11. Hukuk Dairesi 2013/7309 E. , 2013/21465 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.02.2013 tarih ve 2013/2-2013/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisinde
**11. Hukuk Dairesi 2013/7309 E. , 2013/21465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.02.2013 tarih ve 2013/2-2013/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili adına tescilli “Miray” markasının yazım, renk ve yazı karakterleri olarak bire bir aynısı olan “minay”, “mirayım”, “miralay”, “nivay” markalarının tescili için davalı tarafından başvuruda bulunulduğunu, itirazları üzerine başvuruların incelemeye alındığını, davalının müvekkile ait markanın ambalajlarda kullanılan arka planını şekil olarak adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin sonradan haberdar olduğu için itiraz edemediğini, davalının adına tescil ettirdiği şekil markasını kullanması halinde müvekkilinin markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağlayacağını, benzer yazı karakterleri ile kullanılması halinde markalar arasında iltibas tehlikesinin var olacağını, davalının tescil ettirdiği şekil markasına dayanarak müvekkili hakkında savcılığa şikayette bulunduğunu ve müvekkil şirkete ait işyerinde arama yapılarak tespit edilen mallara el konulduğunu, ayrıca davalı tarafın, müvekkili şirketin ürünleri hakkında toplatma kararı olduğu ve mahkeme kararıyla üretim yapamayacağını söyleyerek müşterilerine psikolojik baskı yaptığını ve markalarını karaladığını ileri sürerek, davalının davacı markasına tecavüzünün önlenmesi ve adına tescil ettirdiği şekil markasının tescilinin hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine, 5.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, adına tescilli şekil ve logolar ile üretim yaptığını, kendisine yayından sonra itiraz etmeyen davacının bu davayı açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 2009/36971 sayılı davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne dair mahkemece bozmadan önce verilmiş olan karara yönelik temyiz itirazları reddedildiğinden, bu konuda tekrar karar kurulmasına yer olmadığına, davalının tescilli markaya dayalı olarak söz konusu eylemi gerçekleştirdiği belirlenmiş olmakla, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi nedeniyle tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.