İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile süre gelen ticari ilişk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/948 KARAR NO : 2025/1796 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI : 2020/262 Esas - 2021/851 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile süre gelen ticari ilişkiye dayalı cari hesap ilişkisi mevcut olduğu, fatura mukabilinde mal ve hizmet alacağı olduğunu, davacı şirketin muavin kayıtlarına göre davalıdan toplam faturalara konu cari hesap alacağının 12.684,76 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini, davalının alacağa ve yetkiye itiraz ettiğini, 17.06.2020 tarihinde arabuluculuk toplantısında “anlaşma sağlanmadığı” ve bunun da tutanağını ibraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptaline, davalının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkiye ve borca itiraz ederek, takip borçlusunun takip alacaklısına herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenle borcun tamamina itiraz ettiğini belirterek takibin durdurulmasını ve takip öncesi işletilen faize de itiraz ettiğini, sevk irsaliyelerinin davalı müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, imzalara itiraz ettiğini, faturaya konu malların teslim edilmediğini, davacı yan aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine, davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,İcra ve İflas Kanunu' nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olay bakımından da alacağın likit ve borçlu tarafından belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına da hükmetmek gerekmiştir. HUAK 18/A- (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2020/6509 sayılı dosyasından arabulucu ...'a 1320 TL tarife bedeli üzerinden kesilen sıra nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine kabul red oranında arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının reddine karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkine karşı 7 örnek ilamsız icra takibi başlatılmış olup iş bu takibin konusunun para alacağı olduğunu, 2004 sayılı İİK'nın 50/1. Maddesinde: "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir." denildiğini, buna göre ilgili hüküm gereği para alacaklarıyla ilgili olarak, HMK’daki genel yetki kuralının düzenlendiği 6. madde kıyasen uygulandığında, ilamsız icrada genel yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunun açık olduğunu, İİK m. 50/1 hükmünde ayrıca takibe esas akdin yapıldığı icra dairesi de yetkilidir denildiğini, taraflar arasındaki akdi ilişki İzmir İli'nde kurulmuş olup, mal teslimi vs. hususlar müvekkili şirketin İzmir'de bulunan merkezinde gerçekleştirildiğini, dava dilekçesi eklerinin taraflarınca incelenememesi yargılamanın hakkaniyetli biçimde gerçekleştirilmesine engel olunduğunu, savunma haklarını sınırlandırdığını, dava dilekçesi ekinde yer alan makbuzların hiçbirisi muhtemelen düzgün taranmadığı için okunamamakta, makbuz sureti olarak taraflarına gönderilen evrakların siyah gölgeli bir A4 kağıdından başka bir özelliği bulunmadığını, mahkemece görevlendirilen bilirkişilerin yapmış oldukları incelemelerde, sevk irsaliyeleri hiçbir şekilde incelenmemiş, davaya konu malların teslim edilip edilmediğini, teslim edildiyse kime ve ne şekilde teslim edildiği hususunda hiçbir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediğini, malların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin hiçbir değerlendirmeye yer verilmemiş olmasına karşılık sanki teslim alınmış ve müvekkili buna karşılık ödeme yapmamış gibi hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunu, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının kaldırılarak davanın mümkün ise istinaf mahkemesinde yeniden görülmesini ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra dairesinin yetkili olup olmadığı, davanın ispatlanmış olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " ticari defter ve kayıtlara bağlı faturaya ilişkin cari hesap alacağının tahsili istemidir" nedeniyle 12.684,76 TL asıl alacak, 480,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.165,31 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının ticari defter ve kayıtların göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2019 yılı öncesine dayandığı, 2019 yılı cari hesabından 2020 yılına 20.461,96 TL olarak devrettiği, cari hesap borcuna karşılık davalı tarafından davacıya 09.08.2019 tarihli 01-4771897 numaralı 12.000,00 TL tutarlı çek ile ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalıya 18.09.2019 tarihli 0358621 numaralı 13.600,00 +KDV 14.688,00 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, fatura tarihinden 1 gün sonra 19.09.2019 tarihli 2673 numaralı 10.465,20 TL tutarlı çek ile ödeme yaptığı, bu ödeme sonrası davacının davalıdan 12.684,76 TL alacaklı olduğu, davacının Bs formunda bildirimde bulunduğu, davalının defter ve kayıtlarına göre ise davacıya 19.774,24 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda, davacının 12.684,76 TL cari hesap alacağı nedeniyle davalıya takip yaptığı, davalının defter ve kayıtlarına göre davacıya 19.774,24 TL borçlu olduğu, davacının defter ve kayıtla göre ise davalıdan 12.684,76 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olması karşısında Mahkemece davann kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hemde Mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. İİK'nın 50/1. Maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Somut olayda, tarafların defter ev kayıtlarına göre, taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup, eldeki davaya konu para borcunda, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle mahkemece davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazının reddine karar verilmiş olması yerindedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 216,62 TL harcın, alınması gerekli olan 866,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye 649,87 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025