11. Hukuk Dairesi 2008/4998 E. , 2010/1133 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.11.2007 tarih ve 2006/263-2007/262 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davalı avukatı Agah Yılmaz gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmedi…
**11. Hukuk Dairesi 2008/4998 E. , 2010/1133 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.11.2007 tarih ve 2006/263-2007/262 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davalı avukatı Agah Yılmaz gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilince daha önce ihdas edilerek tüm ürünlerinde, promosyonlarda, reklam kampanyalarında, seminer ve toplantılarda kullanılarak piyasada bilinir hale getirilen çizimin (resmin) 556 sayılı KHK’nın 8. maddesine aykırı olarak davalı tarafından 1 ve 19. sınıf emtiaları için ticaret markası olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek aynı KHK’nın 42/6. maddesi uyarınca davalı markasının (şeklin) hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin anılan markayı tüm mamülleri üzerinde kullanarak tanıtıp, iyi bir pazar oluşturduğunu, davacının ise üretimi bulunmadığını, inşaat malzemesi satan tüm firmalarda tulum giymiş işçiyi simgeleyen çizimler kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 27.10.2005 tarih 2004/11446 esas, 2005/10361 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davanın, marka olarak tescil edilen işaret üzerindeki öncelik hakkına dayanılarak hükümsüzlük istemine ilişkin olduğu, TERAMAN olarak adlandırılan bu figürün 04/12/1995 yılında 3 art araştırma reklamcılık, tasarım ve ticaret şirketine yaptırdığının kanıtı olarak 04/12/1995 tarihli faturanın davacı tarafından sunulduğu, “Adamlı panolar”ın da faturada yer aldığı, bu adamlı panolarla söz konusu figürün kastedildiği hususunda davacının lehine fiili karine olduğu, dergilerde de mala tutan tulumlu şapkalı kısa kollu çizgili gömlekli usta figürü kullanıldığı, yegane ayrıntının markadaki figürde mevcut ustanın bir elinde göğsüne tuttuğu maladan ibaret olduğu, her iki figürün global olarak benzer ve kompozisyon, tema ve konsept olarak aynı olduğu, markaları eşzamanlı olarak bir arada görmeyen tüketicinin bütün detaylarıyla hafızasında tutması mümkün olmadığı ve figürün ancak ana hatlarını hatırlayacağından davacının markasının anahatlarını taşıyan davalının markasıyla karşılaştığında doğal olarak daha önce aşina olduğu davacı markasını hatırlayacağı, davacının bu figürü 1995’de oluşturup ürünlerinde yoğun bir şekilde kullanımla davacının 26/04/2001 tescil başvurusu tarihine kadarki dönemde kullanımla ayırdedicilik kazandırdığı, bu figürünün davalı markasında “Berloni-Arkim” ibaresi ile birlikte kullanılmasının markaların karıştırılmasını önleyemeyeceği, tüketicinin karşılaştırma sırasında hafızasında yer eden figüre göre mukayese edeceği, davalının markasının davacının bazı kullanım biçimlerine ayniyet düzeyinde benzer olup davacının kullanımla üzerinde hak kazandığı tescilsiz markası ile iltibas oluşturduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli 2001 07582 nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.