T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1548 - 2025/1702 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1548 KARAR NO : 2025/1702 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/358 E. - 2023/281 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1548 - 2025/1702 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1548 KARAR NO : 2025/1702 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/358 E. - 2023/281 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2023 tarih ve 2022/358 E. - 2023/281 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacının 1953 yılından beri “...” markası altında birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, “...” markasının ... tarafından da T/01976 sayı ile “tanınmış marka” statüsüne alındığını, “...”li markaların davacı adına pek çok emtia sınıfında korunduğunu, müvekkilinin, davalı Şirket'in 2020/18678 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdiği itirazın, davalı ... tarafından 43.sınıfa giren hizmetler yönünden kısmen nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin İstanbul’un ünlü bir semti olması dolayısıyla bir markada sadece tali unsur olabileceğini, dava konusu markada geçen “...” unsurunun da markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı seri markalardan biri olduğu izlenimini yarattığını, davalının dava konusu edilen markayı tescil ettirmek isterken asıl amacının davacı ile arasında bir bağlantı olduğu izlenimini yaratmak olduğunu, davalı firmanın davacı ile aralarında akdedilmiş sözleşmeye aykırı olarak “...” esas unsurlu bir marka tescil ettirme çabasında olduğunu, davalının pay sahipleri olan şahısların davacının pay sahibi olan şahsın kız kardeşleri olduğunu, bu şahısların ticari faaliyetlerini ve malvarlıklarını ayırmak amacıyla akdettikleri 27.09.2011 tarihli devir sözleşmesinde davalının “...” markalarını sadece başına “...” ve “S” gibi unsurlar ekleyerek kullanmayı taahhüt etmiş olduğunu, bu hakkın da sadece “kullanım hakkı” şeklinde verildiğini, yoksa “...” markasının tüm sektörler yönünden mülkiyetinin ve tescil ettirme hakkının davacının ortağına ait olduğunu, buna rağmen davalının huzurda dava konusu edilen markayı tescil ettirme gayretinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 04.07.2022 tarihli ve 2022-M-6490 sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddi yönünden iptalini ve 2020/18678 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu edilen markanın kapsamından davacının itirazları üzerine 35, 36 ve 37.sınıflara giren hizmetlerin zaten çıkartılmış olduğunu, geriye kalan ve 43.sınıfa giren hizmetler yönünden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, 43.sınıfa giren hizmetler özelinde SMK m. 6/5 hükmü kapsamında belirtilmiş olan şartların somut uyuşmazlıkta gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunun ve davacının kötü niyete dayalı iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili Şirket'in 06.10.2011 tarihinden beri gayrimenkul sektöründe faaliyette bulunduğunu, davalının ortakları ile davacının ortağı ve yöneticisi olan şahsın kardeş olduklarını, taraflar arasında imzalanan protokole göre davalının dava konusu edilen “...”li markayı tescil ettirmeye hakkı olduğunu, buna rağmen davacının 2020 yılından bu yana davalının “...” ve “S”li marka tescillerine itiraz ederek sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiğini, halbuki söz konusu protokolde davalının özellikle taşınmazlarda “...” ibaresi olmaksızın dahi “...” ibaresini tek başına markasal hüviyette kullanabilmesine izin verildiğini, davacının, davalının “...”li markalarına itiraz etmeyerek ve yıllarca sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, markaların genel görüntülerinin ve bakan kişilerde bıraktıkları izlenimlerin birbirlerinden önemli ölçüde farklı olduğunu, ortalama bir tüketicinin söz konusu görseller nedeniyle markaları karıştırmasının veya her iki markanın aynı olabileceği düşüncesine kapılmasının imkanının bulunmadığını, ayrıca davalının markasının hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkatli ve özenli olduğunu, yetişkin ve belli bir seviyede aydınlanmış kişilerden oluştuğunu, inşaat sektöründe faaliyet gösteren davalının yatırımları düşünüldüğünde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, karşılaştırılan işaretlerin/markaların davacının sırf kelime markaları özelinde, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan 43.sınıfa giren hizmetler yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin 43 sınıftaki “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” açısından sıradan/düşük ancak 43. sınıftaki “sair hizmetler” açısından ise yüksek olduğu, davalının markasının kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının kapsamında kalan hizmetler açısından tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen markanın tescil başvurusunun, davalının ortakları olan şahısların, davacının ortağı olan şahısla imzaladıkları sözleşme hükümlerine/bu şahısların sözleşmesel taahhütlerine aykırı bir niteliği haiz olmadığı, davalının yeni bir marka tescil başvurusunda bulunma eyleminin kötü niyetli bir eylem olarak nitelendirilemeyeceği, dava konusu edilen 04.07.2022 tarihli ve 2022/M-6490 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf şirket ortakları arasındaki ailevi ilişki, 27/09/2011 tarihli devir sözleşmesi ve dosyaya sunulan devir sözleşmesi ve uzman mütalaası ile ortaya konulduğu üzere dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davalı Şirket ortakları ile ve davacı Şirket ortaklarından ...'ün kardeş olduklarını, davalı tarafın davacının markalarının tanınmış olduğunu bildikleri halde dava konusu başvuruda bulunmalarının kötüniyetli olduğunu, anılan sözleşmede davalılara sadece "..." markalarının başına ... ve S ibareleri getirilerek kullanım hakkı tanındığını, tescil hakkı verilmediğini, bu yönde düzenlenen uzman görüşünün mahkemece dikkate alınmadığını, başvuru markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin müvekkili tarafından ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış hale getirildiğini, davalı Şirket tarafından kullanılmasının davacı markalarından haksız yararlanılması anlamına geleceğini, markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini, müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyinin aynı/benzer/farklı hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın başvurunun tesciline engel olmasının gerektiğini, sunulan uzman görüşü ile çelişen bilirkişi raporuna itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK marka kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2020/18678 sayılı 43.sınıf hizmetlere ilişkin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmakta ise de taraf markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı, davacıya ait "..." ibareli markaların "Kilitler ve güvenlik sistemleri" yönünden tanınmış olduğu ancak bu tanınmışlık nedeniyle davacı markalarının davalının başvuru markası kapsamında yer alan 43.sınıf hizmetlerle ilişkilendirilmelerinin söz konusu olmadığı, diğer bir deyişle SMK'nın 6/5.maddesi şartlarının ve tanınmışlığa dayalı nispi tescil engelinin gerçekleşmediği, öte yandan davalı şirket ortakları ile davacı şirket ortaklarının aynı aileden oldukları, davalı şirket ortaklarının önceden davacı şirketin ortağı olarak yönetiminde görev aldıkları, daha sonra taraflar arasında 27/09/2011 tarihli Devir Sözleşmesi'nin düzenlendiği, anılan sözleşmenin "Marka Kullanmama Yükümlülüğü" başlıklı 1.4. maddesinde "..." markasının kullanımının davacı şirkete bırakıldığı, davalı şirket ortaklarının "..." markasını davacı şirketten devraldıkları gayrimenkullerde kullanma hakkını sahip oldukları, kilit ve hırdavat sektöründe hiçbir şekilde kullanmamayı ve diğer alanlarda ise ancak başında "S" ya da "..." ibaresi ile birlikte kullanmayı taahhüt ettikleri, dava konusu başvuruda "..." markasının sözleşmede öngörüldüğü şekilde "..." ibaresi ile birlikte kilit ve hırdavat sektörü dışında 43.sınıf hizmetler için kullanıldığı, "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, bu durumda anılan sözleşmeye uygun biçimde yapılan marka başvurusu yönünden kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.