T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1877 - 2026/1114 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1877 KARAR NO : 2026/1114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2019/372 Esas, 2024/484 Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm ve c…
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1877 - 2026/1114 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1877 KARAR NO : 2026/1114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2019/372 Esas, 2024/484 Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 07.04.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07.04.2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.05.2024 tarih ve 2019/372 Esas, 2024/484 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile dava dışı ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin 23.09.2017 tarihinde çarpışması sonucu ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak kalıcı şekilde sakatlandığını, meslekte kazanma gücü ve efor kaybı yaşadığını, kazaya karışan her iki motosikletin kaza tarihinde sigortası bulunmadığından davalıya yapılan müracaat sonrası ... plakalı motosiklet yönünden 32.356,00 TL ve ... plakalı motosiklet yönünden 97.069,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ancak yapılan ödemenin eksik olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacağın tespiti ile 100,00 TL (90,00 TL sürekli iş göremezlik ve 10,00 TL geçici iş göremezlik) tazminatının olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. ISLAH : Davacı vekili 01.03.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 200.575,00 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başvurusu neticesinde müvekkilinin davacıya 19.09.2018 tarihinde ... plaka sayılı araç için 32.356,00TL, ... plaka sayılı araç için ise 97.069,00TL maluliyet tazminatı ödediğini ve davacı tarafından ibra edildiğini, ... plakalı motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz olması ve davacının da bu durumu bilerek motosiklete binmesi nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapıldığını, davacının tüm zararının karşılandığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ancak aksi halde ek maluliyet tazminatı için müvekkiline başvuru yapılmadığını, davacı zararı hesaplanacak ise davacının Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esasları çerçevesinde muayene edilmesi sağlanarak usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş, şahsın trafik kazasından kaynaklanan arazlar nedeniyle kesin ve kalıcı maluliyetini gösterir rapor aldırılması gerektiğini ve ödeme tarihi itibarıyla bilinen verilerle zararın hesaplanması gerektiğini, bu şekilde davacının zararının tamamının karşılanmış olduğunun anlaşılacağını, geçici iş göremezlik zararının poliçe teminat kapsamında olmadığını, zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve neticede müvekkilinin poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 200.575,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile; temerrüt tarihi olan 17/05/2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ek maluliyet tazminatı talebi bakımından başvuru şartının yerine getirilmediğini ve bu nedenle usulden red kararı verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın eksikliği gidermeksizin dava yoluna gittiğinden usulden red kararı verilmese dahi yargılama gideri ile ferilere hükmedilmemesini ve temerrüt tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesini talep ettiklerini, müvekkil kurumun meydana gelen kaza ile ilgili tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, kazaya ilişkin olarak sunulan evrakların tetkiki neticesinde ve davacı tarafından ibranamenin imzalanması sonucunda davacı tarafa tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, KTK 111. maddesi gereği, öncelikle davalı tarafından ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak arada fahiş fark bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin gerektiğini, kurum tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi verileriyle yeterli olup olmadığının araştırılmasının ve eksik olduğunun tespiti halinde asgari ücretteki artış parametreleri dikkate alınmak suretiyle güncellenerek hesaplanan tazminattan tenzil edilmesinin gerektiğini, bilirkişi raporunda tazminat hesaplanırken değişen asgari ücret üzerinden hesaplanıldığını ve müvekkili tarafından ödenen tazminatlarında değişen asgari ücret üzerinden hesaplanılmasının gerektiğini, bilirkişi raporundaki hesaplanın kabulünün mümkün olmadığını, kazaya sebep olduğu iddia edilen motosikletin türünün, silindir hacminin ve tescile tabi olup olmadığının tespitinin gerektiğini, davacı tarafın, iddia edildiği gibi kesin ve kalıcı maluliyetinin bulunduğuna ilişkin olarak dilekçesinde bildirdiği uygun yönetmelik dikkate alınarak sağlık kurulu raporu düzenlenilmesinin gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, Yargıtay kararları doğrultusunda; müterafik kusur indiriminin hesaplanan bakiye tazminat üzerinden yapılmasını talep ettiklerini, hesaplanan toplam tazminat üzerinden müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ve yine buna bağlı faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 16.12.2020 gününde Kaza Tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde hastane tutunanları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından kısmen bir ödeme yapıldığı görülmüştür. Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. Davalı vekilinin, araçların motor hacminin araştırılmadığı ve hükme esas alınan kusur oranına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Somut olayda, 23/09/2017 günü saat 13:20 sıralarında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile ... mahallesi istikametinden ... Mahallesi yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne gelerek karşı seyir şeridine geçtiği esnada karşı istikamette ... Mahallesi yönünden gelmekte olan dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile çarpışması neticesinde, dava konusu ... plaka sayılı motosiklette yolculuk yapan davacı yolcu ...'ın yaralanması ile gerçekleşen trafik kazası meydana gelip, her iki aracında tescile tabi olduğu, plakalarının bulunduğu ve ZMMS yaptırılması zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, dava dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğraf CD’si, bilirkişi raporları, ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu, iddianame incelendiğinde kazanın mevcut verilere göre; ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikleti ile meskun mahal ve virajlı olan yol bölümünde yola gereken dikkatini verip yolun sağ tarafında şeridini takiben seyrini sürdürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmediği, karşı istikamet şeridine girip şerit ihlali yaparak şeridindeki mevzu bahis araç ile çarpıştığı, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullanarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği olayda %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı sayılı motosiklet sürücü ... yönetimindeki motosikleti ile şeridini takiben seyir halinde olduğu esnada virajlı olan yol bölümünde şerit ihlali yapan motosikletli ile çarpıştığı kazada atfıkabil bir kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin müterafik kusur ve hatır taşımasına yönelik istinafın incelenmesinde: Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Davacının kaza esnasında ... plakalı sayılı motosiklette yolcu konumunda olduğu, sürücü ... sürücü belgesiz şekilde yönetimindeki motosikleti ile seyir halinde olduğu, davacı ile sürücü ...'nın kaza tarihinde 15 yaşında iki arkadaş oldukları, gezmek için motosiklete bindiği ve kazanın gerçekleştiği dikkate alındığında, sürücü belgesiz kişinin aracın binilmesi müterfik kusur olarak değerlendirildiği, oluşan gerçek zarardan %20 oranında müterfik kusur yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Yine davacı ile sürücü ...'nın kaza tarihinde 15 yaşında iki arkadaş oldukları, gezmek için motosiklete bindiği dikkate alındığında %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 05.05.2023 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 23/09/2017 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %23 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ve tüm zararın karşılandığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nun Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar başlıklı 111. maddesinde; "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. (2)Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemeye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Hükme esas alınan 29.12.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda; ödeme tarihi olan 2018 yılına verileri ve TRH 2010 ve progresif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının 257.113,95 TL (geçici iş göremezlik hariç) sürekli maluliyet gerçek zararı mevcut olup, bu zarardan %20 oranında hatır ve %20 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde davacının gerçek zararının 154.268,37 TL olduğu, davalı tarafından toplamda 129.425,00 TL ödeme yaparak davacının gerçek zararının %83,89 oranındaki kısmın karşıladığı ve fakat tüm zararı gidermediği anlaşılmaktadır. Bu oranın da kanununda belirtildiği şekilde yetersiz bir ödeme olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, yine karar tarih tarih olan 2024 yılı asgari ücret verileri kullanılmak sureti ve TRH 2010 ve progresif rant yöntemi kullanılarak, hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur indirime yapıldıktan sonra davacının gerçek zararının 1.516.364,72 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalının poliçe limiti sorumluluğu ise 330.000,00 TL ile sınırlıdır. Bu bakımdan davalı tarafından yapılan 129.425,00 TL ödeme düşüldükten sonra, poliçe limiti dahilinde davacının kalıcı maluliyetten kaynaklı bakiye zararı yerinde bir şekilde 200.575,00 TL hükmedildiğinden, davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.701,27 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.425,32 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10.275,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy ÇOKLUĞU ile karar verildi. 07.04.2026 Başkan Üye Üye ... Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır (Muhalif Üye) MUHALEFET ŞERHİ Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 04.11.2022 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum. Zira, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar" başlıklı 111. md.si "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir. Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/1283 esas ve 2015/17138 karar, 21. Hukuk Dairesi 2019/5821 esas ve 2020/1041 karar, 21. Hukuk Dairesi 2014/24342 esas ve 2015/9523 karar) Somut olayda, hükme esas alınan 29.12.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda; ödeme tarihi olan 2018 yılına verileri ve TRH 2010 ve progresif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının 257.113,95 TL (geçici iş göremezlik hariç) sürekli maluliyet gerçek zararı mevcut olup, bu zarardan %20 oranında hatır ve %20 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde davacının gerçek zararının 154.268,37 TL olduğu, davalı tarafından toplamda 129.425,00 TL ödeme bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2018 yılı itibariyle davacının tüm zararının ancak %83 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı gibi yapılan ödeme ile zarar anasında da aşırı bir oransızlık bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu durumda yapılması gereken hükme esas alınan 29.12.2013 havale tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının belirlenen 1.516.364,72 TL toplam zararından %83,89 oranında indirim yapılarak daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. Yine belirtmek gerek ki, tazminat hesaplanırken TRH 2010 mortalite tablosu kullanılması yerindedir. Ancak bu tablodaki verilerin kullanıma tarihleri zararın kapsamını belirlenmesi açısandan önem arz etmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlemiş olduğu kural "bilinen bir gerçeklik varsa farazi bir hesaplama yapılamayacağı" kuralıdır. Bu durumda davacıların zararının belirlenirken alınan aktüerya bilirkişi raporunun hazınlandığı tarihte davacıların yaşı bilindiğine göre, başka bir anlatımla gerçekleşmiş bir vaka mevcut iken, davacıların bakiye yaşam sürelerinin kaza tarihi baz alınarak hesaplanması da, hatalı bir uygulama olduğu görüşündeyim. Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum. Üye ... (Muhalif Üye) ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır