T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/991 KARAR NO:2025/1970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2021 NUMARASI:2018/37 E. - 2021/1013 K. DAVANIN KONUSU:Satılanın ayıplı malın misli ile değiştirilmesi-bedel iadesi Taraflar arasındaki aracın misliyle değişimi, olmazsa bedelin iadesi talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/991 KARAR NO:2025/1970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2021 NUMARASI:2018/37 E. - 2021/1013 K. DAVANIN KONUSU:Satılanın ayıplı malın misli ile değiştirilmesi-bedel iadesi Taraflar arasındaki aracın misliyle değişimi, olmazsa bedelin iadesi talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı,davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 31.03.2016 tarihinde davalıya ait yetkili bayiden, ...Marka, ... model, ... motor numaralı... Şasi numaralı kamyon satın aldığını, adı geçen aracın ... plakayla tescil edildiğini, 29/04/2016'da trafiğe çıktığını, aracın henüz 1681 Km'deyken vitesin aktarmaya geçmemesi nedeniyle servise götürüldüğünü, yine davalı şirketin bayisi ve yetkili teknik servisi olan... AŞ'ye teslim edildiğini, 08/08/2016 tarihinde araç alınırken aracın vites topuzunun sağa-sola oynama yaptığını, vites kolunun olması gerektiği yerde olmadığı, bariz bir kayıklığın söz konusu olduğu, şanzıman üst muhafaza cıvatasının eksik olduğu hususlarının tespit edildiğini, aracın bu şekilde teslim alındığını, araç teslim alındıktan sonra 4. vitesten sonrasına geçmediğini, bu şekilde davacının aracı kullanamadığını, aracın kullanılmadığı süre boyunca davacının uğradığı zararların tazmini için Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/695 Esas sayılı dosyasıyla yargılama başladığını, araçtaki sıkıntının devam etmesi ve bu şekilde kullanılamaması nedeniyle ilk arızanın tamiri esnasında vites kolunun tam oturtulamadığının anlaşıldığını, bu kez aracın henüz 5.183 km'de iken yine arıza yaptığını, 21/07/2017 tarihinde... AŞ adlı servise gönderildiğini, düzenlenen kalite raporunda şanzıman esnemesiyle ilgili problem olduğunun anlaşıldığını, şazımanın esneyerek motoru da esnettiği ve takozların da bu nedenle problem çıkarttığını, bu sorundan dolayı da araçta sarsıntı, ses ve debriyajda sorun oluştuğunun tespit edildiğini, servisin 21/07/2017 tarihli ve... iş emir numaralı kalite raporunda bu hususların yer aldığını, aracın 09/10/2017 tarihinde rapor düzenlenerek davacıya teslim edildiğini, raporda aracın kontrol edildiği, araç hareket halindeyken engebeli yollarda şanzımanın esneyerek motoru esnettiği ve bu duruma bağlı olarak aracın takozlarına vurma yaptığı, bu sebeple de araçta ses ve sarsıntı meydana geldiğinin belirtildiğini, aracın servise arızalı geldiği ve arıza giderilemeden müvekkiline teslim edildiğinin tutanak altına alındığını, tüm bu gelişmelerden sonra aracın arızalı bir şekilde davacı elinde olduğunu, kullanılamaz durumda bulunduğunu, ayıbın giderilmesinin de mümkün olmadığını, ayıbın giderilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacının Tekirdağ... Noterliğinin 27/09/2017 tarih ve .. yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalı ....'e Tekirdağ... Noterliği'nin 06/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalı ... AŞ'ye dava konusu aracın yenisiyle değiştirilmesi talebinin iletildiğini, cevap alınamadığını, dava konusu aracın onarılamadığını, aracın yapımından kaynaklanan kusuru bulunduğunu, davacının ticari hayatının bu sebeple sekteye uğradığını, halen de uğramakta olduğunu, defalarca ve hiçbiri kullanıcıdan kaynaklanmayan sebeplerle arıza çıkaran aracın yenisiyle değiştirilmesi ve yenisiyle değiştirilmesinin mümkün olmaması durumunda sözleşmeden dönülmesine ve araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, dava konusu aracın ayıplı olarak satıldığının ve ayıbın giderilmesinin mümkün olmadığının tespitine, aracın aynı modelde ayıpsız yenisiyle değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde araç satış bedeli olan 263.737.55 TL'nin 31/03/2016 tarihinden işleyecek ticari fizi ile davalılardan tahsiline karar verimesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; aracın 31.03.2016 tarihinde satın alındığını, aracın servise götürüldüğü ilk zamanın 08.08.2016 olduğunu, davacının gönderidiği ihtarların ise 08.12.2017'de tebliğ olduğunu, dolayısıyla davacının yerine getirmesi gereken muayyene ve ihbar külfetinin zamanında yerine getirilmediğini, garanti süresi kapsamındaki şikayetleri yetkili servisler tarafından giderildiğini, ayrıca yetkili servis raporunda belirtildiği gibi aracın engebeli yolda kullanımı sırasında ortaya çıkan arızanın (ses ve sarsıntı) kullanım hatasından da kaynaklanabileceğini, davalının onarım hakkını kullanmış olduğunu, bundan sonra Garanti Yönetmeliğinde belirtilen diğer şartlar gerçekleşmeden diğer seçimlik haklara başvurulamayacağı, ayrıca, değişimin veya bedel iadesinin satıcı için orantısız güçlükleri doğurması halinde (ömeğin onarım bedelinin araç bedeli vanında fazla büyük olmaması hali gibi) ayıp oranında bedel indirimi yoluna gidilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; aracın satımına ilişkin müvekkili ile davacı arasında herhangi bir satım ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin aracın ithalatçısı olduğunu ve pasif husumet ehliyeti olmadığını, süresinde muayene ve ihbar yapılmadığını, araçta imalattan kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığını, onarım ile bu hakkının kullanıldığını, dava konusu aracın değeri, kullanıldığı süre ve şikayetin varlığının kabulü halinde dahi şikayetin onarılabilir olması nazara alındığında davacı tarafın terditli olarak aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya bedel iadesi talepli huzurdaki davayı ikame etmesinin iyi niyet kuralları çerçevesinde kabul edilemeyeceğini, değişim halinde mezkur aracı halihazırda sorunsuz olarak kullanan davacı tarafın elde edeceği yarar arasında oransızlık meydana geleceğini, terditli taleplerinden bedelin iadesine ilişkin talebin de faiz başlangıç tarihi olarak aracın davalıya teslim edildiği tarihin esas alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, araçtaki ayıp nedeniyle aracın yenisiyle değiştirilmesi ve uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.Davalı ... A.Ş.'nin Türk İthalatçısı diğer davalının satıcısı olduğu, ... plakalı kamyonun davalı ... tarafından davacıya satıldığı sabit olduğu, uyuşmazlığın araçta meydana gelen arızanın (ayıbın) niteliği (gizli veya açık ayıp ) bu niteliğine göre süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı ile TBK.227. Maddesindeki düzenlenen ihtimallere göre ayrı ayrı davacının alacağının ne olduğu, mevcut arızanın giderilip giderilmeyeceği ve arızanın giderilerek aracın kullanılıp kullanılmayacağı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir...Aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplıysa TBK'nun 227. Maddesi kapsamında hangi seçimlik hakkın kullanılmasının uygun olacağı konusunda rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişilere teslim edildiği, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; dava konusu aracın önemli derecede yenisiyle değiştirilmesini haklı kılacak derecede gizli ayıplı olduğu belirtilmiş olup raporda ayrıca davacının onarıma izin vermemesi sonucu ses ve sarsıntı probleminin giderilemediği de belirtilmiştir.Ancak, söz konusu rapor araç üzerinde teknik bir inceleme yapılmaksızın düzenlenmiş olup maddi gerçeğin tespiti ve davalı itirazları dikkate alınarak araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.Alınan ek raporlarda bilirkişiler aracın vites kutusunun yetkili bir serviste demonte edilmesi gerektiğini, ancak bu durumda teknik inceleme yapılarak rapor düzenlenebileceğini belirtmişlerdir. Buna göre, mahkememizce aracın vites kutusunun demonte edilmesine ilişkin ara kararlar oluşturulmuştur. Anacak aracın üzerinde inceleme yapılması için hazır edilmediği, davacı vekilinin yetkili servisin Hadımköy-Esenyurt olarak belirlenmesine itirazının bulunmadığını belirttiği, aynı celsede keşif günü verildiği, ancak davalıya ait yetkili servis olduğu belirtilerek aracın hazır edilmediği ve özel serviste inceleme yapılmasını talep ettiği görülmüştür. Aracın vites kutusunun demonte edilerek parçalar halinde bilirkişi incelemesine sunulması gerektiğine ilişkin ön rapor dikkate alınarak bu şekilde yetkili serviste işlem yapılması gerektiği, ancak davacı tarafça aracın hazır edilemediği ve üzerinde de inceleme yapılamadığı, kök raporda ve ek raporda davacının onarıma izin vermemesi nedeniyle ses ve sarsıntı probleminin giderilemediği belirtilmiş olup araç üzerinde inceleme yapılması gerektiği kanaati oluştuğundan önceki raporun da hükme esas alınamayacağı, ispat yükünün davacıda olduğu, aracı hazır etmemesi ve bilirkişilerce inceleme yapılamaması nedeniyle gizli ayıbın ispatlanamadığı anlaşılmıştır.HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; gizli ayıp iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 02/05/2019 tarihli raporda, aracın detaylıca incelenmesi sonucu ortaya çıkan değerlendirmelere, davalı tarafından yalnızca dosyayı sürüncemede bırakmak ve uzatmak kastıyla yapılan itirazlar sonucunda dosya yeniden bilirkişiye tevdi edildiğini, son gelen 22/12/2020 tarihli bilirkişi 3. Ek raporunda, ayıplı aracın vites kutusu bilirkişiler tarafından fiziki imkansızlıklar nedeniyle incelenemediğinden, yetkili servis bulunması ve imkan sağlanması durumunda parçaların incelenebileceğinin belirtildiğini, bunun üzerine ilk derece mahkemesi tarafından, davalı ... vekiline yetkili servisten vites kutusunun demonte edilmesine ilişkin randevu alması için yetki verildiğini, kendilerine verilen bilgiler doğrultusunda davalı vekili tarafından ayarlanan gün ve saatte, müvekkili davacının aracı hazır ettiğini, ancak belirlenen servise gittiğinde servisin davalıya ait bir servis olduğunu fark ettiğini, bu sebeple yargılamanın sağlıklı bir şekilde devam edemeyeceğini, yetkili servisin taraflı bir tutum sergileyeceğini düşünerek aracın serviste incelenmesine muvafakat göstermediğini, dosyaya sundukları 110/2021 tarihli beyan dilekçelerinde aracın vites kutusunun davalı şirketin yetkili servisinde demonte edilmesinin yargılama açısından sağlıklı bir sonuç doğurmayacağı kanaatleri sebebiyle bu husus açıkça belirtilerek, aracın vites kutusunun mahkemece belirlenecek olan ve davalının hüküm ve tasarrufunda olmayan tarafsız bir yetkili servis tarafından demonte edilerek bu doğrultuda bilirkişiler tarafından incelenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin mahkemece kabul edilmeyerek aracın keşife hazır edilmemesi ve bilirkişilerce inceleme yapılamaması sebebi ve gizli ayıbın ispatlanamadığı gerekçesiyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak davanın reddedildiğini, halbuki aracın daha önce dosya içerisine alınan bilirkişi raporlarından da açıkça anlaşılacağı üzere defalarca kez incelendiğini, 2/05/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda davanın haklılığına yönelik değerlendirme bulunduğunu, davaya konu ayıplı aracın, davalı şirketin tasarruf ve himayesinde olan bir yetkili serviste demonte edilerek incelenmesine muvafakat edilmemesi dolayısıyla davanın reddine karar verilmesinin son derece hakkaniyete aykırı bir durum teşkil ettiğini, davacı müvekkilinin aracını, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütüleyemeyeceğini düşünerek keşif gününde aracını hazır etmesine rağmen davalının hüküm ve tasarrufunda bulunan bir yetkili servis tarafından incelenmesine muvafakat etmemesinin son derece haklı bir durum olduğunu, davacının bu haklılığı ve bilirkişilerce lehlerine düzenlenen raporlar karşısında, davanın reddine karar verilmesinin kararın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma konu araçtaki ayıp sebebiyle TBK'nın 227. maddesi uyarınca aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, mümkün olmazsa bedelin iadesi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıların ithalatçı ve satıcısı olduğu dava dilekçesinde özellikleri yazılı bir adet kamyonu sıfır olarak 263.737,55 TL'ye satın aldığını, aracın teslim alınmasından hemen sonra, üretimden kaynaklı çeşitli arızalar yaşadığını, sık sık servise götürülen araçtan gerekli şekilde istifade edilemediğini, aracın hâlen arızalı olduğunu ileri sürerek, TBK'nın 227. maddesi uyarınca, aracın misliyle değiştirilmesini, mümkün olmazsa araç için ödediği bedelin iadesini talep etmiş; davalılar ise araçta gizli ayıp bulunmadığını, ihbar ve muayene sürelerine uyulmadığını savunmuşlardır.Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki:Öncelikle, taraf beyanlarından davalı ... şirketinin aracın satıcısı, diğer davalının ise ithalatçısı olduğu anlaşılmaktadır. Tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alıcının, akdî sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmesi mümkün olmamakla birlikte bu kişilerin araç için ayrıca garanti vermiş olmaları bu hâlin istisnasıdır. Ancak somut olayda dava konusu aracın garanti belgesine dosya kapsamında rastlanmamıştır. Bu durumda, mahkemece davalı ...'in taraf sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti için aracın garanti belgesinin dosyaya dâhil ettirilerek inceleme yapılması gerekirken, bu hususta hiç bir inceleme ve araştırma yapılmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Öte yandan, somut olayda, bilirkişi heyetince düzenlenen 31.05.2020 ve 21.12.2020 tarihli ek raporlarda, vites kutusunun bir yetkili serviste demonte edilip incelenmesi gerektiğinin belirtildiği, bunun üzerine mahkemece, 20.04.2021 tarihli duruşmada, davalı Mercedes vekilinin yetkili servisin Esenyurt- Hadımköy olarak belirlenmesini talep ettiği, bunun üzerine mahkemece, aracın 28/05/2021 günü saat: 11:10 da Esenyurt Hadımköy yetkili servisinde hazır edilmesine, keşif gün ve saatinin bilirkişilere bildirilmesi ile araç üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine, yetkili serviste belirlenen tarihte randevu alınarak yetkili servisin uygun olmasını ayarlamak üzere davalı vekiline yetki verilmesine karar verildiği, bu ara kararın yerine getirilmediği, bir sonraki 28.09.2021 tarihli duruşmada davacı vekilinin ''İnceleme yapılacak olan servis davalı ...adına hizmet verdiğinden, müvekkil şirket tarafından kabul edilmemektedir, bu nedenle araç hazır edilememiştir, mümkünse tarafsız özel bir serviste inceleme yapılmasını talep ediyoruz.'' şeklinde beyanda bulunduğu, bunun üzerine mahkemece davanın ispatlanamadığından reddine karar verildiği görülmektedir. HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı uyarınca, taraflar, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına, bu kapsamda, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkına sahiptirler. Yine Anayasanın 36. maddesi ile AİHS'nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı uyarınca, taraflara, iddia ve savunmalarını etkili biçimde ileri sürebilme, delillerini sunabilme imkânının tanınmasını gerekir. Bu kapsamda, bir tarafın usuli herhangi bir davranışı, o tarafın davayı kaybetmesi sonucunu doğuracaksa, bu davranışının hukuki sonuçları hakkında ilgili tarafa açıkça kesin süre verilmesi ve kesin süreye uyulmamasının sonuçları konusunda usulüne uygun ihtarda bulunulması gerekir.Ancak somut olayda davacı vekiline, dava konusu aracı, belirlenen günde yetkili serviste hazır etmemesi hâlinde doğacak hukuki sonuçlar konusunda HMK'nın 94. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde ihtarda bulunulması gerekirken, gerekli ihtar yapılmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.12.2025