7. Hukuk Dairesi 2010/8040 E. , 2011/1050 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 106 ada 17 parsel sayılı 5215,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava a…
**7. Hukuk Dairesi 2010/8040 E. , 2011/1050 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 106 ada 17 parsel sayılı 5215,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 106 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalı ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 4753 sayılı Yasa uyarınca davacı Hazine adına oluşturulan 8.11.1963 tarih ve 219(409) sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı ancak, taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olmadığı, tapunun tesisinden geriye doğru davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Davacı Hazine'nin 8.11.1963 tarih ve 219 (409) sayılı tapu kaydı, Toprak Tevzi Çalışmaları esnasında uygulanan Hazine'nin taraf olmadığı ... ve arkadaşları tarafından açılan tescil davası sonucunda oluşan 6.10.1954 tarih ve 272 sayılı tapu kaydında batı sınırı “mera”, 7.10.1954 tarih ve 287 sayılı tapu kaydında batı sınırı da “Şure yükseltilmiş sınırı ve ötesinde mera” okuması nedeniyle, gayri sabit hudutlu tapu kayıtlarının, miktar fazlası olarak oluşturulmuştur. Davacı Hazine'nin taraf olmadığı tescil ilamıyla oluşan 6.10.1954 tarih, 272 ve 7.10.1954 tarih, 287 sayılı tapu kayıtlarının dayanağı olan tescil ilamları Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmadığı gibi bu ilamlara dayanan tapu kayıt malikleri ve devralanları bağlayacağı ve aleyhlerine sonuç doğuracağı kuşkusuzdur. O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine'nin tutunduğu 08.11.1963 tarih ve 219 (409) sayılı tapu kaydı varsa haritası, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ile Hazine taşınmazının ayrıldığı belirtme parseli olan 26 parselin belirtme tutanağında uygulanan Ekim 1954 tarih 272 ve 287 sayılı tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılan tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ile 1937 tarih 21, 22, 23 ve 24 tahrir numaralı vergi kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı sorulup saptanarak, uygulanmışsa uygulandığı taşınmazlara ait onaylı tutanak örnekleri özellikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 29-K paftası ve 26 sayılı parselinden ifrazen oluşan 89-102 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının, oluşmuş ise tapu kayıtları, fen bilirkişi rapor ve krokisine göre davacı Hazine'nin dayanağını oluşturan 08.11.1963 tarih ve 219 (419) sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde (p-101) olarak etrafı kırmızı kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanak örnekleri ile dayanağı kayıtlar, varsa haritaları ile birlikte getirtilmeli, belirtmelik tutanağında imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, belirtme tutanağında imzası bulunan bilirkişiler, muhtar ve azalar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 08.11.1963 tarih ve 219 (419), Ekim 1954 tarih 272 ve 287 sayılı tapu kayıtları ile 1937 tarih 21, 22, 23 ve 24 tahrir numaralı vergi kayıtları uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritaları varsa kapsamları haritalarına göre, aksi halde gayri sabit sınırlı kayıtlar olmaları nedeniyle miktarlarına göre belirlenmeli, tapu kaydı kapsamları belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller de nazara alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden, tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kayıtların kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddesi hükmünde taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.