11. Hukuk Dairesi 2009/4038 E. , 2011/2414 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.01.2009 tarih ve 2008/40-2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dur
**11. Hukuk Dairesi 2009/4038 E. , 2011/2414 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.01.2009 tarih ve 2008/40-2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkilinin kredi kartı müşterisi olduğunu, düzenlenen kampanyaya göre, müşterilerin, kredi kartıyla müvekkilinin anlaşmalı olduğu üye işyerlerinden yaptıkları harcamalarda belli oranlar ‘CitiPara’ kazandıklarını, kazanılan bu paraların müşterilerin kredi kartına yüklendiğini, müşterinin kartına yüklenen bu paralarla ister hediye katalogundan hediye tercih etmek, ister üye işyerlerinde harcama yapmak suretiyle kullanabildiklerini, 15.12.2006-31.01.2007 tarihleri arasında bu kampanyaya bağlı olarak üye işyerlerinden kredi kartı müşterilerinin yaptığı alış verişlerde, üye işyerlerinden normalde kazanılana ek olarak %10 ‘CitiPara’ kazanılması imkanı veren bir kampanya düzenlendiğini, bu kampanya döneminde davalının 1.800 YTL olan kredi kartıyla üye işyerinden toplam 18.038.50 YTL’lik harcama yapmak suretiyle faydalandığını, kredi kartı limitinin üzerinde harcama yapabilmesinin ise, kredi kartı borcundan fazla ödeme yapıp ‘artı’ bakiyeye geçmesi ile mümkün olduğunu, davalının bu alış verişi kendi işyerinden yapmış olması nedeniyle şüpheli bulunmuş ise de müşteri memnuniyeti çerçevesinde razı olarak kazandığı bu paraları harcama yetkisi tanındığını, limit üzeri alış veriş yaptığından müvekkili Bankanın otomatik olarak yükleyemediği ve eksik kalan tutar olan 788.04 CitiParanın 03.05.2007 tarihinde operasyonel bir hata sonucunda yüz katı 78.804.00 CitiPara olarak yüklendiğini, davalının yanlışlığın farkında olmasına rağmen anılan parayı 21.06.2007 tarihine kadar harcadığını, Setur firmasının ‘şüpheli işlem bildirisi’ ile durumun bu tarih itibariyle öğrenildiğini, sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 30.760.72 YTL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, hata sonucu yüklenen bu paralarla 48 günde farklı kişiler adına 37 uçak bileti alındığını, Setur firmasına gittiğinde kendisine çok birikmiş CitiParası olduğunu, bunun kendilerince kullanılması halinde kendisine para kazandırılacağının söylendiğini, sakınca görmediğini, kaç bilet alındığını bilmediğini, 4.000 YTL ödendiğini, borcunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacının kredi kartı müşterisi olduğu, kredi kartıyla ilgili kampanyaya katıldığı, davacı tarafından davalı kredi kartına yüklenmesi gerekli 788.04 YTL’lik CitiPara yerine hata sonucu 78.804 YTL’lik CitiPara yüklendiği, bu arada dava dışı Setur ile davacı arasında yapılan anlaşma ile CitiPara tutarının 4 katı uçak bileti alınması imkanı tanındığı, bu kampanyanın müşterilere duyurulmadığı, davalının kendi harcamaları sonucu yüklenen CitiPara dışında ilk 09.05.2007 tarihinde olmak üzere 37 uçak bileti karşılığı 7.690.18 YTL’lik CitiPara karşılığı 30.210.05 YTL harcama yapıldığı, davalının kredi kartının çalındığını veya kaybettiğini savunmadığı, esasen Setur çalışanlarınca CitiParalarının uçak bileti alınması halinde kazançlı çıkacağını kendisine söylediklerini, bu işten 4.000 YTL aldığını belirttiği, uçak biletlerinin kendisince alındığını tevil yoluyla ikrar ettiği, sebepsiz zenginleştiği, kampanyanın davacı çalışanlarınca davalıya önceden bildirildiği, uçak bileti alarak nakde dönüştürdüğü, kötüniyetli olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının müterafik kusurlu olduğu açıklanmış ise de kötüniyetin korunmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.210.05 YTL’nin harcama tarihlerinden faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Ayrıca, gerekçeli kararın nasıl yazılacağı HUMK.nun 388. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan düzenlemede özellikle hüküm sonucu ile varsa kanun yolları açıklandıktan sonra kararın verildiği tarih ve yargıç veya yargıçlar ile tutanak memurunun imzalarının bulunmasının gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacağın ‘aşağıda belirtilen her bir harcamanın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili’ şeklinde açıklama yapıldıktan sonra bu tarihler belirtilmemiş, gerekçeli kararda da kısa karara aykırı şekilde hüküm sonucu içinde bulunması gereken temerrüt tarihleri, yargıçlar ve tutanak memurunun imzalarından sonra karara ek olarak yazılmıştır. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın HUMK.nun 388. maddesine aykırı şekilde ve kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.