T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/952 - Karar No:2025/1050 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/952 KARAR NO : 2025/1050 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 16/07/2025 NUMARASI : 2025/95 D.İş-2025/95 K TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ :…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/952 - Karar No:2025/1050 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/952 KARAR NO : 2025/1050 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 16/07/2025 NUMARASI : 2025/95 D.İş-2025/95 K TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz KARAR TARİHİ : 15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talebine itiraz eden vekili özetle; yetki yönünden karara itirazlarının bulunduğunu, itiraz eden şirketin yerleşim yerinin Elazığ İli olduğunu, HMK genel yetki kuralı gereğince somut uyuşmazlıkta Ankara mahkemesinin yetkisi bulunmamakta olduğunu, yetkili mahkemenin Elazığ İli Mahkemeleri olduğunu, dava konusu somut olayda ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını, mahkemece de gerekli bilgi ve belgeler toplanmadan ve gerekli incelemeler yapılmadan ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi itiraz eden şirketi mağdur ettiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı itiraz eden şirketin iş faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğratacağını ve finansal açıdan zarara yol açacağını, tedbirin haksız yere uygulanması doğrudan ticari kayba sebebiyet vereceğini belirterek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin 28/05/2025 tarihli karara itirazlarının kabulüne, HMK uyarınca şartları oluşmadan verilen kesin teminat mektubunun nakde çevrilmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının ivedilikle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Aleyhine itiraz olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; 28.05.2025 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğunu, 05.06.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu ile dava açma süresi durduğunu ve hali hazırda davanın açılması için arabuluculuk görüşmesinin sonlanması beklenilmesi gerektiğini, taraflarca imzalanan "Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’ne Uygun Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali Yapım İşi/Hizmet Sözleşmesi" 14.2. maddesinde sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunun taraflarca belirlendiğini, aleyhine itiraz olunan ile davalı arasında, “Güneş Enerjisi Santrali Yapım İşi”ne ilişkin bir ticari eser sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında, davalı şirket işveren aleyhine itiraz olunan şirket ise yüklenici konumunda olduğunu, madde 10.3’ belirtildiği üzere ve yüklenicinin teminat mektubu sunması ve 5 iş günü geçmesine rağmen işin bedeli olan KDV hariç 7.500.000 USD'yi ödememiş olduğunu, madde 2.1 de belirtilen ve işin konusunu teşkil eden GES lisansını devralmadığını, madde 10.1''de belirtilen şekilde aleyhine itiraz olunan şirkete yer teslimi yapılmadığını, sözleşme kapsamında hiçbir yükümlülüğü yerine getirmeyen işverenin, sözleşme kapsamında aleyhine itiraz olunanın yükümlülüğü başlamamasına ve herhangi bir yükümlülüğü ihlal etmemesine rağmen, teminat mektubunun işverene sunulmasından 2 gün sonra sözleşmeye aykırı olarak tazmin talebinde bulunulmasının haksız ve kötü niyetli olduğu belirterek mahkemece verilen 28/05/2025 tarih ve 2025/95 D.iş sayılı ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; ihtiyati tedbirin tanımı ve koşullarının 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde belirtildiği, buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelebileceğinden endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK’nın 390/3. maddesi kapsamında tedbir talep eden tarafın dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, öte yandan ihtiyati tedbir kararına karşı itirazı düzenleyen HMK’nın 394. maddesinde "ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme ilgilileri dinlemek üzere davet eder, gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir” düzenlemesinin bulunduğu, somut uyuşmazlıkta eser sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubuna yönelik ihtiyati tedbir talebinin mahkemece değerlendirilerek 28.05.2025 tarihinde "1-Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile talebe konu teminat mektubu değerinin %20'si oranında (7.500.000 USD*39.1096 TL= 293.322.000 TL %20) 58.664.400 TL nakdi teminat veyahut süresiz ve kesin banka teminat mektubu sunulduğunda ... şubesine ait 21.05.2025 tarihli, 1289118 sayılı, 7.500.000 USD (Yedi Milyon Beş Yüz Bin Amerikan Doları) tutarlı teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine," karar verildiği, ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde mahkemenin yetkisiz olduğu ifade edilmiş ise de yanlar arasında imzalanan sözleşmenin 14.2 maddesinde ihtilaf halinde Ankara mahkemeleri yetkili kılındığından yetki itirazının yerinde görülmediği, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı ve daha yüksek bir oranda teminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ise de HMK’nın 389. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir kararının kaldırılması halinde ileride hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada imkansız hale gelebileceği değerlendirilerek ve HMK’nın 392. maddesi gereğince teminat tutarının belirlenmiş olması karşısında ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, dava açılmaksızın yalnızca bir ihtiyati tedbir talebi ile önüne gelen uyuşmazlıkta, hiçbir somut belge ve delil sunulmadan yapılan soyut, belirsiz ve kötü niyetli başvuruyu esas alarak, müvekkili şirket lehine ... Bankası tarafından tanzim edilen 7.500.000,00 USD tutarındaki kesin ve ilk talepte ödemeli teminat mektubunun nakde çevrilmesini tedbiren durdurduğu, bu karar başlı başına hukuka aykırı olmakla birlikte, buna karşı yaptıkları itirazımızın da reddedildiği, bu durumun hem hukuk güvenliği hem de yargılamanın tarafsızlığı açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu, öncelikle kesin nitelikli bir teminat mektubunun bankacılık sisteminde taşıdığı güven fonksiyonunun ticaret hayatının işlerliği açısından hayati önem taşıdığı, ilk talepte ödeme kaydı içeren, “itiraza gerek olmaksızın ödeme yapılacaktır” ibaresini taşıyan bir garanti senedinin, karşı tarafça hiçbir dava açılmadan ve belge sunulmadan durdurulmasının, tedbir hukukunun kötüye kullanımı olduğu, bu tür taleplerin esas amacının hak aramadan ziyade, muhatabın ticari faaliyetlerini tıkamak, zaman kazanmak ve müvekkilin hak arama yollarını etkisizleştirmek olduğunun açık olduğu, HMK’nın 397/1. maddesinin açık ve kesin olduğu, maddede "İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar." düzenlemesinin bulunduğu, somut olayda, ihtiyati tedbir kararının 28/05/2025 tarihinde verilmiş olmasına rağmen, karşı tarafın iki haftalık süre içinde esas hakkında dava açmadığı, dolayısıyla tedbirin, kanun gereği kendiliğinden kalktığı, bu hususa ilişkin itiraz hakkında da mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tedbirin süresiz şekilde devamının, yasa hükmüne açıkça aykırı olduğu, yargı mercilerinin kanunu bu denli açık bir şekilde göz ardı etmesinin, tarafların adil yargılanma hakkını zedelediği, mahkemenin ilk verdiği tedbir kararında olduğu gibi, itirazlarının reddine ilişkin kararda da, kararın gerekçe kısmının yok denecek kadar eksik olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin, HMK’nın 297. maddesi hükmünün ihlali olduğu, ancak somut olayda mahkemenin, itirazlarında ortaya koydukları hukuki dayanakları, ticari hayat bakımından sonuç doğurabilecek hassasiyeti ve ihtiyati tedbirin gerek koşullarının oluşmadığını, gerekse teminat mektubunun özelliğini tamamen göz ardı ederek, “dilekçe özeti niteliğinde” bir karar tesis ettiği, bu durum, yargılamanın şekli ve maddi yönlerini ihlal eder nitelikte olduğu, müvekkilinin, karşı tarafla yaptığı ticari sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ifa edilmemesi ve zararın doğması üzerine, doğrudan teminat mektubunu nakde çevirmek üzere bankaya başvurduğu, bu süreçte, müvekkilinin davranışının tamamen sözleşmesel haklara dayanmakta olup, kötü niyetli olmadığı, nitekim karşı tarafın da müvekkilinin zararını karşılamak yerine bu teminatın iadesi için çeşitli yollar denediği, son çare olarak da ihtiyati tedbir talep ettiği, kesin teminat mektuplarında banka yükümlülüğünün soyut olduğu, teminat mektubuna ilişkin davalarda mahkemelerin, mektubun hileli olarak talep edilip edilmediğini incelemekle yetinmesi ve soyut yükümlülüğe dayalı bu güven ilişkisini zedeleyecek kararlardan kaçınması gerektiği, oysa mahkemenin, bu temel farkı ve uygulamayı gözetmeden, ihtiyati tedbiri uyguladığı, ardından da buna karşı ileri sürdükleri haklı gerekçeleri değerlendirmeye bile almadan itirazlarını reddettiği, ayrıca ihtiyati tedbir kararına konu mektubun teminat bedelinin 7.500.000,00 USD gibi çok yüksek bir meblağ olup, mahkeme tarafından belirlenen teminat oranının da yetersiz olduğu, eğer bu derece önemli bir ödeme tedbirle durduruluyorsa, yatırılacak karşı teminatın zararı telafi edecek düzeyde olması gerektiği, mevcut durumda hem tedbir kararının yersiz olduğu hem de yatırılması gereken teminat hakkaniyetten ve ticaretin gerçeklerinden uzak olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Alınması gereken istinaf karar peşin alındığından yeniden alınmasına gerek olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır