TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2024 NUMARASI : 2024/127 Esas 2024/486 Karar DAVA : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : 23/02/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı tarafından…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1405 Esas 2025/1324 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1405 KARAR NO : 2025/1324 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2024 NUMARASI : 2024/127 Esas 2024/486 Karar DAVA : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : 23/02/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalıların haksız filleri sonucu davacının kamuya doğan borçlarının 6102/TTK m.202/1-c m.206 - m.238 hükümleri ne göre tüzel kişlik perdesi geçici olarak kaldırılıp, ana ortaklığa yüklenen kamuya ait vergi borçlarının gerçek sorumlusu davalılara rücuen ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dava nezdinde zorunlu arabuluculuk kurumu bulunduğunu, dava tarihinden önce arabuluculuğa başvurmayan davacının işbu davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu dava yetkisiz mahkemede açılmış olup kesin yetki kuralı gereği yetkili mahkeme Ankara Batı Ticaret mahkemesi olduğunu, davacı yanın müvekkilerle ile birçok hukuk ve ceza alanında kesinleşmiş dosyaları bulunduğunu, davacı yan aleyhine sonuçlanan davalara rağmen devamlı olarak aynı talepleri içeren fakat derdestlik ve kesin hüküm itirazına uğramamak için dolanbaçlı yollarla farklı davalar açtığını, taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili ... şirket hisselerini sonradan devir ve temlik almış olup diğer davalı ...'nın ise davacının iddiaları ile ilgi ve alakası bulunmadığını, aynı iddialara dayalı açılıp sonuçlanan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/440 E,2017/771 K sayılı kararı ile reddedilen ve kesinleşmiş kararın bulunduğunu, bu nedenle kesin hüküm itirazlarınını bulunduğunu, inançlı işlem iddiası ile yargılamanın yenilenmesi talebi ile yine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/322 E, 2022/508 K sayılı ilamı ile reddedilip davacının istinafı ile Ankara Bam 21.HD'nin 2022/1466 E, 2024/423 K sayılı ilamı ile reddedildiğini dosyanın şuan yargıtay aşamasında olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirir bir durumun olmadığını, İnançlı işlem ve muvazaa iddiası yönünden iş bu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile zamanaşımı nedeni ile reddine, öncelikle ..., ... ve ... açısından davalı şirket ortağı olmamaları nedeni ile bu müvekkilleri yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, müvekkilleri ... ve ... ile ilgili olarak inançlı işlem iddiası yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, iş bu davanın inançlı işlem iddiası yönünden kesin hüküm nedeni ile reddine, davanın tüm davalı müvekkiller yönünden külliyen esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın vergi borçlarının rücuen tazmini istemine ilişkin olup, eldeki davanın 28/12/2023 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında davacının dava şartı olan arabuluculuğa başvurmadan davayı ikame ettiği anlaşıldığından HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun 115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın tespit davası olup feri talebinin rücu olduğunu, davanın arabuluculuğa tabi olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; vergi borçlarının rücuen tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı tarafça, davalı ... Ltd. Şti'nin muvazaa ile kuruluşunun (TBK'nun 19 maddesine göre hiç kurulmamış sayılması gerektiğinin) tespiti ile, muvazaa var ise davacıya yüklenen güncel kamu borcunun davalılara sorumlulukları oranında rücu edilmesinin talep edildiği, davalı tarafça davanın reddinin savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davasının usulden reddine karar verildiği, davacı tarafça eldeki davanın tespit davası olup, önce tespit davası hakkında karar verilmesi gerektiği ve bu yönüyle davanın arabuluculuğa tabi olmadığı belirtilerek istinafa gelindiği görülmüştür. Davacı tarafça her ne kadar istinaf dilekçesinde muvazaanın tespitinin talep edildiği, rücu talebinin, fer-i talep niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağı gibi davacının da beyan ettiği üzere mahkemece davacıya yüklenen güncel kamu borcunun davalılara sorumlulukları oranında rücu şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için önce muvazaanın değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda muvazaanın varlığının değerlendirilmesinin asıl talep değil, rücu şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece tetkik edilebilmesinin ön şartı olduğu görülmüştür. 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2. maddesi uyarınca; Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Yasal düzenlemeler ile birlikte davacının istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalılar aleyhine davalı ... Ltd. Şti'nin muvazaa ile kuruluşunun tespiti ile muvazaa var ise davacıya yüklenen güncel kamu borcunun davalılara sorumlulukları oranında rücu edilmesi talebiyle eldeki davanın açıldığı, eldeki davanın TTK'nın 4/1 ve 5. maddesi düzenlemesi karşısında mutlak ticari dava olarak kabul edileceği, 6102 sayılı TTK'nun 4 maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda , arabuluculuğun dava şartı olarak belirlendiği, davacı tarafça anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın bir örneğinin dava dilekçesine eklenmediği gibi, dava dilekçesi içeriğinden arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin de bir belirlemenin yapılmadığı, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği dikkate alındığında konu borcun sorumlulukları oranında rücu işleminin niteliği itibari ile tazminat davası olduğundan ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK'nun 362/(1)-c maddesi gereğince kesin olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.19/11/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -