeki hükmünün hukuka aykırı olduğunu, şirket özkaynaklarının negatif olduğu ve borca batık olduğunun bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalının 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine aykırı biçimde müvekkillerine bilgi vermekten kaçındığını ve inceleme haklarını kullanmalarına da engel olduğunu, davalının şirketi layığıyla ve başarıyla yönetmediğini, şirketin borca batmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın şirket yönetimiyle ilgilenmediğini ve gelir-gider idaresinden anlamadığını söylediğini ancak sonrasında da bununla tamamen çelişerek davalı tarafından şirketin çok iyi biçimde yönetildiğini ileri sürdüğünü, davalının ifadeleri tamamen birbiriyle çeliştiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, davalı şirket müdürünün kötü niyetli ve kusurlu davranışları ile şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile bu miktarın ödenmesine ilişkin tazminat davasıdır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.