11. Hukuk Dairesi 2009/2706 E. , 2010/9908 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/629 - 2008/731 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2009/2706 E. , 2010/9908 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2008/629 - 2008/731 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif ana sözleşmesinin 9/3-d maddesinin "kooperatifin menfaatlerine uygun olmayan, maddi ve manevi varlığına zarar verecek ve ortaklar arasında birlik ve beraberliği bozacak davranışta bulunanların ortaklığı sona erer" hükmüne istinaden ihraç edildiğini, oysa müvekkillerinin kooperatifin menfaatine uymayan maddi ve manevi varlığına zarar verecek ve ortaklar arasında birlik ve beraberliği bozacak hiçbir davranışta bulunmadığını, aksine, yönetim kurulunun muhalefet haklarını kullanmak isteyen çiftçileri engelleyebilmek için ortakları üzerine biber gazı sıktırdığını, yandaşı olan çiftçileri diğerleri üzerine kışkırttığını, linç ettirecek derecede dövdürtüğünü, genel kurula katılımları engellediğini, yandaşı olan çiftçileri diğerlerine karşı hasmane tutum ve davranışlara tahrik ederek birlik ve beraberliği bozduğunu, yönetime muhalif olan çiftçilerin sindirilmeye çalışıldığını ileri sürerek, hiçbir haklı ve yasal gerekçesi olmayan ihraç kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davaların reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacılar hakkında verilen ihraç kararı öncesinde davacılara çıkarılmış herhangi bir ihtarın bulunmadığı ve doğrudan ihraç kararı verildiği, davacılara isnat edilen suçlamalarla ilgili verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı gibi bu konuda düzenlenmiş bir iddianame dahi olmadığı, kaldı ki, bir an için iddianame düzenlenmiş olsa dahi kamu davasında karar verilmesinin beklenmesi, kararın temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiş olması ve isnat edilen eylemlerden dolayı üyeler hakkında mahkumiyet kararı verilerek, mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde ihraç kararı verilmesinin gerektiği, davacılar ile davalı kooperatifin Genel kurulu öncesinde görev başında olan yönetim ve seçilen yönetim arasında karşılıklı bir takım sözlü sataşma ve fiili hareketlerin bulunduğu, bu durumun tek başına çıkarma nedeni olamayacağı, aksinin kabulü halinde, kooperatif yönetimini ele geçiren grubun muhalif grup olarak hareket eden grup hakkında çıkarma kararı verebileceğinin bir başka deyişle yönetimi kim ele geçirir ise karşı tarafı ihraç etme hakkı olduğunun kabulünün mümkün olamayacağı, davalı anasözleşmesinin 9/3-d bendi incelendiğinde "kooperatifin menfaatlerine uygun olmayan maddi ve manevi varlığına zarar verecek ve ortaklar arasında birlik ve beraberliği bozacak davranışlarda bulunanların ortaklığı sona erer" şeklinde düzenleme içeriyorsa da madde metninde, ortaklıktan çıkarılmayı gerektirecek davranışların soyut ve yoruma açık şekilde ifade edildiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesi uyarınca "ortaklar Ana Sözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamaz" hükmünün emredici olduğu, 3476 Sayılı Yasa ile 1163 Kooperatifler Kanunununda yapılan değişiklik ile daha önce mevcut olan haklı sebep kavramına dayalı olarak ortaklıktan çıkarmanın sınırlandırıldığı, ana sözleşmede açıkça gösterilmeyen kavramının dar yorumlanması gerektiği, ana sözleşmede ortaklıktan çıkarmayı gerektiren nedenlerin açıkça sayılması, genel içeriği ve sınırları belirsiz nedenlerin, ihraç gerekçesi olarak kabul edilmemesi gerektiği, somut olayda ana sözleşmenin 9/3-d maddesi hükmünün 1163 Kooperatifler Kanununun 16. maddesindeki “açıkça” kavramıyla kastedilen hukuki amaca uygun olmadığı, her türlü yorum ve değerlendirmeye müsait genel içeriği ve sınırları belirsiz bir ihraç nedeni olduğu, dolayısıyla ana sözleşmenin bu hükmünün Kooperatifler Kanununun emredici 16. maddesine aykırı olduğu, diğer yandan, kooperatifin ihraç kararı verebilmesi için, diğer üyelik yükümlükleri yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışların tespitinden sonra, kooperatif yönetim kurulu tarafından ihlal edilen yükümlülük ile ilgili ortağın uyarılması, ihlal edilen yükümlülüğün niteliği ve türüne göre hayatın olağan akışına uygun makul ve hakkaniyete uygun bir süre verilerek, ortağın yapması gereken veya yapmaması gereken bir başka deyişle kaçınması gereken davranışları konusunda uyarılması, bu uyarıya uygun hareket edilmemesi halinde ortağın kooperatiften ihracı gerektiği, somut olayda olduğu gibi, üyelere kaçınılması gereken davranışlarla ilgili herhangi bir ihtarda bulunulmaksızın ihraç kararı verilmesinin yasa koyucunun amacına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.