İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkillerinin 2020 yılının Mayıs ayında aracılar vasıtasıyla 50.000 adet tek kullanımlık ameliyat önlüğü için davalı şirket ile görüşmeye başladığını, aracıların davalı şirket ile görüşmeleri ve pazarlığı whatsapp üzerinden yaptığını, davalı şirketin, aracı komi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2148 KARAR NO : 2025/1900 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2022 NUMARASI: 2021/100 Esas - 2022/401 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 29/01/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkillerinin 2020 yılının Mayıs ayında aracılar vasıtasıyla 50.000 adet tek kullanımlık ameliyat önlüğü için davalı şirket ile görüşmeye başladığını, aracıların davalı şirket ile görüşmeleri ve pazarlığı whatsapp üzerinden yaptığını, davalı şirketin, aracı komisyonu da dahil olmak üzere önlük başına 1,44- EURO fiyat verdiğini, davalı şirketin daha sonra 22.05.2020 tarihinde DMO’nden geldiğini iddia ettiği tek kullanımlık önlüklerin hibeye tabi olduğu ve her üç adet önlük için 1 adet hibe edilmesi gerektiği yönündeki bir mesajı whatsap ile aracı kişi ile paylaşarak fiyatın aracı komisyonu ve hibe dahil önlük başına 1,82 EURO olacağını söylediğini, davalı şirketin hibe bilgisi yönündeki mesajına inanan müvekkillerinin tanesi 1,82 EURO karşılığı 50.000 adet önlüğün satın alınması için davalı şirket ile sözleşme yapıp bedelini ödeyip önlükleri teslim aldığını, ancak daha sonra davalı şirket yetkilisinin DMO’nden geldiğini iddia ederek gönderdiği mesajın doğru olmadığı ve tek kullanımlık önlüklerin hibeye tabi olmadığının anlaşıldığını, müvekillerinin önlükler hibeye tabi olmadığı halde tabiymiş yönünde müvekkilini hile yolu ile yanıltarak iradesini fesata uğratıp, aracı komisyonu düşüldükten sonra fazladan 17.250 Euro haksız kazanç elde ettiğini belirterek fazladan ödediği 17.250-Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan istirdadını talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; davacının iddialarını kabul etmediklerini, hibeye tabi olmasına ilişkin davacı ile bir görüşme yapmadıklarını, whatsapp içeriklerini değiştirilebilir olduğu için kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki yazılı sözleşmede iddia edilen hibe desteği ile ilgili bir hüküm bulunmadığı, davacı tarafın basiretli tacir olmanın gerekliliğine uygun bir şekilde hareket edip şayet böyle bir taahhütte bulunulmuş ise bu hususu sözleşmeye dercettirmesi gerektiği, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafın ticari defterlerini de sunmadığı,davacı tarafça delil olarak dayanılan mail yazışmalarını kabul etmedikleri gibi bu yazışmaların en çok yazılı delil başlangıcı olabileceğini, ancak davacı tarafın tanık ve yemin deliline de dayanmadığından başka delillerle doğrulanmayan bu yazışmaların içeriğinin delil olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca yazışmaların sözleşme tarihinden eski tarihli olduğunu, davacı tarafın yazılı sözleşme hükümlerine karşı ancak yazılı delille karşı koyabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin süresi içerisinde ticari defterinin dava konusu ödeme kaydının bulunduğu sayfasının suretini mahkemeye sunduğunu, ödenen bedel konusunda zaten bir ihtilaf bulunmadığından ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin davanın esasına da bir etkisi olmadığını, mahkemece whatsapp yazışmalarının en çok yazılı delil başlangıcı olduğu, başkaca delillerle doğrulanmayan bu yazışmaların içeriğinin delil olarak kabulünün mümkün olmadığı belirtilmiş ise de HMK nın Belge başlıklı 199. Maddesinin"Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmünü içerdiğini, Yargıtay 13. HD nin “alacak davalarında mail ve diğer elektronik ortamlarda yapılan yazışmalar belge ve delil niteliğindedir.” yönündeki 2017/1014esas,2020/4488 karar sayılı içtihatına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, aldatma nedeniyle fazladan mal bedeli ödendiği ileri sürülen paranın istirdadı talebine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aldatma, bir kişide yanlış fikir ve kanaat meydana getirmek veya mevcut bir yanlış fikrin devamını sağlamak, karşı tarafın bir hukuki işlem yapmasını sağlamak amacıyla her türlü hareket ve söylenen sözler ile bir kimsenin hukuki işlem yapmasını sağlamak için onun kasten yanıltılmasıdır. Aldatmadan söz edebilmek için gerekli unsurlar; aldatma eylemi, aldatma kastının bulunması, zarar ve aldatma ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Hile eylemi, sözleşmenin karşı tarafınca veya bu kişinin bilgisi kapsamında üçüncü kişi tarafından aldatıcı hareketlerle gerçekleşmektedir. Karşı tarafı aldatmaya yönelmiş bir eylem olmadan açıklanan irade beyanı her ne kadar yanılgı içerse de, aldatma kastı bulunmadığından hile eylemi gerçekleşmemiş kabul edilecek ve sözleşmenin hileye dayanarak iptal edilebilmesi ihtimali gündeme gelmeyecektir. Aldatma kastından söz edebilmek için ise, eylemi gerçekleştiren kimse yaptığı şeyin doğru olmadığını bilmeli ve karşı tarafı kandırma kastıyla hareket etmelidir. İlave olarak da yapılan hukuki işlem ile gerçekleştirilen eylem arasında illiyet bağı bulunmazsa, hileden söz edebilmek mümkün değildir. Davacı tarafça; taraflar arasındaki cerrahi önlük satımına ilişkin 28.05.2020 tarihli yazılı sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan satın alınan cerrahi önlükler için davalı tarafın aracı komisyonu ve hibe desteği dahil önlük başına 1,82 Euro'ya anlaştıkları, ancak satın alınan önlüklerin hibeye tabi olmadığının anlaşıldığı, davalının aldatma yolu ile iradelerini fesada uğrattığı, önlüklerin hibeye tabi olduğu yönünde aldatılmasaydı önlük başına 1,82 Euro yerine 1,44 Euro ödeme yapacak olması nedeni ile yapılan fazla ödemenin davalıdan istirdatını talep etmektedir.Davalı taraf, davacı ile whatsapp yazışması yapılmadığını, bu kayıtların delil olarak kabulünün mümkün bulunmadığını, davacıya hiçbir zaman ürün başına 1,44 Euro fiyat verilmediğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında yapılan ödeme konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davalı tarafça davacıya satılan ameliyat önlükleri konusunda davalı tarafın davacıya bu ürünlere hibe desteği verildiği yönünde taahhütte bulunup bulunmadığı, davalı tarafça davacıya ürün başına 1,44 Euro fiyat verilip verilmediği, tarafların bu fiyata hibe desteği eklenmesi ile 1,82 Euro üzerinden anlaşıp anlaşmadıkları, davacının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı ve davacıya iadesi gereken fazla ödeme bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Bilirkişi tarafından davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi sonucunda düzenlenen 12/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; davalı tarafın davacıya düzenlediği ve taraflar arasındaki alım satıma konu faturanın 03/06/2020 tarihli KDV dahil 91.456,90 Euro = 689.941,71 TL tutarlı fatura olduğu ve açıklama kısmında birim fiyatının 1,82 Euro olarak gösterildiği tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 28.05.2020 tarihli sözleşmede hibe desteği ve komisyon bedeli ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. HMK'nın 199/1 maddesine göre belge niteliğinde olan whatsapp yazışmalarının 20.05.2020 ve 22.05.2020 tarihilerinde ''ameliyat önlüğü'' grubu üzerinden yapıldığı, ancak yazışmaların içeriğinden, yazışmaların taraflar arasında yapılmadığı açıkça anlaşılabilir olup, yazışmaların taraflar arasındaki alım satıma konu ürünlere ilişkin olup olmadığı da tespit edilememektedir. Davacı tarafın basiretli tacir olmanın gerekliliğine uygun bir şekilde hareket edip şayet böyle bir taahhütte bulunulmuş ise bu hususu sözleşmeye bağlaması gerektiği, nitekim yazışmaların tarihinin sözleşme tarihinden öncesine ait olduğu açıktır. Açıklanan nedenlerle ;Sözleşmede kararlaştırılan 1,82 -euro birim fiyatın hibe desteği ile belirlendiği,Davacı tarafın bu vaad ile birim fiyatı kabul ettiğine ilişkin delil sunulmadığından davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/11/2025