11. Hukuk Dairesi 2023/3320 E. , 2024/5155 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/205 Esas,2023/274 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/11 E., 2021/37 K. Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili taraf…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3320 E. , 2024/5155 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/205 Esas,2023/274 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/11 E., 2021/37 K. Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İğdir Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'nin ... ile birlikte %50 ortağı olduğunu, ...'ün 5 yıl boyunca şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, şirketle ilgili her türlü işlemde müvekkilinin onayının alınması gerektiği halde hiç bir zaman onayının alınmadığını, şirket müdürünün görev süresinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu halde şirketin genel kurul toplantısı yapmadığını, yeni müdürün belirlenmediğini, müvekkili tarafından Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 20.09.2016 tarihinde şirket müdürünün azline ilişkin olarak dava açtığını, Mahkemenin 2016/137 E., 2018/49 K. sayılı ilamı şirket müdürünün davalı şirket yönünden her türlü işleminin kısıtlanmasına karar verildiğini, şirket müdürü olan diğer ortağın ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kâr payı dağıtımını yerine getirmediğini, bu nedenle davalı şirkete temsilci kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, ortada davacının iddialarının aksine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) uyarınca mahkemenin müdahalesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, sektörde uzun yıllar tecrübe sahibi, tanınan başarılı bir yönetici olan müvekkilinin şirketin kurulmasında kurucu olarak görev yaparak şirketin müdürlüğünü sürdürdüğünü, dava dilekçesinde bahsedilen 2016/37 E. sayılı dosyasının istinaf incelemesinde olup halen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/1499 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkili hakkında tedbiren işlem yapma hakkının kısıtlanmasına ilişkin kararının istinaf tarafından bozulduğunu, ayrıca Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/43 E. sayılı dosyası ile davacı tarafa yapılan usulsüz hisse devri nedeni ile şirket hisse devri işleminin iptali davasının da halen derdest olduğunu savunarak müvekkilinin şirket müdürlüğü görevine son verilerek şirkete kayyım atanması talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesini, şayet mahkeme aksi kanaat halinde ise derdest davaların sonucunun bekletici mesele yapılmasını ve nihayetinde davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi gereği genel kurulu ister olağan isterse olağanüstü olsun toplantıya kural olarak müdürlerin davet edebileceği, somut olayda 2018 yılına ait olağan genel kurulun 22.04.2019 tarihinde yapıldığı, 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihten geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına karar verildiği ve kararın 22.04.2019 tarihinde Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tescil edildiği, davalı şirket müdürünün görev süresinin belli bir tarihle sınırlandırılmadığı ve dolayısıyla bu karara göre görevinin halen devam ettiği, yani davalı limited şirkette kayyım tayinini gerektirir bir yönetim boşluğunun ve temsil sorununun söz konusu olmadığı, diğer yandan davacı vekili tarafından mahkemenin 2016/137 E. 2018/49 K. sayılı karar ilamı dayanak gösterilerek şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğundan bahisle organsızlık iddiası ile kayyım tayini talebinde bulunulduğu, birlikte temsil yetkisinin söz konusu olduğu ve genel kurulun mahkemenin 2016/137 E. 2018/49 K. sayılı dosyasında görülen şirket müdürünün azline ilişkin davanın kesinleşmesi sürecinde yapılamadığı kabulü ile hareket edildiğinde; müşterek temsil yetkisi söz konusu olduğunda bir müdürün tek başına genel kurulu toplantıya çağırmasının yasal olarak olası olmadığı, müdürün diğer müdüre ihtarname göndererek genel kurulu toplantıya çağırmak için müdürler kurulu kararı almak üzere biraraya gelme çağrısı yapması gerektiği ve cevap verilmediği yahut olumsuz cevap verildiği takdirde mahkemeye başvurarak genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi talep etmek suretiyle genel kurulu toplantıya çağırabileceğinin izahtan vareste olduğu, yine de şirketin müdürü sıfatıyla diğer ortak ...'ün tek başına genel kurulu toplantıya çağırıp toplanan genel kurulda birlikte temsil ve ilzama yetkili kılınan diğer müdürün imzası olmaksızın tek başına aldığı ve Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce de tescil edilen karar yok hükmünde olmayıp, yalnızca yasal süre içerisinde iptali şartları var ise olası olup, 22.04.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihten geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına dair verilen kararın mahkeme kararıyla iptaline karar verildiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir sav veya delil bulunmadığı, hal böyle olunca iptal edilmediği anlaşılan 22.04.2019 tarihli genel kurul kararı uyarınca davalı şirketin bir müdürünün bulunduğu, yani davalı limited şirkette kayyım tayinini gerektirir bir yönetim boşluğunun ve temsil sorununun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 18.04.2019 tarihinde yapılan davalı şirketin genel kuruluna müvekkilinin davet edilmediğini, söz konusu genel kurulda müvekkilinin haberinin bulunmadığını, bu nedenle yapılan genel kurulun hukuken geçerli olmaması nedeniyle iptali gerektiğini, davalı şirketin hukuken geçerli bir müdürünün bulunmadığını, müdür olmadığı için şirket yönetiminde boşluk söz konusu olduğunu, şirket müdürü seçimi için genel kurul toplantısı dahil %50, %50 iki ortaklı olması nedeniyle müdür seçimine karar verilmesinin de söz konusu olamayacağını, şirketin diğer ortağı olan ve 18.04.2019 tarihinde hukuka aykırı olarak toplanıp kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde kendini yeniden müdür seçen ...'ün kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediğini, süresi içerisinde genel kurulu toplamadığını, şirketin gidişatı hakkında kendine bilgi verilmediğini, müdürlük yetkilerinin kısıtlanması için Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/137 E., 2018/49 K. sayılı dosyasında karar alındığını, bu nedenle davanın kabulü yerine reddi kararının yerinde olmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 25.09.2013 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, tek şirket ortağının ... bulunduğu, ...'ün 5 yıl süreyle münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, Kurşunlu Noterliğinin 29.06.2015 tarihli devir sözleşmesi ile davalı şirketin vekili ... tarafından şirketin 25.000,00 TL sermaye payının aktifi ve pasifiyle davacı ...'e devrettiği, 04.08.2015 tarih ve 1 no'lu ortaklar kurulu kararında, 250 pay karşılığı 25.000,00 TL'nin davalı ..., 250 pay karşılığı 25.000,00 TL'nin davacı ... tarafından taahhüt edilip nakden ödendiği ve daha önceki şirketi münferiden imza yetkisine sahip davalı ...'ün imza yetkisinin devamına karar verildiği, ortaklar kurulu kararında davalı ... ve davacı ...'ün imzalarının yer aldığı, 12.08.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde bu devrin ilan ve tescil edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda davalı ...'ün 25.09.2018 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu, Kurşunlu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2017 tarih ve 2016/89 E., 2017/7 K. sayılı ilamında müşteki ... olan kamu davası yargılaması sonunda ...'ün yapılan yargılama sonunda adli para cezası ile cezalandırılmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı, davalı şirketin 18.04.2019 tarihinde genel kurulunun yapıldığı, genel kurul toplantısında şirketin yıllık faaliyet raporunun okunduğu, bilanço, kâr ve zarar hesapları okunmak suretiyle oylandığı, müdürler kurulunun oy birliğiyle ibra edildiği, müdürler kuruluna ücret ödenmemesine karar verildiği, 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihte geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına karar verildiği, toplantıya ortaklardan sadece ...'ün katıldığı, alınan ortaklar kurulu kararının ticaret sicil gazetesinin 02.05.2019 tarihinde tescil ve ilan edildiği, mali müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle; şirket hakkında açılmış bir soruşturma ve kovuşturma bilgisi bulunmadığından kayyım atanmasını gerektirir bir durum olmadığı, 02.05.2019 tarihinde yayınlanan ilanla yenisi seçilinceye kadar davalının şirket müdürlüğüne devam etmesine karar verildiğinden mevcut belgelere göre şirketin müdürünün olduğu ve temsil sorununun olmadığı, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) gereği de şirketin temsil veya yönetimi için şirkete kayyım tayinini gerektirir yeterli ve geçerli bir sebepin bulunmadığının belirtildiği, davalı şirketin %50 ortağı olan davacı yanca davalı şirketin diğer ortağı olan ...'ün müdürlük görevinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu ve şirkete yeni müdür seçilemediğinden davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik olarak işbu dava açılmış ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere dava tarihinden sonra davalı şirketin yapılan 18.04.2019 tarihli genel kurulunda davalı şirketi temsil etmek üzere .....'ün tekrar müdür olarak seçildiği, şirkette herhangi bir organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dava tarihinden sonra yapılan 18.04.2019 tarihli genel kurulun ticaret sicil gazetesinin 02.05.2019 tarihli ve 9820 sayılı nüshasında tescil ve ilan edildiği, söz konusu genel kurulun iptal edildiğine ilişkin herhangi bir kararın da dosyaya sunulmadığı, bu hale göre açılan davanın konusu kalmadığından mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, dosya kapsamına göre davalı şirketin müdürü olan...'ün görev süresinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu, dava tarihine kadar organ boşluğunun giderilmesi için şirket ortaklarının toplanmasına yönelik olarak genel kurul çağrısı yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davanın açılmasına davalı yanın sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderinin davalı yan üzerinde bırakılması gerekirken mahkemece davacı üzerinde bırakılmasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortada davacının iddialarının aksine 6102 sayılı Kanun uyarınca mahkemenin müdahalesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, sektörde uzun yıllar tecrübe sahibi, tanınan başarılı bir yönetici olan müvekkil şirketin kurulmasında kurucu olarak görev yaparak şirketin müdürlüğünü sürdürdüğünü, müvekkilinin 20.09.2013 tarihinden bu yana müdürlük görevini özen ve bağlılık ilkeleri uyarınca tüm yükümlülüklere uyarak şirketi başarılı bir şekilde idare ettiğini, müvekkilin görevi süresince mali konularda davacıya bilgi vermediği iddiası doğru olmayıp, davacı ortağın istediği zaman şirket çalışanlarından bilgi alabileceğini, tüm önemli iş ve işlemler davacının bilgisi ve onayı ile gerçekleştirildiğini, şirketin menfaatinin göz önünde bulundurulduğunu, ilanen yapılan toplantıya ilişkin çağrı evraklarının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 07.10.2019 tarihli müzekkere cevabı ekindeki CD'de gönderildiğini, bu sebeplerle, ilanen yapılan toplantıdan çok sonra 08.03.2019 tarihinde açılan davaya davacı yanın hatasının sebebiyet verdiğini istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kayyım atanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi ile 630 uncu maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 427 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.