T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/77 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/11/2025 tarihli ara karar. NUMARASI: 2025/736 E. DAVANIN KONUSU Genel kurul kararının iptali Taraflar arasında görülen genel kurul kararının butlanı ve iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nede…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/77 KARAR NO : 2026/106 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/11/2025 tarihli ara karar. NUMARASI: 2025/736 E. DAVANIN KONUSU Genel kurul kararının iptali Taraflar arasında görülen genel kurul kararının butlanı ve iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 17.11.2025 tarihli ara karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ve ...'ın davalı şirketin B grubu imtiyazlı paylarının çoğunluğunu temsil ettiğini, kuruluş aşamasında davalı şirketin pay sahipleri yapısının, % 50'si yabancı ortağa, diğer % 50'si ise (her biri yaklaşık % 16 oranında payı elinde bulunduran) davacılar ile kardeşleri ...'a ait olmak üzere yerli ve yabancı ortaklar arasında oluşturulan bir denge üzerine bina edildiğini, kuruluş ana sözleşmesi gereğince davalı şirketin payları (A) ve (B) olarak iki gruba ayrıldığını ve birinin yabancı ortağa, diğerinin yerli ortaklara ait olan bu paylara yönetim kuruluna aday önerme imtiyazı tanınarak şirket yönetiminde ortakların eşit derecede söz sahibi kılındığını, bir süre sonra ...ile müvekkilleri arasında şahsi birtakım uyuşmazlıklar ortaya çıktığını müvekkillerinin şirket yönetiminden uzaklaştırmak da dahil olmak üzere haklarının ihlal edildiğini, davalının 08.07.2025 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, gündeminin 3. maddesi gereğince toplantı tutanağının 3. maddesi ile ''Ana Sözleşmenin Sermaye Hisse Senetleri ve Hisse Devri başlıklı 6. Maddesinin'' güncellenerek değiştirilmesine, gündeminin 4. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçimine karar verildiğini, davacıların kararlara muhalif kaldıklarını, alınan kararların yoklukla malul olduğunu, davacıların şirketin (B) grubu imtiyazlı paylarının çoğunluğuna, şirketin toplam sermayesinin yaklaşık %33,3''ünü (%16,6 ..., % 16,6 ...) temsil eden paylara malik olduğunu, bir varsayım olarak sermaye artırımı işleminin tamamlanması için TTK m. 454 hükmünün uygulanmasına ihtiyaç duyulmaması ancak yeni çıkartılan payların imtiyaz içermeyen farklı bir grup pay olarak ihraç edilmesi olasılığında gündeme gelebilir ki bu olasılık kapsamında da hâlihazırda müvekkillerinin (B) grubu hisselerinin çoğunluğuna sahip olduğunun kuşkusuz olduğunu, hal böyle olmasına rağmen hazirun cetvelinde davacıların imtiyazlı payları gösterilmediği gibi sermaye artırım kararının infaz imkânı olmamasına ve bu nedenle sermaye artırımının geçersiz olduğu dikkate alınmadan hazirun cetveli hazırlandığını, mahkeme kararı dikkate alınmadan payların belirlenmesi ve bu sebeple müvekkillerinin paylarının hem eksik gösterilmesi hem de imtiyazlı payları belirtilmeden hazırlanan hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, bu hatalı hazirun cetveline göre genel kurul toplantısı yapılmasının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, hazirun cetvelinin kasti olarak hatalı düzenlenmesi ile oy nisaplarının değiştiğini, bu nedenle alınan tüm kararlar yoklukla malul olduğunu, bu kararların aynı zamanda iptali de gerektiğini, gündeminin 3. Maddesinde, ana sözleşmesinde (A) ve ( B ) gruplarına tanınan imtiyazların devam ettiğini içtihat eden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2020/11-722 E, 2022/4 K. sayılı ve 29.08.2012 tarihli sermaye artırımı kararını onayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/8051 Esas, 2023/2134 K. sayılı kararı neticesinde ana sözleşmenin 6. maddesinin gerçek ve hukuki duruma uygun hale getirilmesi ile 6. madde, 7. madde ve 10. madde arasındaki bütünlüğün sağlanması amacıyla ana sözleşmenin 6. Maddesinin güncellenerek değiştirilmesinin müzakere edilmesi ve onaya sunulması konusunda alınan karara davacıların olumsuz oy kullandığını, muhalefetlerini tutanağa geçirttiklerini, davacıların (B) grubu imtiyazlı payların çoğunluğuna (toplam % 66,7’sine), bu arada şirketin de kuruluş sermayesinin yaklaşık % 33,3'ünü temsil eden paylarına malik olduklarını, 29.08.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararda şirket sermayesinin 17.500.000 TL'den 58.500.000 TL'ye yükseltilmesine, artırılan 41.000.000 TL tutarındaki sermayenin ortaklar tarafından karşılanmasına karar verildiğini, şirket sermayesinin ortaklar arasındaki dağılımına payların itibari değeri ve pay adedi itibariyle yer verildiğini, artırılan sermaye karşılığında yeni çıkarılacak payların da imtiyazlı olduğuna, A veya B grubu ya da bazılarının A grubu bazılarının B grubu olarak çıkarıldığına ilişkin bir karara ise yer verilmediğini, bu durum ve TTK m. 339/2-d ve 478 hükümlerine göre payın imtiyazlı pay olabilmesinin ancak esas sözleşmede yazılı olması şartıyla mümkün olması karşısında, sermaye artırımı ile çıkarılan ve sonrasında da ... ve ...’ın ıskat edildiği payların imtiyazlı paylar olmadığını, TTK m. 339/2-d ve 478 hükümlerine göre imtiyazlı paydan bahsedilebilmesi için esas sözleşmede payın imtiyazlı olduğunun belirtilmesinin şart olduğunu, dolayısıyla sermaye artırımı ile çıkarılacak payların imtiyazlı olduğunun kabul edilebilmesi için, artırılan sermaye karşılığında çıkarılan yeni payların da imtiyazlı olduğunun esas sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararında karara bağlanması gerektiğini, artırılan sermayenin tamamının mevcut ortaklar tarafından taahhüt ediliyor olmasının, daha önceki paylar gibi yeni çıkarılacak payların da imtiyazlı olmasını sağlamayacağını, şirkette imtiyazlı pay bulunması, şirkete sonradan yapacağı sermaye artırımlarında yeni çıkaracağı payları imtiyazlı çıkarması yükümlülüğünü yüklemediğini, sermaye artırımı ile çıkarılacak yeni payların, şirketin mevcut sermayesi karşılığında daha önce çıkarılmış olan paylardan bağımsız olup, aralarındaki tek bağlantı pay sahibinin rüçhan hakkını kullanarak üçüncü kişilere nazaran öncelikle yeni payları alma hakkının bulunması olduğunu, bu durumun ise yeni çıkarılacak payların da imtiyazlı olmasını sağlamadığını, davacıların davalı şirkete açtıkları bir çok dava bulunduğunu, bu davalarda davacıların B grubu payların çoğunluğunu oluşturduğunun ve sermaye artırımı kararları ile çıkarılan yeni payların imtiyazlı pay (A ve B grubu) olmadığının hüküm altına alındığını, bu mahkeme kararları dikkate alındığında şirket sermayesinin imtiyazlı A ve B grubu ile artırılan sermayeyle çıkarılan payların ise diğer bir pay grubu olarak üçe ayrılması ve buna göre ''Sermaye Hisse Senetleri ve Hisse Devri'' başlıklı 6.maddesinin düzenlenmesi gerekirken şirket hisselerinin iki grup (A ve B ) olarak düzenlenmesi ve 6.maddenin bu şekilde düzenlenerek tadil edilmesinin kanuna, bahsedilen mahkeme kararlarına, anasözleşmeye, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin TTK m 360'a ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davalının, 2019 yılı genel kuruluna kadar şirkette imtiyazlı paylar olmadığını varsayarak genel kurullarını gerçekleştirirken bugün itibarıyla artırılan sermayenin (B) grubu hissesi olduğununun söylenemeyeceğini, durumun bu şekilde açık olmasına rağmen divan başkanlığınca müvekkillerinin (B) grubu hissedarlarının çoğunluğunu oluşturmadığı gerekçesi ile müvekkillerinin önergesini yok saydığını, (B) grubu hissedar olmayan ortakları (B) grubu hissedarı sayarak onların belirttiği adayları (B) grubu hissedarlarının adayıymış gibi oylatarak, müvekkillerinin olumsuz oylarına karşılık diğer ortakların olumlu oyları ile seçtirdiğini, davacıların yönetimden uzaklaştırılmasından sonra yapılan imtiyazlı paylar yok sayılarak yapılan genel kurullardaki diğer kararlar yanında yönetim kurulu üye seçim kararların yargıya taşıdıklarını, davanın müvekkilleri lehine sonuçlandığını, şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıkla 6.maddesinin, müvekkillerinin hakları yok sayılarak değiştirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bu değişikliğe dayalı olarak yönetici seçimi yapılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere B grubu hissedarların çoğunluğunu müvekkillerine ait olduğundan aday önerme hakkının da davacılara ait olduğunu, TTK.nun 360.maddesinin ''"(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır." hükmünü, ana sözleşmenin 7 a) maddesinin ise ''Yönetim Kurulu üyeleri şirketin işleri ve idaresi Türk Ticaret Kanunu , işbu sözleşme hükümleri ve şirket esas mukavelesi uyarınca hissedarlar tarafından seçilen üç (3) kişiden oluşan bir yönetim kurulu tarafından icra edilir. Yönetim Kurulu üyelerinin ikisi (2) B grubu hisselerinin çoğunluğunun gösterdiği adaylar arasından ve biri (1) ise A grubu hisselerinin çoğunluğunun gösterdiği adaylar arasından seçilecektir. '' şeklinde olmasına rağmen (B) grubu hissedarlarının çoğunluğunu oluşturan müvekkillerimizin kendilerine tanınmış olan yönetim kuruluna iki aday önerme hakkının kullanılmasının genel kurulca reddedilmesi ve müvekkillerinin önerdiği yönetim kurulu üyelerinin genel kurul tarafından seçilmemesinin açıkça TTK m 360, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturduğundan gündemin 4.maddesi ile yapılan yönetim kurulu üye seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesinin gerektiğini, gündeminin 3. maddesi gereğince ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ve gündemin 4. maddesi gereğince toplantı tutanağının 4. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararların açıkça hukuka, ana sözleşmeye, mahkeme kararları ile iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan, kararların uygulanması halinde davacıların kararların icrasının ertelenmesine de karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalının 08.07.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan tüm kararların butlanla malul olduğunun tespitine, bu talep yerinde görülmez ise davalı şirketin 08.07.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun 3.maddesi ile 4.maddesinde alınan kararların icrasının ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 17.11.2025 tarihli ara kararda özetle; "...HMK 389. Maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denilmektedir. Mevcut dosya durumu, HMK 389.maddesi de dikkate alındığında ihtiyati tedbir verilmesini gerektirir yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemiş olup aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. "gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini aynen tekrarla, şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6.maddesinin, müvekkillerinin hakları yok sayılarak değiştirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bu değişikliğe dayalı olarak yönetici seçimi yapılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirkette mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere B grubu hissedarların çoğunluğunu müvekkillerinin oluşturduğununu, aday önerme hakkının da davacılara ait olduğunu, davacıların davalı şirket nezdindeki payları yok sayılarak işlemlere devam olunduğunu, bir kısım mahkeme kararlarının da göz ardı edildiğini, kararların icrasının ertelenmesine karar verilmesi gerekirken taleplerinin reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararların icranın durdurulmamasının davacıların hakları yönünden telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğini, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/.... Esas, 2025.... Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 2025/. Esas, 2025/.... Karar sayılı kararlarının emsal olduğunu, mahkemenin gerekçesinin hukuken yerinde olmadığını, yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 08.07.2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, bu talep yerinde görülmezse TTK'nın 445. maddesi gereğince gündemin 3 ve 4 maddelerinin iptali istemine; istinaf, genel kurulun 3 ve 4. maddelerinin yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ...11.2025 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 17.11.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili, davalı şirketin ....07.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün görülmezse 3 ve 4 no'lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca, davalı şirket genel kurulunda alınan 3 ve 4 no'lu kararların yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, .....11.2025 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu başkanına görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu başkanının beyanda bulunmadığı görülmüştür. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.08.07.2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu ''Ana Sözleşmenin Sermaye Hisse Senetleri ve Hisse Devri başlıklı 6. Maddesinin'' güncellenerek değiştirilmesine, gündeminin 4. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçimine karar verildiği, davacıların anılan karara karşı olumsuz oy kullandığı, muhalefet şerhinin bulunduğu görülmektedir. Dava dilekçesinde, ......07.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlarının butlanı ve 3 ile 4.maddelerinin iptaline ve bu kararların icrasının geri bırakılması talep edilmiş, bu taleplere ilişkin iddialar ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesi tarafından somut olayda, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Şirket ana sözleşmesinin ....09.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen ... maddesinde B grubu hissedarlara yönetim kurulu üye seçiminde imtiyaz hakkı tanındığı, iki yönetim kurulu üyesinin B grubu hissedarlardan seçileceğini belirtildiği, ...10.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer alan ana sözleşme tadil metninde bu imtiyaza yer verilmediği, nisap konusunda TTK'ya atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından bu konuda mahkeme kararları bulunduğu ileri sürülmektedir. İlk derece mahkemesince Ticaret Sicil Gazete örneklerinin celbi ile aydınlatma yükümlülüğü kapsamında genel kurul kararları hakkında iptal hükmü olup olmadığı açıklığa kavuşturularak B grubu hissedarların yönetim kurulu üyesi seçiminde imtiyazlarının devam edip etmediğinin, yürütmesinin durdurulması talep edilen ilgili maddeler yönünden talebin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında ihtiyati tedbir talebinin yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.01.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 27/01/2026