T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar ASIL DAVA DOSYASINDA İSTİNAF EDEN DAVACI: ...... VEKİLİ : Av... İSTİNAF EDEN DAVALI: ...... VEKİL…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar ASIL DAVA DOSYASINDA İSTİNAF EDEN DAVACI: ...... VEKİLİ : Av... İSTİNAF EDEN DAVALI: ...... VEKİLİ : Av... BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA İSTİNAF EDEN DAVACI: ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av... ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 12/02/2026 YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Asıl ve birleşen davada davacı tarafından, asıl ve birleşen davada davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 04/07/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı ile asıl davada davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında takibe konu alacağa dair herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin kara taşımacılık hizmeti sunduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında anlaşma sağlandığını, davalı şirkete ait soğutucu bataryalarının Konya ilinden teslim alındığını, Manisa / Akhisar'da davalı şirkete teslim edildiğini ve nakliye bedeli toplam 4.919,20 TL tutarındaki e-fatura 14/06/2023 tarihinde düzenlendiğini ve davalıya ulaştırıldığını, davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğini, iade edilmediğini, herhangi bir ihtarname çekmediğini, davalıya sunulan hizmet bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe borçlu tarafından itiraz edilmeyerek ödendiğini, akabinde davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine nakliye sırasında soğutucu bataryanın zarar gördüğünden bahisle, teslim almaktan da kaçınmamış olduğu soğutucu bataryanın fatura bedelinin tamamının müvekkilince ödenmesine yönelik icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirkete zararın bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığını, müvekkili aleyhine haciz işlemleri yapıldığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşmaya varılamadığını, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik İş Kararı ile Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ihtiyati tedbir konulması yönünde karar verildiğini, bu nedenlerle; öncelikle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyasına yatırmış oldukları teminat tutarı dikkate alınarak, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı ihtiyati tedbir kararının devamı ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini, davanın kabulünü, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı icra dosyasına ilişkin olarak asıl alacak ve tüm ferileri dahil olmak üzere müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitini, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkiline ait birden fazla hassas ve dikkat ile taşınması gereken ürünlerini ...... Sanayii isimli firmadan ....06.2023 tarihinde ...... plakalı aracı ile ...... isimli firmaya gönderilmek üzere teslim aldığını, ...... plakalı araç ile bahse konu ürünlerin teslim edildiğini ancak hasarlı olduğu teslim anında tespit edilen ... adlı ürün için tutanak taraflarca imza altına alındığını, bahse konu tutanakla beraber müvekkili şirket yetkilisi, davacı şirket yetkilisine teslim ile aynı anda durumu izah eden Whatsapp mesajı gönderdiğini, Whatsapp mesajı ardından ise ilgili tutanakların tutulduğu ve üründe hasar olduğuna ilişkin defalarca ilgili şirket yetkilisi ile telefon görüşmesi yapıldığını, müvekkilinin yasal süreye bağlı kalarak malın teslim edildiği an itibari ile ayıp olduğunun ihbarını yaptığını, davacının özen yükümlülüklerine aykırı davranarak bahse konu mala zarar verdiğini, müvekkili ürünlerinin bulunduğu ...... plakalı araçtan ...... plakalı farklı bir araca aktarıldığını, bu aktarımın müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadan yapıldığını, davacı tarafın müvekkilinin zararını karşılamak yerine icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında taşıma bedelini ödediğini, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D. İş sayılı dosyası ile ilgili icra dosyasında yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle; davanın reddini, takibe konu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında takibe konu alacağa dair herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ticari faaliyet konusu, kara taşımacılığı hizmetini sunduğunu, Müvekkili şirket ile davalı arasında anlaşma sağlandığını, davalı şirkete ait soğutucu bataryalarının Konya'dan teslim alınarak İstanbul'daki davalı şirkete teslim edildiğini ve nakliye bedeli toplam 4.919,20 TL tutarındaki e-faturanın14/06/2023 tarihinde düzenlendiğini, Müvekkil şirket tarafından davalıya, anlaşmaya uygun olarak nakliye hizmeti sunulmuş, teslim edilen ürünlere ilişkin nakliye bedeli fatura, e-fatura olarak elektronik sistem üzerinden kesilerek ulaştırıldığını, davalının faturaya itiraz ettiğini, faturayı iade etmediği halde herhangi bir ihtarname de çekmediğini, müvekkilinin kendisine yüklenen edimleri yerine getirdiğini, bahse konu ürünleri sorunsuz şekilde davalıya teslim etmiş olmasına rağmen davalı tarafından hizmet bedelinin müvekkiline ödenmediğini, davalı ile müvekkili firma arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya ilişkin ödeme yapmaması nedeniyle borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşı borçlu tarafından itiraz edilmediğini, bakiye borcun icra dosyasına ödendiğini, daha sonrasında davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine, nakliye sırasında soğutucu bataryanın zarar gördüğünden bahisle ürünü teslim almadığını, Davalı tarafın, ürünlerin teslimin üzerinden 2 aylık bir zaman geçmiş olmasına rağmen müvekkili şirkete zararının bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirimde de bulunmadığını, bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının iş davaya bekletici mesele yapılmasını, haklı davalarının kabulü ile Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı icra dosyasına ilişkin olarak asıl alacak ve tüm ferileri dahil olmak üzere müvekkilin, davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptalini, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 13.360,71 TL'nin ödeme tarihi olan 01/09/2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkiline ait dikkat ile taşınması gereken ürünlerini ...... San. A.Ş'den ....06.2023 tarihinde teslim aldığını, ancak ekte yer alan 14.06.2023 tarihli tutanakta görüldüğü üzere ...... plakalı araç ile bahse konu ürünlerin teslim edildiğini, ancak hasarlı olduğunun teslim anında tespit edilen ...... adlı ürünün taraflarca tutanak altına alındığını, bahse konu tutanakla beraber müvekkili şirket yetkilisinin, davacı şirket yetkilisine teslim ile aynı anda durumu izah eden Whatsapp mesajı gönderdiğini, ilgili tutanakların tutulduğu ve üründe hasar olduğuna ilişkin davacı şirket yetkilisi ile telefon görüşmesi yapıldığını, bu nedenle müvekkili tarafından ayıp ihbarında bulunulmadığı iddiasını kabul etmediklerini, davacı şirketin, özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bahse konu mala zarar verdiğini, İlgili şirket denetçileri tarafından tutulmuş olan malların davacının nakliye aracına yükleme ve indirme anına ilişkin tutanaklarda görüldüğü üzere müvekkilinin mallarının, ürünlerin bulunduğu ...... plakalı araçtan müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadan ...... plakalı farklı bir araca aktarıldığını, davacının özen ve koruma yükümlüğüne aykırı davranmasından ötürü müvekkiline ait malın zarar gördüğünü, üründe meydana gelen zarar ile taşıma bedelinin mahsubu halinde çıkacak zarar bedelinin davacı taraftan talep edildiğini, ancak davacı tarafın müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu, müvekkilinin bu icra takibine karşılık icra tehdidi altında istirdat hakkı saklı kalmak kaydı ile taşıma bedelini ödediğini, davaya konu icra takibinde müvekkil şirket yetkilisinin hukuki yararının olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine yönelik karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Her ne kadar davacı ürünü ayıpsız şekilde teslim ettiğini iddia etmiş ise de; dava konusu ürünün tanık ......'e ait kamyonet üzerindeki ( fotoğrafta kamyonet üzerindeki cep numarasının ...... olduğu görülmüş ve UYAP sisteminden yapılan tanık sorgulamasında bu numaranın tanık ......'e ait olduğu anlaşılmıştır.) ürünlerin yan yatmış vaziyette ve hasarlı olduğunun açıkça görüldüğü, bu hususun bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde irdelendiği tespit edilmekle; bu yöndeki davacı iddialarına itibar edilmemiştir. Asıl ve birleşen dava dosyasında toplam takip konusu alacak miktarı KDV dahil fatura bedeli olan 65.999,43 TL olup, bilirkişi raporunda toplam bedel yine 65.999,43 TL olarak tespit edilmiş, dava konusu ürünlerin hurdaya ayrıldığı davalı tarafından kabul edilmiş olmakla, hurda getirisi olarak yargılamaya esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan 29.000,00 TL asıl dava dosyasındaki alacak miktarından mahsup edilmekle, davacının KDV dahil toplam 36.999,43 TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup, hurda bedeli olan 29.000,00 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığına hükmedilmiş, bununla birlikte davacı takip başlatılmadan evvel temerrüde düşürülmediğinden asıl dava dosyasına konu takipte talep edilen 650,00 TL işlemiş faiz yönünden de davacının borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Toplam alacak miktarı dikkate alınarak birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde haksız ve kötüniyetli takip yapılmış olması nedeniyle kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava konusu icrai işlem başlatan davalının alacaklı konumunda olduğu, alacak miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından ve açıkça kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, 29.000,00 TL asıl alacak, 650,00 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine ve 29.000,00 TL asıl alacak, 650,00 TL işlemiş faiz yönünden takibin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf, nakliye sırasında hasar gördüğünü iddia ettiği mala ilişkin icra takibinde herhangi bir belge sunmadığını ve alacaklı olduğunu ispat etmediğini, davalı şirket, ürünlerin tesliminden itibaren yaklaşık iki ay boyunca müvekkili şirkete herhangi bir hasar bildirimi yapmadığını, bu süre zarfında ürünlerin kabul edildiğini, bilirkişi raporunda, hasarın açık ayıp niteliğinde olduğu ve bu durumda hasarın teslim anında bildirilmemesi durumunda taşıyıcının eşyayı uygun teslim ettiği varsayılacağının belirtildiğini, müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadan ürünlerin kabul edildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin eşyayı uygun teslim ettiğine dair karinenin geçerli olması gerektiğini, davalı tarafın yaklaşık iki ay sonra icra takibi başlatması, basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, mahkeme müvekkili şirketin %100 kusurlu olduğuna dair bir bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini ancak hasarın gerçekten taşıma sırasında meydana gelip gelmediğine dair yeterli delil bulunmadığını, hasarın boyutu ve tamir edilebilirliği gibi hususlar da tespit edilmediğini ayrıca davalı taraf ürünün hurdaya ayrıldığını iddia etmesine rağmen bu iddiayı destekleyen herhangi bir belge sunmadığını, mahkemenin hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini ve müvekkilinin taleplerini reddettiğini, kötüniyet tazminatı taleplerinin de haksız olarak reddedildiğini, davalı tarafın icra takibinde fatura bedelinin tamamını haksız şekilde talep etmesi kötüniyetli olduğunu gösterdiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın tümden kabulünü talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket müvekkiline ait dikkatle taşınması gereken ürünleri 16.06.2023 tarihinde teslim aldığını ancak 14.06.2023 tarihinde farklı bir araçla teslim edilen "......" ürünü hasarlı çıktığını, hasar durumu tutanakla kayda alındığını, müvekkili şirket yetkilisi, teslim anında davacıya durumu açıklayan bir WhatsApp mesajı gönderdiğini ve hasarla ilgili tutanaklar tutulduktan sonra defalarca telefon görüşmesi yaptığını, davacı şirket, özen yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkilinin malına zarar verdiğini, müvekkilinin bilgisi ve rızası olmadan mallar, ...... plakalı araçtan ...... plakalı bir araca aktarıldığını, bu durum TTK hükümlerine aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı şirketin %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini ayrıca raporda hasar tutarının 36.999,43 TL olarak belirlendiğini ancak müvekkili şirket hurdaya ayrılan üründen gelir elde etmediği için bu değerlendirmenin hatalı yapıldığını ve itiraz edildiğini ancak itirazın reddedildiğini, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 29.000,00 TL asıl alacak ve 650,00 TL faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine ve 29.000,00 TL asıl alacak 650,00 TL işlemiş faiz yönünden takibin iptaline karar verildiğini, mahkemenin müvekkili şirketin hurda üründen gelir elde ettiğini hatalı değerlendirdiğini, ticari defter kayıtlarını incelemeden kısmen kabul kararı verdiğini ayrıca borçlunun temerrüde düşürülmediği yönündeki kararın hatalı olduğunu, çünkü ihtar için şekil şartı aranmayacağını ve daha önce yapılan görüşmeler ihtar niteliğinde olduğunu, bu sebeple 650 TL faiz yönünden ret kararının yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak asıl davanın tümden reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar taşıma sözleşmesinden kaynaklı olarak uğranılan zarar iddiasıyla başlatılan icra takiplerine ilişkin menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davalı tarafından davacı aleyhine 03/08/2023 tarihinde Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 55.931,72 TL (Nakliye esnasında hasar gören ...... isimli malın fatura bedeli alacağı) ve 650,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.581,72 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının asıl davada bu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yine davalı tarafından davacı aleyhine 03/08/2023 tarihinde Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 10.067,71 TL (Nakliye esnasında hasar gören ...... isimli ürünün KDV bedeli alacağı) olarak 10.067,71 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının birleşen davada bu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına ödediği 13.360,71 TL'nin istirdatını talep ettiği, ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile davacının asıl davaya konu icra dosyasında 29.000,00 TL asıl alacak, 650,00 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, birleşen davanın ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf talebi değerlendirildiğinde; Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin 2 inci fıkrasında miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1. Ek Maddesinin 1. Fıkrasında 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 44 üncü maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1 inci ek maddesinin 2 inci fıkrasında; "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" denilmiş, 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. fıkrası, "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/07/2025 tarih, 2023/4-931 Esas-2025/491 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi eldeki davada 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan ve 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik kapsamında kararın istinafa kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması mümkün değildir. Somut olayda karar tarihinde yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1 inci ek maddesinin 1 inci fıkrası gereğince kesinlik sınırının belirlenmesinde hükmün verildiği tarihin esas alınması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi 04/07/2024 tarihi olup bu tarih itibariyle kesinlik sınırı 28.250,00 TL'dir. Asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız olup, asıl davada davacının reddedilen talep miktarı 26.931,72 TL birleşen davada ise 13.361,71 TL olup, bu miktarlar kesinlik sınırının altındadır. Buna göre ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaya yönelik verilen karar davacı açısından kesin niteliktedir. Bu sebeple karar davacı açısından kesin olduğu için davacının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin HMK 352/1.b maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının asıl davaya yönelik istinaf talebi incelendiğinde ise; Taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu sabit olup, davalı, davacının taşıdığı ürünlerden ''......'' isimli ürünün taşıma sırasında hasara uğradığını iddia ederek ürünü aldığı şirketin kendisine kestiği faturada belirtilen ürün bedelinin KDV'siz tutarı olan 55.931,72 TL'nin ve bu miktarın işlemiş faizi olarak 650,00 TL'nin davacıdan tahsili için asıl davaya konu icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatmıştır. TTK'nın 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıma hukukunda, taşıyıcının kendisine teslim edilen eşyayı hak sahibine tamamen veya kısmen teslim edememesi hali ziya, taşınan eşyada meydana gelen ve eşyanın değerinin düşmesine neden olan her türlü maddi kötüleşme ise hasar olarak nitelendirilir. TTK'nın 880/2.maddesi gereğince eşyanın hasara uğraması halinde tazminata esas alınacak değer ise onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farktır. Aynı maddenin 3.fıkrası gereğince de eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Yine aynı Kanun'un 882. maddesine göre 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlanır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri ile istinaf edenin sıfatı da nazara alındığında, davanın kısmen kabulüne ve davalı icra takibinden önce davacıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden takipte istenen işlemiş faiz yönünden de yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının asıl davaya yönelik istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin REDDİNE, 2-Davalının asıl davaya yönelik istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan toplam 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-Alınması gereken 2.025,39 TL harçtan, peşin alınan 506,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.519,05 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 8-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 352 ve 362/1.a maddeleri gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...