11. Hukuk Dairesi 2023/3731 E. , 2024/5998 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1096 Esas, 2023/622 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2011/120 E., 2022/315 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun …
**11. Hukuk Dairesi 2023/3731 E. , 2024/5998 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1096 Esas, 2023/622 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2011/120 E., 2022/315 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının merkezi İzmir 'de olan ve İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun Merkez -148717 numarasına kayıtlı Karyatek Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2 ortağından biri olup davalının da diğer ortak olduğunu, hisse oranlarının %50-%50 olup 20 yıl süre için her ikisinin de müşterek imzalarının bulunması halinde temsil ve ilzam edilebileceğinin kararlaştırıldığını, davalının 2020 yılı ekim ayının başından itibaren müvekkilinin izni ve muvafakatı olmaksızın ve müvekkilinden habersiz bir şekilde şirketin alacaklı olduğu müşterileri dolaşarak para tahsil etmeye ve bir takim çekler almaya başladığını, şirketin her türlü iş ve işlemlerinde müvekkilinin de imzasının bulunması mecburiyetine rağmen davalının sözde şirket adına ancak esas itibariyle kendi adına para tahsil etmeye ve çekler almaya başladığını, bu paraların ve alınan çeklerin de şirket hesaplarına intikal ettirilmediğini, davalı tarafından ya kendi uhdesinde bulundurulduğunu yahut tek imzalı ciro ile başkalarına temlik edilmiş bulunduğunu, davalının sadece kendi imzası ile piyasadan toplayarak başkalarına ciro ettiği, Gürerler İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti'nden toplam 14.250,00 TL lik çek aldığına dair 18.10.2010 tarih ve 0013 nolu tahsilat tediye makbuzu sureti ile alınan çeklerin suretlerinin Batı Kepenk Otomasyon Sist. San. Tic. Ltd. Şti'nden toplam 96.000,00 TL'lik çek aldığına dair 11.10.2010 tarih ve 0011, 0012 nolu tahsilat makbuzlarının sureti ile alınan çeklerin suretlerinin dilekçe ekinde olduğunu, davalının bununla da yetinmeyip şirket merkezindeki tüm malzemeleri makine ve techizatı, resmi veya özel tüm belgeleri, müşterilerle yapılan sözleşmeleri, şirkette ne varsa herşeye el koyarak götürdüğünü ve kendisine ait başka bir yere naklettiğini, bu malzemeler arasında kira sözleşmelerine binaen kiralanan ve mülkiyeti başkasına ait 2 adet iskelenin de bulunduğunu, ayrıca 418.401 - 418.450 numaraları arasındaki toplam 49 adet irsaliye ile 001-0050 arasındaki toplam 49 adet tahsilat / tediye makbuzunun da davalı tarafından götürüldüğünü, bu makbuzlardan 001-0012 ve 0013 numaralı olanların Gürerler İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. ve Batı Kepenk Ltd. Şti'nden alınan çekler için kullanıldığını, geri kalanların akıbetlerinin meçhul olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan 02.09.2010 tarih ve 25418 nolu faturanın ise davalı ...'ın kendisine ait olan Yalı Metal isimli şirketten müvekkili ile davalının birlikte ortak oldukları Karyatek Yapı Elemanları San.ve Tic. Ltd. Şti'ne mal ... ve teslim edilmiş gibi gösterilen ve davalıların kendisini Karyatek .. Ltd Şti'nden alacaklandırmaya çalıştığını gösteren sahte bir belge olduğunu, davalının şirketin durumu, alacakları, borçları ve müşterilerle yapılan sözleşmelerin akıbetleri konusunda müvekkiline bilgi vermediğini, şirket yöneticisi olarak kendisine ait sorumlulukları yerine getirmediğini, bu eylemler nedeniyle ve şirketteki mecburi iki imza sahibinden biri olan davalının şirketten uzaklaşması sebebiyle çift imza ile yürütülmesi gereken şirket işlerinin yürütülemediğini, şirketin alacaklarının toplanamadığını ve borçlarının ödenemediğini, şirketin çalışamaz hale geldiğini, davalının fiilleri nedeniyle müvekkilinin zararının 400.00,00 TL civarında olduğunu ancak gerçek zararın tam olarak tespitinin bilirkişi incelemesini gerektireceği için şimdilik 20.000,00 TL alacağın tahsili ve zararının tazmininin talep edildiğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasının 2010/97336 nolu dosya ile devam ettiğini, halen derdest olduğunu ayrıca İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/724 sayılı dosyasında Karyatek Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olarak davalının temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak temsil ve ilzam yetkisinin müvekkiline verilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirkete yönetim kayyımı tayin edilerek şirketin temsil ve ilzamının sağlanmasının talep edildiğini, müvekkili ile davalının ortak olduğu Karyatek Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin muhasebenin ... tarafından tutulduğunu, gerekli kayıt ve belgelerin muhasebecinden temin edilebileceğini, davalının tek imza ile müşterilerden topladığı ve fakat şirket kayıtlarına intikal ettirmediği çeklerden davanın açıldığı tarihten itibaren vadesi geçmiş olanların çeklerin keşide edenler tarafından ödenmek zorunda kaldığını, tahsil edilen çeklerden hiç birinin davalı tarafça şirket kayıtlarına intikal ettirilmediğini, çeklerden vadesi gelmemiş olanlar hakkında tedbir kararı verilerek çeklerin ödenmemesinin temin edilmesini böylelikle müvekkilinin ve Karyatek Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin zararının artmasının önüne geçilmesini talep ettiklerini belirterek şimdilik 20.000,00 TL alacağın davalı taraftan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacı tarafla birlikte Karyatek Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %50 - %50 ortağı olup 20 yıl süre ile her ikisinin de müşterek imzalarının bulunması halinde şirketin temsil ve ilzam ettirilebileceğinin kararlaştırıldığını, davacının müvekkilinin kendisinin izin ve onayı olmadan müşterek şirketleri adına çek ve para tahsil ettiği, bu paraları da şirket hesabına aktarmadığı, kendi şahsi hesabına geçirdiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, müvekkili ile davacının yapacağı tahsilatlarda müşterek imza zorunluluğu resmiyette zorunlu kılınsa da tarafların ortaklarının ilk dönemlerinden beri ayrı ayrı tahsilat yaptıklarını, işlerin yoğunluğu nedeniyle her zaman aynı yerde aynı anda olamadıklarını, müvekkilinin yapmış olduğu tüm tahsilatların davacının rızası ve bilgisi dahilinde yapıldığını, davaya konu çeklerin de davacının rızası dahilinde tahsil edildiğini, müvekkilinin Yalı Metal olarak kendine ait şahsi firması olduğunu, bu firmadan davacı ile ortak olduğu Karyatek adlı firmaya alimünyum profil ve cam sattığını, davacının da kendisine ait şirket olan Karpen San. Tic. A.Ş'den aynı şekilde Karyatek'e malzeme sattığını, mallara karşılık fatura kestiğini, bu fatura bedeline karşılık şirketten nasıl alacağını soran müvekkilinin davaya konu çekleri piyasadan tahsil edip kullanabileceğine dair davacıdan yanıt aldığını, davacının sahte olduğunu iddia ettiği faturanın Yalı Metal'in Karyatek'e sattığı mallara ilişkin kesilmiş fatura olduğunu, faturanın KDV'sinin dahi ödendiğini, davacının fatura içeriğine 8 gün içinde itiraz etmediğini, faturanın kesinleştiğini, davacının müvekkilinin alıp götürdüğünü iddia ettiği malların hepsinin müvekkilinin şahsına ait mallar olduğunu, ortaklık sona erince müvekkilinin getirdiği malların hepsini geri götürdüğünü, bunlar haricinde Karyatek 'e ait olan hiç bir malı almadığını ayrıca Karyatek adına Yapelsan A.Ş'den kiralanan iskelenin tekrar şirkete teslim edildiğini, davacının müvekkilinin kendisini zarara uğrattığını iddia ettiğini ancak davacı yanın müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, davacının müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında piyasadan tahsil ettiği çekleri İş Bankası Pınarbaşı Şubesinden tahsil ettiğini yine Karyatek adına İş Bankası Pınarbaşı Şubesinden kredi hesabı açtırdığını ve kullanmış olduğu krediyi ve tahsil ettiği parayı Karyatek hesabına aktarmayarak kendisine ait Karpen firmasının hesabına aktardığını, davacının müvekkili ile ortak iş yaptıkları bazı firmalara mektuplar göndererek asılsız iddialarda bulunup müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, davacının Karyatek'le anlaşma yapan firmaları dolaşarak yarım kalan işleri kendi şahsına ait olan Karpen isimli firmaya devrettirdiğini, bu işleri şahsi firması üzerinden devrederek ödemeleri de kendisi aldığını bu hususta da İzmir CBS'ye 2011/6172 HZ nosu ile suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava dışı şirketin ortağı ve müdürlerinden birisi olan davalının şirket adına yaptığı tahsilatları şirket hesabına aktarmayarak kendi uhdesinde tuttuğundan bahisle oluşan zararın giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında işbu davanın açıldığı, davanın tarafların ortağı olduğu limited şirketin şirket müdürü tarafından zarara uğratılması nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin sorumluluk davası niteliğinde olduğu, iddianın ileri sürülüş biçimine göre şirket müdürünün eylemleri nedeniyle uğranılan zararın şirket açısından doğrudan davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'nun 644/1-a maddesi uyarınca uygulanması gereken 553 ve 555'üncü maddeleri limited şirket ortaklarının "Tazminatının şirkete verilmesi" kayıt ve koşulu ile sorumluluk davasını açabilmelerinin mümkün olduğu, dava dilekçesinde davacının tazminatın bizzat kendisine ödenmesini istediği, söz konusu istemin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(6102 sayılı Kanun)'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış ticari şirketlerde sorumluluk ve iade davası olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesinin geçerli olduğunu, aynı yasanın 60 ıncı maddesi gereğince sebeplerin yarışmasının mahkemece dikkate alınması gerektiğini, davacı ile davalının aynı şirkette %50'şer hisse sahibi ortak olduklarını, davalının yetkilerini ve davacının güvenini kötüye kullandığından bahisle İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/240 E. sayılı kamu davasında davalı sanığın yargılanmakta olduğunu, davalının önce mahkemenin 2012/47 E., 2013/139 K. sayılı kararı ile nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giydiğini, Yargıtay incelemesi sonucunda dolandırıcılık suçunun değil, güveni kötüye kullanma suçundan ceza tayini gerektiğindenbahisle bozma kararı verilmesinden sonra 2018/240 sayılı yeni esas numarası alan dosyada bu defa sanığın beratine karar verilip, bu kararın kendilerince temyiz edilmesi nedeniyle dosyanın halen temyiz aşamasında olduğunu, karşı taraf aleyhine Karyatek Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına ilişkin İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/204 E. sırasına kayıtlı davanın bulunduğunu, bu dosyada bilirkişi raporları alındığını, yine belirtilen ağır ceza dosyasında da alınan bilirkişi raporlarının dikkate alındığında davalının 122.250,00 TL yedinde kaldığının tespitinin yapıldığını, savcılık soruşturmasında da bu miktarı mal edindiği sonucuna varıldığını, ağır ceza dosyasındaki heyet raporunda Gürerler Şirketi tarafından şirket lehine tanzim edilen 14.250,00 TL tutarlı çeklerin sanığın uhdesinde yer aldığının kabulünün gerektiğini, davacıya karşı işlenen haksız fiili açıkça gözler önüne serdiğini, ceza yargılaması devam ederken haksız fiilden kaynaklanan dava sonucunun beklenilmeksizin davanın reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bakımından açılan davanın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluk davası değil, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bir an için aksi düşünülse dahi verilen kararın yerinde olmadığını, davalının ticari temsilci mi, yoksa ticari vekil mi olarak değerlendirildiğinin açıklığa kavuşturulmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarından biri olup olmadığının tespitinin önem taşıdığını, kanaatlerince bunlardan biri olmayıp 555 inci maddesinin uygulama alanının bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre şirketteki pay sahipleri ve alacaklıların kendi doğrudan zararlarından ayrı olarak şirketin zararı sebebiyle uğradıkları dolayısıyla zararları içinde yönetim kurulu üyelerine dava açabileceklerini, dolaylı olarak uğranılan zararlardan farklı olarak doğrudan zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklıların ise kendi ad ve hesaplarına dava açabilecekleri, davacının doğrudan zararlarının hesaba katılmamasının hatalı olduğunu, davacının zararlarının sadece dolaylı zararlar olmadığını, davalının tek imza ile kendi uhdesinde tahsil ettiği Karyatek Şirketi'nin kayıtlarında bulunmayan çeklerin toplamının 122.250,00 TL olduğu, davacının doğrudan doğruya zarar gördüğünün açık olduğu, tarafların hisse oranları %50 - %50 olup, 20 yıl süre için her ikisinin de müşterek imzalarının bulunması halinde temsil ve ilzam edilebilecekleri kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalı ...'ın davacının izin ve onayı olmadan müşterek şirketleri adına çek ve paralar tahsil ettiğini, bu paraları da şirket hesabına aktarmayıp kendi cebine attığını, bununla da yetinmeyip şirket merkezindeki tüm malzemeleri makine ve teçhizatı, resmi veya özel tüm belgeleri, müşterilerle yapılan sözleşmeleri, şirkette ne varsa herşeye el koyarak götürdüğünü ve kendisine ait başka bir yere naklettiğini, ayrıca toplam 49 adet irsaliye ile 49 adet tahsilat/tediye makbuzunu da götürdüğünü, dava dilekçesi ekinde sunulan 02.09.2010 tarih ve 25418 nolu sahte faturayı da tanzim ettiğini, ve benzeri bir çok zarar verici haksız eylemi nedeniyle davacıyı da şirketi de büyük zarara soktuğunu, davalının Karyatek Şirketi'ni 6-7 aylık süreçte çalışamaz halde bıraktığını, bu dönemde yapılmak zorunda kalınan şirket masraflarının da en azından yarısının davalı yanca karşılanması gerektiğini, dosyaya sunulan 02.09.2010 tarih 25418 numaralı faturanın gerçek bir fatura olmadığını, muhasebeci ...'ten davacının talebi üzerine şirket kayıtlarından çıkartılmak suretiyle Vergi Dairesi'ne düzeltme beyannamesi verildiğini, davalı tarafından piyasadan toplanan çekleri veren Karyatek Şirketi müşterilerine ihtarnameler gönderildiğini, davalının tek başına bu çekleri tahsile yetkili olmadığının ihtar edildiğini, bununla da yetinilmeyerek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/1089 D.İş, 2011/91 D.İş sayılı dosyalarında çeklerin davalıya ödenmemesi maksadıyla çekler üzerinde ihtiyati tedbir kararları alındığını, ancak ne var ki davalının bu çeklerin bir kısmını üçüncü kişilere ciro ederek vermiş olduğu için, gerek üçüncü kişiler gerekse davalı tarafından çeklerin tamamının Takas Merkezi'ne intikal ettirilmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararlarının boşa çıkarak çeklerin tamamının bedellerinin ödendiğini, bu çeklerin bedellerinden bir kuruşun dahi Karyatek Şirketi kasasına girmediğini, davalının ceza davası duruşmasında da bu çeklerin bedellerini tahsil ettiğini ve kendi cebine aktardığını ikrar ettiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ortağın doğrudan değil dolaylı zararı dava konusu edildiğinden yasanın amir hükmü karşısında tazminatın şirkete ödenmesi şeklinde talepte bulunulması gerekirken davacıya ödenmesi şeklinde talepte bulunulması nedeniyle davanın usulden reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dolayısıyla kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketi temsil ve ilzama birlikte yetkili olan tarafların ortağı olduğu limited şirketin şirket müdürü davalı tarafından zarara uğratılması iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmininin diğer ortak davacı tarafından istenip istenemeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.