T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2026/619 KARAR NO : 2026/700 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.01.2026 NUMARASI : 2026/3 Esas, 2026/9 Karar MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29.09.2025 NUMARASI : 2025/362 Esas, 2025/425 Karar MAHKEMESİ : İZMİR 9. TÜKETİCİ MAHKEMESİ TARİHİ : 01.08.2025 NUMARASI : 2025/313 Esas, 2025/345 Karar DAVA…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2026/619 KARAR NO : 2026/700 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.01.2026 NUMARASI : 2026/3 Esas, 2026/9 Karar MAHKEMESİ : İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29.09.2025 NUMARASI : 2025/362 Esas, 2025/425 Karar MAHKEMESİ : İZMİR 9. TÜKETİCİ MAHKEMESİ TARİHİ : 01.08.2025 NUMARASI : 2025/313 Esas, 2025/345 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 18.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.03.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ile İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davacı ile davalı arasında yapılan simsarlık sözleşmesi uyarınca sözleşmeye konu taşınmazın sözleşme süresi içinde davacının bilgisi olmadan 3. kişiye satılması ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle ödenmeyen hizmet bedeli ve cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir. Davacı vekili İzmir 9. Tüketici Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 20.12.2023 tarihinde "Gayrimenkul Pazarlama Yetkilendirme Sözleşmesi" imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca müvekkilinin, davalının hisseli maliki olduğu .... İli, .... İlçesi, ... Mahallesi,.... Ada, .... Parselde yer alan tarla niteliğini haiz taşınmazın satılması amacıyla tanıtılması, pazarlanması, satımına aracılık edilmesi, potansiyel alıcılara gösterilmesi ve işin satış aşamasına getirilmesi, satış koşullarını kabul eden alıcı müşteri bulması halinde müşteri ile alıcı arasında alım satım akdi tesis edilmesine aracılık edilmesi ve/veya işin satış aşamasına getirilmesi hususunda müvekkilinin tam ve münhasır olarak yetkilendirilmesi olduğunu, davaya konu sözleşmenin süresi ise "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 6. maddesine göre 6 ay olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin sona erme tarihinden sonra satıcının yazılı şekilde feshetmemesi halinde sözleşmenin 6 ay daha uzayacağı kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşme devam ederken sorumlu emlak danışmanları .... ve...., davalı ... ile defalarca iletişime geçmiş; gelen teklifleri ileterek sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak daha sonra tarafımızca yapılan TAKPAS sorgusu neticesine davalının 10.06.2024 tarihinde sözleşmede belirtilen taşınmazdaki hissesini müvekkili saf dışı bırakarak üçüncü şahsa sattığı öğrenildiğini, işbu durumdan da anlaşılacağı üzere davalı yan, taraflar arasındaki sözleşme devam etmekteyken sözleşmeye aykırı hareket ederek taşınmazın satışını gerçekleştirmiş ancak müvekkilinin hak etmiş olduğu hizmet bedeli ile ceza bedelini ödemediğini belirterek, davanın kabulüne, davalı tarafından İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2025/4982 sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İzmir 9. Tüketici Mahkemesinin 2025/313 Esas, 2024/278 Karar sayılı, 01.08.2025 tarihli ilamı ile, taraflar arasında 20.12.2023 tarihinde gayrimenkul pazarlama sözleşmesi düzenlendiği, davalının sözleşmede müşteri olarak yer aldığı, sözleşmeye konu davalıya ait taşınmazın ticari amaçla kullanıldığının yazıldığı ve sözleşmede her iki tarafın da imzasının yer aldığı, bu beyana göre taşınmazın kişisel amaçla kullanılmadığının anlaşıldığı, buna göre davalının tüketici sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığa bakma görevinin genel mahkeme olduğu (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2022/1860 Esas 2022/220 Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2023/1922 Esas 2023/1465 Karar sayılı kararı) gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve kararın 09.09.2025 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/362 Esas, 2025/425 Karar sayılı ilamı ile, taraflar arasında 20.12.2023 tarihinde gayrimenkul pazarlama ve yetkilendirme sözleşmesi imzalandığı, davalının sözleşmede müşteri olarak yer aldığı, sözleşmeye konu davalıya ait taşınmazın ticari amaçla kullanıldığının yazıldığı ve sözleşmede her iki tarafın da imzasının yer aldığı, davalının "mantıcı ve gözlemecilerin faaliyeti (garson servisi sunanlar ile self servis sunanlar dahil; imalatçıların ve al götür tesislerin faaliyetleri ile seyyar olanlar hariç)" faaliyetini icra ettiği, Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 26.09.2025 tarihli yazı cevabına göre; davalının ikinci sınıf tacir olduğu, davacı taraf tacir olduğundan ve iş tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki davaya bakma Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kararı verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin 24.11.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/3 Esas, 2026/9 Karar sayılı ilamı ile, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının gerçek kişi olduğu, davalının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının anlaşıldığı, bu kapsamda davalının tacir sıfatının ve herhangi bir ticari işletmesinin bulunmadığının belirlendiği, dosya muhteviyatı dikkate alındığında davalının tacir olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine karar verilmiş, karar 24.02.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır; Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere, bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık 20.12.2023 tarihli davalının ticari amaçla kullandığı tarlasının satılması için tanıtılması, pazarlanması vb. yönelik komisyon sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken bedelin tahsiline ilişkin olup, TTK'nn 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olduğu anlaşılmakla, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18.03.2026