Hukuk Genel Kurulu 2017/1379 E. , 2021/1073 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmi…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/1379 E. , 2021/1073 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Kanal D isimli televizyon kanalında 15.01.2009 tarihinde katıldığı bir programda “…Yalçın Küçük ve ... üzerinden Ergenekon PKK’ya nüfuz etmiştir ve Hizbullah’a da, Ergenekon bağlantılı olduğu bilinen unsurlar….” şeklinde kullandığı ifadelerle müvekkiline hakaret ve suç isnadına varan söylemleri ile kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, ülke çapında faaliyet gösteren, yerel ve genel tüm seçimlere katılan İşçi Partisinin genel başkanı olan müvekkilinin tüm dünya çapında da tanınan siyasi bir kişilik olduğunu, söz konusu yayın sebebiyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 30.000TL manevi tazminatın haberin yayın tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin katıldığı programda yaptığı konuşmaların davacı ve toplumun bir kesimi tarafından benimsenmeyebileceğini, ancak müvekkilinin bu konuşmaları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9 ve 10., 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25 ve 26. maddelerine uygun bir biçimde düşüncelerini açıkladığını, davacının kamuoyu önünde küçük düşürüldüğü iddiasının yersiz olduğunu, müvekkilinin yaptığı konuşmaların, eleştiri ve yorum sınırlarını aşar mahiyette olmadığını, davacının manevi varlığının zedelenmediğini, düşünme ve düşündüğünü açıklama özgürlüğü kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini, basına ve kamuoyuna yansıyan konuşma, görüntü ve beyanlar bir arada değerlendirildiğinde müvekkili tarafından yapılan yorumun bir değerlendirme ve çıkarsama olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı :