11. Hukuk Dairesi 2011/10564 E. , 2012/17354 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 tarih ve 2009/1262-2010/1413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/10564 E. , 2012/17354 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 tarih ve 2009/1262-2010/1413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı bulunan konutta, davalının sorumluluğundaki şehir kanalizasyon şebekesi tesisatında oluşan bir arıza ya da tıkanıklık nedeniyle, aşırı yağış sonucu su baskını meydana geldiğini, sigortalı konutta oluşan hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalıya ödendiğini, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 5.329 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, olayın hizmet kusuruna dayalı olması nedeniyle davanın tam yargı davası olarak idari yargıda görülmesi gerektiğini, zararlandırıcı olayın meydana gelmesinde, müvekkilinin bir ihmali ya da kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sigortalısının evinde meydan gelen zararın atık su kanalının tıkanmasından değil, davacı sigortalının evinin yol giriş seviyesi altında bulunması nedeniyle harici su baskınlarını önleyici yükselti, bodrum ve zemin katlarda izolasyonlu betonarme tecrit duvarı ve tahliye pompası gibi gerekli tedbirleri almaması sonucu meydana geldiği, ayrıca dava konusu binada alt yapı atık su ve yağmur suyunun karışık çalışmadığı, İSKİ atık su kanalının tıkanmadığı gibi yağmur suyu kanallarının bakım ve işletmesinin 2560 sayılı İSKİ Yasası gereği belediyelerin sorumluluğunda olduğu, meydana gelen zarar ile davalı idarenin eylem ve işlemi arasında nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminatın mülga 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesine göre davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mülga 818 sayılı B.K'nun 58. maddesi uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu gibi hallerde, zarar ile özen eksikliği arasında uygun illiyet bağının varlığı sorumluluk için yeterlidir. Uygun illiyet bağı mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru sonucu kesilirse, sorumluluktan söz edilemez. Somut olayda dava konusu hasarın, aşırı yağışlar sonucunda davalı İSKİ'nin yapı maliki olduğu kanalizasyona bağlı rögar kapağından dışarı taşan suların davacıya sigortalı dairenin bulunduğu binanın bahçesine ve oradan da kot farkından dolayı aşağıda bulunan davacının sigortalısına ait daireye dolması nedeniyle oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, yapı maliki olan ve mülga 818 sayılı BK'nun 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunan davalı eylemi ile meydana gelen hasar arasında uygun illiyet bağı mevcut olup söz konusu hasardan dolayı davacı sigortalısına ait dairenin zemin altında bulunması illiyet bağını kesen neden olarak kabul edilemez. Öte yandan, davalının BK'nun 58. maddesinden kaynaklanan ve sorumluluğunu ortadan kaldıran sebepler de kanıtlanamadığına göre, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.