İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı ...vekili; müvekkilince davalıya kimyevi madde satışı yapıldığını, davalının müvekkilinden hizmet ve mal almasına karşılık cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine Küçükçekmece 3. İc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/13 KARAR NO : 2026/57 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/10/2022 NUMARASI: 2019/721 Esas - 2022/882 Karar BİRLEŞEN DAVA: Bakırköy 1. ATM 2020/604 Esas 2020/664 Karar Sayılı Dosyası ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali / Tazminat DAVA TARİHİ : 24/09/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026 Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı ...vekili; müvekkilince davalıya kimyevi madde satışı yapıldığını, davalının müvekkilinden hizmet ve mal almasına karşılık cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine Küçükçekmece 3. İcra Dairesinin esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının yetkiye ve borca itirazının yerinde olmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; ... imalatı yapan müvekkilince davacıdan ..., tiner ve sertleştirici karışımı satın alınarak 6.000 adet ... imalatında kullanıldığını, ancak satılan karışımın sahte/taklit olması nedeniyle, karışımın kullanıldığı ...tamamının hatalı imalat niteliği taşıdığını ve satışın yapılamayacağının tespit edildiğini, müvekkili şirket yetkilisi imalat sırasında iş yerinde bulunmadığından imalatı kontrol edemediğini, karışım kurumadığından 6.000 ... hatalı üretim olduğunun anlaşılması üzerine, müvekkili şirket yetkilisinin durumu davacı şirket yetkilileri ve müdür ... ile paylaştığını, orijinal ve davacı tarafça satışı yapılan vernik kutularına ait fotoğrafların davacının şirket müdürüne gönderilmesi üzerine şirket müdürünün "bunu biz de bulamadık, araştırıp döneceğim" diyerek müvekkiline gönderilen ürünün orijinal olmadığını ikrar ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 2018 yılı şubat ayında üretici şirketin ...'daki tesislerine giderek yaptığı araştırmada, davacı tarafından satılan ürünlerin orijinal olmadığını teyit ettiğini, davacı ile yapılan görüşmelerde davacının hatalı üretimin düzeltilmesi için bir çözelti sağlayacağını belirttiğini, ancak çözeltinin bedeli ...bedelinden pahalı olduğundan sorunun bu yolla çözülemediğini, davacının müvekkilini zarara uğrattığından müvekkilinin alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı ... vekili; ... imalatı yapan müvekkilince davalıdan ..., tiner ve sertleştirici karışımı satın alınarak 6.000 adet ... imalatında kullanıldığını, ancak satılan karışımın sahte/taklit olması nedeniyle, karışımın kullanıldığı ...tamamının hatalı imalat olup satılamayacağının tespit edildiğini, ziyan olan ...adet satış fiyatının 35-TL+KDV olduğunu, olay nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, durumun davalı şirket yetkilisi ... ile paylaştığını, orijinal ve davacı tarafça satılan vernik kutularına ait fotoğrafların davalının şirket müdürüne gönderilmesi üzerine," ... bunu biz de bulamadık, araştırıp döneceğim" diyerek müvekkiline gönderilen ürünün orijinal olmadığını ikrar ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 2018 yılı şubat ayında üretici şirketin ...'daki tesislerine giderek yaptığı araştırmada, davacı tarafından satılan ürünlerin orijinal olmadığını teyit ettiğini, davalı ile yapılan görüşmelerde davalının hatalı üretimin düzeltilmesi için bir çözelti sağlayacağını belirttiğini, ancak çözeltinin bedeli ...bedelinden pahalı olduğundan sorunun çözülemediğini, tarafların 6 ay süreyle yazıştığını, davacının müvekkiline sahte ve bozuk ürün satması nedeniyle müvekkilinin ürettiği 6.000 adet ... ziyan olduğunu, bu nedenle yeniden üretim yapan müvekkilinin müşteri ve sipariş kaybına uğradığını, ayrıca ticari itibarının da ciddi ölçüde zarara uğradığını belirterek, şimdilik 10.000-TL maddi tazminat ve 10.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ...vekili;davacının sahte ürünle orijinal ürün arasındaki farkı anlayabilecek durumda olduğunu, dava konusu emtiayı teslim aldığını açıkça ifade eden davacı tarafın, ayıp ihbarında bulunmadığına göre kendisine teslim edilen dava konu emtianın orijinal ürün olduğunu, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sahte ve bozuk ürün iddiasını ispat yükü altında olduğunu, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, vernik uygulamasında kurumama şeklinde bir problem olmadığını, zarara hatalı imalat yapan davacının sebep olduğunu, davacı tarafça delil olarak dayanılan yazışmalarda müvekkilinin bir ikrarı bulunmadığını, davacının yazılı bir sözleşme sunamadığını, davacının kendisine teslim edilen ürünle sözleşmesel olarak teslim edilen ürün arasındaki farkı ispat edemediğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davaya konu vernik üzerinde inceleme yapılmış olup, davacı-birleşen dosya davalısı tarafından davaya konu ürünlerin fotoğrafının gönderildiği, davalı-birleşen dosya davacısı tarafından ürüne onay verildiği, gönderilen kutunun davalı-birleşen dosya davacısı tarafından sunulan kutudan farklı olduğunun ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte olduğu, satın alınan ürünlerin kullanılmadan önce kalite kontrolünün yapılmadığı, davacı-birleşen dosya davalısından satın alınan verniğin orijinal olduğu iddia edilen vernikten farklı olduğu, ayıba ilişkin davanın mevcut davadan sonra açıldığı ve ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşıldığından, birleşen davanın reddine karar verildiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemesi neticesinde, davacı-birleşen dosya davalısının davalı-birleşen dosya davacısından cari hesaptan kaynaklı 30.585,65-TL alacağının bulunduğu anlaşılmış olup, 27/06/2018 tarihinden takip tarihi olan 10/07/2019 tarihine kadar ticari temerrüt faizinin de 6.143,94-TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 30.585,65-TL asıl alacak ve 6.143,94-TL faiz üzerinden aynen devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 30.585,65-TL alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı/birleşen davada davacı vekili; bilirkişi raporu ekindeki vernik analiz raporunda, müvekkiline satışı yapılan verniğin orijinal ... ürünü olmadığı ve ayrıca bunun yanı sıra ayıplı olduğunun tespit edildiğini, düzenlenen bilirkişi raporlarında da davalının satışını yaptığı ürünlerin ayıplı olduğunun belirlendiğini, davacının çalışanı ... tarafından düzenlenen imzalı beyan ve alınan tanık beyanlarının da iddialarını doğruladığını, sonuçta karşı tarafın müvekkiline ... marka olduğunu belirterek teslim ettiği ürünün gerçekte bu marka olmadığını, müvekkiline sahte ürün teslim edildiğini, ayrıca ürünlerin sahte olmasına ek olarak ayıplı da olduğunu, mahkeme gerekçesinin aksine müvekkili şirketin hiçbir aşamada karşı tarafça kendisine gönderilen bir ürün fotoğrafına onay vermediğini, dosyada böyle bir yazışma bulunmadığını, aksine müvekkilince karşı tarafa ürün fotoğrafları gönderilerek ürünün sahte olup olmadığının sorgulandığını, bir ürünün kutusunun ürünün üreticisi tarafından değiştirilmesi her zaman mümkün olup, alıcının yalnızca kutu veya ambalaj değişikliği nedeniyle ürünün sahte veya ayıplı olduğunu anlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ürünün ayıplı olduğunun da kimya laboratuvarında yapılan inceleme ile tespit edildiğini, bu nedenle müvekkilinin karşı taraftan tedarik ettiği her ürün için böyle bir inceleme yapmasının beklenemeyeceğini, bu nedenle ürünlerin gizli ayıplı olduğunu, mahkemenin ayıba ilişkin davanın mevcut davadan sonra açıldığı şeklindeki gerekçesi hukuka aykırı olup, taraflar arasındaki yazışmaların, müvekkilinin asıl dava açılmadan çok önce kendisine teslim edilen ürünlerin sahte ve ayıplı olduğuna dair şikayetlerini dile getirdiğinini ortaya koyduğunu, ayıp gizli ayıp niteliğinde olup, müvekkilinin ürünleri kullanarak ürettiği ...kullanılamaz vaziyette olması üzerine davacının teslim ettiği ürünlerde bir sahtelik ve ayıp olduğunu anladığını ve derhal karşı tarafa durumu bildirdiğini, ayıp ihbarının süresinde olduğunu, müvekkiline sahte ve ayıplı ürün teslim eden karşı tarafın olayda ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle ayıp ihbarı süresinde olmasa dahi karşı tarafın TBK'nın 225. maddesi gereğince sorumluluktan kurtulamayacağını, karşı tarafça kendisine satılan ürünlerin sahte ve ayıplı olması nedeniyle, bu ürünleri kullanarak ürettiği ...ziyan olmasından ötürü müşterilerine karşı zor durumda kalan müvekkilinin, olay nedeniyle ticari itibarının da zedelendiğini belirterek, kararın kaldırılarak asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Asıl dava, ticari satıma dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali; birleşen dava ise ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TTK'nın 18/3 maddesinde; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı hüküm altına alınmış olup, kanunda öngörülen tacirler arasındaki bildirim usulleri, geçerlilik şartı olmayıp ispat şartı niteliğindedir. Bu nedenle içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür. Sunulan fatura ve sevk irsaliyelerine göre ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin satış ve teslim tarihleri 13.03.2018 ve 23.05.2018'dir. Asıl davaya cevap dilekçesinde, satın alınan ürünlerin karışımının, uygulandığı ...üzerinde kurumadığının üretim sırasında tespit edildiği belirtilmiş olup, birleşen davada davacı tarafça ayıp ihbarına delil olarak sunulan Whatsapp yazışmaları ise 08.07.2018 tarihinde başlamıştır. Dolayısıyla ayıptan üretim aşamasında haberdar olan birleşen davada davacı tarafça, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki yazışmaların içeriğinde birleşen davada davalının ayıbı kabul ettiğine dair bir ifadesi bulunmamaktadır. Birleşen davada davalının ağır kusurlu olduğu iddiası yargılama sırasında ileri sürülmemiştir. Kaldı ki birleşen davada davacının sahte ürün satıldığı iddiası bakımından, karşı taraftan orijinal ... marka ürün sipariş ettiğine dair bir delil bulunmamaktadır. Nitekim birleşen davada davacının satın aldığı vernik kutusu fotoğrafını ekleyerek "... mat diye göndermişsiniz" şeklindeki beyanına karşılık davalı şirket çalışanınca "Bu malzemeleri inceledim. ... size numune vermiş ve siz de ok vermiş olduğunuz için sadece size getirmişiz" şeklinde cevap verilmiştir. Bu durumda ayıp ihbarının süresinde olmadığı, karşı tarafça ayıbın kabul edildiğine dair bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen davada davacının satışa konu ürünleri mevcut haliyle kabul ettiğinin kabulü ile ilk derece mahkemesince birleşen davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Asıl dava bakımından davalının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, asıl davada davacı tarafça düzenlenmiş olan satış faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre takip tarihinde davacıya 30.585,65-TL borçlu durumda olduğu ve taraf kayıtları arasında cari hesap bakiyesi açısından bir mutabakatsızlık bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı/birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı/birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen davalarda alınması gereken toplam 2.821,31-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 610,70-TL harcın mahsubu ile kalan 2.210,61-TL harcın davalı-birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı-birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/01/2026