Hukuk Genel Kurulu 2007/20-580 E. , 2007/582 K. "" MAHKEMESİ : Tunceli Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 12/04/2007 Taraflar arasındaki “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tunceli Kadastro Mahkemesince “davanın reddine” dair verilen 14.06.2006 gün ve 2006/18 E.,2006/592 K. sayılı kararın incelenmesi davacı idare temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2006 gün ve 2006/11885-15235 sayılı ilamı ile ;(..Kadast…
**Hukuk Genel Kurulu 2007/20-580 E. , 2007/582 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Tunceli Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 12/04/2007 Taraflar arasındaki “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tunceli Kadastro Mahkemesince “davanın reddine” dair verilen 14.06.2006 gün ve 2006/18 E.,2006/592 K. sayılı kararın incelenmesi davacı idare temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.11.2006 gün ve 2006/11885-15235 sayılı ilamı ile ;(..Kadastro sırasında .... Köyü 103 ada 9 parsel sayılı 716,98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar A.K. ve S. K. adlarına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda; çekişmeli alanın, çok eski tarihlerden beri 30-40 cm pulluk derinliğinde sürülerek ve işlenerek en az 100 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı, ancak son 10-15 yıldır terk edilerek nadasa bırakıldığı, bakımsızlıktan üzerinin çayır otları ile kaplandığı, yer yer mezarların bulunduğu, davalı parsel üzerinden alınan toprak örneklerinden ve profil içinde yapılan incelemelerden toprak içerisinde orman ağaçlarına ilişkin kök kalıntılarının yer almadığının tespit edildiği, çevresindeki tarım alanları ile bütünlük içinde olduğu, çekişmeli taşınmazın 1959 basım tarihli memleket haritasında yeşile boyalı alan içinde gözükmekle birlikte, eğiminin düşük oluşu, üzerinde orman ağaçlarını temsil eden işaretlerin bulunmadığı, hava fotoğrafları ve amenajman planında ziraat arazisi olarak gözüktüğü, bu sebeplerle orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan dosya arasında yer alan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, üzerinde çok sayıda meşe, dişbudak ve dardağan ağaçları bulunduğu, orman arazisi niteliğinde bulunduğu ifade edilmiştir. Hal böyle iken, orman bilirkişi raporu kendi içinde ve ziraat bilirkişi raporu ile çelişik olup, mahkemece değinilen çelişkiler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiş, böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığından, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.