11. Hukuk Dairesi 2021/4917 E. , 2022/7312 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/06/2019 tarih ve 2019/11 E. - 2019/478 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan davacı ve davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içer…
**11. Hukuk Dairesi 2021/4917 E. , 2022/7312 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/06/2019 tarih ve 2019/11 E. - 2019/478 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan davacı ve davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 30/12/2010 tarihli "Katalog Kapsamındaki Firmalardan Gerçekleştirilecek Açık Satışlara Ait Satın Alma Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya 150.000,00 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, sözleşmeden doğan ilişkinin devam etmesine rağmen davalının 14/03/2012 tarihli yazısı ile davacı şirketten 13.314,26 TL alacağı olduğunu bildirerek ivedilikle ödemesini istediğini, davalının 11/05/2012 tarihli ikinci bir yazı göndererek 13.314,26 TL alacağın ödenmemesi halinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirdiğini, ancak davacı şirket kayıtlarında davalı DMO adına gönderilen bir faturanın olmadığı ve kayıtlarında borç gözükmediğini, davacının 03/08/2012 tarihli yazı ile borcunun bulunup bulunmadığını sorduğunu, davalının 14/08/2012 tarihli cevabında 13.314,26 TL risturn bedeli borcu olduğunu ve 593,68 TL alacağının olduğunun belirtilmesi nedeniyle davacının risturn bedelini ödediğini, buna rağmen 24/08/2012 tarihinde tebliğ edilen yazı ile sözleşmenin feshedildiğinin 150.000,00 TL teminatın irat kaydedildiği, davacı şirketin ya da ortağı olduğu şahıs veya sermaye şirketinden fesih tarihinden itibaren 2 yıl süreyle alım yapamayacağı hususlarının bildirildiğini, yükümlülüklerini yerine getirmiş davacı hakkında yasaklılık kararının kaldırılmasının gerektiğini belirterek sözleşmenin haksız feshinin tespiti ile teminat mektubu bedeli 150.000,00 TL'nin tazmin tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi birlikte ayrıca 593,68 TL alacağın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı firmaya gönderilen 14/03/2012 tarihli yazısında risturn bedeli ile ilgili tebellüğden itibaren ivedilikle yatırılması gerektiğinin bildirildiğini, bu bildirimin davalıya hem 14/03/2012 tarihinde faks yoluyla hem de 17/03/2012 tarihinde PTT aracılığıyla tebliğ edildiğini, usulüne uygun olarak bildirilen risturn alacağının süresinde yatırılmadığının anlaşıldığını, bu nedenle Genel Müdürlüğün 08/05/2012 tarih ve 1162 sayılı oluru ile, sözleşmenin 18/a fıkrası uyarınca sözleşmenin askıya alındığını, davacıya 11/05/2012 tarihinde gönderilen yazı ile askıya alınma durumunun ve yazının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bedelin ödenmemesi durumunda sözleşmenin feshedilerek, teminatın irat kaydedileceği ve alacak için yasal yollara başvuralacağı hususlarının bildirildiğini, bildirimin 18/05/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının kendisine verilen bu sürede de bedeli yatırmadığını, bu nedenle yönetim kurulunun 10/08/2012 tarihinde sözleşmenin feshine, teminatın irat kaydedilmesine ve 2 yıl süreyle davacı şirketten hiçbir usulle alım yapılmamasına karar verildiğini, kararın 15/08/2012 tarihli yazı ile davacıya bildirildiğini, sözleşmede risturn bedellerinin 30 gün sürede ödenmesi düzenlendiğinden davacının süre kısıtlaması olmadığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını, davacıya borcunu ödemesi için yapılan bildirimin 17/03/2012 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ödemenin 16/08/2012 tarihinde yapıldığını, davacı tarafından tutara ilişkin itirazda bulunulmadığı ve ödeme yaparken de ihtirazı kayıt ileri sürülmediğini, tacir sıfatını haiz davacının davasının dayanaktan yoksun olduğunu, fesih işleminin tek taraflı irade açıklaması olması nedeniyle sözleşmenin feshine ilişkin gönderilen yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu, davalının Kamu İhale Kanununun 3/g hükmü uyarınca istisna kapsamında olduğunu, akdedilen sözleşmenin 4734 ve 4735 sayılı Kanun'lara tabi olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin özel hukuk sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 11. maddesinin satın alınan ürünlerin firmaya ödenmesine ilişkin hükümleri içerir olması sebebiyle fatura düzenlenmeden davalıya ödeme yapılamayacağı sonucuna dayanak oluşturmadığını, davalının düzenleyeceği fatura karşılığında ofisten ürün bedelini tahsil edebileceğine ilişkin olan bu düzenlemenin risturn borcunun fatura düzenlendikten sonra ödeneceği anlamına gelmeyeceğini, risturn bedelinin sözleşmenin eki risturn tablosuna göre hesaplandığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 18/a-4 maddesi uyarınca risturn bedelinin belirlenen 30 günlük süre ve ek süre içerisinde tahsil edilememesi halinde teminatın irat olarak kaydedileceğinin belirtildiği, davalı kurum tarafından davacıya 14/03/2012 tarihli yazı ile sözleşmenin ilgili 18. maddesi uyarınca bedelin yatırılmasının ihtar edildiği, bu hususun davacı şirket çalışanına 18/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği ancak sözleşmedeki açık hükme rağmen risturn bedelinin belirlenen sürede yatırılmadığı,davalının sözleşmenin feshi ve teminatın irat olarak kaydedilmesi işlemlerinin sözleşmeye uygun ve yerinde olduğu, davacının 593,68 TL’lik talebinin ise dava açıldıktan sonra davacının prim borcuna mahsuben davalı tarafça ödenmesi nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle bu tale yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, davacı temlik alan ve davacı şirket vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temlik alan davacı ve davacı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, temlik alan davacı ve davacı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.