İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari işlerde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/697 KARAR NO : 2025/1866 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI : 2019/214 Esas - 2021/712 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari işlerden kaynaklı toplam 123.058,20 TL alacağının ödenmesi hususunda talepleri sonuçsuz kaldığından İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile borçlunun yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen reeskont faiziyle ödemesine, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının taleplerinin yasal mesnetten yoksun olduğunu, taleplerin zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle davanın reddine, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosyada, davalı taraf zaman aşımı ilk itirazında bulunmuş, ön inceleme duruşmasında, davanın süresinde açıldığı tespit edilerek ve davalının zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu, 10/05/2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar, cari hesap ekstreleri ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, taraflara ait 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve sahipleri lehine delil teşkil ettiği, taraf BA-BS formlarında yer alan fatura adet ve bedel miktarlarının birbirlerini doğrular nitelikte olduğu, davalı tarafından bakiye borcuna karşılık olarak, 21/12/2018 tarihinde, dört adet ve her biri 30.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 120.000,00 TL bedelli çek ile ödeme yapıldığı, dört adet çekin vadeleri ile 14/01/2019 takip tarihinden önce ödenip ödenmedikleri hususunda dosyada herhangi bir bilginin bulunmadığı, davalı tarafından, davacı yana verildiği görünen toplam 120.000,00 TL tutarındaki çeklerin, takip tarihinden önce verildiği ve vadesinin de takip tarihinden önce olması ve bedelinin de tahsil edilmiş olması halinde davacının, davalı yandan takip tarihi itibariyle 3.058,20 TL alacaklı olduğu, 120.000,00 TL tutarındaki çeklerin, takip tarihinden sonra verilmiş ve bedelinin de tahsil edilmemiş olması halinde davacının, davalı yandan takip tarihi itibariyle 123.058,20 TL alacaklı olduğu, rapor edilmiş olup, davalı yönünden lehine delil teşkil eden defter kayıtlarına göre 120.000,00 TL bedelli toplam dört adet çekin, takip tarihi olan 14.01.2019 tarihinden önce 21.12.2018 tarihinde davacı tarafa ödendiği, takip tarihinden önce bahse konu ödemenin gerçekleşmiş olması sebebiyle, her ne kadar davacı tarafça 123.058,20 TL üzerinden takip başlatılmış ise de, 120.000,00 TL'lik alacak iddiasının davacı tarafça kesin ve net bir şekilde ispatlanamadığı, davacı alacağının, takip tarihinden önce ödenen çek bedelli düşüldüğünde 3.058,20 TL olduğu, bilirkişi raporundaki "davacının, davalı yandan takip tarihi itibariyle 3.058,20 TL alacaklı olduğu" yönündeki tespite değer vermek gerektiği, bilirkişi raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, 3095 sayılı yasaya göre tarafların tacir olduğu dikkate alınarak faaliyetin ticari iş sayılması ve avans faizi talep edilebilmesinin mümkün olduğu tespitiyle beraber davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında ile asıl alacak 3.058,20 TL üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Ayrıca davacı tarafça davalıdan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup 3.058,20 TL asıl alacağın likid olması karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluştuğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş olup 2004 sayılı İİK'da yer alan yasal koşullar oluşmadığından talebin reddine dair davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile asıl alacak 3.058,20 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak 3.058,20 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda ticari faiz uygulanmasına,İİK 67/2. maddesi gereğince 3.058,20 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 611,64 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,İİK 67/2. maddesindeki şartlar oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişinin davalı/borçlu defterlerine göre davalı/borçlu tarafından bakiye borcuna karşılık olarak, 21.12.2018 tarihinde 4 adet ve her biri 30.000 TL bedelli olmak üzere toplam 120.000TL bedelli çek ile ödeme yapıldığını, ancak 4 adet çekin vadeleri ile 14.01.2019 takip tarihinden önce ödenip ödenmedikleri hususunda dosyada herhangi bir bilginin bulunmadığını , raporun sonuç kısmında bu hususlara ilişkin seçenekli tespitlerde bulunmuş olup; davalı tarafından, davacı yana verildiği görünen toplam 120.000 TL tutarındaki çeklerinin, takip tarihinden önce verilmiş ve vadesinin de takip tarihinden önce olması ve bedelinin de tahsil edilmiş olması halinde davacının davalı yandan, takip tarihi itibariyle 3.058,20 TL alacaklı olacağı, 120.000 TL tutarındaki çeklerinin, takip tarihinden sonra verilmiş veya bedelinin tahsil edilmemiş olması halinde davacının davalı yandan, takip tarihi itibariyle 123.058,20TL alacaklı olacağı kanaatine varıldığını, Mahkeme gerekçeli kararında ''120.000,00.-TL bedelli toplam dört adet çekin, takip tarihi olan 14.01.2019 tarihinden önce 21.12.2018 tarihinde davacı tarafa ödendiği, takip tarihinden önce bahse konu ödemenin gerçekleşmiş olması sebebiyle ..'' gerekçesi ile bilirkişi raporundaki ilk seçenek üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup, hükme bu yönüyle itiraz etme zorunluluğu hasıl olduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar seçenekli olarak tespitlerde bulunmuş ise de taraflarınca sunulan defterlerin lehlerine delil niteliğine haiz olduğunu belirtmiş olup, yapılan incelemelerde de takibe konu borçlara ilişkin bedellerin taraflarına ödenip ödenmediğine dair somut bir delilin bulunmadığını belirttiğini, bu yönüyle yetersiz ve eksik inceleme ile hazırlanmış rapor üzerinden müvekkili şirkete ödeme yapıldığından bahisle kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, kaldı ki müvekkil şirket kayıtlarında da davalı/borçlu kayıtlarında sunulduğu belirtilen çeklerin bulunamadığının ve müvekkil şirketle yapılan görüşmelerde de ilgili çeklerin taraflarına ulaşmadığının öğrenildiğini, bu haliyle takibe konu bedellerin müvekkili şirkete ödenmediği ve davalının icra takip dosyası ile borçlu hususunun ortada olduğunu, Mahkemece ilgili çeklerin ödemesinin yapılıp yapılmadığı hususunun banka kanalı ile araştırılması gerekmekte iken ödeme yapılmışcasına yetersiz inceleme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla yerel Mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tam kabulüne, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yeniden incelenerek karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının bakiye alacak iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu hususta satışın gerçekleşmiş olduğunun ve davacı tarafından teslim edildiği iddia edilen malların teslim edilmiş olduğunun ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olduğundan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/214 Esas ve 2021/712 Karar sayılı ve 05/10/2021 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; satım ilişkisinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1.Davalı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 2021 yılı için miktar ve değeri 5.880 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.Eldeki uyuşmazlıkta dava değeri 123.058,20 TL'dir. Mahkemece kabul edilen ve davalı tarafça istinaf incelemesine konu edilen kısım 3.058,20 TL olup, bu miktar, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın Ek 1. maddenin ikinci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altındadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih ve 2024/10-205 Esas ve 2025/410 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyla kesin olan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.Eldeki davada 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibariyla değerlendirme yapılması gerekmekle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 123.058,20 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 14.01.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takibe konu alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; davacıya ait 2016,2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafça cari hesap ekstresi sunulduğu, taraflara ait BA-BS formlarının incelenmesinde; 2017 yılı fatura adet ve bedel miktarlarının birbirleriyle örtüştüğünün, 2016 yılına ilişkin fatura adet ve bedel miktarlarında 1 adet fatura yönünden davacının 7.765 TL tutarında fazladan satış bildiriminde bulunduğunun, 2018 yılına ilişkin fatura adet ve bedel miktarlarında 1 adet fatura yönünden davalının kendi aleyhine 1.395 TL(KDV hariç) tutarında fazladan alış bildiriminde bulunduğunun tespit edildiği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 123.058,20 TL alacaklı olduğu, davalının ise takip tarihi itibariyle davacıya 4.704,30 TL borçlu olduğu, kayıtlar arasındaki farklılığın davalı tarafından 21.12.2018 tarihinde her biri 30.000 TL bedelli 4 adet çekten ve 08.06.2018 tarihli 1.646,10 TL (KDV hariç 1.395 TL) tutarındaki mükerrer kayıtlı faturadan kaynaklandığı, dört adet çekin vadeleri ile takip tarihinden önce ödenip ödenmediği hususunda dosyada herhangi bir bilginin bulunmadığı, davalı tarafından davacıya verildiği görünen toplam 120.000 TL tutarındaki çeklerin, takip tarihinden önce verildiği ve vadesinin de takip tarihinden önce olması ve bedelinin de tahsil edilmiş olması halinde davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle 3.058,20 TL alacaklı olduğu; 120.000 TL tutarındaki çeklerin, takip tarihinden sonra verilmiş ve bedelinin de tahsil edilmemiş olması halinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 123.058,20 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir .Taraflar arasında ticari satıma ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de incelenen ticari kayıtlar ve BS-BA formlarına göre taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. Satım sözleşmesinde malın teslim edildiğini ispat yükü satıcıya aittir. Salt fatura düzenlenmesi ve tebliği alacağın varlığına delil teşkil etmeyeceği gibi malın teslim edildiği anlamına da gelmez. Somut olayda dava ve takibe konu açık hesap alacağını oluşturan faturaların davalı cari hesap ekstresinde yer aldığı ve davalının bu faturaları vergi dairesine BA formları ile bildirdiği gözetildiğinde mal teslimi yönünden ispat yükü üzerinde olan davacı, faturalara konu malların teslim edildiğini ispatlamıştır. Mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tahsilde tekerrüre yer vermeyecek biçimde alacağın temel ilişkide talebine engel değildir. (Yargıtay kapatılan 19. HD'nin 2016/10886 E., 2699 K. sayılı ve 16/06/2016 tarihli; 2014/11052 E.,17097 K. sayılı ve 27/11/2016 tarihli ilamları). Buna göre çek bedeli tahsil edilmediği sürece tahsilde tekerrür olmamak üzere temel ilişkiye dayalı icra takibi başlatılması da mümkündür. Somut olayda dosyaya sunulan davalı cari hesap ekstresinde davacıya çek verildiğine dair kayıt bulunduğu görülmekte olup, davacı ticari defterlerinde buna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Çekin bir ödeme aracı olduğu gözetildiğinde davacıya ödeme yapıldığını ispat yükü davalı üzerindedir. Bu durumda davalıdan bu çekler hakkında bilgi vermesi istenerek çeklerin birer örneğinin dosyaya ibraz edilmesinin sağlanması ve çeklerin davacı lehine düzenlenip düzenlenmediğinin veya çekler üzerinde davacı cirosunun bulunup bulunmadığının araştırılması, çeklerle ilgili ödeme yapılıp yapılmadığının muhatap bankalardan sorulması gerekir. Bu eksiklikler giderildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece çeklerin ödendiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025