TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2023/605 Esas 2023/847 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2023 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat (kasko) istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğuyla reddine yönelik olarak verilen hükme karşı da…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/792 Esas 2025/1586 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/792 KARAR NO : 2025/1586 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2023/605 Esas 2023/847 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2023 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat (kasko) istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın dava şartı yokluğuyla reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/02/2022 tarihinde müvekkilinin aracının karıştığı trafik kazasında hasar gördüğünü, davalının müvekkilinin kasko sigortacısı olduğunu, aracın pert total olması nedeni ile davalının 385.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak ödemenin zararı karşılamadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na bu yönde yapılan başvurunun usulden reddedildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL bakiye zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; etki, zamanaşımı ve kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte hasara ilişkin olarak davacıya 385.900,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, ibraname düzenlendiğini, müvekkil şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2022/274462 karar sayılı hakem kararı ve 2022/İHK-64881 karar sayılı kararlarının incelenmesinde, dosyaların taraflarının aynı olduğu, her iki talebin de 19/02/2022 tarihli kazaya ilişkin olup davacının kasko sigortacısı olan davalıdan bakiye pert total tazminatını talep ettiği, dava sebeplerinin de aynı olduğu, sigorta tahkim komisyonu hakem heyeti kararı usulden reddetmiş ise de itiraz hakem heyeti tarafından talebin esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, sigorta tahkim komisyonu tarafından verilen kararın eldeki davada kesin hüküm oluşturduğu gerekçeleriyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sigorta Tahkim Komisyonunca usulden red kararı verildiğinden eldeki davada kesin hüküm teşkil etmeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, araca ait fotoğraflar, trafik tescil kayıtları kaza tespit tutanağı,Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2022/274462 karar sayılı hakem kararı ve İtiraz Hakem Heyetinin 2022/İHK-64881 karar sayılı kararları vs deliller dosya arasında mevcuttur. Davacı yan, davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracının 19/02/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını iddia ederek hasar bedelinin tazmini istemiyle eldeki davayı açmış, davalı yan kesin hüküm itirazında bulunmuş, mahkemece kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. HMK'nun 114/1-i maddesi uyarınca "Aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış" olması dava şartıdır. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de resen değerlendirmesi gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 303/1 maddesi uyarınca "bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmünü içermekte olup, kesin hüküm HMK'nun 114/1-i maddesi Bu durumda tarafları ve konusu dosyamız tarafları ve konusuyla aynı olan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/587 Esas 2021/252 Karar sayılı dosyasının eldeki dava yönünden kesin hüküm ve kesin delil teşkil edip etmediğini öncelikle incelenmesi gereklidir. 6100 sayılı HMK'nun 303/1 maddesi uyarınca "bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmünü içermekte olup, kesin hüküm HMK'nun 114/1-i maddesigereğince olumsuz dava şartlarındandır. Bu nedenledir ki kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de, davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Hemen belirtilmelidir ki kesin hüküm, şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (Örneğin HUMK. m. 427; HMK. m. 361). Yasa yolu açık olan bir karar, yasa yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Öte yandan, temyiz yolu açık olan bir karar temyiz edilip sonuçta onanmış ve karar düzeltme süresi geçirilmişse, ya da karar düzeltme yoluna gidilip de bu istem reddedilmişse veyahut yasa yoluna başvurmaktan feragat edilmişse verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir. Maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması; ikinci koşulu müddeabihin aynılığı; üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. 6100 sayılı HMK’nun 303/1.maddesi de, “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir tanımı içermektedir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2003 gün ve 2003/21-30 E. 2003/57 K.; 23.02.2005 gün ve 2005/21-66 E. 2005/93 K.; 03.03.2010 gün ve 2010/11-75 E. 2010/121 K.; 08.12.2010 gün ve 2010/1-602 E. 2010/643 K.; 02.11.2011 gün ve 2011/2-561 E. 2011/668 K. sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır. Mahkemeler, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlıdırlar; aynı davayı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Baki Kuru, a.ge., C. V, s. 5051- 5053). Sigorta Tahkim Komisyonunun 21/10/2022 tarih 2022.E.228941-2022/274462 karar sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararının incelenmesinde; dosyamız davacısının eldeki davadaki iddia ve taleplerle dosyamız davalısına karşı dosyamız davasına konu 19/02/2022 tarihli kaza nedeniyle aracında meydana gelen bakiye pert total tazminatını talep ettiği, sigorta tahkim komisyonu hakem heyeti kararı ile talebin usulden reddedildiği, karara karşı dosyamız davacısı tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 21/12/2022 tarih 2022.i.63188- 2022/İHK-64881 karar sayılı kararı ile işin esasına ilişkin değerlendirme yapılmak suretiyle taraflar arasında imzalanan ibraname gereğince davalının sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verilmesiyle kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda, tarafları, sebepleri ve talepleri aynı olan konuda, daha önceden Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından esasa ilişkin karar verildiğinden, İlk Derece Mahkemesince, kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir hata bulunmadığından (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/05/2025 tarih 2022/12955 Esas 2025/8604 karar sayılı, aynı Dairesinin 11/09/2023 tarih 2023/123 Esas 2023/9000 Karar sayılı emsal ilamları) davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -