T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1290 - 2025/1512 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1290 KARAR NO : 2025/1512 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/197 E. - 2023/134 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1290 - 2025/1512 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1290 KARAR NO : 2025/1512 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/197 E. - 2023/134 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/197 Esas - 2023/134 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 2020/151616 sayılı "... sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti'nin 2009/67445 sayılı "... sigorta" ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulü ile 36. sınıftaki sigorta hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkartıldığını, müvekkilinin bu kararın yeniden inceleme talebinin 2022-M-3309 sayılı YİDK kararı ile reddeddildiğini, aynı YİDK kararı ile davalı ... Öğretim Kurumları AŞ'ye ait "..." ibareli markalara dayalı olarak başvurunun tümden reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, “...” ibaresinin ticaret sektöründe yaygın kullanılan bir ifade olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini, müvekkilinin ilgili markaya 2000'li yıllardan itibaren ciddi yatırımlar yaptığını ve markayı kendisiyle özdeşleştirdiğini, taraflara ait markaların/ibarelerin uzun yıllardır sektörde birlikte kullanıldığını, dava konusu başvurunun, ... Sigorta A.Ş. adına 2013 yılında tescil edilen, ortak unsurları "..." ibaresi olan ve 2007 yılından itibaren eylemli olarak kullanılan 2013/61678 "... ... SİGORTA", 2013/61683 "... ... SİGORTA", 2016/15360 nolu "... ... SİGORTA" ibareli kök markaların serisi olduğunu, Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/144 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, ... Sigorta’nın kendi tescilli markalarını kullandığının, kullanılan markaların aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığının, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller kapsamında bir hususun görülmediğinin belirtildiğini, ... nezdinde davalılar tarafından sunulan belge ve doküman örneklerinin itiraza mesnet markaların kullanımını ispatlamaya yetecek mahiyette olmadığını, dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-3309 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili, müvekkili markası ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, birlikte var olma ilkesi şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, davacı yararına kazanılmış hak koşullarının da gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin, davalılara ait redde mesnet markaların kapsamlarında aynen yer aldığı, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında gerçek hak sahipliği iddiasında bulunulmuş ise de, bu durumun başkalarının başvurularına itiraz ve tescil halinde hükümsüzlük davası açma hakkı verdiği, ancak kendi başvurusu yönünden kendinden önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş benzer markaya rağmen kendi başvurusunu tescil ettirme yönünde bir hak vermediği, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, "..." ibaresinin ticaret sektöründe yaygın kullanılan bir ifade olup kimsenin tekeline verilemeyeceğini, bu durumun Yargıtay kararları ve bilirkişi raporlarıyla sabit bulunduğunu, ancak emsal mahkeme kararların eldeki davada dikkate alınmadığını, "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2468 E. 2020/605 K. sayılı ilamıyla ayırt ediciliğinin düşük olduğunun kabul edildiğini, buna göre müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, mahkeme tarafından verilen kararda, müktesep hak iddialarına dayanak markalardan yalnızca 2014/106006 sayılı markanın dikkate alındığını ve bu markanın tescilli olduğu sınıflar ile esaslı unsur gerekçe gösterilerek müvekkilinin müktesep hakkının bulunmadığı yönünde karar verildiğini, bu markaların sahibi olarak sicilde adı yer alan ... Sigorta A.Ş. ile müvekkili arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... Sigorta" ibareli başvuru ile davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti'ye ait redde mesnet 2009/67445 sayılı "... Sigorta" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markanın ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun söylenemeyeceği gibi marka işaretleri arasında da yüksek düzeyli işitsel benzerlik olduğu, öte yandan anılan markanın kullanıldığı ispat edilen "Sigorta hizmetleri" yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, davacının öncelikli hak sahipliği iddiasının, işbu uyuşmazlık açısından bir öneminin bulunmadığı, anılan hususun yalnızca marka başvurusuna itiraz ya da tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep hakkı verdiği, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, çünkü davacı adına tescilli markalardan yalnızca 2014/106006 sayılı markanın uzunca süre tescilli olma şartını sağladığı, bu markanın asli unsurunun ise dava konusu başvurudan farklı olduğu, diğer davacı markalarının ise uzunca süre tescilli olma şartını sağlamadığı, davacının yöneticisi olduğu şirket adına tescilli markaların ise davacıya müktesep hak sağlamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı ... Öğretim Kurumları AŞ'nin itirazı yönünden verilen YİDK kararının iptaline ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden; davacının 02/12/2020 tarihinde 2020/151616 sayılı "... Sigorta" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 36. sınıftaki "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri." hizmetlerinin yer aldığı, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri."nin başvuru kapsamından çıkarıldığı, diğer hizmetler yönünden başvurunun ilan edildiği, başvurunun ilanına davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından 2009/67445 sayılı "... Sigorta" ibareli markaya, diğer davalı Şirket tarafından ise "..." ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. itirazının kısmen kabulü ile anılan davalı markasının kullanıldığı ispat edilen sigorta hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkarıldığı, davalı ... Öğretim Kurumları AŞ itirazının ise reddine karar verildiği, bu karara karşı hem davacı hem de ... Öğretim Kurumları AŞ yönünden itiraz edildiği, YİDK'in 21.03.2022 tarih, 2022-M-3309 sayılı kararıyla davacı itirazının reddine karar verildiği, davalı ... Öğretim Kurumları AŞ itirazının ise kabul edildiği ve anılan davalının 2017/26561, 2017/44445, 2017/48479 sayılı ve "... ..." ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle başvurunun tümden reddedildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar söz konusu kararın davacıya tebliğine ilişkin tebliğ dosyası dosya kapsamında yer almamakta ise de iptali istenen kararın 21.03.2022 tarihli olduğu, iki aylık hak düşürücü sürenin sonunun 21.05.2022 tarihine tekabül ettiği, bu tarihin Cumartesi'ne denk gelmesi nedeniyle sürenin 23.05.2022 tarihine uzadığı ve eldeki davanın da bu tarihte açıldığı anlaşıldığından, süresi içinde açılan davanın esasının incelenmesine geçilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, siyah, düz yazı karakteri ile yazılmış "... sigorta" ibaresinden, davalı ... Öğretim Kurumları AŞ'ye ait redde mesnet markalar da yine siyah, düz yazı karakteri ile yazılan "... ..." ibarelerinden oluşmaktadır. Mahkemece taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasının iltibasa neden olacağı kabul edilmişse de, anılan ibare Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2020 tarih, 2019/2468 esas, 2020/605 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere düşük seviyede ayırt ediciliğe sahiptir. Yukarıda belirtildiği üzere markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekir. Bu anlamda, ayırt ediciliği düşük ibareler yönünden koruma düzeyinin düşük tutulması, diğer bir deyişle, ayırt ediciliği düşük ibarelerin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Öte yandan, başvuru konusu işaret davalı şirketin redde mesnet markalarında bulunan mesajı ifade etmediği gibi aksine davacı başvurusuna konu "... sigorta" ibaresinde, iştigal konusuna yollama yapılmaktadır. Davalı Şirketin redde mesnet markalarıyla işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsur da dava konusu başvuruda yer almamaktadır. Tüm bu hususlarla beraber başvuru kapsamındaki 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2023 tarih, 2021/6301-2023/1009 E/K sayılı ilamında "... sigorta güven doğasında var " ibareli başvuru ile davalı Şirketin "..." asıl unsurlu markaları, 2023/5001 E., 2024/7090 K. sayılı ilamında "doga sigorta" ibareli başvuru ile davalı Şirketin 2017/26561, 2017/44445, 2017/48479 sayılı markaları benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile redde mesnet yukarıda sayılan markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gözetilerek, bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de HGK'nun 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan bu talep yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 gün ve 2022/197 Esas - 2023/134 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 21.03.2022 tarih, 2022-M-3309 sayılı kararının, davalı ... Öğretim Kurumları AŞ'nin itirazının kabulü ile başvurunun tümden reddine ilişkin 2 ve 3 nolu kararlar yönünden KISMEN İPTALİNE, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-Davacı vekilinin, marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalılar ... ile ... Öğretim Kurumları AŞ'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ile ... Öğretim Kurumları AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... Sigorta ile davalı ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta ile davalı ...'e verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 419,98 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 174,00 TL posta ve tebligat masrafı, 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.685,98 TL'nin, davanın kabul ve ret oranının takdiren 3/4 olarak kabulü ile bu orana tekabül eden 2.764.,49 TL'ye, 80,70 TL peşin harç ile 80,70 TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.925,89 TL'nin davalılar ... ile ... Öğretim Kurumları AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 11-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.