T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/212 KARAR NO:2026/438 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/503 KARAR NO:2021/681 KARAR TARİHİ:06/10/2021 DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesi Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/212 KARAR NO:2026/438 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/503 KARAR NO:2021/681 KARAR TARİHİ:06/10/2021 DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesi Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya yaptığı dikim, ütü, paket, ... işçilik vs. gibi işlerden dolayı kestiği faturalardan kalan 18.956,15 TL borç davalı tarafın ödemediği için 18/01/2018 tarihinde Bakırköy 14.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasıyla davalı aleyhine taraflarınca icra takibi yapıldığını, davalının icra dosyasına kısmi itirazda bulunduğunu, davalının 5.508,09 TL kısmı kabul ederek icra dosyasına ödediğini ve asıl alacağın 13.448,06 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının haksız olarak reklamasyon faturaları kestiğini, müvekkili tarafından iade faturaları oluşturulduğunu, müvekkilinin davalıdan 13.448,06 TL alacağının bulunduğunu beyan ederek, 13.448,06 TL alacağın icra takip tarihi olan 18/01/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin genel şartlarını belirleyen 23/07/2014 tarihli ... Sözleşmesinin 11. maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının ... üretim işine ilişkin olarak bir kısım ürünleri kaybettiğini, eksik ürün teslim ettiğini, imalatlarında hatalar bulunduğunu, bu hususların tutanak altına alınarak davacıya reklamasyon faturası düzenlendiğini, reklamasyon faturalarının cezai şart kapsamında sözleşme hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini, davacının bu faturaları hesaba katmadan alacak talebinde bulunduğunu, davacı taleplerinin haksız olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1-Bakırköy 1. ATM'nin 20/11/2018 tarihli 2018/528 E. 2018/748 K sayılı kararı ile; taraflar arasındaki 23/07/2014 tarihli sözleşmenin 11.maddesinde yer alan yetki şartı, davalının süresi içerisinde yetki itirazında bulunması, HMK'nın 17.maddesi uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. İşbu karar istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. 2-İstanbul 8. ATM'nin 06/10/2021 tarihli 2019/503 E. 2021/681 K sayılı kararı ile; "...taraflar arasında akdolunan ve yapılacak işlere ilişkin genel şartları düzenleyen ... sözleşmesi kapsamında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya yaptığı dikim, ütü, paket, ... işçilik ve benzeri işlere ilişkin olarak davalıya muhtelif tarih ve miktarlarda fatura düzenlediği, davalının eksik ve ayıplı olduğunu iddia ettiği işlere ilişkin olarak davacıya toplam 12.700,96 TL bedelli reklamasyon faturaları düzenlediği, davacının reklamasyon faturalarına ilişkin 12.700,96 TL iade faturası düzenlediği ve eldeki alacak davasındaki uyuşmazlığın da iadeye konu bu reklamasyon faturalarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Dosyada yaptırılan bilirkişi incelemelerinde davalı yanca ürünlerin tesliminden yaklaşık 2 ay sonra eksik ürüne ilişkin olarak reklamasyon faturası düzenlendiği, ayıp iddiasının gizli ayıp mahiyetinde olmadığı ve yasal ihbar süresinden sonra gerçekleştiği tespitlerinde bulunulmuştur. Davalı yanca teslim alınan ürünlerin başkaca ... üretim işlemleri için başkaca atölyelere tevdii edildiği, eksik ürüne ilişkin tespitin teslimden çok sonraki dönemde yapıldığı ve öğrenmeden itibaren yasal süresi içerisinde reklamasyon faturası düzenlendiği savunmasında bulunulmuştur. Ticari satış ve mal değişimini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesinde "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Tüzel kişi tacir olan davalı şirketin TTK'nun 18/2. maddesi uyarınca bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Davalı yan ürünlerin teslimi anında sayı ve diğer eksikliklere ilişkin gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirmemiş, teslimden yaklaşık 2 ay sonra reklamasyon faturası düzenlemek suretiyle durumu davacı yana bildirmiş olmakla ve bu bildirim iade faturası düzenlenmesi suretiyle davacı yanca kabul edilmemekle, davalının yasal ayıp ihbar süresine riayet etmediği kabul edilmiştir. Aksi düşünülse dahi, davalı vekilince, ürünlerin teslimden sonra başkaca ... üretim işlemleri için başkaca atölyelere tevdii edildiği beyan edildiğinden, davacının teslim ettiği ürünlerde eksiklik bulunup bulunmadığı, eksikliğin kim tarafından ve hangi aşamada gerçekleştirildiğinin tespiti noktasında davalı yanca elverişli delil sunulmadığından bu yönde bir değerlendirme de yapılamayacağından davalının davacıya reklamasyon faturası düzenlemesinin yerinde olmadığı, davacının davalı tarafından düzenlenip iade edilen reklamasyon faturalarına konu 12.700,96 TL alacak yönüyle talebinin yerinde olduğu, davalının aleyhine başlatılan Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamında 18/01/2018 takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, aradaki işin ticari iş olması sebebiyle davacının bu tarihten itibaren avans faizi talep edebileceği, öte yandan davacı yanca tespit edilen değerden fazla olarak 13.448,06 TL üzerinden alacak talebinde bulunulmuşsa da fazlaya ilişkin istem somutlaştırılmadığı gibi, ispatı noktasında elverişli delil ibrazında da bulunulmadığından fazlaya dair istemin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, 12.700,96 TL'nin 18/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış ... Sözleşmesinin 7. Maddesi uyarınca atölyenin ürünleri kararlaştırılan termin tarihinde teslim etmekle yükümlü olduğu aksi halde kaybolan veya zarar gören yarı mamul ürünlerin bedelleri bakımından satış fiyatı üzerinden atölyeye fatura edilmesi konusunda tarafların anlaştıklarını, müvekkili şirketin karşı tarafa reklamasyon faturası kesmesinin nedeninin imalatlardaki hataların varlığı ve bu eksikliklerin giderilmesi için tamir işlemlerinin gerçekleştirmesinin davacı şirketten talep edilmesine rağmen bu talebe olumsuz yanıt alınmasından sonra gerekli tamir işlemleri için dava dışı .... Şti'den hizmet alınmasından kaynaklandığını ve müvekkili şirket bünyesinde yapılan e-mail yazışmaları ile ispat edildiğini, müvekkili şirketin iç yazışmalarının delil niteliğinin yanlış değerlendirildiğini, reklamasyon faturalarının hangi hataya karşılık düzenlendiğinin ispatı için dava dosyasına ibraz edildiğini ve fatura içeriklerinin e-mail yazışmaları aracılığı ile teyit edildiğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davaya konu eksik ürün adedi ve imalat hataları nedeniyle iadesi istenen ..., ..., ..., ..., ..., ... modellerindeki ayıplar ilk bakışta fark edilemeyeceğinden ayıp bildirim süresi içinde tespitinin mümkün olmadığını, ürünler başkaca ... üretim işlemleri için başka atölyelere tevdi edildiğinden ürünlerdeki eksiklik ve hataların ancak bu aşamada ortaya çıkabildiğini, bu nedenle gizli ayıp olarak kabulü gerektiğini, ... Sözleşmesi'nin 10. Maddesinede atölyenin (davacı) ürünleri kararlaştırılan termin tarihinde teslim etmekle yükümlü olduğu, aksi takdirde firmanın (davalı müvekkil şirket) uğradığı her türlü zararı hiçbir ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde taraflar arasında imzalanan 23/07/2014 tarihinde ...Sözleşmesi ibraz edilmiş, taraflar arasındaki ilişkinin bu sözleşmeye dayandığı savunulmuştur. Sözleşmede davacı "...", davalı "..." olarak anılmaktadır. Sözleşmenini ilgili hükümleri; "1-... tarafından baskı için verilen modellerden 2 adet numune ...'nın Kontrolüne sunulacak, firmanın örnekleri onaylaması ve yazılı olarak ...'ye bildirilmesi ve yarı mamul ürünlerin ... tarafından ...'ye irsaliye ile teslimini müteakip ... tarafından ... üretimine geçilecektir. 5-İşlem yapılan mallar, ... tarafından ...'nın adresine teslim edilecek olup, ... tararfndan nakliye ücreti vb. sair ad altında hiçbir ücret talep edilmeyecektir. Teslim sonrasındai ... tarafından ürünlerin kontrolü yapılarak mal kabulü onaylanacaktır. ... kontrol sırasında malı kısmen ve/veya tamamen kabul edip etmeme hakkına sahiptir. 6-Kabul edilen kısma ilişkin olarak, tadilat veya tamir oranının malın tamamının %2'sini geçmesi halinde anlaşma sağlanan ... bedelinden %5 oranında kesinti yapılacaktır. 7-...'ye teslim edildikten sonra her ne sebeple olursa olsun, kâybolan veya zarar gören yarı mamulün bedeli, ... tarafından mamul satış fiyatı üzerinden ...'ye fatura edilecektir. 10-... ürünleri kararlaştırılan temrin tarihinde ...'ya teslim etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde ... geç teslimden dolayı ...'nın uğradığı her türlü zararı hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder."Davacı tarafından cevaba cevap dilekçesinde işbu sözleşmenin sadece bir parti mal yönünden düzenlendiği ileri sürülmüş ve sözleşmenin kabul edilmediği beyan edilmiş ise de davanın ilk olarak açıldığı Bakırköy 1. ATM'nin işbu sözleşmedeki yetki hükmünü esas alarak verdiği yetkisizlik kararının davacı tarafça istinaf edilmemesi ayrıca bilirkişi heyetinde yer alan sektör bilirkişisinin tekstil sektöründeki genel teamüle göre aralarında sürekli olarak ticari bir ilişki bulunan firmaların iş yaptırdıkları ... atölyelerle ticari ilişkilerinin başında bir ... iş sözleşmesi imzalayarak ticari ilişkileri devam ettiği sürece bu genel şartları içeren ... iş sözleşmesinin kurallarını uyguladıkları, iş bu dava konusu ... Sözleşmesinin davacı vekilinin iddiasının aksine spesifik bir ürün için sadece bir kerelik ... dikim işine yönelik hazırlanmadığı, öyle olsaydı sözleşmede işlem görecek ürünlerle ilgili bilgilerin yer alması gerektiği ancak taraflar arasında bir kereye mahsus olarak sadece genel şartları içeren ürün detaylarını içermeyen bir sözleşme imzalandığı, bunun ise genel bir ... sözleşmesi niteliğinde olduğu tespitlerinin dosya kapsamına uygun olduğu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin işbu sözleşmeden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf edimlerin yerine getirilmesine rağmen bakiye alacağın ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise sözleşme konusu edimlerin eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilmediğini savunmaktadır.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, ... 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler, TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırılık halidir, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların olmaması veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene ederek varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477/3. maddesine göre gizli ayıplarda ise gecikmeksizin yani öğrenir öğrenmez yapılması gerekir. Yine TBK'nın 477.maddesine göre eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder ayrıca iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır. Ayıp halinde iş sahibinin hakları ise TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını isteme veya ayıbın giderilmesini isteme şeklindedir. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması gibi hallerde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların, eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmadığı takdirde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Ayrıca eserin ayıplı olması halinde, ayıbın varlığının ihbarı, şekil koşuluna bağlı olmaksızın tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Yargıtay 15 Hukuk Dairesi'nin 11/07/2017 tarihli 2016/1549 E. 2017/2839 K. sayılı ilamında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Somut olayda; faturalar davalı tarafça kabul edilerek defterlerine kaydedilmiş, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmamıştır. Bu nedenle eser sözleşmesine konu mallar davalı tarafından mevcut hali ile kabul edilmiş olup ödenmeyen fatura bedelleri yönünden mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir.Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 216,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 515,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi. 01/04/2026 MUHALEFET ŞERHİ:492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım. 01/04/2026