T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2135 KARAR NO:2025/2032 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/09/2025 D.İş NUMARASI:2025/329 D.İş - 2025/364 Karar DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2135 KARAR NO:2025/2032 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/09/2025 D.İş NUMARASI:2025/329 D.İş - 2025/364 Karar DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan talep dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati haciz talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin karşı taraf şirketten toplam 11.688.097,72 TL alacağı bulunduğunu, karşı taraf şirketin kira dâhil en temel borçlarını ödeyemediğini, yapılan görüşmeler sonucunda alacağın tahsilinin sağlanamadığını iddia ederek, 11.688.097,72 TL alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Karşı taraf vekili 10.09/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; talep eden tarafın iddialarının doğru olmadığını, ortaklardan ...'ın müvekkili şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmakta iken 01.08.2025 tarihli ihtarname ile istifa ederek görevinden ayrıldığını, müvekkili şirketin yönetim organları ile ilgili hiçbir hukuki veya fiili bağının kalmadığını, şirketleri aleyhine yöneltilen mal kaçırma, tasfiye hazırlığı gibi iddiaların tamamen soyut, mesnetsiz ve ticari itibari zedelemeye yönelik ithamlardan ibaret olduğunu, karşı tarafın eklediği icra takiplerine itiraz edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, takiplerin varlığının tek başına alacağın varlığını ve miktarını kanıtlamayacağını, cari hesap ekstresinin ise tek taraflı olarak talep edence düzenlendiğini, taraflar arasındaki hesap mutabakatı bulunmadığını, aynı şekilde bağımsız denetim raporunun da şirketin kendi finansal raporu olduğunu, İİK'nın257ve devamı maddeleri kapsamında ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 29.09.2025 tarihli kararıyla; "... Davacı tarafın ihtiyati hacze konu etmiş olduğu alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği, İİK 257.maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel bir alacağın mevcut olması gerektiği, davacı tarafın talep etmiş olduğu ihtiyati hacze konu alacağın muaccel olduğuna ilişkin yaklaşık ispat kapsamında dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili ile karşı taraf arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin kimi zaman karşı tarafa borç verdiğini, kullanması için ödünç teknik malzemeler verdiğini, her türlü destekleyici davranışta bulunduğunu, ancak müvekkiline herhangi bir ödemenin yapılmadığını, taraflar arasında düzenli cari hesap ilişkisinin olduğunu, yaklaşık 11 milyona ulaşan borçların ifasının borçlu şirket tarafından bir türlü gerçekleştirilmediğini, cari hesaplarla karşılıklı mutabakat evraklarının verildiğini, evraklardan açıkça görüleceği üzere karşı tarafın cari hesaplardan doğan borç bakiyesini kabul ettiğini, herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığını, kötü niyetli olarak borcun kabul edilmeyin itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, tamamen zaman kazanmak maksatlı olduğunu, taraf şirketlere ait mali müşavirler arasındaki konuşmalarda açıkça kabul edildiğini, imzalı kaşeli hesap mutabakatı verdiği bir borcun yargıya intikal ettiğini, icra dairesi önüne gelince gerçeğe aykırı şekilde itiraz ettiğini, borçlu tarafça e-mutabakat verildiğini, alacaklı şirketin halka açık bir şirket olduğunu, düzenli olarak bağımsız denetim geçirdiğini, 30.06.2025 tarihinde karşı taraftan 11.685.428,00 TL ticari alacağının bulunduğunu, bağımsız denetim raporunun 14. sayfasında bulunan tespite ilişkin olarak alacaklı müvekkili şirketin ihtiyati haciz talep ettiğini, emanet olarak verilen iş yerine bırakılan malların iade edilmeyeceğinin belirtildiğini, taraflarınca iletişime geçilmediğini, müvekkiline ait malları karşı tarafın haksız olarak uhtesinde tuttuğunu, müvekkilinden kaçırmaya devam ettiğini, borçlu şirketin taşınmazın kirası gibi en temel en basit öncelikli borçları dahi ödeyemez hâle geldiğini, bunun üzerine mal sahibi şirket tarafından icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkili ile borçlu şirketin aynı grup şirket içerisinde yer aldığını, müvekkili şirket ortaklarının farklı oranlarda aynı zamanda borçlu şirketinde ortaklık yapısı içerisinde hissedar olmaları sebebiyle almış oldukları istihbarata göre borçlu şirketin hâkim ortaklarınca çok kısa bir süre sonra iflas edecek olan şirketin mallarının kaçırılmaya, mevcudun azaltılmaya ve alacaklarca tahsilat yapılmasının engellenmesi noktasında kötü niyetli hareketler yapılmaya, gayri resmî tasfiyeye girişildiğini ve girişilecek olmasının beklendiğini, borçlu şirketin küçük ortağının 20.000,00 TL için dahi şirketin kredi borcunu ödeyebilmesi için borç istendiğini, şirketin ciddi nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu iddia ederek, ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen kararın, aynı Kanun'un 258/3 maddesi uyarınca istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Talep eden vekili, karşı taraftan alacaklı olduğu iddiasına dayanak olarak, karşı tarafın üçüncü kişilere olan borcuna dair belgeleri, borçlu şirket ortağına verildiği belirtilen 20.000,00 TL tutarındaki paraya dair dekont örneğini, talep eden şirket adına düzenlenen bağımsız denetim raporunu, muhasebe kayıt örneklerini, cari hesap dökümününü göstermiştir. Karşı tarafça alacağın varlığının kabul edildiğine dair herhangi bir bilgi, belge veya kanaat getirecek delil sunulmamıştır. Alacağın varlığına neden olarak gösterilen belgeler, talep eden şirketçe düzenlenen veya şirket adına düzenlenmiş belgelerdir.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Somut talepte; yukarıda yer verildiği üzere talep eden tarafça dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler, karşı taraftan alacaklı olduğunu ve/veya muaccel bir alacağının olduğunu gösteren kanaat getirecek deliller olarak kabul edilemeyeceği gibi, karşı tarafın iflas edeceğine veya mal kaçıracağına dair iddialar ise soyuttur. Kaldı ki öncelikle alacağın varlığının ve miktarının yaklaşık olarak kanıtlanması gerekir. Mevcut delillerden yaklaşık ispat kanaati oluşmadığından, ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.12.2025