İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 06/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasın…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 06/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kazaya karışan motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığı ve malul kaldığını, sürücü İhsan İşlek hakkında Konya .... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, müvekkilinin oto tamircisi olarak çalıştığını, tazminata ilişkin davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı ama sonuç alınamadığını, dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davacının uğradığı geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı gideri tedavi gideri için her bir talep için 1 TL olmak üzere toplam 4 TL maddi tazminatın kaza tarihinde geçerli kişi başı poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olarak temerrüdün oluştuğu 18/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalından alınarak müvekkiline verilmesi ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafından eksik evrakla yapıldığı bu nedenle başvuru şartının yerine getirilmediği, adil ve güvenilir bir yargılama bakımından, maluliyet oranının Yargıtay’ın işaret ettiği şekilde belirlenmesi gerektiğini, Başvuranın yaşı dikkate alındığında geçici iş göremezlik tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, davacının talebine konu geçici iş görmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri talebinin sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, itirazlarının baki kalması kaydıyla; davacının talebine konu geçici iş görmezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri Trafik Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi gereği, sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu ve sağlık gideri teminatının ise SGK’nın sorumluluğunda bulunduğunu, davacının tedavi giderlerini faturalandırılmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağında ........ plakalı motosiklette yolcu konumunda bulunan başvuranın kask ve koruyucu tertibatı kullanmadığını, usulüne uygun başvuru yapmadığından müvekkil sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, davaya cevap verilebilmesi için HMK m.121 gereği delillerin tarafımıza tebliğini, başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle işbu davanın usulden reddini, itirazlarının baki kalması kaydıyla Maluliyetin tespitine yönelik Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca maluliyet tespiti yapılması için maluliyet bilirkişi raporu aldırılmasını, olası tazminat tutarının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanmasını, davacının yaşı dikkate alınarak geçici iş göremezlik tazminatının reddini, davacının teminat dışı geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi taleplerinin reddini, sorumluluğa esas kusur oranlarının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmasını, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak olası tazminat tutarında indirim yapılmasını, ara karar kurularak ceza dosyasının celbedilmesini, her durumda müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sürücü İhsan İşlek'in 2918 sayılı KTK 36/A sürücü belgesi olmadan motorlu araç kullandığı, kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak asli kusur maddisini ihlal ettiği, yolu tam kontrol etmediği ve dikkatsiz ve tedbir davrandığı, iş bu kazada sürücünün %80 (seksen) asli kusurluğu olduğu, sürücü Mustafa Kadir Akçagöz'ün sürücü belgesiz olarak motorlu araç kullandığı, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltması yavaşlaması maddesini ihlal ettiği, iş bu kazada %20 (yirmi) tali kusurlu olduğu , dosya kapsamında alınan 03/03/2023 tarihli raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacın dava konusu kaza neticesi yaşadığı yaralanmada sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı, iyileşme sürecinin 4 ay olduğu ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilerek kişinin bu dönemde %100 malul olduğu, bakıcı ihtiyacı olmadığı, dosya kapsamında alınan dosyada bulunan diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Adli Tıp Kurumundan alınan 07/08/2024 tarihli maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları dikkate alınarak, davacının tedavi gideri ve geçici iş göremezliği maddi zararları yönünden talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş davacının bakıcıya ihtiyacı olmadığından ve sürekli maluliyeti olmadığından bu taleplerinin reddine karar verilmiştir. 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, 08/01/2024 tarihli arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmemesine rağmen, trafik kazalarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı konusunda farklı yargı kararları olması nedeniyle hakkaniyet gereği, bu giderlerin yargılama gideri olarak değerlendirilerek kabul/ret oranına göre taraflara yükletilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 8.184,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 5.400,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 13.584,28 TL tazminatın 18/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihinde 16 yaşındaki davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı, bu nedenle tedavi süresince yoksun kaldığı bir kazancı bulunmadığı dikkate alındığında geçici iş göremezlik tazminatına da hak kazanamayacağını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının yaşı dikkate alınarak geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde verilen karara karşı davalı sigorta vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. -18 yaşından küçüklük nedeni ile Geçici iş göremezlik tazminatı verilip verilmeyeceği hususunda istinaf itirazının değerlendirilmesinde: Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir. Davacı olay tarihinde 16 yaşında olup, 4 ay geçici işgöremezlik süresi belirlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 16 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. İtirazın reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.) -Tedavi giderlerine ilişkin itirazda; Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430) Bu kapsamda, bu konudaki hükmedilen tazminat miktarı da dikkate alındığında uzman doktor heyet bilirkişiden faturasız tedavi gideri konusunda rapor alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtiraz yersizdir. Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 927,94 TL harçtan peşin alınan 624,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 303,94 TL harç giderinin davalı ........ Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2022 yılı itibari ile (107.090,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.