11. Hukuk Dairesi 2025/4487 E. , 2026/1213 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/338 Esas, 2025/965 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/415 E., 2022/689 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâ…
11. Hukuk Dairesi 2025/4487 E. , 2026/1213 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/338 Esas, 2025/965 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/415 E., 2022/689 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: davalının.... İcra Müdürlüğü 2018/12059 E. sayılı dosyası ile müvekkili hakkında icra takibine başladığını, ödeme emrinin müvekkillere tebliğ edilmediğini, 03.03.2017 tanzim tarihli, 15.06.2017 vadeli, 86.309,00 TL bedelli, 05.04.2017 tanzim tarihli, 15.07.2017 vadeli, 85.130,00 TL bedelli bonoların takibe konu edildiğini, müvekkilin miras bırakanı babası... görüldüğü bonolardaki imzanın, müvekkilinin miras bırakanına ait olmadığını, imzaya itirazları neticesinde müvekkillerinin anılan bonolar ve icra takibi nedeniyle borçlarının bulunmadığını, müvekkilinin miras bırakanı...'in 13.04.2017’de vefat ettiğini, vefatına kadar hastanede kalan miras bırakanın dönem dönem yoğun bakıma kaldırıldığını, müvekkilinin tam olarak hatırlayamamakta ise de, bonoların tanzim tarihi olan 03.03.20 17... .04.2017’de, miras bırakan ya hastanede yoğun bakımda ya da bakım yurdunda olduğunu, bonolardaki imzanın muris tarafından atılmadığını ileri sürerek müvekkilinin bonolar ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından imzaya itiraz edilerek takibin iptali talepli olarak İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinde 2018/448 E. sayılı dosya ile dava ikame edildiğini, işbu dava ile de imzaya itiraz edilerek menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, işbu menfi tespit davasında imzaya itiraz ederek borcu olmadığını iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini, imzaların senedi düzenleyen/miras bırakana ait olmadığı yönündeki soyut iddiaların kötüniyetli ve gerçeklikten uzak olduğunu, alacağın tahsilini sürüncemede bırakma amacı taşıyan davacı/ borçlu aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumunda (ATK) alınan rapor uyarınca söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel...'in eli ürünü olmadığının belirlendiği, davacı tarafça diğer mirasçıya ait muvafakatin de dosyaya sunulduğu, davalı taraf defterlerinde alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de bunun cari hesaba veya faturaya dayalı istemlerin konusu olacağı, yine davalı, ATK raporuna itiraz dilekçesinde senetlerin kalfadan alındığını belirtip onun da imza incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de bu hususun cevap dilekçesinde yer almadığı, ATK raporunun tebliğinden sonraki süreç içerisinde bu yönde savunma ileri sürüldüğü, bu hali ile savunmanın genişletildiği, basit yargılama usulüne tâbi davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 319. maddesi kapsamında savunmanın genişletilmesi yasağının cevap dilekçesinin verilmesi ile başladığı, HMK'nın 141/2 hükmü gereğince ancak ıslah yahut davacının açık muvafakat etmesi ile savunmanın genişletilebileceği, dava dışı kalfanın dosyada taraf olmaması nedeniyle imza örneklerini sunması için işbu dava kapsamında yapılabilecek bir ihtarın da bulunmadığı, böylece davacının davaya konu senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2018/12059 takip sayılı dosyasında takibe dayanak senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, imza incelemesi teknik bir inceleme olmakla kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu senetlerde davalının lehtar sıfatını taşıdığı, senetlerdeki borçlu imzalarının keşideciye ait olmadığının tespit edildiği, takibin haksız olduğu, davalının senedin lehtarı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu arasında yüz yüzelik ilkesinin söz konusu olduğu, bu nedenle imzanın borçluya ait olmadığını bilebileceği, senedi takibe koymakla kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/5 hükmündeki tazminat koşullarının somut olay bakımından gerçekleştiği, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken yasal olmayan" imza incelemesi teknik bir inceleme olmakla" gerekçesi ile tazminat talebinin reddi kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacının .... İcra Müdürlüğünün 2018/12059 takip sayılı dosyasında takibe dayanak senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından 92.579,78 TL asıl alacağın %20 oranında hesap edilen 18.515,96 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, takibe konu senetlerdeki imzanın davacının murisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.