İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/638 Esas 2025/711 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin kuyumcuda çalıştığını, davalıların müvekkilinden altın aldıklarını, altın bedeli…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2112 KARAR NO: 2025/2379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/09/2025 NUMARASI: 2025/638Esas - 2025/711Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/638 Esas 2025/711 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin kuyumcuda çalıştığını, davalıların müvekkilinden altın aldıklarını, altın bedelini ödeyeceklerine ilişkin müvekkilinde güven oluşturduklarını ve ödeme aracı olarak 31.08.2024 düzenleme tarihli senedi düzenlediklerini, senedin ödeme tarihinin 10/09/2024 olduğunu, müvekkilinin davalıları tanıdığından hemen ödeme tarihinde senedi icra takibine konu etmediğini, ödeme yapılmaması üzerine Kayseri Genel İcra Dairesinde ... sayılı icra takibini başlattığını, takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini beyan ederek, alacağının davalılardan müşterek ve müteselsilen 10.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Mahkemenin 18/07/2025 tarihli ara kararı ile, davacı vekiline, arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı suretini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine dair ihtaratlı tebligat çıkartılmış olup davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağı sunulduğu ancak incelenmesinde 26/06/2025 tarihinde yani dava tarihi olan 10/06/2025 tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulduğunun anlaşıldığı, dolayasıyla dava tarihinden önce dava şartı olan arabuculuğun yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle yukarıdaki emsal kararlarda gözetilerek 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden REDDİNE karar vermek gerekmiş " gerekçesiyle Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın usulden reddine ilişkin kararı yerinde olmadığına verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın istinaf talepleri doğrultusunda esasına girilmesine karar verilmesini talep etme gereği doğduğunu, belirtilen karardan önce Kayseri 6. İcra hukuk mahkemesinin 2025/19 esas 2025 karar nolu kararda "TTKnin 776. Maddesindeki bonoda bulunması gereken zorunlu unsurların düzenlendiği buna göre 1/f maddesindeki düzenleme tarihinin zorunlu unsuru olarak kabul edildiği zorunlu unsurlardan keşide tarihinin bulunmaması nedeniyle takibe dayanarak bono kambiyo senedi vasfına haiz değildir." kararı verdiğini, verilen bu karar üzerine Kayseri 1. Asliye hukuk mahkemesinde açtığımız dava 12/06/2025 tarihinde usulden reddedilip görevsizlik kararı verilmiştir. Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği karar üzerine dosya Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş olup , tevzi tarihinden itibaren yasal süreler içerisinde gerekli arabuluculuk işlemleri 04/07/2025 tarihinde yapıldığını, arabuluculuğun yerine getirilmediği gerekçesiyle dosyanın usulden reddedilmesi tamamıyla hukuka aykırı yerinde olmayan bir karar olduğunu, biz taraflarına verilen süre içinde arabulucu tutanağını da sunulmasına rağmen dosyada hiçbir inceleme yapılmadan bu kararın verilmiş olması apaçık hukuka aykırı olduğunu , bu sebeple dosyanın esasına girilmeksizin usulden reddedilmesi sebebiyle istinaf kanun yoluna başvurmak zorunluluğu hasıl olduğunu, davayı açılan Kayseri 1.Asliye Hukuk mahkemesinde arabulucu başvurusu şartı bulunmadığı gözetilmeden huzurdaki kararın verilmesi müvekkilin hak kaybına sebep olduğunu, izahını yaptığı nedenler ve sayın mahkemece resen gözetilecek nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/638 E. Ve 2025/711 K. numaralı dava kapsamında verilen usulden ret kararının bozulmasına karar verilmesini; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı yana tahmilini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacının davalılara altın sattığı, bunun karşılığında bononun düzenlendiği, anılan borcun ödenmediğinden bahisle alacak talepli eldeki davanın açıldığı; mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup, olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir. Sıkı şekil şartları en katı tarzda kambiyo senetlerinde görülür. Güven ihtiyacının bir sonucu olarak kıymetli evrakta modern hukukun ve özellikle ticaret hukukunun kabul ettiği şekilsizlik prensibinden ayrılınmıştır. Kıymetli evraka hâkim sert şekil şartlarına bağlılık olgusu ortaya “ senet nasılsa ve ne diyorsa ona göre işlem yapılır”, yani kıymetli evrakta senet metni ve şekil şartları tarafların muhtemel iradelerine ve senet dışındaki olaylara göre yorumlanamaz ilkesini çıkarır (Poroy, R./ Tekinalp,Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları. 15. B. İstanbul 2001, s.29). Kambiyo senetlerinde “sıkı sıkıya şekle bağlılık” geçerlidir. Ticari senet kendisi ile ilgili gerekli bilgiyi münhasıran kendisi vermelidir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, s. 370). TTK’nın 776. maddesine göre bono veya emre muharrer senet, senet metninde bono veya emre yazılı senet kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun adını, düzenleme tarihini ve yerini, düzenleyenin imzasını içermelidir. Sıralanan bu kayıtlar bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardır. Zorunlu unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. TTK’nın 777. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca bononun alternatif zorunlu unsurları ise düzenleme yeri ve ödeme yeridir. Kanun koyucu bu unsurların bonoda yer almasının zorunlu olduğunu ancak bunların bonoda bulunmaması hâlinde alternatif olarak bonodaki başka unsurların bunların yerine geçeceğini, böylece senedin bono niteliğini kaybetmeyeceğini kabul etmiştir. Vade ise isteğe bağlı unsurlardandır. Bonoda vadenin gösterilmesi zorunlu olmayıp TTK’nın 777. maddesinin 2. fıkrasına göre “vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.” Bonoya konulabilecek vade türleri TTK’da sınırlı sayıda sayılmıştır. TTK’nın 778. maddesinin atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesinin 1. fıkrasına göre bono dört türlü vadeyi içerebilir. Bir bono görüldüğünde, görüldükten belli bir süre sonra, düzenleme gününden belli bir süre sonra, belirli bir günde ödenmek üzere düzenlenebilir. TTK’nın 703. maddesinin 2. fıkrasına uyarınca “vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.” Aynı bonoda birbirinden farklı iki vadenin bulunması geçersizlik sebebidir (Öztan, s. 482). Vade ile senedin düzenleme tarihinin aynı olması senedin bono niteliğini ortadan kaldırmaz (Poroy, R./ Tekinalp,Ü., s.119). Bonoda vade tarihi ve düzenleme tarihinin aynı tarih olmasına engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Vade kaydının senet metni içinde bulunması şart değildir. Keşidecinin imzası bulunmak kaydı ile vade senedin üzerinde herhangi bir yere konulabilir. Başka bir anlatımla keşidecinin imzasının örttüğü durumlarda vade kaydının yerinin önemi bulunmamaktadır (Öztan, s. 492) Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ışığında somut olayda, senedin incelenmesinde düzenleme tarihinin yazmadığı, senet metni içerisinde vade tarihinin 10.09.2024 yazıldığı, senedin üst kısmında ödeme günü olarak 31.08.2024 yazıldığı görülmektedir. Bu durumda senet metni içerisinde bilinçli olarak vade tarihinin 10.09.2024, senedin üst kısmında ise ödeme tarihinin 31.08.2024 yazıldığı gözetildiğinde, senette çift vade bulunduğunun ve TTK’nın 778. maddesinin atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesinin 2. fıkrasına göre senedin batıl olduğunun kabulü gerekir. Dava; bonoya dayalı olarak açılan alacak davasıdır. Davaya konu bono incelendiğinde vade tarihinin 10/09/2024, ödeme tarihinin 31.08.2024 olduğu, bedelinin 130.000,00TL., lehtarının (davacı), borçlularının davalılar olduğu görülmektedir. Ancak bonoda düzenleme tarihi bulunmamaktadır. TTK'nun 776/1 maddesine göre düzenleme tarihi bononun zorunlu unsurlarındandır. Düzenleme tarihi olmayan bono kıymetli evrak vasfında olmayıp, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre adi senet hükmündedir. Dolayısıyla davaya konu bono kıymetli evrak vasfında olmadığından, bu belge hakkında TTK'nun ilgili hükümleri uygulanmayacaktır. Hal böyle olunca uyuşmazlık TTK hükümlerine göre değil, genel hükümlere göre çözülmesi gerekecektir ve uyuşmazlığı çözmekte görevli olan mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Dava ticari dava olmadığından, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava şartı olan arabuluculuğun eldeki davada uygulama yeri yoktur. Bu durumda ilk derece mahkemesince; davaya Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılarak tarafların iddia ve savunmaları hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bakılıp davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.3 md. Gereğince,Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/638 Esas 2025/711 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince istinaf eden davacının istinaf sebepleri incelenmeden HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının mahkemenin görevsizliği yönünden kaldırılarak, mahkemece dosyanın, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 10/12/2025