T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1037 KARAR NO : 2025/1485 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/446 KARAR NO : 2025/317 DAVA TARİHİ: 23/11/2018 KARAR TARİHİ: 17/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1037 KARAR NO : 2025/1485 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/446 KARAR NO : 2025/317 DAVA TARİHİ: 23/11/2018 KARAR TARİHİ: 17/04/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 20/07/2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi gereği davalı yüklenicinin edimlerini üretim dönemlerinde tam ve eksiksiz olarak ifa edemeyeceğini beyan etmesi, üretim dönemi içinde fazla hayvan ölümüne sebebiyet verilmesi ve az yumurta teslim edilmesi üzerine işbu sözleşmenin ve taraflar arasında daha önce yapılmış 12/10/2016 tarihli Yemeklik Yumurta Tasnif ve Paketleme Sözleşmesi'nin tarafların müşterek mutabakatı ile 30/06/2017 tarihli fesih protokolü kapsamında feshedildiğini, sözleşmeye aykırı bakım ve üretim yapılması nedeniyle davalı yüklenici tarafa hak ediş ve ceza bedeli olarak toplam 351.593,59 TL + KDV tahakkuk ettirildiğini ancak yapılan ihtara rağmen bedelin ödenmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 351.593,59 TL + KDV alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirketin 2010 tarihinden itibaren ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi ve Yemeklik Yumurta Tasnif ve Paketleme Sözleşmesi dahilinde ticari ilişki içinde olduklarını, davaya dayanak 20/07/2016 tarihli sözleşmenin ise sözleşme koşullarının ağırlaştırılması nedeniyle müvekkili tarafından kabul edilmediğini ve imzalanmadığını, bu nedenle dava konusu sözleşmedeki imzaya itiraz ettiklerini, diğer yandan fesih protokolünde hak ediş ve cezaların davacı tarafça hesaplanıp müvekkiline bildirileceği hususunda hüküm bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fesih protokolü ile rızai olarak sona erdirildiğini ancak, davacı tarafça cezai şarta ilişkin haklarının saklı tutulmadığını, bu nedenle cezai şart talep edilemeyeceğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 13/02/2020 tarihli kararı; "...Davacı tarafça davaya dayanak olarak gösterilen 20/07/2016 tarihli sözleşme aslı dosyaya sunulamamış, fotokopisi sunulmuştur. Bilindiği üzere fotokopi; HMK hükümleri gereği belge olmadığı gibi, yasal delil başlangıcı da değildir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde iddianın ileri sürülüş biçimine göre kanıt yükü kendisinde olan davacı tarafça talep edilen hakedişin ve ceza koşulunun kararlaştırılıp buna göre hesaplanan sözleşme hükümlerinin, HMK'nın 200.vd.maddeleri gereğince kanıtlanamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.2-Dairemizin 07/06/2023 tarihli kararı; "...Dava konusu sözleşmenin davalı tarafça inkar edilmesi ve sözleşme aslının davacı tarafça sunulamaması nedeniyle söz konusu fotokopi belge senet niteliğine haiz olmadığından, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre "belge"dir (m. 199). Kanundaki anlamıyla her belge, ispat konusu vakıayı temsil eden dar anlamda delildir. Ancak, hukukumuzda senet dışındaki belgeler, sadece delil başlangıcı (m. 202) olarak değerlendirilebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1738)Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (m. 202/1). Delil başlangıcının varlığı halinde hakim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık veya diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir. Bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için, 202. maddenin ikinci fıkrasına göre üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcı için ilk olarak bir “belge” bulunmalıdır. Belgenin tanımı 199. maddede yapılmıştır... İkinci olarak, belge, kendisine karşı (aleyhine) ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır (m. 202/2). Kendisine karşı kullanılmak istenen kişi tarafından gönderilmiş olan bir belge de elden verilmiş bir belge ile aynı değerdedir... Üçüncü olarak, delil başlangıcı, iddia edilen hukuka işlemi tam olarak ispat edememekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir. Delil başlangıcı senetten farklı olarak, ispatı istenen hukuka işlemin varlığı hakkında tam bir kanaat edinilmesine elverişli olmasa da, iddia edilen işlem hakkında az da olsa yeterli bilgiyi içermelidir. Ayrıca, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi için iddia edilen vakıanın gerçekliğine işaret etmesi gerekir. Burada aranan basit bir ihtimalin varlığı olmayıp o vakıanın gerçek olma ihtimalinin yüksek olasılık olduğunu göstermesi gerekir. Ancak, her durumda delil başlangıcı ihtilaflı vakıanın gerçekliğini tartışmasız olarak ispat etmeye yeterli olmadığı için, delil başlangıcı yanında iddia konusu hukukî işlemin ispatı için tanık da dinlenebilecektir. Görüldüğü gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için aranan şartlar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesinde öngörülenlerle örtüşmektedir. O itibarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde “yazılı delil başlangıcı” teşkil eden bütün belgeler bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu yönünden de delil başlangıcı teşkil edecektir. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüyle birlikte “yazılılık” şartı kaldırıldığı için, yukarıdaki unsurları taşıyan ve 199. madde bağlamında belge olarak değerlendirebilecek diğer bilgi taşıyıcılarına da delil başlangıcı olarak dayanılabilecektir. (Pekcanıtez Usul s.1841, 1842, 1843, 1844, 1845)Delil başlangıcına ilişkin olarak 202. maddede getirilen yeni düzenlemeyle hukukumuzdaki senetle ispat zorunluluğu önemli ölçüde yumuşatılmıştır. Zira 199. maddede tanımlanan türden bir belgede, ispat konusu hukuki işlemin varlığı veya içeriği konusunda yeterli bilgi mevcut ise o hukuki ilişkinin varlığını iddia eden taraf, o belgenin karşı taraf ya da temsilcisi tarafından kendisine verildiğini ya da gönderildiğini ispat edebildiği taktirde delil başlangıcına dayanarak tanık dinletebilecektir. Bu bağlamda, önemle vurgulamak gerekir ki delil başlangıcı taraflar arasındaki ihtilaflı vakıayı tek başına ispat etmeye yetmez. Delil başlangıcına dayanan taraf senetle ispat kuralının uygulandığı bir davada tanık dinletme ve diğer takdiri delillere başvurma hakkını kazanır. Bir tarafın elinde delil başlangıcı olması o tarafın iddiasını ispat ettiği anlamına gelmez. Davaya bakan hâkimin de tanıkları dinlemeden, münhasıran delil başlangıcına dayanarak hüküm tesis etmesi mümkün değildir (Pekcanıtez Usul s.1849).Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2023 tarihli 2022/5323 E. 2023/623 K. sayılı; "...Somut olayda; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin binanın müteahhitliğini başkasına devredemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davacı, her ne kadar asıl dosya davalısı arsa sahibinin sözleşmenin devrine 07.12.2010 tarihli "Muvafakatname" ile onay verdiğinden bahisle asıl davayı açmış ise de, asıl dosya davalısı arsa sahibi vekili 20.06.2012 tarihli dilekçesinde; 07.12.2010 tarihli muvafakatnamenin kendilerine tebliğ edilmediğini, dosyadan fotokopi aldıkları tarih olan 13.06.2012 tarihinde belgeden haberdar olduklarını, sözü edilen belgenin davalı arsa sahibi tarafından imzalanmadığını, gerekirse aslı temin edilerek imza incelemesi yapılmasını talep etmiş, fakat mahkemece imza incelemesi yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda sözleşmenin devrine arsa sahibince onay verilip verilmediği ve devrin arsa sahibini bağlayıp bağlamadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 07.12.2010 tarihli "Muvafakatname" adlı belgenin aslının davacı tarafından dosyaya ibraz ettirilip, asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza incelemesine yönelik imza örnekleri getirtilip, mümkünse asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza örneklerinin de alınıp imza incelemesi yaptırılması, belgenin aslı ibraz edilmez ise, diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağından (Yargıtay HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13-80 Esas ve 2005/149 Karar sayılı ilâmı) ve yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belge yazılı delil başlangıcı kabul edilemeyeceğinden, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dinlenemeyeceğinden (Yargıtay HGK’nın 21.04.1993 gün, 15-17/1170 sayılı ilâmı) ve aslı sunulup yapılan inceleme sonucunda imzanın davalı arsa sahibine ait çıkmaması durumunda arsa sahibinin devre muvafakat vermediği anlaşılacağından asıl davanın reddine, imza incelemesi sonucu imzanın asıl dosya davacısı arsa sahibine ait çıkması halinde ise sözleşmenin devrine arsa sahibinin muvafakat verdiği kabul edileceğinden iki adet daire bedelinden davalı arsa sahibinin de ilk yüklenici ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, arsa sahibinin imza inkarına rağmen imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde kararı ile imzası inkar olunan fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağı gibi yazılı delil başlangıcı da olmayacağı ifade edilmiştir. Somut olayda; dava konusu 20/07/2016 tarihli ...Bakım Ve Yumurta Üretim Sözleşmesi davalı tarafça inkar edilmekle, sözleşme aslı davacı tarafça ibraz edilmediği için imza incelemesi mümkün olmadığı gibi fotokopi sözleşmenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı açıktır. Davacı tarafından 20/07/2016 tarihli sözleşme aslı sunulamamış ise de, Fesih Protokolünde "1-Taraflar arasında imzalanmış bulunan 20.07.2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi ... 3 Temmuz 2017 tarihi itibariyle Taraflar'ın ortak Mutabakatıyla sona erdirilmiştir." hükmüne yer verilmiştir. Davalının Fesih Protokolüne bir itirazı olmamakla birlikte, mahkemece 27/06/2019 tarihli celsede "Davalı tarafa, fesih protokolünün 1.maddesinde zikredilen ve davacı tarafın davaya dayanak yaptığı ancak, kendilerince kabul edilmeyen sözleşme dışında, fesih konusu olduğunu savunduğu var ise aynı tarihli 20/07/2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Ür. Sözleşmesinin aslını sunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine" karar verilmiş ancak davalı tarafça 20/07/2016 tarihli başka bir sözleşme ibraz edilmemiş, davalı vekili "...karşı tarafın dava konusu yaptığı 20/07/2016 tarihli bir sözleşme yoktur, müvekkilimce böyle bir sözleşme imzalanmamıştır, fesih protokolü ise fesih tarihine kadar süre gelen taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişkinin sonlandırılması amacı ile yapılıp imzalanmıştır..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Fesih protokolünde açıkça "Taraflar arasında imzalanmış bulunan 20.07.2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi" ifadesine yer verildiğinden yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece bu hususta değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmaktadır.Ayrıca davacı delil listesinde yemin deliline dayanmıştır. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (YİBK'nun 03/03/2017 tarihli ve 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı). Yemin delili, kesin deliller içerisinde yer almakta olup, hakimi bağlamaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, diğer delilleriyle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı taktirde son çare olarak yemin deliline başvurur. Somut olayda, davacı açıkça yemin deliline dayandığından, iddiasını başka delillerle kanıtlayamaması durumunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, HMK'nın 225. vd. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak oluşacak uygun sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.Diğer bir husus ise davacı tarafça hak ediş ve ceza bedeli olarak toplam 351.593,59 TL + KDV talep edilmiş, KDV yönünden miktar bildirilmemiş, harç 351.593,59 TL üzerinden yatırılmıştır. Mahkemece davacıya KDV yönünden talebi olup olmadığı hususunda açıklama yaptırılarak, talebi var ise miktarının bildirilmesi ve eksik harcın ikmal edilmesi için süre verilmeli ayrıca 351.593,59 TL bedelin nasıl hesaplandığı yönünde de açıklama yaptırılmalıdır...." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.3-Mahkemenin 17/04/2025 tarihli kararı; "...Taraflar arasındaki 30/06/2017 tarihli Fesih Protokolünde asıl protokolün varlığı kabul edilmektedir. Fesih Protokolünde de sözleşmeden kaynaklanan hak ediş alacaklarının sözleşme şartlarına göre hesaplanacağı hükme bağlanmıştır, davalının da Fesih Protokolüne bir itirazı bulunmamaktadır. Dosya ve davacı defter ve belgelerinin incelenmesinde de taraflar arasında 2010, 2015 ve 2016 tarihli üç sözleşme ilişkisinden doğan ticari ilişkinin bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında fatura ve hak edişlerin düzenlendiği, ihtarname ve Fesih Protokolüyle de hak ediş alacağının sözleşme şartlarına göre hesaplanacağı kararlaştırılmış olup, aldırılan bilirkişi raporu ile de 20/07/2016 sözleşmeden dolayı davacının KDV dahil 414.880,44 TL hak ediş alacığının olduğu tespit edilmiş olduğundan ve aldırılan raporunda bilimsel, dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime açık olduğu kabul edilerek davacının davasının kabulüne..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 2010 tarihinden bu yana gerek "...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi" gerekse "Yemeklik Yumurta Tasnif ve Paketleme Sözleşmesi" akdetmek suretiyle ticari ilişki yürütüldüğünü, son olarak davanın dayanağını teşkil eden 20/07/2016 tarihli sözleme taslağı müvekkili şirkete ulaştırıldığında uzun yıllardır devam eden ticari ilişki içerisinde farklı dönemlerde hayvan teslimi gerçekleşmiş olduğundan imzalandığı iddia edilen sözleşmeye konu hayvanların çok evvelinden müvekkili şirketin çiftliğine teslim edildiğini, ancak tüm aşamalarda belirtildiği üzere Numanson Firmasından (İzmir) fason olarak yumurtadan üretilen yarkalar (yumurtlamaya hazır 16 haftalık tavuk) ilk aşamadan itibaren gelişim ve sağlık sorunları sebebiyle major sorunlar ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketin her aşamada telefon ve mail yolu ile durumu davacı şirkete ileterek bu hayvanlar için bu koşullarla sözleşmeyi imzalamayacağını beyan ettiğini, davacı şirket bu sebeple hayvanların gelişimini ve üreteceği yumurta adetini takip edileceğini beyan ettiğini, sözleşmenin imzalanmasının ötelendiğini, müvekkili şirket dava konusu sözleşmeyi imzalamadığı için davacı şirket tarafından sözleşme aslının sunulamadığını, davacı tarafça dava konusu anılan sözleşmenin varlığı ve varlığı halinde de hakedişlerin ve kararlaştırdığı ileri sürülen ceza koşulunun kesin kanıtlarla ispatı gerektiğini, davacı tarafça davaya dayanak olarak gösterilen 20/07/2016 tarihli sözleşme aslının dosyaya sunulamadığını, fotokopisinin sunulduğunu, fotokopinin ise HMK hükümleri gereği belge olmadığı gibi yasal delil başlangıcı da olmadığını, davacının basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Taraflar arasında akdedilen 30/06/2017 tarihli fesih protokolü ile taraflar arasında var olan tüm ticari ilişkinin rızai olarak sona erdirildiğini, davacı tarafından cezai şart uygulanmasına ilişkin hakların saklı tutulmadığını, kaldı ki davacı şirket tarafından müvekkili şirkete işbu fesih protokolünü imzalaması noktasında eğer imzalamaz ise hak edişlerin hesaplanmayacağı ve ödenemeyeceği beyan ve baskısında bulunulduğunu, nitekim müvekkili şirketin son kestiği faturaya ait ödemenin ise halen yapılmadığını, Bu süreçte cezai şart tahakkuk ve talep hakkı olan hatta sözleşmeyi tek yanlı olarak fesih hakkı bulunan davacı tarafın bu haklarını kullanmadığını, fesih aşamasında tüm bu hususların karşılıklı olarak teati edildiğini, davacı tarafca cezai şart tahakkuk ettirilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, fesih protokolünde bu sebeple bu yönde bir hüküm bulunmadığını, kaldı ki davacı şirketin sözleşme süresince sergilediği tutumun müvekkilinde sözleşme ile düzenlendiği üzere cezai şart istemeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları ile de rızai fesih halinde cezai şart talep edilemeyeceğinin benimsendiğini, Müvekkili şirket tarafından keşide edilen Karşıyaka 5.Noterliğinin 06/11/2017 tarih ve ... Yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde de belirtildiği üzere; dava konusu yumurtacı hayvanların sözleşme koşullarına uygun olarak teslim edilmediğini,Taraflar arasında var olduğu iddia edilen sözleşemeye göre son üretim periyodunda 85.000 adet ... Yarka 25-28/07/2016 tarihinde ve yine 33.000 adet ... Yarka 04/08/2016 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, Numanson (İzmir firması) firması tarafından fason olarak üretilmiş 85.000 adet yarkanın (yumurtlama çağına gelmiş piliç 16 haftalık) müvekkili şirketin çiftliğine 28/07/2016 tarihinde teslim edildiğini, yine ... (Kayseri Firması) tarafından yetiştirilmiş 33.000 adet yarkanın ise 05/08/2016 tarihinde 22.518 adet, 07/08/2016 tarihinde 9775 adet olmak üzere müvekkili şirket çiftliğine teslim edildiğini, Sözleşme konusu yarkaların kuluçkadan çıktıktan sonra 1-2 gün içinde davacı şirketin fason yetiştiricilik sözleşmesi yaptığı dava dışı firmalara teslim edilerek 16 haftalık oluncaya dek bu firmalar yedinde yetiştirildiğini, müvekkili şirkete teslim edilen yarkaların bu kapsamda yukarıda belirtilen iki ayrı yetiştirici firmadan müvekkili şirkete sevk edildiğini, ilk gelen 85.000 adet hayvanın müvekkilinin 5 ve 3 nolu kümesine yerleştirildiğini, sonraki gelen yaklaşık 33.000 adetin ise bu iki kümesin ortasında bulunan 4 nolu kümese yerleştildiğini, müvekkili tarafından yaklaşık olarak 1,5 ay bu yarkaların beslemeye alındığını ve normal period olan 1.5 ay sonrası ilk yumurtaların alınmasının gözlemlendiğini, ne var ki yaklaşık 10 gün sonra müvekkiline teslim edilen 33.000 adet yarkanın bulunduğu 4 nolu kümesten, diğer kümeslerden daha evvel yumurta alınmaya başlandığını, bu durum üretim tekniklerine aykırılık teşkil ettiğinden derhal davacı şirkete bildirildiğini ancak davacı şirket tarafından bu durumun normal olduğu belirtilerek gözlemlemeye devam edilmesinin istendiğini, müvekkili şirket tarafından bakım ve üretim sorumluluğunun tamamı mutlak bir biçimde yerine getirildiği halde bu anormalliklerin devam ettiğini ve 5-3 nolu kümes ile 4 nolu kümes arasında verim oranları ve ölüm oranları mutlak surette farklılık arz ettiğini, yine davacı şirket yetkilileri ve çalışanları (veteriner hekim de dahil olmak üzere) bilgisi dahilinde alınan kan örneklerinin analiz edildiğini ve yumurtacı yarkalarda ND, IBV, AIMG ve ILT hastalığı tespit edildiğini, yine davacı şirketin bilgisi dahilinde bu hastalıklar ile mücadele edildiğini, davacı şirketin bilgisi dahilinde gerçekleşen süreçte davacının cezai şart tahakkuku veyahut sözleşmenin feshi yoluna başvurmadığını, her ne kadar davacı taraf dava dosyasına sözleşme konusu hayvanların sağlıklı olarak müvekkiline teslim edildiğinin ispatı zımnında bir takım raporlar sunmuş ve şirketlerine ait kulakça hanelerin kontrol altında olduğunu belirtmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere sözleşme konusu hayvanların müvekkili şirkete civciv olarak değil yarka olarak dava dışı üreticilerin çiftliklerinden sevk olunduğunu, 33.000 adet teslim olan hayvanlar normal üretim ve ölüm periyotunda seyir ederken 85.000 adet olarak sevk ve teslim edilen hayvanlarda ölüm oranı çok yüksek olduğu gibi verim oranlarının da olağanın altında gerçekleştiğini, müvekkilinin yarkaların kendisine teslim ediliği tarihten ilk yumurtaların alındığı 1,5 ay sonrasına dek olağan dışılığı fark etme şansının teknik olarak mümkün olmadığını, tüm bu yaşananların 85.000 adet teslim olan hayvanların hastalıklı olduğunu düşündürdüğünü,Müvekkilinin üretimin hiçbir aşamasında yaşanan olağandışı durumları davacıdan gizlemediğini bilakis fark edildiği anda davacı şirkete bilgi paylaşarak çözüm aradığını, müvekkili şirkette ortalama 20 haftada teslim edilen dava konusu yumurtacı tavukların 64 haftaya gelinceye kadar müvekkilinin üretim çiftliğinde kaldığını ve müvekkilinin sorumlusu olmadığı ölümler ve verim düşüklüğü ile mücadele ettiğini, bu süreçte sağlıklı hayvanlarla üretim yapacağında ki geliri elde edemediği gibi çok büyük tedavi giderlerine katlanmak durumunda kaldığını, yine 80 haftalık toplam reel ömrü bulunan yumurtalık tavuklar 64.haftada müvekkili şirketten teslim alındığı için müvekkilinin üretim ve gelir kaybına uğradığını, akdedilen fesih protokolünde düzenlendiği üzere müvekkilinin hak edişinin hesaplanmadığını ve bakiye hak edişi tutarının tarafına ödenmediğini, Davacı şirket tarafından sözleşme konusu hayvanların beslenmesinde kullanılmak üzere müvekkili şirkette teslim edilen yemler konusunda da sözleşmeye aykırı davranıldığını, sözleşme konusu yumurta tavuklarının yetiştirilmesinde hatalı yem gönderildiğini, yemlerin besin değerlerini gösteren kartelalar ile gönderilmemesi sebebiyle durumun çok sonra fark edildiğini,Tüm üretim sürecinde, davacı şirketten sadır sorunlarla baş etmekle çalışmakla geçiren müvekkili şirket yönünden sözleşmenin ayakta kalmasının hiçbir hukuki ve mali geçerliliği kalmadığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler ve varılan mutabakat neticesinde uzun zamana yayılan ticari ilişkinin fesih sözleşmesi ile sonlandırıldığını, üretim süresince müvekkili şirket aleyhine cezai şart uygulanmayacağı yönünde inanç tesis eden davacı şirket tarafından yine aynı görüşmelerde fesih protokolünün imzalanması koşulu ile hak edişlerin yapılacağının ve fatura ödemelerinin yapılacağının beyan ve taahhüt edildiğini, bu aşamada da koşulları bulunmadığı için cezai şart talep ve tahakkukunda bulunmadığını ve tarafların iradelerine uygun fesih protokolü akdedildiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün gerektirdiği özeni gösterdiğini, imzalamadığı sözleşmeye aykırılık ve kusurundan söz edilemeyeceğini, Kaldı ki dosya kapsamında dinlenen tanık ...ı'nın davaya konu dönemde ilgili bölümde çalışmamakta olup görgüye dayalı değil salt tahmine dayalı beyanlarda bulunmuş olmasına karşın yerel mahkemece beyanlarına itibar edilerek hüküm tesis edildiğini, tanık beyanında sözleşme aslının davacı şirketin hukuk departmanına verildiği yönünde beyanda bulunmuşsa da sözleşme aslının imzalanması halinde daha önceki sözleşmelerde de olduğu gibi ıslak imzalı olarak departmanda bulunması gerektiğini bilebilecek durumda olan bir kişi olup beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, yine tanık sözleşme koşullarının üreticiye destek olmak amacıyla kırık oranın %2'den %5'e çıkartıldığını beyan etmiş ise de %2 oranının dökme yumurta diye tabir edilen paketlenmemiş şhringlenmemiş yumartalar için %5 oranının ise marketlere verilmek üzere paketli ve şhringlenmiş yumartalar için geçerli olduğunu, müvekkili şirketin çiftliğinde ise tamamına yakını marketlere pakatli olarak sunulmak üzere çıkış yapıldığını ve bu oranın tüm Fosan işletmelerinde sabit olarak aynı uygulandığını, ayrıca tanık beyanının aksine 2012 yılı sözleşmesinde yer alan hükümlerin daha lehe olduğunu, Yerel mahkemece tarafından müvekkili şirket defter ve belgelerinde inceleme yapılmadığı gibi müvekkil şirket tanıklarının da dinlenmediğini, salt davacı defter ve kayıtları incelenerek, davacı tanıkları dinlenerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yine BAM kaldırma kararında yemin delili yönünden açıklamalar olmasına rağmen mahkemece yemin delili değerlendirilmeksizin karar tesis edildiğini,Davaya konu sözleşmenin imzalanmadığını, fesih protokolünde uzun yıllardır süre gelen ticari ilişkinin sonlandırıldığını, davacı şirket tarafından aynı anda müvekkili şirketin çiftliğinde bulunan farklı kümeslerde farklı tarihlerde yazılı üretim sözleşmeleri ile hayvan teslimi gerçekleştirmiş olup feshin bu üretim sözleşmelerini sonlandırmak için yapıldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen 20/07/2016 tarihli "...Bakım Ve Yumurta Üretim Sözleşmesi" kapsamında, davalı tarafından edimlerin gereği gibi ifa edilmediği iddiasıyla hak ediş ceza bedeli olarak toplam 351.593,59 TL + KDV bedelin tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından fotokopisi sunulan 20/07/2016 tarihli ...Bakım Ve Yumurta Üretim Sözleşmesinde davacının "Firma", davalının "Yüklenici" olarak anıldığı, Sözleşmenin Konusu başlıklı 2.maddesinde; "Bu sözleşme FİRMA ile YÜKLENİCİ arasında yukarıda belirtilen adresteki kayıtlı taşınmazda, aşağıda belirtilen genel ve özel şartlara göre yumurta tavuklarının fason bakımı ve üretilen yumurtaların FİRMA tatafindan alınması karşılığında, aşağıda belirtilen fiyattan hizmet bedelinin FİRMA tarafından ödenmesi ile ilgili kuralları ve karşılıklı yükümlülükleri belirler." hükmü yer almaktadır.... ve Adetler başlıklı 3.maddesinde; 25-28/07/2016 tarihinde 85.000 adet supernick yarka ve 04/08/2016 tarihinde 33.000 adet supernick yarka teslim edileceği, belirtilen yarka adetlerinde teslimat esnasında (+/- %5) farklılık olabileceği belirtilmiştir. Devamında "Bu sözleşme; ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş. ile yukarıda açık unvanı ve adresi bulunan Yüklenici arasında 20/07/2016 tarihinde karşılıklı mutabakata varılarak kaleme alınmış ve imzalanmıştır." hükmüne yer verilmiş, devamında genel ve özel şartlar düzenlemiştir.Sözleşmenin Özel Şartlar bölümünde; "C)Yumurtalar" başlığı altında; "...b. Kirli, çatlak ve satılamayacak durumdaki yumurtaların toplam yumurtalara oranı, üretim devresi boyunca dökme olarak satılan yumurtalarda % 2'den, paketleme yapılırsa % 5'ten daha fazla olamaz. Fazla olması durumunda, fazla olan kısım söz konusu haftadaki ... fiyat listesi şartlarından kirli yumurta satış fiyatı düşülerek fark Yüklenici'ye Firma tarafından fatura edilecektir.""E) Ölüm Değerleri" başlığı altında; "Kabul edilebilir canlı ölüm oranı, yumurta üretim döneminde toplam % 8'i aşmayacaktır.Ölüm oranının, Ek - 1'de belirtilen standart değerlerden fazla olması durumunda; fazla olan kısım dönem sonunda öldüğü haftadaki ekonomik değerinin hesaplanması ile Yüklenici'nin hakedişinden kesilir. Ölüm değerinin Ek - 1'de belirtilen standart değerden az olması durumunda; az olan kısım aynı şekilde hesaplanarak Yüklenici'nin hakedişine eklenir. Dönem sonunda tespit edilen gerçek ölüm oranlarının, standart ölüm oranlarından yüksek veya düşük olması halinde ceza veya prime esas bedelin tespitinde ölüm oranının toplam üretim haftasına bölünmek sureti ile ilgili haftaya isabet eden ölüm oranları bulunarak o haftanın canlı tavuk ekonomik ömrüne göre tavuk başına isabet eden rakam yükleniciye ceza veya prim olarak verilecektir..." hükümleri yer almaktadır.Sözleşmede davacı tarafın imzasının bulunmadığı, davalı kaşe ve imzasının yer aldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf ise, sözleşmenin kendilerine gönderildiğini fakat önceki sözleşme hükümlerine göre şartların ağırlaştırılması nedeniyle imzalanmadığını, imzaya itiraz ettiklerini ifade etmiş, imza incelemesi yapılmasını talep etmiş, davacı tarafça sözleşme aslı ibraz edilememiştir. Fesih Protokolünün ise 30 Haziran 2017 tarihinde imza altına alındığı anlaşılmakla, "1-Taraflar arasında imzalanmış bulunan 20.07.2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi ile 12.10.2016 tarihli Yemeklik Yumurta Tasnif ve Paketleme Sözleşmesi ve yürürlükte bulunan sair sözleşmeler 3 Temmuz 2017 tarihi itibariyle Taraflar'ın ortak Mutabakatıyla sona erdirilmiştir.2-Taraftar arasındaki Sözleşmeler'in sona ermiş olması nedeniyle Yüklenici'nin Değirmenaltı Mevkii Ilıpınar Köyü ... adresindeki kümesinde bulunan mülkiyeti İş Sahibi'ne ait yumurtacı tavukların tamamı İş Sahibi tarafından 7 Temmuz 2017 tarihinde teslim alınacaktır.3-Taraflar arasındaki sözleşmelerin sona ermiş olması nedeniyle İş Sahibi Yüklenici'nin bu sözleşmelerden kaynaklanan hakediş hesaplamalarını Sözleşme şartlarına göre yaparak Yüklenici'ye bildirecektir." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı vekili tarafından Beyoğlu 31. Noterliğinden keşide edilen 25/10/2017 tarih ve 36171 yevmiye no.lu ihtarname ile; taraflar arasında 20/07/2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi gereği mülkiyeti müvekkili şirkete ait 118.000 adet supernick cinsi yarkaların fason bakımı ve yumurta üretimi hizmetinin davalı tarafından üstlenildiği, sözleşmenin hakediş ve ceza hesaplamasına ilişkin hükümlerine istinaden müvekkili şirketin 351.593,59 TL + KDV ceza bedeli alacağı mevcut olduğu belirtilerek, bu bedelin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. Davalı vekili tarafından Karşıyaka 5. Noterliğinden keşide edilen 06/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu cevabi ihtarname ile; Beyoğlu 31. Noterliğinden keşide edilen 25/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede 20/07/2016 tarihli sözleşmeden bahsedilmekte ise de taraflar arasında bu tarihte imzalanan bir sözleşme bulunmadığı ayrıca talep edilen bedelin ne şekilde hesaplandığının belli olmadığı, davacı tarafından gönderilen yarkaların standartlara uygun olmadığı, yemlerin düşük kalitede olduğu, yarkalarda hastalık tespit edildiği, bu nedenlerle müvekkilinin kusurlu olmadığı, yumurtacı tavukların 80.haftada teslim alınması gerekirken 64.haftada karşılıklı onayla çıkartıldığına dair zorla belge imzalatıldığı ve imzalanmaması halinde cezai işlem uygulanacağının belirtildiği, müvekkilinin 250.000,00 TL + KDV zarar ve kar mahrumiyeti bulunduğu ifade edilerek, bu bedelin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. Davacı vekili tarafından Beyoğlu 31. Noterliğinden keşide edilen 14/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu cevabi ihtarname ile; Karşıyaka 5. Noterliğinden keşide edilen 06/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede ifade edildiğinin aksine 20/07/2016 tarihli sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı, ihtarnamede iddia edilen hususların mesnetsiz olduğu, tarafların aralarındaki sözleşmeyi ortak mutabakat ile feshettikleri, fesih protokolünün zorla imzalatıldığı iddialarının kötüniyetli olduğu belirtilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında, davacının toplam 351.593,59 TL + KDV talep ettiği, KDV yönünden miktar bildirmediği, 351.593,59 TL üzerinden harç yatırdığına işaret edilerek KDV yönünden talebi varsa harcı ikmal etmesi ayrıca talep ettiği alacağın nasıl hesaplandığı hususunu açıklatılması gerektiği ifade edilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 09/11/2023 tarihli dilekçede KDV dahil toplam alacağın 414.880,59 TL olduğu bildirilmiş, alacağın nasıl hesap edildiği hususunda bir açıklama yapılmamış, dilekçe ekinde "hesaplama tablosu" sunulmuştur. Dava dilekçesinde sözleşmeye aykırı bakım ve üretim yapılması nedeniyle davalı yüklenici tarafa hak ediş ve ceza bedeli olarak toplam 351.593,59 TL + KDV tahakkuk ettirildiğini beyan etmiş olup, söz konusu bedelin nasıl hesaplandığı hususunda kaldırma kararına rağmen açıklama yapılmamıştır. Ayrıca sunmuş olduğu hesaplama tabloları ise Türkçe değildir. Davacı tarafından hak ediş bedelinin ne kadar olduğu ve nasıl hesaplandığı, ceza bedelinin ne kadar olduğu ve nasıl hesaplandığı, sözleşmenin hangi hükmüne dayalı olarak talep edildiğinin açıklanması ayrıca tabloların tercümelerinin dosyaya sunulması gerekmektedir. Dairemizin kaldırma kararında da açıklandığı üzere; dava konusu 20/07/2016 tarihli ...Bakım Ve Yumurta Üretim Sözleşmesi davalı tarafça inkar edildiğinden, imza itirazı sunulduğundan ve sözleşme aslı davacı tarafça ibraz edilmediğinden fotokopi sözleşme yazılı delil başlangıcı niteliğinde değildir.Davacı tarafından 20/07/2016 tarihli sözleşme aslı sunulamamış ise de, Fesih Protokolünde "1-Taraflar arasında imzalanmış bulunan 20.07.2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi ...3 Temmuz 2017 tarihi itibariyle Taraflar'ın ortak Mutabakatıyla sona erdirilmiştir." hükmüne yer verilmiştir. Davalının Fesih Protokolüne bir itirazı olmamakla birlikte, mahkemece 27/06/2019 tarihli celsede "Davalı tarafa, fesih protokolünün 1.maddesinde zikredilen ve davacı tarafın davaya dayanak yaptığı ancak, kendilerince kabul edilmeyen sözleşme dışında, fesih konusu olduğunu savunduğu var ise aynı tarihli 20/07/2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Ür. Sözleşmesinin aslını sunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine" karar verilmiş ancak davalı tarafça 20/07/2016 tarihli başka bir sözleşme ibraz edilmemiş, davalı vekili "...karşı tarafın dava konusu yaptığı 20/07/2016 tarihli bir sözleşme yoktur, müvekkilimce böyle bir sözleşme imzalanmamıştır, fesih protokolü ise fesih tarihine kadar süre gelen taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişkinin sonlandırılması amacı ile yapılıp imzalanmıştır..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Fesih protokolünde açıkça "Taraflar arasında imzalanmış bulunan 20.07.2016 tarihli ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesi" ifadesine yer verildiğinden yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak delil başlangıcı taraflar arasındaki ihtilaflı vakıayı tek başına ispat etmeye yetmediği için delil başlangıcına dayanan taraf senetle ispat kuralının uygulandığı bir davada tanık dinletme ve diğer takdiri delillere başvurma hakkını kazanır. Yani sair delillerle ispatın sağlanması gerekmektedir.Kaldırma kararının ardından davacı tanıkları dinlenmiştir.Mahkemece davacı taraf ticari defterleri ile davacının sunmuş olduğu kayıtların incelenmesi suretiyle rapor düzenlenmesi için SMMM ... bilirkişisi Veteriner Hekim ...'dan oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 18/03/2025 tarihli raporda; "Taraflar arasında geçerli bir sözleşme olup olmadığı hususunun öncelikle incelenmesi gerekir. Kural olarak metnin sonunda imzanın atılması yeterlidir. Sözleşme metninin her sayfasının imzalanması da gerekli değildir. Önemli olan metnin tamamını kapsayacak imzanın atılmış olması ve sonraki sayfanın önceki sayfanın devamı olduğunun anlaşılması yeterlidir. Ayrıca yazılılık şartının sözleşme yapılırken bir kez yerine getirilmesi yeterlidir. Ancak davalı imzasını inkar etmektedir ve fotokopi üzerinden imza incelenmesi yapılamamaktadır. Asıl evrak da sunulamamaktadır. Asıl evrak sunulmasa da fesih protokolünde sözleşmeden bahsedilmektedir ve bu da sözleşmenin varlığına ilişkin yazılı delil başlangıcı sayılabilir.Öte yandan tarafların geçersizliği ileri sürmeyip sözleşmeyi uygulayarak sonunda fesih protokolü imzalayarak sözleşmeyi sona erdirmeleri bu sözlenmenin yürürlükle olduğunu ve tarafların sözleşmeye bağlı olduğunu gösterir. Fesih protokolü yapıldıktan sonra sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmek TMK m. 2 hükmüne göre dürüstlük kuralına da aykırılık oluşturur.Fesih protokolünde, "Taraflar arasındaki sözleşmelerin sona ermiş olması nedeniyle İş Sahibi Yüklenicinin bu sözleşmelerden kaynaklanan hak ediş hesaplamalarını Sözleşme şartlarına göre yaparak Yüklenici'ye bildirecektir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan bu konuda ihtirazı kayıt konmadan sözleşmenin sona erdirildiği söylenemez. Bu bakımdan davalının bu yöndeki iddiaları isabetli değildir.Protokolün tehdit ile imzalandığı ve geçersiz olduğu hususu ise TBK m. 37 şartlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Buna ilişkin herhangi belge dosya kapsamında rastlanmamıştır....Davacı tarafından davalı şirkete 01.08.2018 tarihinde toplam 117.582 adet Yarka Cinsi tavuk teslim edilmiş olup, 23.08.2016 tarihinde üretime hazır olan 116.772 adet tavuk olduğu ve 17.07.2017 fesih itibariyle davalı tarafından davacıya 103.559 adet tavuğun iade edildiği, davacı şirket tarafından oluşturulan haftalık çizelgelerden ve sevk irsaliyelerinden anlaşılmaktadır.......Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesinin E) Ölüm Değerleri Maddesinde ölüm oranının ...Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesinin yumurta üretim döneminde (434 gün) %8'i aşmayacağı, dönem sonunda tespit edilen standart ölüm oranlarından yüksek veya düşük olması halinde ceza veya prime esas bedelin tespitinde ölüm oranının toplam üretim haftasına bölünmek sureti ile ilgili haftaya isabet eden ölüm oranları bulunarak o haftanın canlı tavuk ekonomik ömrüne göre tavuk başına isabet eden rakam ceza veya prim olarak verileceği belirlenmiştir.Davalının 329 günlük üretim süresi için belirlenen standartlara göre %6,065 ölüm oranı belirlenmiştir. Bu durumda kabul edilebilir ölüm adedi 117.582 x %6,065 = 7.131'dir. Davacı tarafından davalıya 01.08.2016 tarihinde 117.582 adet yarka teslim edilmiştir. 17.07.2017 tarihinde ise 103.559 adet tavuk iade alınmıştır. Bu durumda ölen tavuk sayısı 117.582 - 103.559 =14.023, ölüm oranı ise %11,93'dür.Bu durumda standartlara göre belirlenen ölüm oranına göre 14.023 - 7.131 = 6.892 adet fazla ölüm gerçekleşmiştir. Canlı tavuk ekonomik ömrüne göre belirlenen fiyatlar ile yapılan hesaplama ile standartlarda belirlenen ölüm oranını aşan 6.892 tavuk için 41.085,10 TL bedel hesap edilmiştir.......Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesinin C) Yumurtalar Maddesinde yumurta çeşitleri ve gramajlarının aşağıdaki tabloda gösterildiği şekilde olduğu ve kirli, çatlak ve satılamayacak durumdaki yumurtaların toplam yumurtalara oranının, üretim devresi boyunca dökme olarak satılan yumurtalardan %2'den, paketleme yapılırsa %5'den fazla olamayacağı, fazla olması durumunda fazla olan kısım söz konusu haftadaki Başmakçı fiyat listesi şartlarından kirli yumurta satış fiyatı düşülerek farkın firmaya fatura edileceği belirlenmiştir....Sözleşmede belirlenen oranlara göre davalı tarafından minimum üretilmesi gereken yumurta adedi; standartlara göre üretimin başladığı 23.08.2016 ile 17.07.2017 tarihleri arasında 329 gün için minimum 1 tavuktan 329 günde 272,65 yumurta elde edilmesi gerekir. Üretime giren tavuk sayısı 116.772 x 272,65 = 31.838.112 adet yumurta üretimi yapılmalıdır.Davalı tarafından üretilerek davacıya teslim edilen toplam yumurta adedi 30.504.152 adettir....Bu durumda davalı tarafından 31.838.112 - 30.504.152 = 1.333.960 adet yumurta üretimi eksik yapılmıştır. Yapılan eksik yumurta üretiminin sözleşmede belirtilen standartlara ve Başmakçı fiyat listesine göre tutarı 310.508,49 TL'dir.Bu durumda davacının davalıdan talep edebileceği cezaların toplamı 351.593,59 TL'dir. 1. Standartları aşan ölüm oranına ait tavuk bedeli 41.085,10TL2. Standartlara göre Eksik üretilen yumurta bedeli 310.508,49 TLTOPLAM :351.593,59 TLDavacı C.P. tarafından Davalı ... adına 05.09.2017 tarih G-730218 fatura numaralı “Fason Bakım ve Yumurta Üretim Sözleşmesinin Özel Şartlar 5. Bendine İstinaden Tazmin” açıklamalı 351.593,59 TL + %18 KDV 63.286,85 TL = 414.880,44 TL tutarlı fatura düzenlenmiş olduğu, davacının KDV bedelini de talep edebileceği değerlendirilmiştir.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü tarafından Yumurta Tavukçuluğunda başarılı sayılmak için belirlenen kriterlere göre; Tavuk başına yıllık yumurta verimi: Doğal ortamda 220-250 adet (ortalama 235 adet), Suni kümes ortamında 260-300 adet arasındadır. (ortalama 280 adet) Tavuklar 18 haftadan itibaren yumurtlamaya başlarlar. 20-80 hafta arası verimlilik açısından en uygun yumurta üretim dönemleridir. İlk yıl en verimli oldukları dönem olup sonrasında yumurta üretimleri düşüş göstermeye başlar. Kümeslere alınan tavuklarda ilk dönemlerde ölüm oranı biraz daha yüksektir. Yumurta döneminde aylık ölüm oranının % 1 olması istenir ama kümese ilk geldikleri andan itibaren ölüm oranları hesaplanırken yıllık % 6 ölüm oranı normal kabul edilmektedir. Çok küçük ve satışa uygun olmayan yumurta oranı en fazla % 5 olmalıdır. Kırık yumurta oranı % 2'yi geçmemelidir. Yukarıda belirtilen kriterlerle dosyamızda geçen belirtilmiş olan standartlar birbiriyle uyumludur." şeklinde görüş bildirmişlerdir.Ancak davalı tanıkları dinlenmediği gibi davalı ticari defterleri üzerinde bir inceleme yapılmamış, delilleri incelenmemiş, savunmaları değerlendirilmemiştir. Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Somut olayda, davacı tanıkları dinlenerek ve davacının sunmuş olduğu kayıtlar ile defterleri incelenerek sonuca gidilmesi, davalının savunma ve ispat hakkının engellenmesi AİHS'nin 6.maddesine, Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36.maddesine, HMK'nın hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27.maddesine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından alacak tutarının hak ediş bedeli ve ceza bedeli olarak iki kalemden oluştuğu beyan edilmekle ne kadarının hak ediş bedeli olduğu ve nasıl hesaplandığı, ne kadarının ceza bedelinin olduğu ve nasıl hesaplandığı hangi hükümlere dayanıldığı hususlarında açıklama istenmesi, davalı tanıklarının beyanlarının alınması, davalı defter ve kayıtlarında inceleme yapılması, davalının delil ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/446 E. 2025/317 K. Sayılı 17/04/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2025