11. Hukuk Dairesi 2010/5299 E. , 2011/15681 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ... olarak açılan davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.03.2010 tarih ve 2010/144 - 2010/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten so…
**11. Hukuk Dairesi 2010/5299 E. , 2011/15681 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ... olarak açılan davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.03.2010 tarih ve 2010/144 - 2010/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait Halkbank Bakanlıklar Şubesi'nden ve İş Bankası Başkent Şubesi'nden alınan çek karnelerinin çalındığını, bu karnelerdeki çeklerin zorunlu unsurlarının boş olduğunu ileri sürerek, toplam 33 adet çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, istemin zayi nedeniyle çek iptali davası olduğu, bu davayı keşidecinin açamayacağı, esasen dava konusu çeklerin boş oldukları, çek vasfını taşımadıkları gerekçesiyle tensiben davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, çek iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesi ve Anayasanın 36.maddesi hükmü uyarınca, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemedikçe veyahut sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe karar veremez. ... davalar bakımından aykırı bir durum söz konusu değildir. Yasanın bu açık hükmüne aykırı olarak mahkemece usulüne uygun duruşma günü tebligatı yapılmayarak, davacının ortaya koyacağı deliller toplanıp sav ve savunması çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın, duruşma açılmaksızın davacının yokluğunda sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI İstem, TTK’nun 669 vd. maddeleri kapsamında dile getirilmiş olup zayi nedeniyle çek iptaline ilişkindir. Bu nitelikteki istemin ve/veya davanın mutlak olarak çek hamili tarafından açılması gerektiği gerek yasadaki düzenlemeler ve gerekse de Yargıtay kararları ile belirgindir. Öte yandan yine Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları uyarınca bu nitelikteki davaların (yapılmış kanun olan 6100 sayılı HMK’daki deyimiyle “işlerin”) ... olarak açılması gerekmektedir. Çekişmesiz yargı koluna dahil dava ve işlerde, ortada bir çekişmeden söz edilemeyeceği için “taraf” kavramına yer yoktur. Bu nedenle, 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesi, bu nitelikteki dava ve işler bakımından cari olmayıp hakim, istemin mahiyetine duruşma açılıp açılmaması konusunda takdir hakkına sahiptir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda, istemde bulunanın çekin keşidecisi olup hamili olmadığı istem dilekçesi ile açıkça bellidir. Dava, istemde bulunanın sıfatı nedeniyle dinlenebilir (mesmu) değildir. Çekişmesiz yargı koluna dahil olan ve mutlak olarak reddi mucip bir istem yahut davanın tensiben reddedilmiş olması, Anayasa’nın 141/4. maddesindeki dava ve usul ekonomisi kurallarına uygun olup, buna ve somut olayın belirginliğine bağlı olarak, hakimin duruşma açmama yönündeki takdir hakkını isabetle kullanmadığından da söz edilemeyecektir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde, usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanısında olduğumdan, Dairemiz muhterem çoğunluğunun aksi yöndeki düşüncesine dayalı bozma kararına katılmam olanaklı değildir.