T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1098 KARAR NO:2025/2057 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/01/2022 NUMARASI:2019/484 Esas - 2022/58 Karar DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit-İstirdat Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1098 KARAR NO:2025/2057 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/01/2022 NUMARASI:2019/484 Esas - 2022/58 Karar DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit-İstirdat Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil davacı aleyhine davalı tarafından Çorlu 4. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine süresinde itiraz edilemediğini, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, ancak davacının davalıya borcu olmadığını, ticari ilişki ve karşı tarafa mevcut tüm borçların ifa edildiği hususunun tarafların ticari defterlerinden de açıkça anlaşıldığını, aralarındaki borç alacak ilişkisini net bir şekilde bilebilecek ve basiretli tacir gibi davranması zorunlu bulunan davalının davacı aleyhine başlattığı takibin açıkça kötü niyetli olduğunu, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle açıkladıkları tüm hususların ortaya çıkacağını ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın TTK'ya eklenen 5/A maddesi çerçevesinde arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının muhtelif zamanlarda davalıdan meyve-sebze alımı gerçekleştirdiğini, davalının da iş bu meyve-sebzeleri davalıya teslim ettiğini ve takibe konu 28/02/2018 tarihli ... sıra nolu, 240,38 TL tutarlı, 31/03/2018 tarihli,...sıra nolu, 13.990,22 TL tutarlı ve 31/03/2018 tarihli, ... sıra nolu, 4.823,32 TL tutarlı faturayı tanzim ettiğini, davalının edimlerini yerine getirmesine rağmen davacının fatura borcunu ödemediğini, davalı müvekkilinin alacağının ödenmemesi üzerine Çorlu 4.İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası ile icra takibine girişildiğini, davacının haksız kazanç sağlamak düşüncesinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı taraf kendi ticari defter ve ba bildirimlerine göre takibe konu 3 adet faturadan kaynaklı davalı tarafa alacak kaydettiği ancak Tekirdağ Malkara 95.Zırhlı Tugay Komutanlığı'nın davacı tarafa kestiği ceza faturalarının davalı taraf borcundan mahsup edildiği anlaşılmıştır.Dosya arasında yer alan 27/02/2018 talep tarihli ... sipariş no, 01/03/2018 tarihli ... sipariş no, 02/03/2018 tarihli ... sipariş nolu altında planlama kaşesi altında sadece imza yer alan satın alma müdürü kaşesi altında ... ismi yazılı ve altında imza bulunan sipariş formunun altındaki imzaların davacı çalışanına ait olduğu davalının kabulünde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf mal alımını kabul etmiş ancak teslimatın Tugaya yapılması gerekirken yapılmadığı gerekçesi ile borçlu olmadığını savunmuştur.Dava konusu ürünlerin satın alındığı davacı tarafça kendi defter ve bildirimleri ile sabit olmakla teslimatın Tugaya yapılması gerektiğininin ispatı davacı taraftadır.Davacı taraf salt ceza tutanağı ile bu hususu ispat edebilmiş değildir ,dosyada karşılıklı olarak akdedilmiş malın teslimatının 3.kişiye yapılacağına dair sözleşme de yoktur.Davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış ve de davalı şirket temsilcisi duruşmaya katılarak ; "Davacı ile aramızda ticari ilişki bulunmaktadır. Telefon ve whatsapp üzerinden sipariş veriliyor. Dava konusu 3 adet sipariş formuna konu ürünleri davacı tarafa teslim ettik. Davacı tarafın siparişleri yeri gelir askeriyeye yeri gelir davacının işyerine ürünler teslim edilir. Ürünleri nereye teslim ettiğimizi hatırlamıyorum. Davacı taraf bu ürünlerden dolayı bana borçludur. Faturaya konu malları teslim etmemize rağmen davacı taraf parasını ödememiştir. Menfi tespit istemi yerinde değildir. Bana gösterilen dava konusu sipariş formlarında imzam yoktur ve içeriklerini hatırlamıyorum. "şeklinde yeminini eda etmekle davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davacı tarafından davalı yana verilen siparişin getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın, idare tarafından kesilen cezanın davalı yana yansıtıldığını, bu hususun bilirkişi raporunda da yer aldığını, 27.02.2018 tarihli sipariş formunda 1 Mart 2018 günü için 560 kg muz ve 2 Mart 2018 günü için 672 kg elma sipariş edildiğini, ancak teslim edilmediğini, sipariş formunda açıkça ürünlerin en geç saat 11:00'de projede olması gerektiğinin, teslim edilmemesi halinde idarece kesilen cezaların yansıtılacağının açıkça belirtildiğini, 01.03.2018 tarihli sipariş formunda 4 Mart 2018 günü için 556 kg kivi sipariş edildiğini, 02.03.2018 tarihli sipariş formunda 6 Mart için 555 kg muz sipariş edildiğini, ancak teslim edilmediğini, sipariş formunda açıkça ürünlerin en geç saat 11:00'de projede olması gerektiği, teslim edilmemesi halinde idarece kesilen cezaların yansıtılacağının açıkça belirtildiğini, bu sebepel davacı aleyhine kesilen ceza tutanaklarının dosyada mevcut olduğunu, tutanaklarda siparişlerin teslim edilmemesi neticesinde ceza kesildiğinin açıkça görüldüğünü, siparişlerin teslim edilmemesi neticesinde bunun yansıtılacağının açıkça sipariş formunda yazdığını, bunun yanında daha önce sunmuş oldkları yazışmalarda müvekkili şirketin yetkilisinin, bu hususu karşı taraf yetkilisi ile yazıştığını, konuşmaların içeriğinden de bu hususun anlaşıldığını, davalı yanın davranışları dolayısıyla müvekkilinin ceza yediğinin açık olduğunu, hem kesilen cezalar hem de yerine kullanılan ürünler için 14.208,39 TL fatura kesildiğini, faturaya ceza tutanağının da eklendiğini,bu fiyat farkı faturası ile idarece kesilen cezanın davalıya yansıtıldığını, bu doğrultuda zaten davalı yanca başlatılan takibin haksız olduğunu, yalnızca ceza tutanaklarına dayanılarak yansıtma yapılamayacağı şeklindeki ibarenin hukuken kabul edilemeyeceğini, zira taraflar arasındaki ilişkinin uzun süredir devam ettiğini, karşı yanın söz konusu ürünlerin askeriyede kullanılacağından ve ürünler ile ilgili herhangi bir sorun oluştuğunda müvekkilinin cezai yaptırıma maruz kalacağından haberdar olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının Çorlu 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına konu edilen ve davalı yanca davacı adına düzenlenen üç adet fatura sebebiyle davalıya borcu bulunmadığını, davalının edimlerini yerine gereği gibi getirmediğini, sipariş konusu malların teslim edilmemesi sebebiyle davacının iş yaptığı idare tarafından davacıya ceza kesildiğini, bu ceza bedelinin davalıya yansıtıldığını, davalının malların idareye teslim edileceğini bildiğini ancak buna rağmen teslim etmediğini, bu sebeple davacının davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, yargılama sırasında dosya borcunu ödediğinden istirdat talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise; takip dayanağı faturaların davacı defterlerine kaydedildiğini, fatura konusu malların davacıya teslim edildiğini, davacının BA formlarını vergi dairesine bildirdiğini, davanın haksız olduğunu, davalının davacıdan alacağı bulunduğunu savunmuştur.Davalı takip alacaklısı, Çorlu 4.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile üç adet 28/02/2018 tarihli, ... nolu, 240,38 TL tutarlı, 31/03/2018 tarihli, ... nolu, 13.990,22 TL tutarlı ve 31/03/2018 tarihli, ... nolu, 4.823,32 TL tutarlı faturaya dayalı olarak olarak toplam 19.053,80 TL alacak talebinde bulunmuş, mahkemece, davanın isapatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura ise tek başına alacağın varlığına delil olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağını ispat külfeti somut olayda davalı alacaklıya aittir. Davalı alacaklı fatura konusu malları teslim ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.Taraflar arasında meyve alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, yazılı bir sözleşme bulunmadığı, taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporuna göre davalı yanca düzenlenen üç adet faturanın davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, vergi dairesinden gönderilen BA/BS formlarına göre faturaların davacı yanca BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, aynı şekilde BS formu ile davalı yanca da bildirildiği görülmektedir. BA formu uyarınca davacının, davalının dava konusu faturalarını vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davacının artık fatura konusu malları teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bir diğer deyişle, davalının takibe konu faturaları BS formları ile bildirdiği, davacının da bu faturaları BA formuyla vergi dairesine bildirdiği ihtilafsız olup davacının alacağa dayanak faturaları mal alış bildirimi olarak vergi dairesine bildirdiği gözetildiğinde, faturalara konu malların davacıya tesliminin kanıtlandığı anlaşılmaktadır.Davacı, sipariş formlarına konu malların iş yaptığı idareye teslimi gerektiğini, ancak davalının bu teslimi yapmadığını ileri sürmekte ise de; sipariş formlarında davalı yanın imzası bulunmadığı, sadece davacı çalışanınca imzalandığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava dışı idareden gelen müzekkere cevabında da fatura tarihlerinde davacının değil, bir başka şirketin yemek hizmeti verdiğinin belirtildiği dikkate alındığında davalının malları dava dışı idareye teslimle yükümlü olduğunun davacı yanca ispatlanamadığı, yine davacı yanca taraflar arasında idareden kendisine tahahhuk ettirilecek cezanın davalıya yansıtabileceğine ilişkin her hangi bir delil sunulamadığı, davacının bu iddiasını da ispatlayamadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkememce davacıya yemin hakkı da hatırlatılmış, davacı yanca davalıya yemin teklif edilmiş, davalı taraf duruşmada yemini eda etmiş olup neticeten davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilnin isitnaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.12.2025