T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/222 - 2026/467 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/222 KARAR NO : 2026/467 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/17 E. - 2023/434 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/222 - 2026/467 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/222 KARAR NO : 2026/467 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/17 E. - 2023/434 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 tarih ve 2023/17 E. - 2023/434 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın 2021/114364 sayısı ve “...” ibaresi ile gerçekleştirdiği marka başvurusuna yönelik itirazlarının reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, davalı başvuru sahibinin kötüniyetli olduğunu, dava konusu markadaki “...” ibaresinin “...” kelimesinin karşılığı olduğunu, müvekkilinin "...” markasın 1991 senesinden beri tescilli olarak kesintisiz ve etkin bir şekilde kullandığını, “...” ibareli markaların müvekkili adına uzun yıllardır tescilli olduğunu, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/371 esas sayılı dosyası ile davalıya ait sair markaların hükümsüzlüğü talepli dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, davalı tarafça müvekkili aleyhine Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/56E sayılı dosyası ile açılan kullanmama nedeniyle iptal davasında ise müvekkili markalarının kullanıldığının tespit edildiğini, buna rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, anılan kararın istinafta olduğunu, iş bu davada dava konusu markanın esas unsurunun “...” olduğunu, “...” ibaresinin davalı yanın markasının çatı/lider markası olduğunu, davalı yanın tek başına ... ve/veya ... markasını tescil alamayacağını bilmesi nedeniyle, anılan markaları yanına “...”; “...” vb. ayırt ediciliği bulunmayan tali unsurlar eklenmek sureti ile çok sayıda marka başvurusuna konu ettiğini, davalı yanın kötüniyetinin devam ettiğini, davalı başvurusu kapsamında kalan birtakım emtianın halen müvekkili markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer olduğunu, müvekkilinin yıllardır markalarını hem porselen yemek takımlarında hem de çatal bıçaklarda kullandığını, davalının da müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-14894 sayılı kararının iptaline, 2021/114364 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen kararın yerinde olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin aynı ibareli 2016/95616 nolu “...” markasının davacı markalarıyla iltibas yaratmadığının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2020/727E. 2022/138K. sayılı güncel ilamıyla sabit olduğunu, davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği markasının, Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/56 E. sayılı dosyası kapsamında 2007 tarihinden itibaren etki doğurmak üzere iptaline karar verildiğini, müvekkiline ait “...” markalarının T/02532 numarasıyla tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin ... uzantılı birçok markası olduğunu, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/241 Esas 2019/465 K. 16.12.2019 sayılı kararında “...” ile davacı markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bir benzerlik olmadığı yönünde karar verildiğini, bu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2022 tarih 2020/727 E. 2022/138 K. Sayılı ilamı ile de onandığını, davacı yanın 2000/10838 sayılı markasının kapsamındaki tüm sınıflarda iptaline 21/06/2007 tarihinden itibaren etki edecek şekilde karar verildiğini, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/50 E. (Eski Esas: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahekmesi 2017/371 E.) sayılı dosyasında devam eden hükümsüzlük davasında, kullanmama nedeniyle iptal davasının bekletici mesela yapıldığının davacı tarafça gizlendiğini, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/163E. 2021/43K. sayılı dosyası kapsamında da davacı yanın 2000/10838 sayılı markasının kullanılmadığının tespit edildiğini, müvekkiline ait 2021/114364 başvuru numaralı “...” markasının 7. ve 24. Sınıflarda tescilinin talep edildiğini, davacının itirazına gerekçe gösterdiği 126813 ve 144025 numaralı markalarının yalnızca 21. Sınıftaki sınırlı tabak emtialarında tescilli olduğunu, 2000/10838 numaralı iptal edilen markanın ise 11, 19 ve 21. Sınıflarda tescilli olduğunu, bu itibarla taraf markalarının kapsamları yönünden zaten benzer olmadıklarını, yine taraf markaları arasında bir benzerlik olmadığını, müvekkilinin “...” ibaresinin ürünün bir özelliğinin tanımlamak için markalarında kullandığını, bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacı yanın kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2021/114364 sayılı başvuru kapsamında yer alan bir kısım emtia yönünden taraf markaları arasında sınıfsal farklılığa rağmen emtia benzerliği bulunmakta ise de, davalı tarafça SMK m. 19/2 düzenlemesi kapsamında ileri sürülen kullanmama def’i uyarınca davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak 2000/10838, 126813 ve 144025 sayılı markalarını kullandığı hususunu ispatlayamadığı, bu nedenle anılan markaların hiçbirinin SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınamayacağı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda meydana gelmediği, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların iltibas derecesinde benzer olduğunu, davalı başvurusundaki ... ibaresinin çatı marka olduğunu, çatı markanın benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını, bilirkişi raporuna itiraza rağmen itirazların karşılanmadığını, davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığını, kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 25 yıldır kullandığı markasına davalının kendisine mal etmeye çalıştığını, davalının sürekli marka başvrusunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka başvurusu yapan davalı tarafça, davacının mesnet markaları yönünden SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında düzenlemesi kapsamında kullanmama def’i ileri sürüldüğü, davacının işlem ve dava dosyasına dayanak 2000/10838, 126813 ve 144025 sayılı markalarını kullandığını dosya kapsamında bulunan delillere göre ispatlayamadığının belirlendiği, bu kapsamda mahkemece mesnet markaların SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında dikkate almamasında bir isabetsizlik olmadığı, SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının oluşmadığı, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.