T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/840 - 2026/931 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/840 KARAR NO : 2026/931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2023 NUMARASI : 2022/169 E. - 2023/232 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/840 - 2026/931 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/840 KARAR NO : 2026/931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2023 NUMARASI : 2022/169 E. - 2023/232 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/05/2023 tarih ve 2022/169 E. - 2023/232 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2020/62210 sayılı "...+şekil" ibareli 35.sınıf hizmetleri kapsayan marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli “...” ve “...” markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkiline ait https://www.....com/ kampanyalar/hepsiturkiyeden sitesinde "..." markası altında coğrafi işaret ürünlerinin yer aldığını, burada belli bir bölgede, yörede, köyde yetişen ya da üretilen ürünlerin satıldığını, dava konusu marka altında satılan ürünlerin de tıpkı müvekkilinin sattığı ürünler gibi market dışında belli coğrafi bölgelere özgü yerlerde üretilen, yetiştirilen ürünler olduğunu, müvekkiline ait “...” markalarının yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik kazandığını, "....COM" markasının "online alışveriş" sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait seri bir marka olarak algılanacağını, "..." ve "..." markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, müvekkiline ait ... ve ... markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan başvuru markasının tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 15.03.2022 tarih ve 2022-M-2810 sayılı YİDK kararının iptaline, 2020/62210 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markada "..." ibaresinin tali unsur konumunda bulunduğunu, içerdiği diğer unsurlarla bütünsel olarak davaya konu markanın davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olmasına karşın işaret benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacı markalarının "e-ticaret" alanında tanınmış olduğu ancak işaretler benzemediğinden SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların oluşmadığı, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli markaların ayırt edici olduğunu, uzun yıllardır tescilli olarak fiilen yaygın ve yoğun kullanılan markalar olmaları sonucunda sektöründe tanınmış hale geldiklerini, taraf markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının karıştırılma ihtimaline tesirinin yadsınamayacak kadar büyük olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte SMK'nın 6/5.maddesi kapsamında yapılan benzerlik değerlendirmesinde tanınmış markalara tanınan koruma kapsamının geniş tutulmasının gerektiğini, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığını bildiğini, bu marka altında oluşan tüketici kitlesi ve pazardan yararlanmayı amaçladığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli diğer markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markada "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı ve markanın bütünsel olarak davacı markalarından yeterince farklılaştığı, davacı markalırının e-ticaret sektöründe tanınmış olduğu söylenebilirse de, tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlığa dayalı tescil engelinden söz edilemeyeceği ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.