T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2881 - 2026/941 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2881 KARAR NO : 2026/941 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2022/839 Esas, 2024/284 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2881 - 2026/941 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2881 KARAR NO : 2026/941 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2024 NUMARASI : 2022/839 Esas, 2024/284 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2024 tarih ve 2022/839 Esas, 2024/284 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sevk ve idaresinde bulunan, ... adına kayıtlı, ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu trafik sigortası yapılan ... plakalı araç ile davacı müvekkili ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000,00-TL çalışma gücü kaybı tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 30.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ... ve ...'den tahsilini talep ve dava etmiştir. HMK 31 maddesi gereğince talep sonucunun açıklanması istenmiş, davacı vekili 13.11.2018 tarihli duruşmada; maddi tazminat talebinin sürekli iş gücü kaybına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 09.10.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile; taleplerini ıslah yoluyla artırmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, kalıcı iş gücü kaybından kaynaklanan 1.000,00-TL maddi tazminat taleplerini 484.165,00-TL'ye yükselterek, işleten ve sürücünün tamamından, sigortacının ise 157.086,00 TL'sinden sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline, sigortacı yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir. ISLAH: Davacı vekili 04/12/2023 tarihli dilekçesinde; sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat taleplerini 4.287.474,38-TL'ye yükselterek, sigorta şirketinin sorumluluğu 185.074,10-TL ile sınırlı olmak üzere 4.287.474,38-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi istenilmiştir. 04/12/2023 tarihli bu dilekçe mahkememizce ıslah dilekçesi mahiyetinde görülmüştür. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının belirlenmesi için ATK'dan rapor alınmasını istediklerini, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, sürücünün kusurunun bulunmadığını, maluliye oranı için ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK'nın sorumluluğuna bırakıldığını,geçici iş gücü kayıplarının teminat dışında olduğunu, ceza davasında şikayetten vazgeçilmiş ise tazminat davası açılmayacağını, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, kask kullanılmadığı için müterafik kusurdan dolayı tazminattan indirim yapılmasını istediklerini, müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediğini belirterek davanın esastan ve usulden reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı def'ini ileri sürmüş, atfedilen kusura itiraz etmiş, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, manevi zarar oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kusur oranında sorumlu tutulabileceğini , davacının tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin zaman aşımına uğradığını, davacıda kalıcı bir sakatlık bulunmadığını, aracın sigortasının yapıldığını ve müvekkilinden maddi tazminat istenmesinin yersiz olacağını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZCE VERİLEN 15.11.2022 TARİHLİ KARARI: Mahkemece öncelikle maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK 2. Üst Kurula gönderilerek ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Uzmanlarından alınan 16.01.20/17 tarihli maluliyet raporu ile 27.09.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporları arasındaki çelişikinin, kaza tarihi olan 10.07.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre rapor aldırılması, sonucuna göre raporlara itiraz edenlerin sıfatı ve usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı taraf vekillerinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 387.332,00 TL maddi tazminatın, davalılar ... ve ... tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş ise 157.086,00 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davanın açıldığı 03/11/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise, kazanın gerçekleştiği 10/07/2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminat talebinin kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın 10/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. MAHKEMECE VERİLEN 16.09.2024 TARİHLİ EK KARAR: İstinaf harcını kesin süre içerisinde yatırılmaması nedeniyle davalı ...'nin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; mahkemece alınmış olan bilirkişi raporunun asgari ücret artışına göre 4.287.474,38 TL olmakla buna göre davayı ıslah ettiğini, mahkemelerin 9 yılda bitirmediği yargılama sürecinin karşılığının bedelini davacı müvekkiline ödettirilmesinin hukuk devletinde hiçbir karşılığının söz konusu olamayacağını, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ıslah dilekçesi uyarınca 4.287.474,38 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'nin tamamından, davalı ... Sigorta A.Ş'nin ise 157.086,00 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olacak şekilde davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesini, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davanın açıldığı 03.11.2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kazanın gerçekleştiği 10.07.2015 tarihinden itibarin yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı davalı ... vekili; yerel mahkeme tarafından 387.332,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, söz konusu tazminatın fahiş ve haksız olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesine esas alınan 23.03.2016 tarihli trafik bilirkişi raporunun uzman olmayan bir trafik polisi tarafından hazırlanmış olup birçok eksikliği, yanlış bilgi ve değerlendirmeyi içerdiğini, raporda da belirtildiği üzere olay yerinde herhangi bir fren izine rastlanılmadığını, ayrıca 23.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda kaza esnasında davacının kasksız olduğu hususuna hiç yer verilmediğini, yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, maddi tazminat talebinin tamamen kabul edilmiş olmayıp kısmi kabulün söz konusu olduğunu, dolayısıyla kabul edilmeyen kısım üzerinden lehlerine vekaleti hükmedilmesinin AAÜT tarifesi gereği kanuni bir zorunluluk olup mahkemenin takdir yetkisi içerisinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı ... ve ... vekili; ilk derece mahkemesinin 16.09.2024 tarihli 2022/839 Esas ve 2024/839 Karar sayılı ek kararı ile davalı müvekkil ... yönünden taraflarına verilen kesin süre içerisinde istinaf harcının ikmal edilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenen oran yerine 30.03.2013 tarihli yürürlük tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlenen oran dikkate alınarak yapılan hesaplamayı hükme esas almasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat hesabı yapılırken ölüm tablosu olarak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılması ve hesap formülü olarak prograsif rant formülü kullanılması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin davalı müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat zenginleştirme aracı olmayıp davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davacı, davalı ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Ek karar yönünden yapılan incelemede; Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davalı ... vekili kararı 16.07.2024 tarihinde harç yatırmadan istinaf ettiğinden mahkemece 16.07.2024 tarihinde eksik harç ve masrafın tamamlanması için davacı vekiline kesin süre ihtarlı muhtıra çıkarmış, muhtıra vekile 23.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... vekilince süresinde harç yatırılmadığından mahkemenin 16.09.2024 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar davalı ... vekiline 21.09.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... vekilince ek karar istinaf edilmiş ise de eksik harç 02.10.2024 tarihinde tamamlanmıştır. Davalı ... ile davalı ...'nin vekili aynı olup aynı dilekçeyle istinafa geldiklerinden ve davalı ... tarafından istinaf harç ve giderlerinin yatırıldığı, muhtırada özellikle davalı ...'nin harç yatırması gerektiğinin gösterilmediği, bu sebeple muhtıranın usulüne uygun olmadığı, bu davalının da sonradan harcı tamamladığı anlaşılmakla, ek karar kaldırılarak istinaf incelemesi iki davalı yönünden de yapılmıştır. Kusur oranına yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Dosya arasında kaza tespit tutanağında ve .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/195 Esas sayılı dosyasında davalı ...'nin park halinde iken aracı çalıştırıp sola manevrayla harekete geçtiğinde soldan gelen motosiklete çarptığından asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. İşbu dava dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 23.03.2016 tarihli raporda da davalı sürücünün aynı sebeplerle %100 oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi KTT ve ceza dosyasında alınan raporla da uyumlu olduğu, raporlar arasında çelişki olmadığı anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilinin kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dairemizce verilen kaldırma kararında mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın ATK 2. Üst Kurula gönderilerek ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Uzmanlarından alınan 16.01.20/17 tarihli maluliyet raporu ile 27.09.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporları arasındaki çelişikinin, kaza tarihi olan 10.07.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre rapor aldırılmasına karar verilmiş olup Dairemizce verilen kaldırma kararı sonrasında mahkemece alınan 06.04.2023 tarihli ATK 2.Üst Kurulu raporunun kaza tarihi olan 10.07.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, kişinin tüm vücut engellilik oranının %70 olduğu, 9 aylık iyileşme süresinin bulunduğu, davacının son film ve grafileri incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, rapora itiraz edilirken başka somut delil sunulmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davacı vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince usulü kazanılmış hak oluştuğundan bahisle yeni alınan hesap raporu dikkate alınmadan kaldırma öncesi alınan hesap raporuna göre dava kabul edilmiş ise de, daha önce verilen karara karşı davacı vekilince maluliyet oranına itiraz edildiği, dairemizce de talep kabul edilerek bu yönlü kaldırma kararı verildiğinden maluliyet oranı netleşmeden alınan hesap raporu yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan bahsedilemeyecektir. Buna göre 14.07.2023 tarihinde alınan aktüerya raporunda davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 4.287.474,38 TL olup sigorta şirketinin bakiye limitinin 185.074,10 TL kaldığının bildirildiği görülmüştür. Davacı vekilince 04.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini bu miktar üzerinden ıslah etmiştir. Somut olayda, davacının maluliyetine esas yaralanmasının beyin hasarına bağlı davranış bozukluğu olduğu, davalı sürücünün olaydan sonra alınan beyanında davalının kafasının kanadığını söylediği dikkate alındığında, davacının baş bölgesinden yaralanmasının kaza sırasında kaskının takılı olmamasından kaynaklandığı, kask takmamasının zararın meydana gelmesinde etkili olduğu, bu eyleminin müterafik kusur oluşturduğu anlaşılmakla hesaplanan tazminat üzerinden %20 oranında indirim yapılarak davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik miktarının 3.429.979,50 TL tazminat olduğu, sigorta şirketinin bakiye teminat limitinin 185.074,10 TL kaldığı anlaşıldığından bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Vekalet ücretleri yeniden kurulacak hükümde değerlendirileceğinden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf incelemesinde; TBK 49. maddesi uyarınca kusurlu davranışı nedeniyle başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK'nın 56/1.maddesine göre bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hakim olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370). TMK'nun 4 üncü maddesine göre kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Somut olayda; dava konusu kaza nedeniyle davacının yaralandığı, maluliyet raporuna göre davacının kazadaki yaralanmalar nedeniyle iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve davacıda oluşan kalıcı maluliyet oranının %70 olduğu, alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı bakanlığa bağlı çalışan sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, olayın oluş şekli, tarafların kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, olay tarihi ve TMK'nın 4. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı lehine hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminat yüksek olmadığından davalılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görülmekle, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2024 tarih ve 2022/839 Esas, 2024/284 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, -3.429.979,50 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken veya müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş bu miktarın 185.074,10 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) tahsil edilerek davacıya ödenmesine, bu miktara davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davanın açıldığı 03/11/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise, kazanın gerçekleştiği 10/07/2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 4-Manevi tazminat talebinin KABULÜNE, -30.000,00 TL manevi tazminatın 10/07/2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'den müştereken veya müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5-a-)Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 234.301,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan toplam 14.747,89 TL harcın maddi tazminata isabet eden 14.645,43 TL'sinin mahsubu ile kalan 219.656,47 TL harcın davalılar ... ve ...'den müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, peşin alınan harç ... Sigorta A.Ş.'nin ödemesi gereken karar ve ilam harcını karşıladığından, bu davalıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına b-)İlk derece mahkemesince 12.03.2024 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine, 6-Peşin alınan toplam 14.747,89 TL harcın davalılardan müştereken veya müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Manevi tazminat yönünden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 2.049,30-TL harçtan, peşin alınan toplam 14.747,89 TL harcın manevi tazminata isabet eden 102,46 TL'sinin mahsubu ile kalan 1.946,84 TL harcın davalılar ... ve ...'den müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 8-Peşin alınan toplam harcın, manevi tazminata isabet eden 102,46 TL'sinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 9-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı üzerinden AAÜT gereğince hesaplanan 487.897,34 TL vekalet ücretinin ( ... Sigorta A.Ş. Bu miktarın 45.000,00 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere), davalılardan müştereken veya müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 10-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen kısım üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 134.624,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 11-Manevi tazminat yönünden AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan ... ve ...'den müştereken veya müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 12-Davacının yapmış olduğu tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri toplamı 6.661,08-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken veya müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 13-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından; 14-a-)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, b-)Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'den alınması gereken 28.507,30 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 7.554,43 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 20.952,87 TL harcın bu davalılardan müştereken veya müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 15-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 16-Davacı tarafından yapılan 685,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/03/2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.