T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2394 - 2026/191 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2394 KARAR NO : 2026/191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2023 NUMARASI : 2019/285 E. - 2023/237 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2394 - 2026/191 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2394 KARAR NO : 2026/191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2023 NUMARASI : 2019/285 E. - 2023/237 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/05/2023 tarih ve 2019/285 Esas - 2023/237 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2018/53243 sayılı ve "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2019-M-4228 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun müvekkilinin 2005/52505 sayılı "..." ve 2010/04227 sayılı "...-..." ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, "..." ibaresinin İngilizce "kana çiçeği" anlamına geldiğini ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, başvurunun esaslı unsurunun da "..." ibaresi olduğunu ve müvekkilinin markaları gibi 03. sınıf mallarda kullanılacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla karıştırılacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2019-M-4228 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... / ...-..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma veya faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ".../ ...-..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesiminin davacının ".../ ...-..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı mallarından satın almak veya yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar veya hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaatinin oluştuğu; davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı; davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası ile SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, başvuruda tali nitelikte kullanıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının ispat edilemediğinin de hatalı olduğunu, marka kapsamındaki emtiaların da çakıştığını, kötüniyet iddialarının ispatlandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin "..." ibaresinin, 03. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "...-..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2019-M-4228 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 15.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 27.06.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olup olmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu markanın kapsamında 03. sınıf bir kısım mallar bulunmaktadır. 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda emtia tablosunda özetlendiği üzere, İngilizce olarak sayılan söz konusu mallar "kozmetik kremleri, kozmetik müstahzarlar; deodorant; losyon; banyo ürünlerine ilişkindir. Davacının mesnet 2005/52505 sayılı ve "..." ibareli markasının kapsamındaki 03. sınıf emtia arasında da aynı/aynı tür/benzer mallar bulunduğundan, dava konusu tüm mallar yönünden emtia benzerliği gerçekleşmiştir. İşaret benzerliği değerlendirmesine gelince, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının emtia benzerliği gerkçekleşen markası ise "..." esas unsurludur. Her iki taraf markasında başka bir ibareye veya şekil unsuruna yer verilmemiştir. Bu hale göre, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı benzerlik bulunmaktadır. Davacı markasının tek esas unsuru, dava konusu markada da esas unsur olarak kullanılmıştır. Her ne kadar dava konusu emtialarda "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük ise de, "..." ibaresi de "tesbih çiçeği"nin karşılığı olup, çekişmeli emtialarda ayırt ediciliğinin yüksek olmadığının ve dava konusu markayı mesnet markadan yeterince uzaklaştırmadığının, zira dava konusu markanın "... ..." olarak okunup algılandığının kabulü gerekir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2025 tarih ve 2024/4571 E.-2025/2764 K. sayılı kararında "..." ibaresi ile benzer bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin davacının "..." ibareli markası ile "..." ibareli marka başvuruları ile benzer bulan 2021/5684 E- 2023/276 K, 2021/4458 E-2022/8631 K. sayılı ilamlarının da aynı yönde olduğu anlaşılmıştır. Taraf markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar, davacı vekili önceye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötüniyet nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de, davacının bu iddiaları kanıtlanamamıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın kabulüne kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 29/05/2023 gün ve 2019/285 Esas - 2023/237 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; A-YİDK'nın 2019-M-4228 sayılı kararının İPTALİNE, B-Dava konusu 2018/53243 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE 3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 687,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 4.730,00-TL bilirkişi ücreti, 851,60-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 13.750,00-TL tercüman ücreti, 1.071,65-TL tebligat ve posta masrafı, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 22.086,35-TL yargılama giderinin, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.