11. Hukuk Dairesi 2024/1691 E. , 2025/1907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/95 Esas, 2023/790 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.03.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı
**11. Hukuk Dairesi 2024/1691 E. , 2025/1907 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/95 Esas, 2023/790 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.03.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının babası müteveffa ....'ün 1956 yılında evlendiklerini, 2002 yılında boşandıklarını, davacı ile murisin evlilikleri süresince 655 adet yöresel müzik aleti ve kütüphaneden oluşan çalgı koleksiyonunu birlikte oluşturup sahip olduklarını, bu koleksiyonun davacı ile muris eski eşinin müşterek ikametgahları olan Kadıköy adresinde bulunduğunu ve özenle muhafaza edildiğini, boşanmadan sonra koleksiyonun parçalanıp başka yere taşınmaması için murisin istek ve kabulü ile aynı mekanda muhafaza edildiğini, boşanma kararının 2002 yılında kesinleşmesinden intifa hakkı tesisine kadar geçen sürede aynı mekânda koleksiyonu korumak amacıyla murisin bila bedel oturduğunu, daha sonra tahliye edilme ihtimalinden son derece rahatsız olan murisin ısrarlı talebi üzerine intifa hakkı tesis edildiğini, işlemin tamamlanması için tapuda harca esas olmak üzere usulen bir bedel gösterildiğini, bu bedelin müvekkiline hiçbir zaman ödenmediğini, böylece boşanmadan sonra da koleksiyon üzerinde taraflar arasında 1/2 mülkiyetin devam ettiğini, murisin ölümünden sonra davalının kötüniyetle davacıya haber vermeden koleksiyonu 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansına satmak istediğini haber alan müvekkilinin koleksiyonun satışını durdurduğunu ve izale-i şuyuu davası açtığını, işbu davanın mülkiyetin tespiti amacıyla açıldığını ileri sürerek, 655 adet yöresel çalgı ile el yazması kitap ve belgelerden oluşan kütüphane dahil çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin babası muris....'ün 18.10.2009 tarihinde vefat ettiğini, davalının babasının ölümünden sonra çalgı koleksiyonunu muhafaza etmek için davacının gayrimenkul sahibi olduğu adresteki taşınmazı kiraladığını, davacının muristen boşanırken çalgı koleksiyonu ile ilgili hiçbir talebinin bulunmadığını, diğer yandan 05.12.1992 tarihinde yapılan anlaşma gereğince davacının Kadıköy adresindeki eşyaların sahibinin muris .... olduğunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme ve tanık beyanlarına göre; 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belgenin düzenlenme nedeni olan boşanma davası feragatle sonuçlanmış ise de davadan da anlaşıldığı üzere tarafların boşanma süreci yaşadıkları ve mütevaffa .... ile müteveffa (davacı) ...'nin evli oldukları dönem içerisinde birlikte yaşamadıklarına, davacı (müteveffa)nın koleksiyondan hak talep etmeyeceği hususunda anlaştıklarına yönelik tanık beyanları da bulunduğu, yine incelenen koleksiyon içeriğinden davacı (müteveffa) ...'nin koleksiyonda bulunan eşyalara karşı özel ilgisinin bulunduğuna yönelik de tanık beyanı bulunmadığı, davacı tanıklarının ise koleksiyonu tarafların birlikte oluşturduklarına yönelik genel beyanlarının bulunduğu ve bu beyanların müteveffa ...'nin ilgi alanları ile ilişkilendirilerek somutlaştırılamadığı, tamamı özel ilgi alanı ile ilgili olan koleksiyonun davacı (....) ile ....'ün birlikte oluşturduklarına yönelik iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının eski eşi (dava dışı ....) muris ile davacının birlikte edindikleri iddia edilen çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davacının, eski eşi muris ile birlikte oluşturdukları çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin tespitini talep ettiği davada, mahkemece, 05.12.1992 tarihli Özel Anlaşma ile bu adresteki eşyaların murise bırakıldığının belirtildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 26.02.2027 tarih, 2016/6867 E., 2017/535 K. sayılı kararıyla; 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belge düzenlenme nedeni olan boşanma davası feragatle sonuçlanmasına rağmen delil olarak kabul edilerek, dosya içerisinde mevcut sair taraf delilleri değerlendirilip tartışılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası Mahkemece tarafların tanıkları dinlenmiş ve davacının koleksiyonu birlikte oluşturduklarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamında ifade edildiği üzere, 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belgeye itibar edilmesi doğru olmamakla birlikte dosyada davacı tarafından sunulmuş çok sayıda yazılı delil bulunmakta olup, mahkemece söz konusu delillerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkeme kararının gerekçesinde davacı delillerinin incelenip değerlendirildiğine ve neden itibar edilmediğine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan, .... tarafından 11.02.1993 tarihli davacı ... ’e yazılan imzalı mektup, ....tarafından verilen 29.08.1990 tarihli vekâletname, 1960 tereke dosyası, murisin davacıya olan mektupları, Karagöz kitabının önsözü ve başkaca çok sayıda belge mahkemece incelenmemiştir. Dosya kapsamında örneği bulunan .... imzalı 1990 tarihli umumi vekâletnamede "...Sulh ve ibraya davadan ve temyizden feragata davayı kabule keza yine 1/2 hissesine sahip olduğum Çalgı Koleksiyonundaki hissemin tamamını dilediği zamanlarda dilediği bedel ve şartlarla Kültür Bakanlığı'na veya üçüncü şahıslara, kurum ve kuruluşlara satmaya, satış bedellerini ahzu kabza,... ve imzalamaya bu husustan dolayı tam bir yetki ile temsile,", yine 1993 tarihli mektup metninde "...Yarı hissesi bana ait olan bu evimdeki hissemi sana vereyim sen de sana ait olan birlikte oturduğumuz .....'i efendi N.19 daire 3'ü ölene kadar oturmam için intifa hakkını bana ver. Bunu niçin istiyorum. Binbir emek ve masrafla meydana getirdiğimiz yarı yarıya sahip olduğumuz müşterek kütüphane ve çalgılarımızın yerlerinden sökülüp nakliyesinde zarar göreceğinden satışlarında zorluk ve imkansızlık yaşarız. Bunda ikimiz de zarar görürüz. Satışta teşhir çok mühimdir..." ifadelerinin yer aldığı;.... imzalı bu belgelerde açıkça koleksiyonunun 1/2'sinin davacıya ait olduğunu ikrar ettiği, vekâletnamenin kullanılmaması ya da sonradan iptal edilmiş olmasının ikrarı ortadan kaldırmayacağı, karı-kocanın koleksiyonda müşterek malik ve zilyet oldukları anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanları da, koleksiyonun yıllar içinde davacı ve muris ... tarafından birlikte oluşturulduğu yönündedir. Aynı zamanda davacının memur olarak çalıştığı, ekonomik durumu ve mülkiyetinde bulunan satışa konu ettiği taşınmazları ile de koleksiyonun oluşturulmasında maddi katkı sağlama yeterliliğine sahip olduğu anlaşılmaktadır. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (4722 sayılı Kanun) 10. maddesine göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar. 4721 sayılı TMK'nın 179. maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu düzenleme gereğince 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde evli olan eşlerin, önceki dönemde edindikleri mallarının tasfiyesi 743 sayılı Medeni Kanun (743 sayılı MK) hükümlerine göre, bu tarihten sonra edinilen malların tasfiyesi ise 4721 sayılı TMK hükümlerine göre yapılmalıdır. 743 sayılı MK'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme bulunmadığından, eşlerin yaptıkları katkının karşılığını evlilik sona erdiğinde alabilmeleri 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndan yararlanmak suretiyle Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen "katkı payı alacağı kavramı" ile mümkün kılınmıştır. Katkı payı alacağı, 743 sayılı MK gereği mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği devam ederken bir eşe ait mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına diğer eşin para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkısının karşılığı olmak üzere hesaplanan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak türüdür. Kural olarak katkıda bulunan eş, diğer eşten katkısının karşılığı olarak sadece alacak isteğinde bulunabilir, ayın talep edemez. Tüm bu açıklamalardan sonra, davacı tarafça dayanılan deliller, yukarıda ifade edilen 1990 tarihli vekâletname, 1993 tarihli muris imzalı mektup ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ... ile muris...'ün evlilik birliği içerisindeyken müşterek çaba ve sermaye ile koleksiyonu birlikte edindikleri anlaşılmakla; Mahkemece, tarafların 2002 yılında boşandıkları, koleksiyonun 743 sayılı MK döneminde oluşturulduğu gözetilerek, davacının ancak koleksiyonun güncel rayiç değeri üzerinden 1/2 oranındaki katkı payı alacağını talep edebileceği, mahkemece bu yönde değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçelerle ve eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.