11. Hukuk Dairesi 2009/1180 E. , 2010/12620 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2007/160-2008/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı Avukatı ...ile davalı Avukatı ... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatla
**11. Hukuk Dairesi 2009/1180 E. , 2010/12620 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2007/160-2008/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı Avukatı ...ile davalı Avukatı ... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi vererek ve ikna ederek müvekkilinden 22.2.2001 tarihinde davalı şirketler adına 20.000 DM tahsil edilip, “... Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli makbuz verildiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini ve cevap dahi verilmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini,belgede devir eden olarak yer alan davalıYimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ. adına imza atan kişinin yetkili olup olmadığının belli olmadığını, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, şirket yöneticilerinin ...’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve TTK.nun 336 ncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse satımı yapılamayacağının tespitini,mevzuata aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünü, tahsil edilenin toplam TL karşılığı olan 18.406.00 TL'nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğunu, ...'a da ortaklık payı iadesi davası açılamayacağını,husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK.nun 329. ve 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını,1 yıllık zamanaşımının dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın, davacının davalı şirketlere sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu,davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı,her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle,davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile,diğer davalı şirketler hakkında açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329. ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline 22.2.2001 tarihli “Yimpaş Holding Anonim Şirketi Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” imzalatılarak (20.000 DM) para alındığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu belge davalılardan Yimpaş Holding A.Ş. unvanını taşımakta olup,bu belgede devredenin Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ, birim fiyatının (575 DM) ve ödenen toplam miktarın (20.000 DM) olduğu açıklamalarını içermekte ve kime ait olduğu belli olmayan sadece devreden ve devir alan olduğu belirtilen iki imzaya yer verilmiş,bu imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye ve devredilen hisse adedine ise yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davacının davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne 200 hisse ile ortak olduğunu dava öncesinde davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede,yanıt dilekçesinde savunmuş, davalı şirkete ait ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisine dayanmamış ve dosyaya da sunmamıştır. Hangi şirket adına cevap verildiği belirtilmeyen 27.03.2007 tarihli yazıda davacının, davalılardan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ.ne, Yimpaş Holding Anonim Şirketinin elindeki hisselerden devir alarak ortak olduğu ve 200 hissesinin bulunduğu bildirilmiştir.Takasbank da aynı hususu mahkemeye bildirmiştir. Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerdeki ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.