İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, %38 hissesinin bulunduğunu, davalı ...'ın ise şirkette %51 hissedar olduğunu, kalan %11 hissenin ise .…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1351 KARAR NO : 2025/1336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2025/281 Esas - 2025/453 Karar DAVA: Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, %38 hissesinin bulunduğunu, davalı ...'ın ise şirkette %51 hissedar olduğunu, kalan %11 hissenin ise ...'e ait olup; İffet'in davalı ...'ın eşi olduğunu, yakın geçmişte boşandıklarını; ... İnşaat Ltd Şti ve dava konusu dahil tüm bağlı şirketlerin ... ailesine ait aile şirketleri olduğunu, müvekkilinin tüm şirketlerin kuruluşuna ve gelişimine büyük katkısının olduğunu, davalı şirketin ... ... Nakliyat AŞ'nin unvan değişikliği ile ortaya çıkan bir şirket olduğunu, müvekkilinin resmi ortağı olduğu ... İnşaat Ltd Şti tarafından bedeli ödenerek 2014 yılında Kotil adlı gemi satın alındığını, ancak geminin devir maliyeti yüksek olduğundan, gemi sahibi şirketin tüm hisselerinin devralınması yönteminin tercih edildiğini, müvekkilinin davalı şirkette %40 oranında ortaklık hakkı bulunduğu halde ... ... Nakliyat AŞ nin %100 hissesi devralınırken davalı ... ın inançlı işlem kapsamında bir süreliğine hisseleri de dahil tüm şirket hisselerini kendi üzerine aldığını, ve şirketin adı ... Denizcilik ve Tic AŞ olarak tescil edildiğini, davalı Erol'un davalı şirketi kardeşlerinin hakları saklı kalmak üzere kendi üzerine tescil ettirdiğini, daha sonra dava dışı Birol ...'ın hisseleri aile ortaklığından ayrıldığında davalının da tarafı olduğu protokol ile tüm şirketlerdeki hakları hesaplanarak kendisine ödendiğini, davalı şirket kurulduktan sonra davalı ile müvekkili arasında yönetsel açıdan uyuşmazlıkların çıktığını, davalının müvekkiline devretmesi gereken hisseleri de devretmekten imtina ettiğini, zaman içinde davalının ... İnşaat... Şti ye ait hisse senetlerini hileli şekilde kendi üzerine devrettiğini, şirketin banka hesaplarından şahsi hesaplarına para aktardığını, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklar neticesinde Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinde şirket müdürünün azlı ve genel kurul kararlarının iptali hususunda davalar açıldığını, ve davalar sürecinde müvekkilinden yıllardır bilgi saklayan davalının aleyhinde çok sayıda delil elde edildiğini, haksız ve suç unsuru taşıyan eylemleri ortaya çıkan davalının müvekkiline şirket varlıklarını şirket kayıtları dışına çıkırdığını inkar eden ve müvekkilinin haklarını iade edileceği taahüt eden bir çerçeve protokol önermek zorunda kaldığını, bunun üzerine davalardan feragat ettiklerini, yapılan protokol ile müvekkilinin ... İnşaat Ltd Şti ve davalı şirket de dahil tüm şirketlerde %40 oranında kar payı ve hisse sahibi olduğu hususunun davalı tarafından ikrar edildiğini, 3 ay içinde pay devirlerinin yapılacağı hususunu da taahhüt ettiğini, ancak davalının devretmeyi taahhüt ettiği halde davalı devir işlemini yapmayarak müvekkilinin haklarını gasp ettiğini, davalı ...'ın müvekkilini davalardan feragat ettirerek ve müdürlük görevinde bulunduğu dönemlerle ilgili birasını sağlanarak sorumluluktan kurtulmak amacıyla protokolleri yaptığını, ve müvekkilinin çeşitli vaatlerle dolandırdığı ve inançlı işlem kapsamında bir süreliğine üzerinde bulunan davalı şirketin hissesini devretmekten kaçındığını, bunun üzerine müvekkilinin protokolde tanımlanan tahkim heyetine başvurduğunu, davalı şirketin %40 ının devrini talep ettiğini, davalının tahkim yargılamasının müvekkili lehine karar verme ihtimalini gözeterek talep konusu hisseleri her halükarda müvekkilinin elde etmesini engellemek amacıyla davalı ...'ın üzerindeki davalı şirket hisse oranını %100 den %9,88 indirecek şekilde sermaye artışı adı altında muvazalı bir genel kurul kararı aldığını, hakem kurulunca 30/05/2024 tarihinde ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının şirketin pay defterlerine işlenmesi gerekirken davalı tarafından herhangi bir işlem yapılmadığını, teminat mukabilinde tedbirin kalkması üzerine tahkim davasını hiçe sayarak muvazaalı olarak sermaye arttırımı yaptığını, davalı şirket 24/04/2024 tarihli genel kurul kararı ile sermayesinin 255.000.000 olduğunu, bu sermayenin 25.200.000 TL lik kısmının davalı ..., 229.800.000 TL sinin ... ... a ait olduğunun tescil ettirdiğini, sözde sermaye artışı şeklindeki tescilin üçüncü kişileri yanıltmaya dönük muvazaalı bir işlem olduğunu, sermaye artışının gerçek olmadığını, üçüncü kişileri yanıltmaya dönük bir mizansenden ibaret olduğunu, muvazaalı şekilde sermaye arttırma yoluyla şirket hisselerinin aktarılmış gibi gösterilen şirketin tabela şirketi olduğunu, ayrıca davalının kendisine ait %9,80 hissesine genel kurulda A grubu 10 oy , %0.08 hissesine B grubu 1 oy hakkı verilmesi yönünde genel kurul kararı aldırarak %52.125 temsil hakkı elde ettiğini, bu genel kurul karanın ve tescilinin muvazaalı olduğunun tek başına ispatladığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilerek öncelikle davalı şirkete ait %40 oranındaki hisse senetlerine kötü niyetli olarak işlem yapılmasını, 3. Kişilere devredilmesini, satılmasının ve rehin konulmasının engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını, akabinde muvazaa nedeni ile davalı şirketin 24/04/2024 tarihli sermaye arttırımı genel kurul kararının ve 30/04/2024 tarihli 11072 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 238. Sayfasında yayınlanan sermaye artışına dair tescilin butlanının tespitine ve iptaline karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usulu itirazlarında, yetki itirazında bulunarak davalı şirketin adresinin Beşiktaş/İstanbul olduğunu, genel kurul iptali ve butlanına ilişkin davalarda yetkili mahkemenin şirketin merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, ayrıca davacının huzurdaki davayı açmakta aktif dava ehliyeti olmadığını, TTK 446 maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davacı açabilecek kişilerin belli olduğunu, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davasını açma hakkının münhasıran pay sahiplerine, yönetim kuruluna, ve kişisel sorumluluğu gerektiren hallerde yönetim kurulu üyelerinden herhangi birine tanındığını, davacının müvekkili şirketin ortağı hattı personeli dahi olmadığını, bu nedenle huzurdaki davayı açmakta aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca huzurdaki davanın müvekkili ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü sere geçtikten sonra açıldığını, sermaye arttırım kararın tescili ile müvekkili şirket nezdinde dava dışı ...... şirketinin hak sahibi haline geldiğini bu nedenle üçüncü kişi aleyhine tedbir kararına hükmedilemeyeceğini, ayrıca huzurdaki davanın müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olduğunu bu anlamda müvekkilinin zararının bir nebze önüne geçilmesi adına davacının teminat göstermesi gerektiğini beyan ederek, esasa ilişkin itirazlarında ise müvekkilinin 24/04/2024 tarihli genel kurulda şirketin mali yapısını güçlendirmek, büyüme planlarını desteklemek, enflasyonist ortamda erimiş olan sermayesini yükseltmek şirketin faaliyetinin reel büyümesi sonucu fon ihtiyacını giderilmesi amacıyla dış kaynaklardan sermaye artışı kararı altığını ve TTK hükümlerine uygun olarak sermaye artışı gerçekleştirdiğini, sermaye artışından önce müvekkilinin şirketin %100 ortağının müvekkili ... olduğunu, ancak şirketin denizcilik sektöründe büyüyebilmesi sermaye yapısını güçlendirmesi amacıyla sermaye artışı yoluna giderek bu kapsamda aynı zamanda fon şirketi olan dava dışı firma ile yapılan görüşmeler sonrasında dava dışı firmanın yapacağı yatırımların karşılığında şirkete sermaye koyması kararlaştırıldığını, basiretli bir tacir olan müvekkilin şirketin kontrolünün tamamen yabancı ortağa geçmemesi amacıyla sermaye arttırımında müvekkili hisselerinin rüçhanlı olarak kalmasını şart koşarak bu şekilde sermaye artışı gerçekleştirdiğini, davacının huzurdaki davanın konusu olmayan asılsız iddialar ile müvekkilleri aleyhine ikame ettiği diğer davalarda olduğu gibi mahkemeyi yanıltarak yargılamayı uzatmak ve müvekkili ve ortağı olduğu şirketleri zarara uğratmak amacıyla ileri sürdüğünü, davacını huzurdaki davayı hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetli olarak yalnızca müvekkillerine zarar verme saiki ile ikame ettiğini beyan ederek öncelikle icarın geri bırakılması talebinin reddine, aktif husumet, pasif husumet, hak düşürücü süre itirazları dikkate alınarak davanın usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, müvekkili şirketin uğrayacağı zarara karşılık olarak şirketin sermayesinin %15 i oranında teminat alınmasına karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, genel kurul kararının iptaline terditli olarak butlanına karar verilmesi istemine ilişkindir. TTK'nın 446. maddesi, "Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun yada olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, Yönetim Kurulu, Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir." hükmünü içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davasını açma hakkı pay sahiplerine, yönetim kuruluna ve kişisel sorumluluğu gerektiren hallerde yönetim kurulu üyelerinden herhangi birine tanınmıştır. Davacı maddede sayılan kişilerden olmadığından davacının genel kurul kararının iptali yönünde dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında "inançlı işlem" kapsamında ... ... Denizcilik hisselerinin ... adına tescili talepli açılan dava devam etmekte olup, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olduğunu, ... tahkim yargılamasında karar verilmesi halinde şirketin %40 oranında payına hak kazanacak olup, müstakbel pay sahibi olduğunu, ilk derece mahkemesi butlan talebimiz hakkında hiç inceleme yapmadığını, müstakbel pay sahibi ...'ın ileri sürdüğü butlan iddiasının incelenmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın reddedilmesi isabetsiz olup mahkemece iptal davası ile butlanın ileri sürülmesi arasında yukarıda açıklanan fark gözden kaçırılarak, müstakbel pay sahibi olan ve butlan iddiasını ileri sürmekte hukuki yararı bulunan ...'ın butlan talebi hakkında hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, huzurdaki dava genel kurul kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespiti, terditli olarak kararın iptali talebiyle açıldığını, ilk derece mahkemesi, yalnızca iptal talebini dikkate alarak, davacı ...'ın TTK m.446'da sayılan kişilerden olmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar vermiş; ancak terditli talebi olan butlanın tespiti hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmadığını, oysa, uyuşmazlık konusu şirketin %40 oranında hissesinin davacı adına tescili için devam etmekte olan tahkim yargılaması olduğu, davacı müstakbel pay sahibi olması sebebiyle davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu da gözetilerek genel kurul kararının butlan ile batıl olduğu talebi hakkında değerlendirme yapılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanı davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanı talebi bakımından davacının husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirketin 24/04/2024 tarihli genel kuruluna ilişkin hazirun cetveline göre şirket tek ortaklı olup, hisselerin tamamı davalı ...'a aittir. Anılan genel kurul kararı ile şirketin sermayesi 25.200.000,00 TL'den 255.000.000,00 TL'ye artırılmış ve artırılan kısla isabet eden paylar dava dışı ... ...'a verilmiştir.Davacı tarafça, davalı şirketin %40 hissesinin kendisine ait olduğunu ve inançlı işlem ile davalı ...'a bırakıldığını, sermaye artırımının hisse oranını azaltmak için yapıldığından bahisle davalı şirketin 24/04/2024 tarihli sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının ve 30/04/2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan tescilin butlan veya iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur(Yargıtay HGK'nın 08.03.2022 Tarih ve 2021/11-701 E. - 2022/275 K. Sayılı Kararı).Davacı taraf, butlanı talep edilen genel kurul tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı değildir. Ancak, davacı tarafından, davalı ... Denizcilik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketindeki hisselerin inançlı işlem ile talep edildiğinde iade edilmek üzere davalı ...'a bırakıldığı, bunu gösterir şekilde taraflar arasında 08/01/2021 tarihli protokolün imzalandığı, hisselerin devredilmemesi nedeniyle tahkimde yargılamanın devam ettiği, davacının müstakbel pay sahibi olduğu ileri sürülmüştür.Davacının 08/01/2021 tarihli protokol hükümlerine dayanarak ileri sürdüğü hususlar "yeniden yapılandırma" başlıklı maddeye göre tür değişikliği ve birleşme işlemleri gerektirmekte olup, davacının hissedarlık durumu sonuç olarak protokolün uygulanması ile hüküm ifade edecek niteliktedir. Şirket genel kurulunun, genel kurul tarihindeki ortaklık durumuna göre hazırlanan hazirun cetveline göre yapılacak olması, şirket ortağı ile olan ihtilafların şirkete karşı ileri sürülemeyecek olması ve davacının, inançlı işlem sebebine dayanmış olup, buna göre hisseler kendisine döndükten sonra ortaklık sıfatını kazanacağından butlan istemi yönünden güncel bir hukuki yararı bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025