11. Hukuk Dairesi 2022/5073 E. , 2024/2214 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/893 Esas, 2022/924 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1089 E., 2019/1045 K. Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş
**11. Hukuk Dairesi 2022/5073 E. , 2024/2214 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/893 Esas, 2022/924 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1089 E., 2019/1045 K. Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.08.2018 tarihinde iki farklı kimyevi maddenin toplam 145.000,00 USD'ye müvekkiline satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşmaya göre dolar kurunun 4,9087 olacağını, müvekkilinin taraflar arasında anlaşma doğrultusunda davalıya 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde alınan ürünlerin toplam bedeli olan 842.774,71 TL'yi banka havalesi yoluyla ödediğini, davalının satmayı taahhüt ettiği ürünlerin 51.887,90 USD’lik kısmını faturası ile müvekkiline teslim ettiğini ancak kalan ürünleri USD kurunda artış olduğundan bahisle teslim etmediğini ve sözleşmeyi feshederek bakiye ürün tutarı olan 588.072,56 TL'yi 10.08.2018 tarihinde müvekkile iade ettiğini, müvekkili tarafından davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği malzemelere dayalı olarak üretim planlamaları yapıldığını, herhangi bir ön bildirimde bulunulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinin planlamaların sonlandırılamamasına sebebiyet verdiğini, alınan siparişlerle üretime başlanmış olması ve sonrasında davalı tarafından hammaddenin teslim edilmemesi ve müvekkilinin siparişlerin teslimini yapamaması sebebiyle müşterilerini kaybettiğini, malzemelerin başka firmadan temin sürecinin uzun ve hammaddenin sözleşme tarihinde alınandan daha maliyetli olduğunu, sürecin uzamasından meydana gelen tüm zararlardan davalının sorumlu olduğunu, davalının hammaddeyi teslim edeceğine ilişkin güvenine istinaden üretim hacmi, sipariş oranında arttırıldığını, davalı tarafından kısmi ifa yapılması ve kalan kısmın gerektiği şekilde ifa edilmemesi ve sözleşmenin davalı tarafından hukuka aykırı olarak feshi sebebiyle uğranılan zararların hesaplanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 01.08.2018 tarihli USD kurunun 4.9087 TL olarak belirlenmesine ve bu doğrultuda davalı şirket tarafından emtia gönderilmesine ilişkin herhangi bir anlaşma ve mutabakat bulunmadığını, davacı şirkete müvekkili şirket tarafından 03.06.2018 tarihinde 100 ton gliserin ve 100 ton MEG teslimi için 03.06.2018 tarihinde e-posta yolu ile bir teklif verildiğini, teklif mailinde teklifin 06.07.2018 tarihinde kadar geçerli olduğu ve ödemenin peşin yapılması gerektiğinin belirtildiğini, teklif sonrası davacı şirketin müvekkili davalı şirketten 100 ton gliserin için tekrar teklifte bulunulmasını talep ettiği, bunun üzerine 11.06.2018 tarihinde tekrar fiyat ve teslimat teklifinin yine e-mail yolu ile verildiğini ve ödemenin peşin yapılmasının istendiği, taraflar arasındaki mutabakata göre ödemenin malın sevk edilmesinin talep edildiği gün TCMB tarafından açıklanan USD satış kuru üzerinden yapılacağı konusunda anlaşıldığını, teslimatların 25-25 tonluk tanker veya filekslerle yapılacağını, 31.07.2018 tarihinde her hafta bir tanker teslim edilmek ve fiili sevkiyat tarihlerindeki TCMB kurları üzerinden ödenmek kaydıyla karşılıklı mutabakat sağlandığını, davalı tarafından müvekkili şirkete bu hususta sözleşme taslağı gönderildiğini, davacı tarafından mutabakata aykırı olarak müvekkili şirket hesaplarına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde toplam 842.274,71 TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin muhasebesinin sözlü talebi üzerine davalı şirket ile ilgili satış destek birimi tarafından malın aynı gün tamamının sevk edileceği varsayımı ile hesap özeti gönderildiğini, davacı firma yetkilisi Erkut Bozkurt'a ödemenin bu şekilde alınmayacağının bildirildiğini, finansal konuları firma sahibinin yönettiği, kurların da artmış olduğu süreçte konuyu kendisine aktarılacağının bildirildiği, davalı müvekkili şirket tarafından davacının ilk parti talebine istinaden 03.08.2018 günü 1 tanker MEG ve bir tanker gliserin sevk ve teslim edildiğini, firma sahibi beklenirken kurun 5,15 seviyelerine yükseldiğini, önceleri firma sahibinin beklenmesi gerektiği belirtilmişken takip eden günlerde kurların daha da artmasıyla söylem değişikliği yapılarak müvekkili şirketle görüşme yapmayacaklarının bildirildiğini, ilgili günde ödemenin tamamının yapıldığı belirtilerek mutabakatın hilafında ay içinde istedikleri haftalarda malı talep edebilecekleri belirtilerek görüşmelerin sonlandırıldığı, dolar kurunun öngörülemez şekilde artması üzerine hafta sonu nasıl bir gelişme olacağı ve takip eden pazartesi gününe nasıl bir piyasa ile karşılaşılacağı kestirilemediğinden davacı firmanın bilgilendirilip kalan tutarın hesaplarına iade edildiğini, dolar kuruna yapılan saldırılar neticesinde olağanüstü dönemde karşılıklı görüşmeler ile her iki taraf açısından uygun olacak şekilde sözleşme ve tekliflerde belirtildiği üzere fiili sevk tarihlerindeki kurlar üzerinden yapılması gerekirken eldeki dava ile davacı tarafından yeni bir kazanç kapısına dönüştürülmeye çalışıldığı ve haksız menfaat elde edilmeye çalışıldığını, parçalı sevkiyat talebinin davacıdan geldiğini, davacının mutabakata aykırı olarak 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihinde ödeme yaptığını, bu durumun daha önce yapılan mutabakat ve anlaşmalara aykırı olmakla kendilerine yeni bir icap niteliğinde olduğunu, ödemenin akşam saatlerinde yapılmasının politik gelişme duyumlarına dayalı yapıldığını gösterdiğini, aynı dönemde ABD'nin ülkeye açtığı ekonomik savaş nedeni ile USD kurunun sürekli artmakta olduğunu, bu durumun mücbir sebeplerden sayılması gerektiğini, müvekkilinin kendisine yapılan icaptan makul süre içerisinde dönmüş ve taahhüt ettiği ilk kısım sevkiyatının teslim edildiğini, buna ilişkin bedelin mahsup ederek davacının yeni icabını kabul etmeyerek eldeki bakiyeyi mümkün olan en kısa zamanda iade ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; hükme esas alınan 27.08.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporu dayanak yapılarak; taraflar arasında elektronik konuşmalarla alım satım hususunda mutabakata varılmış ise de sözleşmenin kurulması ve geçerlilik kazanması için son sözün yurt dışında bulunan davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edildikten sonra kesinlik kazanacağı belirtilerek imzalanmadığı, sözleşmenin bu nedenle hukuken geçerlilik kazanmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmamasına rağmen davacı şirket tarafından davalı şirketin hesabına toplam 842.774,71 TL havale yapıldığı, davalı şirket tarafından 03.08.2018 tarihli fatura ile 120.732,83 TL'lik gliserin ve 03.08.2018 tarihli fatura ile de 133.969,32 TL'lik mono etilen glikon sevkiyatı aynı tarihli irsaliyeler ile gönderildiği, davalı şirket tarafından ilk sipariş edilen ürün fiyatından fazla hesaba yatırılan 588.072,56 TL fazla havale, 10.08.2018 tarihinde davacı şirketin hesabına iade edildiği, taraflar arasında gliserin alımı hususunda 31.07.2018 tarihli mail ile mutabakat sağlandığı, davacı tarafın teklif aldığı 100 ton gliserinin ağustos ayında haftalık şekilde ön ödemeli olarak ve teslim tarihindeki TCMB dolar kurundan kararlaştırıldığı, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının mutabakat gereği 03.08.2018 tarihinde fatura karşılığı malları teslim ettiği, 10.08.2018 tarihinde dolar kurunda ani yükseliş olduğu, davacının önceden yatırdığı tutar karşılığı 4.9087 TL sabit kur üzerinden mal talep ettiği, davalının ise teslim tarihindeki kurdan mal teslimi yapacağı, davacının kur artışını kabul etmediğinden mutabakatın davalı tarafından haklı olarak feshi ile hesabındaki 588.072,56 TL'yi davacı hesabına iade ettiği, 2018 yılı ağustos ayı içerisinde ABD'nin ülkemize uyguladığı ekonomik yaptırımlar nedeni ile kurdaki artışın mücbir sebep olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, gerekçeli kararda bir taraftan sözleşmenin kurulmadığından bahsedilirken diğer taraftan kurdaki artışın sözleşmenin ifası için davalı bakımından mücbir sebep niteliğinde olduğunun belirtildiğini, kararın kendi içinde çelişki arz ettiğini, davalı şirket çalışanlarına gönderilen maillerin mahkeme dosyasına sunulduğunu, davalının edimini ifa etmemesinde mücbir sebep bulunmamakta olup, sözleşmenin hukuka aykırı feshinin söz konusu olduğunu, söz konusu üretiminin devlet tarafından getirilen düzenlemelerle kısıtlanması, afet vs sebeplerle durdurulması gibi bir durum söz konusu olmadığından mücbir sebep bulunmadığını, uyuşmazlıkta imkânsızlık söz konusu olmayıp davalı şirketten alınacak olan ürünlerin bedeli noktasında uyuşmazlık bulunmakta, üretimsel bağlamda herhangi bir sorun bulunmadığını, davalı taraf her ne kadar iddialarında doların artmasından kaynaklı olarak teslimatın yapıldığı tarih itibariyle kur üzerinden ödemenin yapılması gerektiğini tarafımıza bildirmiş olduğunu ve taraflarınca kabul edilmediğini iddia etse de bu hususla ilgili herhangi bir delil ibraz etmediğini, ispat yükünün gereklerini yerine getirmediğini, dolardaki artışın 10.08.2018 tarihinde yani müvekkilince ödeme yapılan 01.08.2018 tarihinden 9 gün sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin; dolardaki artışı ve Amerika'nın ülkemize karşı uyguladığı yaptırımları öncesinden öngörmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, sözleşmenin kurulup kurulmadığı iddiası hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan mahkeme hakimi tarafından değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gereken iddia niteliğinde olduğunu, bilirkişinin hakimin yerine geçerek hukuka aykırı olarak sözleşmenin kurulup kurulmadığı hususunda değerlendirmede bulunduğunu, rapora itiraz edildiğini ancak mahkeme tarafından reddedildiğini, Mahkeme tarafından müvekkilinin uğramış olduğu zararlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını, malzemelerin başka firmadan temini süreci uzun ve hammadde sözleşme tarihinde alınandan daha maliyetli olduğundan ve üretim sürecini uzattığından meydana gelen tüm zararlardan davalının sorumluluğu söz konusu olduğunu, davalı tarafından kısmi ifa yapılması ve kalan kısmın gerektiği şekilde ifa edilmemesi ve sözleşmenin davalı tarafından hukuka aykırı olarak feshi sebebiyle uğranılan zararların müspet ve menfi olarak bilirkişi tarafından hesaplanması gerekmekte olduğunu, davalı basiretli tacir olmanın gereklerini yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin, ''Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur. Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır." hükmünü haiz olduğu, aynı Yasa'nın 6 ncı maddesinde ise önerenin, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, önerinin uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşmenin kurulmuş sayılacağının düzenleme altına alındığı, somut olayda, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalı tarafça gönderilen sözleşme önerisinin davacı tarafça reddedilmediği ve sözleşme ilişkisinin kurulduğunun anlaşıldığı, sözleşmede, 100 Ton MEG/Dökme gliserin satışının Ağustos Ayı içerisinde parçalı olarak satış yapılacağı ve ödemenin fiili sevk tarihindeki TCMB. Döviz Satış Kuru üzerinden TL olarak ödeneceğinin düzenlendiği, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının ise 03.08.2018 tarihinde 2 adet toplam 254.702, 15 TL'lik fatura karşılığı malları davacıya teslim ettiği ve davalının satış bedelini sözleşme hükmüne göre teslim tarihindeki kurdan davacı tarafından yapılan ödemeden tahsil edilerek bakiye 588.072,56 TL'nin 10.08.2018 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına iade edildiği, aksinin davalı tarafça kabul edilmediği gibi aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça, taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, bunun yanında Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinden farklı olarak sözleşmenin kurulduğu sonucuna ulaşılmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasının abeste iştigal olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci ve ikinci alt bentleri, 6098 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise, Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir. 2. Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak İlk Derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir. 3. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında öncelikle yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunun benimsendiği ve hükme esas teşkil ettirildiği belirtilerek taraflar arasında elektronik konuşmalarla alım satım hususunda mutabakata varılmış ise de sözleşmenin kurulması ve geçerlilik kazanması için son sözün yurt dışında bulunan davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edildikten sonra kesinlik kazanacağı belirtilerek imzalanmadığı, sözleşmenin bu nedenle hukuken geçerlilik kazanmadığı belirtilmiş gerekçenin devamında ise zikredilen gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde taraflar arasında gliserin alımı hususunda 31.07.2018 tarihli mail ile mutabakat sağlandığı, davacı tarafın teklif aldığı 100 ton gliserinin ağustos ayında haftalık şekilde ön ödemeli olarak ve teslim tarihindeki TCMB dolar kurundan kararlaştırıldığı, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının mutabakat gereği 03.08.2018 tarihinde fatura karşılığı malları teslim ettiği, 10.08.2018 tarihinde dolar kurunda ani yükseliş olduğu, davacının önceden yatırdığı tutar karşılığı 4.9087 TL sabit kur üzerinden mal talep ettiği, davalının ise teslim tarihindeki kurdan mal teslimi yapacağı, davacının kur artışını kabul etmediğinden mutabakatın davalı tarafından haklı olarak feshi ile hesabındaki 588.072,56 TL'yi davacı hesabına iade ettiği, 2018 yılı ağustos ayı içerisinde ABD'nin ülkemize uyguladığı ekonomik yaptırımlar nedeni ile kurdaki artışın mücbir sebep olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise yazılı olduğu şekilde İlk Derece Mahkemesinin taraflar arasındaki sözleşmenin kurulamadığına ilişkin gerekçesinin tam aksine taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu belirtildikten sonra sözleşmede, 100 Ton MEG/Dökme gliserin satışının Ağustos Ayı içerisinde parçalı olarak satış yapılacağı ve ödemenin fiili sevk tarihindeki TCMB. Döviz Satış Kuru üzerinden TL olarak ödeneceğinin düzenlendiği, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının ise 03.08.2018 tarihinde 2 adet toplam 254.702, 15 TL'lik fatura karşılığı malları davacıya teslim ettiği ve davalının satış bedelini sözleşme hükmüne göre teslim tarihindeki kurdan davacı tarafından yapılan ödemeden mahsup edilerek bakiye 588.072,56 TL'nin 10.08.2018 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına iade edildiği, aksinin davalı tarafça kabul edilmediği gibi aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça, taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun da ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulmuş ve neticeten davanın ortaya konulan bu yeni gerekçe sebebiyle haksız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, 2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.