T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/11/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Bankası A.Ş nin müşterisi davalı ... San.Ltd.Şti. ile imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi uyarınca müvekkil Banka Sanayi/Denizli Şubesinden Taksitli Ticari Kredi kullandığını, ... ise bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkili banka müşterisi ... San.Ltd.Şti. tarafından kullanılan kredilerin geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine, müvekkil banka tarafından davalı borçlu ve dava dışı firma ile ... hakkında Denizli 2.İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takibe başlandığını, davalı borçlu tarafından söz konusu Denizli 2.İcra Dairesi’nin bu davaya konu ... Esas sayılı takibinde kendisine gönderilen ödeme emrine konu takibe konu borca ve fer’ilerine itiraz edilmiş olup, takibin durduğunu, Müvekkil bankanın müşterisi dava dışı ... San.Ltd.Şti. ile imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi uyarınca müvekkili Banka Sanayi Şubesinden Taksitli Ticari Kredi kullandığını ve geri ödenmesinde temerrüde düştüğünü, davalı borçlu ...'nın Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davalının itirazının tamamen afaki, takibi uzatmaya yönelik, hukuki dayanaktan yoksun beyan olduğunu, bu nedenlerle davalının haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalının alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin, takip dayanağı taksitli ticari kredi sözleşmesinde yasal olarak müteselsil kefil sorumluluğu bulunmadığını, dosyaya sunulan 04.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde , asıl borçlu ... San ve Tic Ltd şti şirket kaşesi üzerinde tek imza olduğunu, taraf olan şirketin, iki imza ile müştereken temsil edildiğini, şirketin borç altına girebilmesi için gerekli müşterek iki imza bulunmadığından kredi sözleşmesinin şirket yönünden geçerli olmadığını, müvekkilin de bu sözleşmeye rızası olmadığını, Genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun imzasının eksik olup bu hali ile sözleşme geçerli olmadığından, müvekkil davalının müteselsil kefaletinin de geçerli olmadığını, ayrıca kredi limiti artırımlarında dahi şirketin tek imza ile temsil edilmiş olup müvekkilin buna da rızasının olmadığını, limit artırım belgelerinin yasaya uygun olmadığını, müvekkil davalıdan müteselsil kefil olarak imza alınmış ise de kefaletin süresinin belirlenmediğini, bu durumun müvekkilin durumunu ağırlaştırdığı gibi davacı bankanın müvekkilin maddi sorumluluğunu ağırlaştırmayacak olan önlemleri almamış olmasının da yerinde olmadığını, taksitli ticari kredi sözleşmesinin müteselsil kefalet kapsamı dışında olan ayrı bir sözleşme olup müvekkil davalının sorumlu olmadığını, bu nedenlerle haksız davanın reddine, kötüniyetli takip nedeni ile %20 icra tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı banka üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin 20/05/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı istinaf kararı ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı ve dava dışı ... Sanayi ve Limited Şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalının iş bu sözleşmede kefil sıfatı ile yer aldığı, iş bu davaya konu icra takibinin genel kredi sözleşmesi kapsamındaki ... numaralı taksitli ticari krediden kaynaklandığı, kaldırma kararı sonrası düzenlenen mahkememizce de gerekçeli ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile davacının taksitli ticari krediden kaynaklı 1.573.242,93 TL asıl alacak, 24.903,66 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.245,33 TL BSMV, 676,33 TL masraf ve 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti alacağının bulunduğunun tespit edildiği ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan Denizli 2. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının döviz kredisi, çek kredisi ve diğer taksitli ticari kredilerden alacağa ilişkin başlatıldığı, dava konusu taksitli ticari kredi ile bir ilgisinin bulunmadığı, bu haliyle mükerrer takipten bahsedilemeyeceğinin belirtildiği, yine davalı tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde, davalı kefilin şirket ortağı olup sözleşmelerin her birine kendi el yazısı ile ismini, soy ismini, müteselsil kefil olduğunu, kefalet tutarını ve tarihini yazmak suretiyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi kapsamında kefilliğinin usulüne uygun olduğu anlaşılmakla, borcun davalı tarafından ödenmediği dosya kapsamı itibariyle tespit edildiğinden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından her ne kadar icra dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde takipte uygulanan temerrüt faiz oranına itiraz edilmiş ise de, davalı asıl borçlunun kullanmış olduğu kredi genel nitelikte kredi olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 88. ve 120. maddelerinin uygulanamayacağı, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında bankanın talep ettiği temerrüt faiz oranının, uygulanması gereken temerrüt faiz oranının sözleşme gereğince belirlenen faiz oranı olduğu, faiz oranlarının taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davalıların icra dosyasında uygulanan faiz oranına yapmış olduğu itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından alacağa yapmış olduğu icra dosyasına yapmış olduğu itirazda faiz yönünden de itirazda bulunmuştur. 08/09/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda %48,00 temerrüt faiz oranı olacağının tespit edildiği, bilirkişi raporunda temerrüt tarihi doğru tespit edilerek sözleşme hükümleri gereğince temerrüt faiz oranının tespit edildiği ve bu tespit edilen temerrüt faiz hesabı ve BSMV hesabının dosya kapsamı ile sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından 08/09/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda tespit edilen 24.903,66 işlemiş temerrüt faizi ve 1.245,33 TL temerrüt faizinin BSMV'si üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra inkar tazminatı verilebilmesi için geçerli bir ilamsız genel icra takibinin olması, borçluların 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması, dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatında bulunulması, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyamız kapsamında yapılan takip, genel haciz yoluyla takip olup davalılar süresi içerisinde icra takiplerine itiraz ederek takipleri durdurmuş, davacı da süresinde itirazın iptali davasını açmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için mahkemece borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Haksızlık unsurun tespiti alacağın likit olup olmamasına göre belirlenmektedir. Likit alacak demek, alacağın miktarının belli olması demektir. Likit alacaklara örnek olarak kambiyo senedinden kaynaklanan alacaklar, satış bedelinin alacağı, elektrik, su ve telefon aboneliğinin sözleşmesine dayanan alacaklar örnek olarak verilebilir. Likit olmayan alacaklara ise haksız fiilden kaynaklanan alacakları ve işçi alacakları örnek olarak gösterilebilir. Yüksek Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 24/03/2015 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu ifade edildiğinden icra dosyasına konu alacak genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinden kaynaklandığından davaya konu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Takipte gösterilen borç nedeninin Genel Kredi Sözleşmesi değil, taksitli ticari kredi sözleşmesi olduğunu, davalının, takipte borç nedeni olarak gösterilen bu sözleşmeye göre, takibe haklı olarak itiraz ettiğini, bilirkişi tarafından sadece takipteki borç dayanağı olan taksitli ticari kredi sözleşmesinin incelemesinin yapılması gerekir iken, takipte borç nedeni olmayan, takip dosyasında da yer almayan 04.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinin istinaf ilamına da uygun olmadığını, takipteki borcun nedeni ile bilirkişi tarafından incelenen sözleşmenin tamamen farklı olduğunu, davacı banka tarafından mahkeme dosyasına sunulan takip dayanağı olan taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığını, yasa gereği kefaletin geçerli olması için sadece imzanın yeterli olmadığını, kefil olanın kendi el yazısı ile kefil olunan miktar, tarih ve müteselsil kısımlarının yazılı olduğu kefalet sözleşmesinin zorunlu olduğunu, geri ödeme planında yer alan imzanın müvekkilin bu sözleşmede kefalet sorumluluğunun doğması için yeterli olmadığını, müvekkili davalının bankaya müteselsil kefil olarak sorumluluğu doğmamakla birlikte, bunun aksi düşünülecek olması halinde dahi davacı bankanın cevaba cevap dilekçesinde kabulünde olduğu üzere, müvekkili davalının aynı zamanda kendi borcuna karşılık ipotek veren olduğunu, kredi borcuna ipotek veren borçlu hakkında ayrıca ilamsız takip yapılmasının yasa gereği mümkün olmadığını, aynı borç için bu kez müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile takip yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin, müteselsil kefil olarak kabul edilecek olması halinde ancak ipotekle temin edilmemiş kalan borç miktarı varsa ancak genel haciz yolu ile takip yapılabileceğini, icra dosyasında talep edilen dosya borcunun ipotek bedeli altında olduğundan genel haciz yolu ile takip yapılmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, istinaf ilamında, mahkemece, kefaletin geçerlilik şekli olan şartlarının mevcut olup olmadığı konusunda bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmasına karar verildiğini, bilirkişinin, kefaletin geçerlilik şekli olan şartlarının mevcut olduğuna dair şahsi görüşünün yerinde olmadığını, yine istinaf ilamında, taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı itirazının somut olaya etkisi olup olmadığının değerlendirilmesine karar verildiğini, bilirkişinin bu konuda inceleme yapmadığı gibi rapordaki şahsi görüşünün yerinde olmadığını, istinaf kaldırma kararının yerine getirilmediğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyaya bakıldığında, Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kaldırma kararındaki belirtilen eksikliklerin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kararından sonra, düzenlenen 25/06/2025 tarihli tensip tutanağında, Dairemiz kararındaki ifadeler yer verilerek bankacı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dairemizce, önceki kararda, "Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesi gereği bir incelemenin yapılmadığı tespiti yapılmıştır Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. "Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesi gereği belirtilen hususların kefilin eli ürünü olup olmadığı konusu özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Mahkemece, önceki raporu düzenleyen bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda, davalı kefilin şirket ortağı olup sözleşmelerin her birine kendi el yazısı ile ismini, soy ismini, müteselsil kefil olduğunu, kefalet tutarını ve tarihini yazmak suretiyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi kapsamında kefilliğinin usulüne uygun olduğu belirtilmiş, mahkemece bu beyan esas alınmıştır. Söz konusu tespiti yapan bilirkişinin, dosya arasındaki görevlendirme tutanağından da anlaşılacağı üzere, uzmanlık alanının "Bankacılık ve Finans" olduğu, imza/yazı incelemesi konusunda uzmanlığının olmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bilirkişinin, HMK m. 275'de düzenlenen "bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" kapsamında söz konusu husus hakkında rapor düzenlememesi gerekmekte iken rapor düzenlemesi ve mahkemece de denetim sağlanmadan, itirazlar da olmasına rağmen, bunlar da değerlendirilmeden, belirtilen hususlarda bilirkişi raporuna dayanılması hatalı olmuştur. Yine, Dairemizin kaldırma kararında, Denizli 2.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin, iş bu dosya alacağı ile ilgisi olup olmadığı, dava konusu takibe etkisi bakımından denetime elverişli değerlendirme yapılması, taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı itirazının somut olaya etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi istenmiş olup, mahkemece bu hususlarda denetime elverişli bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunun ilgili bölümünde sadece, mükerrir takibin söz konusu olmadığı yönünde bir tespit yapılmış ve mahkemecede bu tespite değer verilmiştir. Eksik incelemeler ile karar verilmemez. Dairemizin önceki kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere, kefaletin geçerlilik şekli olan şartlarının mevcut olup olmadığı konusunda, gerekli tüm belgelerin asılları da getirtilerek, davalının yazı örnekleri (kredi sözleşmesindeki, kanunun geçerlilik şekline dahil ettiği hususlara yönelik) alınıp, uygulamaya elverişli olan, inceleme konusu belgenin tarihine yakın tarihlerden başlamak üzere temin edilecek (davalıdan da ayrıca sorularak) yazı örnekleri de getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu aracılığı ile kefaletin geçerlilik şartları konusunda inceleme yapılması, Denizli 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinin, iş bu dosya alacağı ile ilgisi olup olmadığı, aynı borçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ipotek miktarının üzerinde kısmının mı takip konusu edilip edilmediği, usulüne uygun takibin olup olmadığı, mükerrir takip olup olmadığı, dava konusu takibe etkisi ve ilgisi ayrıca taksitli ticari kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefalet imzasının bulunmadığı itirazının somut olaya etkisi olup olmadığı bakımından konusunda dosya kapsamında rapor düzenleyen bilirkişinin yanına borçlar veya bankacılık mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama bilirkişisi de eklenerek (gerekirse yerinde inceleme yetkisi de tanınarak) denetime elverişli, açıklayıcı bilirkişi heyet raporu alınarak, bilirkişi raporu mahkemece denetlenerek, çelişki olur ise giderilmesi, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek sureti ile iddia ve savunmanın, delillerin karar yerinde tartışılması, esasen Dairemizin ... Esas ... Karar sayılı kaldırma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/11/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi ...