İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan ... plaka sayılı …
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/2361 KARAR NO:2026/105 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/09/2025 NUMARASI:2023/765 Esas - 2025/626 Karar DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın yaya konumundaki davacıya çarpması neticesinde meydana gelen 10/05/2011 günlü trafik kazasında müvekkilinin ağır bir biçimde yaralanarak sakat kaldığını, Dr Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinden temin edilen sağlık kurulu raporundan da anlaşılacağı üzere davacının vücut fonksiyon kaybının %29 olduğunu ve kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru bulunduğunu, zarar hesaplamasının ibraz edilen sağlık kurulu raporunda belirlenen maluliyete ve PMF yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 50,00-TL'si kalıcı maluliyet zararı, 50,00-TL'si geçici iş göremezlik zararı ve 50,00-TL'si de bakıcı gideri zararına karşılık olmak üzere 150,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigortacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 10/05/2011 günlü trafik kazası sonrasında davacının yaptığı başvuru üzerine hasar dosyası açılarak kendisine 02/06/2016 tarihinde 24.136,86-TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu şekilde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklı tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, ayrıca geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının yeni genel şartlardaki düzenlemeler gözetildiğinde, sigorta şirketinin sorumluluk kapsamında olmadığını, bu gibi zararların giderilmesinden SGK' nun sorumlu tutulması gerektiğini, keza temerrüt halinin de oluşmadığını, zaman aşımı süresinin de geçirilmiş bulunduğunu ve talep edilebilecek faiz türü yasal faiz olduğu halde avans faizine hükmedilmesi yolundaki talebin de yersiz bir talep olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; talep konusu kazanın oluşumunda davacı yayanın %40 oranında, sigortalı araç sürücüsünün de %60 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza neticesinde %5,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin de 3 ay olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi itibariyle davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri zararının toplam 21.892,52-TL olduğunun aktüer bilirkişi raporuyla belirlendiği, bu durumda yapılan ödemenin zararı karşılamış bulunduğu, bakiye bir alacağın kalmadığı benimsenmek suretiyle; -Konusuz kalan davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairece verilen 19/10/2023 gün, 2020/671 Esas - 2023/1664 Karar sayılı ilamla; Trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak davacı tarafından maddi tazminat talebiyle açılan belirsiz alacak davasında, toplanan delillere, taraf beyan ve itirazlarına yer verildikten ve davadan önce sigortacı tarafından davacıya yapılan ödemenin kısmi ödeme niteliğine haiz olduğuna işaret edildikten sonra;"...yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının, bakiye bir alacağın kalıp kalmadığının 2918 sayılı KTK'nun 111.madde hükmü uyarınca değerlendirilebilmesi için tarafların serbest iradeleriyle yaptığı bir sözleşmenin (-ibraname) varlığı gereklidir. Böyle bir sözleşme mevcut değil ise kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin tazminat hesaplamasının karar tarihine en yakın tarihteki verilere ve özellikle asgari ücretteki yasal artışlar gözetilerek yapılması ve belirlenen tazminat miktarından, önce kusur indirimi (-varsa) yapılması ve sonrasında sigortacı tarafından yapılan kalıcı iş göremezlik ödemesinin güncellenmiş halinin düşürülmesi daha sonra yine varsa hatır taşıması ve/veya müterafik kusur indirimi yapılarak zararın belirlenmesi gerekir.Hal böyle olunca mahkemece davacı vekilinin 05/09/2019 günlü aktüer bilirkişi raporuna vaki haklı itirazları dikkate alınarak, söz konusu raporu düzenleyen bilirkişiden (-diğer veriler aynı kalmak kaydıyla) davacının kalıcı iş göremezlik zararının önceki rapor tarihi olan 05/08/2019 tarihi itibariyle ve düzenlenecek rapor tarihi itibariyle ne olacağı konusunda seçenekli ek rapor alınması , ondan sonra oluşacak duruma göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekirken, bunun yapılmamış olması HMK.m.353/1-a/6 kapsamındaki hali oluşturacağı..." belirtilerek, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre de davacının sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2023/765 Esasına kayıtlanan davanın sürdürülen yargılaması neticesinde mahkemece; iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra toplanan deliller, olayla ilgili olarak İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan ceza yargılamasına ilişkin 2011/1006 Esas sayılı dava dosyası, bilirkişi raporları ile davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 06/05/2025 günlü bedel arttırım dilekçesi ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;Kaldırma kararından sonra İTÜ Trafik Kürsüsü'nde görevli üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/08/2025 günlü raporun, kaldırma kararından sonra ayrıntılarına ulaşılan ceza yargılamasına ilişkin dosyada mevcut 09/10/2012 günlü raporla uyumlu olduğu anlaşıldığından, 06/08/2025 günlü raporun hükme esas alınarak, talep konusu kazanın oluşumunda davacının %60 oranında, dava dışı araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, talep konusu kaza nedeniyle davacının yaralanmasına bağlı olarak geçici ve kalıcı iş göremezlik meydana geldiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 03/12/2013 günlü rapor gereğince, davacının %5,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin de 10/05/2011 tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, ayrıca SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik yönünden herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı ve davalı nezdinde düzenlenen poliçe incelendiğinde, ölüm-yaralanma nedeniyle poliçe limitinin 175.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru nedeniyle davacıya 02/06/2016 tarihinde 24.139,86-TL ödeme yapıldığı, kaldırma kararından sonra temin edilen 20/02/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki; karar tarihine en yakın tarihteki güncel verilere göre ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ile prograsif rant yöntemiyle yapılan hesaplama dikkate alındığında, davacının davalıdan 1.928,53-TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceği, ancak davacının en son alınan kusur raporuna göre %60 oranında kusurlu olması nedeniyle 771,41-TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilebileceği, kalıcı iş göremezlik tazminat yönünden ise davacının indirimsiz biçimde 574.574,29-TL talep edebileceğinin anlaşıldığı, davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halinin düşülmesi neticesinde kalan miktardan davacının %60 oranında kusurlu olması nedeniyle yapılacak indirimle davacının sonuç olarak 184.112,78-TL tazminat alacağı bulunduğu, ancak poliçe limitinin 175.000,00-TL ile sınırlı olması nedeniyle 771,41-TL'si geçici iş göremezlik, 174.228,59-TL'si de kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 175.000,00-TL maddi tazminatın; davacı tarafından sigorta şirketine yapılan başvurunun hangi tarihte davalı sigortacıya ulaştığı belirlenemediğinden, davalının ilk tazminat hesap tablosunun düzenlendiği tarihin 15/10/2014 olduğu dikkate alınarak, takip eden 8 iş günü sonrasına isabet eden 27/10/2014 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi, buna karşılık davacının fazlaya ilişkin talebiyle bakıcı ihtiyati içerisinde bulunmadığı ATK raporuyla belirlendiğinden, bakıcı giderine ilişkin tazminat talebinin de reddedilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeyle; -Davacının davasının kısmen kabulü ile, -Davacının geçici iş göremezlik tazminatının 771,41-TL’nin 27/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının kalıcı iş göremezlik tazminatının 174.228,59-TL’nin 27/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin talebi ile bakıcı gider tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; eldeki dava açılmadan önce yapılan ödeme ile davacının tüm zararlarının karşılanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca son belirlemelere göre, davacının kazanın oluşumunda %60 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından, tüm tazminat hesaplamalarının bu duruma göre yapılması ve davadan önce yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının da bu kusur oranına göre tespit edilmesi gerektiğinin karar yerinde dikkate alınmadığı, kabule göre de; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik zararından sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin gözetilmediği, temerrüt tarihinin de hatalı şekilde belirlendiği hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.Dairemize ait kaldırma kararından önce temin edilen 05/08/2019 günlü aktüer bilirkişi raporunda PMF Yaşam Tablosu, %60 kusur ve 5,1 maluliyet oranı üzerinden, davacı gelirin de asgari ücret olduğu varsayımından hareketle yapılan hesaplama neticesinde davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 20.735,40-TL, geçici iş göremezlik tazminatının ise 1.157,12-TL olduğu, bu durumda sigorta şirketi tarafından yapılan 24.139,86-TL'lik ödemenin davacı zararını karşıladığı belirtilmiş ve ilk derece mahkemesince söz konusu bu raporun hükme esas alınması neticesinde davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen kaldırma kararında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kısmi ödeme olduğu açıklanmak ve tazminat hesaplamasının da nasıl yapılması gerektiğine işaret edilerek kararda açıklanan şekilde yeniden hesap raporu alınarak uyuşmazlığın bu duruma göre sonlandırılması gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece, kaldırma kararından sonra önceki raporu düzenleyen bilirkişiden rapor temini yoluna gidilmiş ve 05/05/2024 günlü bu raporda; davacının önceki rapor tarihi (05/08/2019) itibariyle geçici iş göremezlik zararının 1.157,12-TL olacağı bildirilmiş; kalıcı iş göremezlik zararının da davalının %60 oranında kusurlu olduğu varsayımından hareketle ve PMF Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulamasıyla ve önceki rapor tarihine göre yapılan hesaplama neticesinde (-indirimsiz toplam tazminat miktarının 1.007.581,49-TL olduğu, %5,1 sürekli iş göremezlik oranı ile kusur indirimi uygulandığında, talep edilebilecek tazminatın 30.831,99-TL olacağı ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halinin ise 31.035,57-TL bulunduğu şeklindeki hesaplama neticesinde) davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin önceki rapor tarihi itibariyle kalıcı iş göremezlik zararını karşıladığı sonucuna varılmış; ancak 05/05/2024 rapor tarihi itibariyle yapılan hesaplamada; bakiye ömrün Yargıtay'ın güncel içtihatları uyarınca TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesi gerektiği kabul edilerek; diğer veriler ( kusur, maluliyet oranı ve gelir bakımından ) aynı kalmak kaydıyla, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye yaşam sürelerine ve prograsif rant uygulamasına göre davacının uğradığı kalıcı iş göremezlik zararının 255.757,19-TL olduğu ve bu miktardan sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş (-41.365,80-TL) halinin düşülmesi neticesinde kalan 214.391,39-TL'nin davalıdan talep edilebileceği yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.Bu rapora karşı, tüm hesaplamaların TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre yapılması gerektiği ileri sürülerek davacı vekili tarafından yapılan itirazın değerlendirilmesi neticesinde alınan 20/02/2025 günlü aktuer bilirkişi raporunda da iki seçenekli olarak tazminat hesaplaması yapılmış olup;Birinci Seçenekte;TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulaması ile yapılan ödemenin güncellenmiş halinin düşülmesi suretiyle önceki bilirkişi rapor tarihi (05/08/2019) itibariyle yapılan hesaplama göre, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik bakiye maddi zararının 5.282,65-TL olduğu açıklanmış;İkinci Seçenekte ise; iş bu rapor tarihi olan 20/02/2025 tarihi itibariyle aynı yöntemle yapılan hesaplamaya göre ;davacının sürekli iş göremezlik bakiye maddi zararının 300.184,77-TL olduğu sonucuna varılması üzerine;Davacı vekili tarafından bu rapor esas alınmak ve poliçe azami limitinin kaza tarihi itibariyle 200.000,00-TL olduğu gözetilmek suretiyle, kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin istek bakımından bedel arttırımı cihetine gidilmiş ve ilk derece mahkemesince, 20/02/2025 günlü aktüer bilirkişi raporu esas alınmak ve ancak kaldırma kararından sonra usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı görüşünden hareketle dosyaya kazandırılan 31/07/2025 günlü kusur bilirkişisi heyet raporunu benimsenmesi (-davacı kusurunun %60 olduğunu kabul ederek) neticesinde ulaştığı hesaplama sonucu göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın az yukarıda belirtilen miktarlar üzerinden halli yoluna gidildiği tespit edilmiştir.Hal böyle olunca, kaldırma kararından sonra temin edilen 05/05/2024 günlü ek bilirkişi raporunda; dairece verilen kaldırma kararında açıkça işaret edildiği üzere taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar nedeniyle hükme esas alınan önceki kök raporunda, hesaplamaya esas alınan diğer tüm veriler aynı kalmak ( kamu düzeninden olan ve dolayısıyla usulü kazanılmış hak oluşturmayan yasal asgari ücretlerdeki artışlar hariç) suretiyle önceki rapor tarihi olan 05/08/2019 tarihi itibariyle davacının talep edebileceği tazminat miktarları belirlenmiş ise de; düzenlenecek rapor tarihi itibariyle aynı yöntemin izlenmediği, bakiye yaşam sürelerinin tespiti bakımından PMF yaşam tablosu yerine, TRH Yaşam tablosunun baz alındığı dolayısı ile de kaldırma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirgindir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Dairemizin 19/10/2023 gün ve 2020/671Esas-2023/1664Karar sayılı ilamında belirtilen tüm diğer olgular da dikkate alınarak;Dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda % 60 oranında kusurlu bulunduğu, davacının kaza neticesinde %,5,1 oranında maluliyete uğradığı ve gelirinin de asgari ücret olduğu varsayımından hareketle PMF Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi izlenmek suretiyle ve fakat kamu düzeninden olması nedeniyle usulü kazanılmış hak oluşturmayan yasal asgari ücretlerdeki artışlar gözetilmek suretiyle 05/05/2024 ve düzenlenecek yeni rapor tarihi itibariyle davacının uğradığı kalıcı iş göremezlik zararının ne olduğu konusunda mümkünse 05/05/2024 günlü raporu düzenleyen bilirkişiden, mümkün olmaması halinde de başka bir bilirkişiden seçenekli ek rapor alınması, ondan sonra oluşacak duruma göre; usulü kazanılmış haklara da halel gelmeyecek biçimde verilecek yeni bir kararla taraflar arasındaki uyuşmazlığın sonlandırılmasından ibarettir.Sonuç itibariyle davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca ikinci kez kaldırılması gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2025 tarih ve 2023/765 Esas - 2025/626 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, -Kaldırma kararının sebep ve şekli dikkate alındığında davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026