T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2018 - 2026/841 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2018 Esas KARAR NO : 2026/841 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2025/376 Esas, 2025/606 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU :…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2018 - 2026/841 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2018 Esas KARAR NO : 2026/841 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2025/376 Esas, 2025/606 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, haksız fiilden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, hükmedilen bedelin KDV hariç mi yoksa KDV dahil mi olduğunun mahkeme kararından anlaşılamadığını, ayrıntılıları paylaşılan keşif özetine göre 10 adet imalatın toplam tutarının KDV hariç 64.909,60TL tuttuğunun tespit edildiğini, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği'nin “Tesislere Zarar Verilmesi” başlıklı 32/1. maddesinin amir hükmü uyarınca KDV hariç olarak hesaplanan 64.909,60TL bedel üzerinden (toplam zarar miktarı) 32.454,80TL artırım uygulandığını ve toplam KDV hariç 97.364,40TL tutarındaki hasar bedelinin ödenmesinin davalıdan talep edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığından davaya konu icra takibinin başlatıldığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı idare tarafından pis su hattındaki hasarın fen ve sanat kurallarına uygun olarak yeniden yapılması için davalı şirkete uyarıda bulunması gerektiği ve hasarın belli bir süre içerisinde davalı şirket tarafından giderilmemesi halinde ASKİ Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinin 32. madde hükmünün devreye sokulması gerektiği tespiti ile davalı şirketten KDV hariç 64.909,60TL tutarındaki hasar bedelinin talep edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı yönünde görüş bildirildiğini, raporun bu kısmına taraflarınca yapılan itirazlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, %50 artırımlı bedel üzerinden karar verilmesi gerektiğini, alacak likit olmasına karşın icra inkar tazminatının reddinin hatalı olduğunu, davanın tam kabulünün gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, Mustafa Kemal Mahallesi 2156 sokakta ASKİ’ye ait eski gecekondu döneminden kalma kanalizasyon sistemi bulunduğunu, bu kanalizasyon hattının yeni yerleşimler nedeni ile kapasitesinin çok düşük kaldığını ve yeni yerleşim yükünü kaldıracak kapasitede olmadığını, hattın ayda en az 2-3 defa tıkandığını ve ASKİ kanalizasyon ekiplerince vidanjörle temizlendiğini, ayrıca bu eski kanalizasyon hattında birçok yerde çatlak ve patlakların olduğunu ve etrafta bulunan binaların zemin ve bodrum katlarına her yağmur yağışında zemin içerisinden su sızdırdığını, bu sızıntı ve patlamaları önlemek için bina içinden sızdırmazlık amaçlı enjeksiyon işlemi yapıldığını, çimento ve su karışımından oluşan enjeksiyonun zemin içerisinden hareket ederek binaya yakın mesafeden geçen kanalizasyon hattına sızdığını, kanalizasyon hattındaki mevcut yapısal sıkıntı nedeni ile zemin içerisinden sızan enjeksiyonun bu kanaldaki mevcut çatlak ve patlaklardan kanal içerisine sirayet ettiğini ve kanalın çimento şerbeti ile tıkanmasına sebebiyet verdiğini, tıkanıklığın nedeninin yapılan işlem değil şebeke borularında daha önce mevcut olan ve müvekkili şirket ile ilgisi olmayan çatlaklıklar olduğunu, kimsenin kendi kusurundan kaynaklı zararını karşı taraftan talep edemeyeceğini, davacı kurum tarafından hattın yenilenmesi planlama programına alınmasına rağmen (yani çimentoyla tıkanmasa da hattın yenileneceği aşikarken) yapılan yenilemenin müvekkili şirkete fatura edilmesinin düşünülemeyeceğini, husumetin bina sahibi ve işveren ... Ortopedi Ltd. Şti’ye yöneltilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından dinlenen tanıkların da durumu açıkladıklarını, normal şartlarda ASKİ’den kaynaklanan kanalizasyon sisteminde bulunması gereken contanın bulunmaması ve yine ASKİ’nin sorumluluğunda bulunan boruların çatlak ve kırık olması nedeni ile tıkanmanın gerçekleştiğini, kanalizasyon sisteminde bulunan yapısal sıkıntıların sorumlusu davacı kurum olup bu nedenle meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin ilgili yere ihbar olunan şirketin talebi ile gittiğini, durumu ASKİ ye ihbar etmesi gerekenin müvekkili değil ihbar olunan şirket olduğunu, bilirkişi raporunda davacı kurumun talep ettiği tutarın çok yüksek olduğu belirtilerek hasar bedeli olarak 64.909,60 TL’nin talep edilebileceğinin tespit edildiğini, mahkemece de dava bu doğrultuda kısmen kabule karar verildiğini, oysa yukarıda açıklanan nedenlerle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı ASKİ vekili, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen "Çankaya İlçesi Mustafa Kemal Mahallesi 2156. Sokak No. 16" adresinde bulunan binanın zemin güçlendirme çalışması esnasında Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'ne ait pis su hattına beton şerbeti dökülmesi sonucu hattın tıkanmasına sebebiyet verildiğini, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine hakkında Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2021/4483 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamından; sızdırmazlığı sağlamak amacıyla davaya konu enjeksiyon işini yapan davalı yüklenici şirket olup, haksız fiil faili olarak davalıya husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu, iş sahibinin zararın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunun rücuda davalı ile iş sahibi arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği, TBK'nın 61. maddesi uyarınca zarar sorumlularının zarar görene karşı müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, davaya konu pis su hattının zaman zaman tıkandığı, boruların hasarlı olduğu ve çalışma yapılacak bina çevresinde su bulunduğu davalı şirketçe biliniyor olmasına rağmen, bina bodrumundan beton perde duvarının arkasına basılan sızdırmazlık amaçlı çimento ve su karışımından oluşan enjeksiyonun zemin içerisinde hareket ederek binaya yakın mesafeden geçen kanalizasyon hattına sızabileceği öngörülerek pis su hattında çimentonun priz almasını engelleyecek gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle şirketin kusurunun bulunduğu ve davacı idare tarafından şirketten istemde bulunulabileceği anlaşılmakla davalının anılan yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı iddia ettiği zarar miktarına ilişkin kalemlere Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği'nin “Tesislere Zarar Verilmesi” başlıklı 32/1. maddesi uyarınca %50 ilave yaparak istemde bulunmuştur. Anılan Yönetmeliğin 32/1. maddesinde; “İdarenin taşınır veya taşınmaz malları ile su ve kanalizasyon tesislerine zarar verenler hakkında devlet malına karşı suç işleyenlere ilişkin hükümler uygulanarak, zararın giderilmesi için İdarece yapılan tüm harcamalar ilgiliden %50 fazlasıyla tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2017/2877 Esas, 2017/6197 Karar ve 2016/6165 Esas, 2018/776 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; anılan yönetmelik hükmü, ASKİ ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunan gerçek ya da tüzel kişilerin ASKİ tesislerine yönelik haksız eylemleri sebebi ile tazminat hesaplanmasına ilişkin olup sözleşme ilişkisinin sonucu olarak ASKİ abonesi olan kişileri bağlayacağı kuşkusuzdur. Oysa davalı, ASKİ abonesi olmadığından hükmedilecek tazminatın anılan yönetmelik hükmüne göre belirlenmesi mümkün değildir. Somut olayda zararın davalı şirket tarafından gerçekleştirilen sızdırmazlık çalışmaları sırasında meydana geldiği belirtilmiş olup sözleşme kapsamında değil haksız fiil niteliğindedir. Bu nedenle zarar kapsamının Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi hükmüne ve gerçek zarar ilkesine göre belirlenmesi gerekir. Gerçek zarar ilkesi zarar görenin malvarlığını haksız fiilin meydana gelmesinden önceki duruma getirmeyi amaçladığından Yönetmelik hükmüne göre yapılacak hesap, anılan ilkeye ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına da aykırı olacağından kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Yine Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği üzere İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması gerekmektedir. Oysa davaya konu alacağın dayanağı haksız fiil olup, varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle şartları oluşmadığından davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmemiş olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; a)Davacı taraftan alınması gerekli 732TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, b)Davalı taraftan alınması gerekli 4.433,97TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.108,50TL harcın mahsubu ile bakiye 3.325,47TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3)İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza